31 Aralık 2015 Perşembe

Huzurla Gel 2016

Her yıl biterken kısa da olsa  bir şeyler karalayıp veda etmek istiyorum. Neler yaptık, neler yapamadık da içimizde kaldı bir muhasebe yapayım istiyorum. Çok şükür geçtiğimiz yıl hayatımızdan çok şey götürüp  bize eskileri aratmadı. Sevdiğim iki adam dizimin dibinde, kâh gülerek kâh ağlayarak koca bir yılı daha birbirimize dayanarak bitiriyoruz. Önümüzdeki yıl hayatın bize hazırlıyor olduğu tüm sürprizlere hazırlıklıyız ve merakla bekliyoruz elbette.

Bizim küçük adamımız bu yıl bizi ve diğer herkesi büyük bir şoka uğratarak matematik alanında inanılmaz bir gelişme gösterdi. Okulların açılmasına birkaç hafta kala, öğretmeninin de üstün çabasıyla elbette, harika işler başardı. Henüz çok fazla paylaşıp dile getirmesek de önümüzdeki günlerde sosyal medya hesaplarımda konu ile ilgili çok daha detaylı paylaşımlar yapıp Tuğra için sağlıklı bir yol haritası çizmemize yardımcı olacak mecralara ulaşmayı deneyeceğim. Zira bugüne kadar bu yeteneğinin ne şekilde değerlenirilip eğitimine katkı sağlayabileceğimiz konusunda kimseden tatmin edici bir cevap alamadık. 9 yaşında  A-tipik otizm teşhisli bir çocuğun eline hiç kalem kağıt almadan geçmiş yılların Öss-Öys sorularını, hatta üniversitelerin yüksek matematik sorularını, hatta ve hatta üniversitelerin bitirme ve mezuniyette sorduğu soruları, ve daha da fazlası Tübitak Matematik Olimpiyatları sorularını çözebilmesi pek yaygın karşılaşılan bir durum olmasa gerek. Şu an okurken inandırıcı gelmese de durum bundan ibaret. Ufaktan ufaktan Fizik için de gelişmeler olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Önümüzdeki yıldan en büyük dileğim güzel yürekli meleğimin önüne bu yeteneğini değerlendirme fırsatı sunabilen fırsatların çıkması.



Biz bu yıl yine bolca gezip bolca birbirimize vakit ayırabildik ailece. Tuttuğumuz elin kıymetini bilip çokca şükrettiğim bir yıl oldu. Çokça da ağladım; hem ülkenin üzerindeki kara bulutlara, hem yorulup gücümü tükettiğimi sandığımda. Sonra içime bir umut tohumu atıldı, her şey daha güzel olacak, daha fazla çabalamamızı gerektirecek mucizelerle yolumuz kesişecek diye. Şimdi yazarken bile nazarlardan korkuyorum, sonuna kadar hayırlısıyla varmasını dilediğim hayallerim var bu yeni gelen yıla dair. 



Ve elbette bir dolu dileğim var gelecek yıldan. Tek tek hepsini yazmam, istemem mümkün değil burada ama ilk olarak aklıma gelenleri de yazacağım. Önümüzdeki yıl okuyup şükretmek dileğiyle elbette.
* İlk dileğim Tuğra' m için. Onun için iyi kapılar açılsın istiyorum. Eğitimine yön verebilecek bir rotası olsun istiyorum.
* Evimin, yuvamın huzuru en en en çok istediğim. Bugüne kadar bir sürü sıkıntıya rağmen kopmayan ellerimizin birbirine daha sıkı kenetlenmesi bir de. 
* Sevdiklerimin sağlıklı, mutlu ve can güvenliğinin yerinde olduğu bir yıl istiyorum.
* Kendi adıma geçtiğimiz yıldan çok daha fazla kitap okuyabilmek istiyorum. İnsanlardan daha çok kitaplara sığındığım, onlarla iç huzurumu bulacağım bir yıl diliyorum.
* Dostlarıma, arkadaşlarıma daha fazla vakit ayırabilmeyi isterim. Neşeli sofralarda keyifli muhabbetler eşliğinde güzel anılar toplamayı isterim.
* Kendi ailemin ve tüm insanlığın hayrına savaşların olmadığı, anne babaların ağlamadığı, evlatların hep güldüğü harika bir sene diliyorum tüm kalbimle.
* Veee son olarak da yıllardır beni ve blogumu takip edip yazmam için bana motivasyon olan tüm takipçilerime ve okuyucularıma harika bir yıl dilerim. 

