22 Mayıs 2008 Perşembe

Tatil Güzel Şey - Büyükada ve Darıca Hayvanat Bahçesi Gezilerimiz

Geçtiğimiz haftasonu 19 Mayıs tatilini İstanbul'da en güzel şekilde nasıl değerlendiririz diye düşündük.Ve Cumartesi günü sabahtan biraz olsun trafikten keşmekeşten kaçalım diye Büyükada'ya gittik.Fakat İstanbul'un yarısı bizimle aynı fikirdeymiş sanırım.İnanılmaz kalabalıktı Ada.İğne atsan yere düşmez derler ya aynen öyle işte.Yine de keyfimizi bozamadı,çok güzel bir gün geçirdik.Gerçi Tuğra Beyi uyutalım diye saatlerce pusetle yürümek zorunda kaldık.Karnımız çok acıkmıştı ve hava çok sıcaktı.Tuğra'yı uyutmayı zorla da olsa başarıp kendimizi hemen tavsiye üzerine Lido Restaurant diye bir yere attık.Bu resim de Tuğra'nın ilk fotoğraf denemesi.Uyandığında yemeğimizi henüz yememiştik ve rahat edelim diye eline fotoğraf makinesini verdik.Ve sonuç hiç de fena değil 2 yaşında bir bebek için.






Ada havası insanı deli gibi acıktırıyor ama Tuğra'yı asla.Biz karı koca büyük bir iştahla masadakileri yerken küçük bey iki lokma yemedi.Menümüzde yoğurtlu semizotu salatası,ahtapot salatası,deniz börülcesi salatası,peynirli kırmızı biber,kalamar,mevsim salatası ve ızgara çupra vardı.






Hepsi birbirinden lezzetli idi.Ben artık tecrübeli bir blogcu olarak ne kadar aç olursam olayım ilk olarak fotoğrafları çektim.Ama gel gör ki balığı görünce blog falan hikaye oldu,unuttum gitti başladım yemeye.Balığın fotoğrafını da sizlerin hayalgücünüze bırakıyorum.


Bu kadar reklamını yaptım,eleştirmeden olmaz.Yediğimiz herşey taze ve çok lezzetli idi ancak gelen hesap yine de fazlasıyla abartılmıştı.Bir dahaki Ada ziyaretimizde kesinlikle bunu hatırlayacağım.Yine de her gün böyle kaçamaklar da yapmıyoruz diye avuttuk kendimizi.



Birkaç kare de etrafta gezinirken çektim.Adadaki neredeyse tüm kedilerin tek gözleri kör.Suçlusu da martılarmış.O kadar da severim martıları yakıştıramadım valla.Şimdi de aklıma şu dizeler geldi haydi paylaşayım bari;



Boğazda vapurla giderken
Ne kadar benzeriz martıyla ben
Onun derdi simit
Benimki bir parça sen...




bu kaplumbağayı bir evin bahçesinde gördüm,almış çalıyı gidiyor ağır ağır.
bu da bir eskici dükkanı sanırım,çok ilginç gerçekten yok yok kapıda.
bu kedicikler de bulmuşlar güzel bir köşe paylaşmışlar,martılar bu kadar içerileri gelmiyor herhalde keyifleri iyi.


*******************************************************



Henüz Adanın yorgunluğunu üzerimizden atamadan Pazar günü de Tuğra beyi çok sevdiği hayvalarla tanıştırmak için Darıca Hayvanat Bahçesine gittik.Yine Ada gibi korkunç kalabalık vardı.Kafeslerin önünde kuyruklar oluşmuştu,hayvancıkları göreceğiz diye epey ter döktük.Giriş ücretinin kişi başı 15 ytl olduğu düşünülürse kalabalık oldukça fazlaydı bence.Demek ki giriş biraz daha makul fiyata olsa girmek imkansız olacak.Fakat dikkatimi çeken şey,kapının girişindeki panolar.Sürekli zarar ettiği ve gönüllülerin yardımları ile ayakta durduğu yazılıyor.Ancak buna sebep biraz da kendileri gibi geldi bana.Ülkemizde asgari ücretin ne kadar olduğu,insanların yemek için bile para bulamadıkları,hayvanat bahçelerinin öncelikli hedef kitlesinin çocuklar olduğu düşünülürse giriş ücreti oldukça fazla.Biraz daha makul fiyat olsa eminim çok daha fazla ziyaretçileri olur ve de kar ederler.Zaten hayvanların hali de içler acısı.Etrafta ne bir görevli vardı ne de kafeslerde yenebilecek en ufak şey.Zavallı hayvancıklar dışardan verilen yiyecekler için birbirleriyle kavga ediyorlardı.