Sevgiler… Selamlar…

19 Kasım 2015 Perşembe

Puding deyince diğerleri bir yana, Pakmaya bir yana...

Biz hanımlar için pudingler hem lezzetli hem de pratik tatlılardır... Hemen hazırlanması, hafifliği, lezzetiyle 7’den 70’e evdeki herkesin gözdesidir. Peki, hangisini seçmeli, hangi markaya güvenmeli? Ben size gönül rahatlığıyla Pakmaya Pudingler’i öneriyorum... Zengin çeşitleri, kıvamı, lezzetiyle Pakmaya Pudingler hakikaten bir başka! Kakaolu mu istersiniz, çikolotalı mı; yoksa bitter çikolatalı mı? Yoksa çikolatalı fındıklı mı, çikolatalı bademli mi?  Sırf çikolatalıdaki şu zenginliğe bakın! Bitmedi… vanilyalısı, muzlusu, çileklisi, antep fıstıklısı da var... Her gün farklı bir lezzet hazırlayıp sunmak Pakmaya ile işte bu kadar kolay...
Unutmadan Pakmaya’nın enfes tarifler sunan bir de web sitesi var: www.mutfaginyildizi.com. Açıkçası ben www.mutfaginyildizi.com’a bakmadan mutfağa girmiyorum. En son Pudingli Tiramisu tarifini denedim, herkes bayıldı: http://mutfaginyildizi.com/tarif/pudingli-tiramisu/2504
Eğer siz de yeni ve enfes lezzetler peşindeyseniz, misafirlerimi nasıl şaşırtacağım diye düşünüyorsanız Pakmaya, zengin ürün çeşitleri ve www.mutfaginyildizi.com’daki tarifleriyle sizin de vazgeçilmeziniz olacak. Mutlaka ziyaret edin.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Aşina Kebap Gaziantep Gezisi Bölüm 2


Gaziantep' e gidip de kebap yerine yöresel yemek isterseniz bu yazacaklarım tam da size göre demektir.  Bizim topu topu 2 günlük gezimizde açıkcası ben sulu yemek ya da çorba özlemi çektiğimi itiraf etmeliyim. Şehirde her yerde kebap ve tatlı yemeniz çeşitli lokantalar varken sulu yöresel yemek için pek de bir yer yok gibi. Biz yanımızdaki Sevgi arkadaşımızın önerisi ile dönüş uçağımızdan önce son akşam yemeğimiz için Aşina Kebap'ı tercih ettik. 

Ziyafet tadında bir akşam yemeği için tam da doğru adres oldu Aşina Gaziantep mutfağı. Benim gibi içli köfte sevdalısı biri için açılışın İçli Köfte ile olması kaçınılmazdı. Yukarıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere içi fıstık dolu ve lezzeti muhteşemdi. 


Yine Antep mutfağı denince ilk akla gelenlerden biri elbette Kuru Dolma. Kurutulmuş biber ve patlıcandan yapılan dolmalardan bir koca tencere yeseniz bile tadına doyabileceğinizi sanmıyorum. Farklı birçok şeyin tadına bakabilelim diye azar azar sipariş edince hepsinin tadı damağımızda kaldı haliyle. 

 Ve başlı başına bir öğün gibi düşünebileceğiniz Yuvalama ya da Yuvarlama çorbası. İçinde yok yok çorbası. Minik minik köfteleri, nohutu, eti, yoğurdu ile çorba sevenlerin baş tacı edecekleri bir yemek. 

 Ekşili Saray Kebabı.


Ve son olarak da Simit Kebabı.

Ve diyeceğim o ki yolunuz Gaziantep' e düşerse Aşina Kebap adı aklınızda olsun. Hem yediğiniz yemeklerin lezzetinden hem de servis elemanlarının güleryüzünden memnun kalacaksınız.


31 Ekim 2015 Cumartesi

Gaziantep Gezisi Bölüm 1 - Kasap Halil Usta Fırınlı Et Lokantası


Blogu boşlayalı epeyce zaman olmuş. Araya koskoca bir yaz girmiş, başka başka sebepler mani olmuş olsa da blog asla unutulmamış. Önce onu söyleyip kendimi affettireyim. Sonra da bu uzun aranın acısını çıkarmak istercesine birkaç post Gaziantep yazısı yazayım istiyorum.


Aylar öncesinden yemek bloggeri arkadaşlarım Aslı, Banu ve Sevgi ile Gaziantep için bir havayolunun satışa çıkardığı uygun uçak biletlerini bulup almıştık. İyi ki de öyle yapmışız. Kız kıza tatilin, 2 gün bile olsa, keyfini çıkarttık. Daha önceden Antep' e birkaç kez gitmiş olan Sevgi aramızda olunca nerede ne yenir, nereye nasıl gidilir gibi sorunlarımız hiç olmadı. Ekipte böyle ortama yabancı olmayan, grubun isteklerine göre geziye yön veren biri olunca bize de yediğimiz içtiğimizden keyif almak düştü. 

Antep' e indiğimizde öğle yemeği vaktiydi ve haliyle vakit kaybetmeden hemen yemek turumuza başlamak istedik. Şöyle söyleyeyim Antepte bulunduğunuz sürece sürekli yemek düşünüp etrafta yemek görüyorsunuz. Kebapla tatlıyla aranız iyiyse sizden mutlusu olamaz. Ama her şeyin tadına bakayım, aklımda hiç biri kalmasın diyorsanız hepsinden azar azar yemenizi tavsiye ederim. Çünkü her biri birbirinden lezzetli yemekler sizi bekliyor olacak.





Bizim iki günlük turumuzun ilk durağı Antep' in en meşhurlarından biri Kasap Halil Usta Fırınlı Et Lokantası oldu. Bugüne kadar yediğimiz tüm kebapları bize unutturacak cinsten bir deneyim yaşadık diyebilirim. Dediğim gibi hepsinin tadına ufak ufak bakabilelim diye ortaya söyleyip ortak yemeyi tercih ettik. İyi ki de öyle yapmşız. Yoksa porsiyonları hem çok büyük hem de oldukça doyurucu. 
Kebaplarının lezzetinin erkek koyun eti olduğunu, dişi koyunun etinin yavan ve elastiki olduğu için kullanılmadığını öğrendik. Bu da benim daha önceden hiç bilmediğim bir bilgiydi. 


Benim en merak ettiğim tatlardan biri kesinlikle Beyrandı. Gazianteplilerin genellikle sabah kahvaltılarında yemeyi tercih ettikleri bir yemek. Bize göre çorba ama aslında başlı başına bir yemek. Koyun eti ve pirinçle yapılan acılı bir yemek. Ağır bir yemek olduğundan dolayı gün içinde içilmezmiş. Biz de ortaya söylediğimiz tek porsiyonu ortaklaşa kaşıkladık ve çok beğendik. Sadece bunu yiyerek karnınızı tıka basa doyurup kalkabilirsiniz.


Elbette benim vazgeçilmezim lahmacunu yememek olmazdı. Tercihim de Cevizli ve Nar ekşili Antep lahmacun oldu. Hamuru incecik ve çıtır çıtır. Ve de bizim bildiklerimizden oldukça büyük boyutta. Ben normal lahmacun yedim. Kızların istediği fındık lahmacun neredeyse bizim buralarda yediğimiz normal lahmacun boyutunda idi. Nar ekşisinin de nasıl bir lezzet kattığını söylememe gerek yok sanırım.


Ve tabii ki Küşleme. Ankara' da da birkaç yerde yeme fırsatı bulmuştum ancak böylesini sanırım sadece Halil Usta' da yemek mümkündür. Kuzunun sırt kısmından, yağsız ve sinirsiz tarafından yapılan küşlemenin etinin lokum gibi olduğunu söylememe gerek bile yok galiba. Yani Antep' e yolunuz düşer ise Halil Usta' ya uğramadan sakın ola dönmeyin.