Tuğra Beyin hoşuna gider diye gittik ama küçük bey resmen kudurdu.Ne pusette oturdu ne laf dinledi bizi epey yordu.Sadece akvaryumlara bayıldı,balıklarla oynaştı durdu.Bir de kendisi gibi inatçı keçileri görünce biraz hoşuna gitti.Tanıdık geldi herhalde bir yerlerden:))


İşte 3 günlük tatilimizi ufaklığın keyfini yapalım diye böyle geçirdik.Pazar günü de Şile'ye babaannesine gittik.Orada da bütün gün bahçe keyfi ve ardından da mangal keyfi yapıp evimize döndük.


incir yaprağında keyif yapan minik yeşil kurbağacık...


bağ bahçe fatihi Tuğra Paşa


bunlar da bahçenin güzel gülleri.

Bu yazı biraz uzunca oldu aynen tatilimiz gibi.Hep tatil olsun hep gezelim !!!

Yorumlar lütfen

5 kİşİ fİkrİnİ söylemİş:

zarpandit_gokche dedi ki...

ah tatil ah..cok güsel paylaşımlar saol ellerine sağlık cancagızım:)
ben o tugrayı varya yirim yirim :)

zero dedi ki...

Ada ve Darıca maceralarınızı yazacağını söylediğinden beri bekliyorum bu yazını. Onlarca kere gitmiş olsam da, her defasında ada sözcüğü geçen bir sohbete kulak kabartmadan ya da bir yazıyı merakla okumadan duramam. Nasıl bir kalabalıkla karşılaşmış olduğunuzu tahmin ediyorum. O nedenle acı bazı tecrübelerden sonra nisan ve ekim arası adaya gitmeyi pek tercih etmez oldum. Bir de gittin mi hiç bilmiyorum ama Burgaz Ada'nın da keyfi bir başkadır. Tam sahilde restoranların arasında bir balık lokantası vardır adını hatırlamadığım. Bir sene önce hiç tatmadığımız harika lezzetlerle inanılmaz bir gece geçirmiştik. Ama hesap kısmına hiç gelmeyeyim tabi. Sizin yaşadığınız şok bizimki kadar ağır mıydı bilmiyorum ama bir anda yediklerimin hepsinin mideme oturduğunu hissetmiştim:) Olsun yine de çok çok güzeldi.

Bu arada oğluşun da çok tatlı maşallah. Haylaz çocukları çok severim ben. Gerçi sen onu bir de bana sor dediğini duyar gibi oluyorum:)

Benimkisi de uzun bir yorum oldu sanırım:)Sevgiler...

Banu Karagil Dalaman dedi ki...

O kalamarlar var ya, koymayacaktım o resmi Aslıhan, koymayacaktım. Ağzım sulandı canımmm.Tuğra resimde tam paşa çıkmış gerçekten, öpüyoruz Kayra'yla yanaklarınızdan canım arkadaşım.

neslihan dedi ki...

canım
ne güzel bir tatil yapmışsın..o kadar ihtiyacım var ki!! bu arada fazla uzatma blog yenilemeni merak ediyorum seni.kendine iyi bak.tuğracığımı çoooook öpüyorum...

Adsız dedi ki...

ay hakketen anlatıs bıcım cok ımrendıyor canım oralara gıtmek ıcın :) yanı daha yenı gıttım ama okuyunca gene gıdesım geldı.ay bu arada tugra kocaman olmus hakkaten cok tatlı yerım onun yanacıklarını. bir dost ( ülkü nagmenınkı :) )

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da