Ve veee veeee Alinazik ya da Gaziantep' te söylenildiği gibi Alanazik. Altında patlıcan ve süzme yoğurt ile hazırlanan üzerine de parça etten hazırlanmış kuşbaşılı et ve sostan oluşan enfes yemek. Eğer et yerine kıyma ile hazırlanmış halini tercih ederseniz öylesi de mevcut.  Gazinantep' te doydum demek yasak gibi, sürekli birbirinden enfes yemeklerle sınanıyorsunuz. 



Tam da artık yiyecek yerimiz kalmadı deyip hesap isteyelim dediğimizde garson gelip '' Tatlı ? '' dedi. Aslına bakılırsa ağzımıza tek lokma atacak yerimiz yoktu ama eğer bu enfes şeyi de yemeseydik yarım kalmış olurduk. Hem garsonun hem de Sevgi 'nin ısrarı ile istedik elbette.



Bu tatlı sadece Halil Usta' da yiyebileceğiniz, yemeğin üzerine ikram olarak gelen bir tatlı. Yiyip beğenmemek mümkün değil; doyup doyup çatlayıp da gözü doymamış olmak mümkün ama çaktırmayın. Fıstığın memleketinde fıstıkla yapılmış en güzel lezzetlerden birisi bu Peynirli Fıstıklı Börek. 

Mekan, büyük şehirlerde adı sanı parlak parlak yazılan kebapçıların yanında önünde saygıyla eğilinecek cinsten. Fiyatlara gelince inanılmaz makul, Ankara' da yediğim lahmacunun hem daha lezzetlisini hem daha büyük olanını - neredeyse iki katı - yarı fiyatına yedim diyebilirim. Kullanılan malzeme, el emeği, işçiliği, misafirperverlikleri her şeyi ile dört dörtlük. Yolu Gaziantep' e düşenlere en birinci tavsiyem budur.  Diğer tavsiyeler de sırada… Geliyor…

14 Temmuz 2015 Salı

Yufkalı Tel Kadayıf Sarma Tatlısı


Bayram yaklaşırken her evde hep aynı telaşlar olur. Bayrama ne tatlısı yapsak ? Geleni gideni çok olan evlerde sarmalar sarılır,  börekler açılır ve tatlılar tepsi tepsi hazırlanır. En pratik ne yapılabilir diye düşünüyorsanız bu tatlı tam size göre o zaman. Geçen hafta Doludolumutfak blogunun yazarı arkadaşım Aslı, kadayıfı ve yufkaları kapıp geldi, tatlılarımızı biz birlikte hazırladık. Yaparken de bir taraftan aşama aşama fotoğrafladık. Malzemeniz varsa bu tarifi hazırlaması oldukça kolay ve keyifli. 




Malzemeler:

2 adet yufka
250 gr tel kadayıf
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz içi
1 su bardağı toz şeker
150 gr tereyağı ( yarısı içine, diğer yarısı üzeri için )

Şerbet için:
2 su bardağı su
2 su bardağı şeker
1-2 damla limon suyu



Yapılışı:
1. Yufkayı yarım ay şeklinde ikiye bölün.
2. Tel kadayıfı geniş bir kabın içinde havalandırarak parçalayın.
3. Yufkanın geniş kısmına tel kadayıfı serip üzerine ceviz içi ve toz şekeri serpiştirin.
4. Kadayıfın üzerine ufak parçalar halinde tereyağı koyun.


5. Yufkayı kenarlarından kapatarak sıkıca rulo halinde sarın.
6. Yaklaşık 2 parmak genişliğinde eşit büyüklükte kesin. 
7. Kestiğiniz parçaları dikey olarak fırın kabına sık sık olacak şekilde yerleştirin.
8. Diğer yufkaları  da aynı şekilde hazırlayıp fırın kabına dizin.


9. Kalan tereyağını eritip biraz kızdırdıktan sonra üzerinde biriken köpüğü alıp tatlının üzerine gezdirin. 
10. Şerbeti de önceden hazırlayıp oda ısısında soğumaya bırakın.
11. Tatlıyı önceden ısıtılmış 180 derecede fırında üzeri iyice kızarana kadar pişirin.
12. Fırından çıkarınca tatlı sıcakken ( şerbet ılık olacak ) şerbetine üzerine dökün. 
13. Şerbeti çekip oda ısısına gelene kadar bekleyin.

Afiyet olsun.

Servis önerisi:  Servis aşamasında yanında bir top dondurma ya da kaymak ile sunabilirsiniz.




7 Temmuz 2015 Salı

Çikolatalı Sihirli Kek




Arşivde bekleye bekleye canı sıkıldı tabii bu güzelim kekin. Aylar oldu yapıp fotoğraflayıp paylaşmak için uygun zamanı bekliyordum. Sonra ne olduysa unutmuştum işte her zamanki gibi. Şu instagram çıkalı beri zaten blogların canı çok sıkılıyor ne doğru dürüst post yazar olduk ne de diğer blogları ziyaret edip kim ne yapıyor diye bakıyoruz. Halbuki eskiden öyle miydi? En sevdiğim şeylerden biri sabahları ev ahalisi uyanmadan erkenden kalkıp kimler blogunu güncellemiş diye bakıp keyifle kahvemi yudumlarken okurdum. Not alırdım denemek istediklerimi ve mutlaka sırası geleni de yapıp buradan paylaşırdım. Artık daha az yapar oldum bunu ama hala bloglardan tarif denemeyi çok seviyorum. Hele de elinin lezzetini bildiğim arkadaşlarım olursa söz konusu blogun yazarları durum tamamen keyif halini alıyor.


Bu sürpriz keki de bloglarda değil ama daha çok instagramdaki galerilerinde gördüm arkadaşlarımın. Açıkcası pek niyet edip yapmaya cesaret edeceğim bir reçete değildi ama Sevgili Sağlıklı Mutfak Hilal öyle çok övgüyle bahsedip denememi istedi ki karşı koyamadım. İyi ki de yapmışım. Çikolata sevenlerin asla karşı koyamayacakları bir lezzet. Hem kek gibi hem cheesecake gibi. 




Tarifi olduğu gibi Hilal'in sayfasından alıyorum. Dilerseniz arkadaşımın sayfasından da bakabilirsiniz. 
Malzemeler:

3 su bardağı süt -600 ml süt 
110 gr tereyağı
3 adet iri yumurta ( küçükse 4 adet kullanılmalıdır )
2 çay bardağı toz şeker
1 su bardağı un
3 yemek kaşığı kakao
2 damla elma sirkesi
1 paket vanilya
1 adet portakalın kabuğunun rendesi
50 gr bitter damla çikolata

Yapılışı:

1. Öncelikle orta boy kare cam bir fırın kabını tereyağı ile yağlayın.
2. Sütü bir kaba koyup ocağa alıni kaynama noktasına gelmeden ısıtın.
3. İçine tereyağı ve çikolatayı da atıp eritin ve karıştırın.
4. Yumurta aklarını sirke ile kar beyazı olana kadar köpürtüp karıştırın. 
5. Ayrı bir kapta yumurta sarılarını şekerle çırpın. İçine ılınmış sütü de ekleyip. Unu, vanilyayı, kakao ve portakal kabuğu  rendesini de katın. 
6. Bu karışıma köpürttüğünüz yumurta aklarını da ekleyip bir spatula yardımıyla altttan yukarıya doğru havasını söndürmeden karıştırın. Bu aşamada kesinlikle mikser ya da blender kullanılmayacak.
7. Oldukça sıvı kıvamdaki karışıma hiçbir şey ilave etmeden dikkatli bir şekilde fırın pişirme kabına aktarın.
8. Önceden ısıtılmış 180 derecede fırında 50 dk pişirin.
9. Soğuduktan sonra dilimleyerek servis yapın. Bir gece buzdolabında bekletirseniz kıvamı çok daha güzel olacaktır.

Afiyet olsun…





18 Haziran 2015 Perşembe

Kuzu Etli Enginar


Hayırlısı ile Ramazan' ın ilk iftarını da yaptık ve bereketi ile evlerimize bu yıl da misafir ettik Onbir ayın sultanını. Günler epeyce uzun olunca iftar sofraları hazırlamak için bolca vakit oluyor. Fakat oruç tutulan sürenin uzun olması sanılanın aksine daha çok çeşit tüketildiği anlamına gelmiyor. İnsan bir tas çorba ve bir çeşit yemekle de güzelce karnını doyurabiliyor. Yine de Ramazan' ın bereketi sofralardan eksik olmuyor. Hele benim komşularım gibi harika komşularınız varsa masanız her akşam farklı lezzetler dolup taşıyor. Ben de herkese evinde yuvasında sevdikleri ile bereketli, huzurlu bir Ramazan diliyorum. Dilediğiniz gibi, olması gerektiği gibi iç huzuruyla ve arınma dolu bir ay dilerim. 

Benim için yazın en kıymetli sebzesini artık bilmeyen kalmadı sanırım; Enginar. Mevsimi geçip de kılçıklanmadan tüketebildiğimiz kadar tüketip bir miktar da sonrası için dondurucuya stok yaptım. Her hali ile bayılıyorum enginara ben. Hatta geçen gün semt pazarında satıcıya bana farklı bir reçete verebilir mi diye sorduğumda '' abla hiç pişirme kıtır kıtır ye çiğ olarak'' dedi. O şekilde bile bayıldık biz cacık yapıp yedik, Enginar Caciki reçetesini geçtiğimiz günlerde paylaşmıştım. Cacık seven ama enginarla arası olmayanlar için gayet kandırmacalı bir yöntem ve işe yarıyor benden tekrar söylemesi:))




Etli olması kesinlikle benim tercihim değil ama evin et sevdalısı küçük adamı bu halini sanırım biraz daha fazla seviyor. Evdeki herkesin gönlünü yapmak gerekiyor elbette. 

Malzemeler:
5 adet enginar
250 gr kuzu eti
1 adet kuru soğan
1 adet domates
1 yemek kaşığı biber salçası
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1/2 limonun suyu
muskat rendesi, karabiber, tuz


Yapılışı:

1. Enginarları kararmaması için limonlu suda hafifçe yumuşayana kadar haşlayın.
2. Diğer tarafta yemeklik doğradığınız soğanı ve kuzu etini tencereye alıp kısık ateşte etler suyunu salıp sonra da çekene kadar - hiç su eklemeden -  kavurun. 
3. Rendelediğiniz domatesleri ve salçayı da katıp birkaç dakika daha pişirin.
4. Bir fiske muskat rendesi ve tuzunu karabiberini de ekleyin.
5. Haşlayıp sudan aldığınız enginarların içine etli harcı paylaştırın.
6. Yayvan bir tencereye enginarları yerleştirip üzerlerine zeytinyağı ve çok az sıcak su ekleyip 10 dk kadar kısık ateşte pişirin.
Sıcak olarak servis edin.

Afiyet olsun…



Bu arada farklı enginar tarifi olup benimle paylaşmak isteyenler olursa çok sevinirim. Bana  tarifini yollarsanız hatta yapıp fotoğraflayıp blogda paylaşmaya da çalışırım. 

5 Haziran 2015 Cuma

Oreo Bisküvili Anne Muhallebisi


Cuma sabahı geçtim ekran başına, şöyle içimi ferahlatıcı bir tarif paylaşayım istedim. Anne muhallebisi tadında bir lezzet olsun dedim. Ben bir süredir tansiyon sıkıntım yüzünden tatlıdan, tuzludan ve hamur işlerinden uzak durmaya çalışıyorum. Yine de evde pişirmiyor değilim. İşin mutfak kısmını da çok sevdiğimden uzak tutamıyorum kendimi. Yemesem bile pişirmeden durmuyorum yani. Bir de böyle cicili bicili fotoğraflar çekmeye doyamıyorum. 






Malzemeler:
1 lt süt
1,5 çay bardağı mısır nişastası    
1 ya da 2 parça damla sakızı
1 paket vanilya
1,5 çay bardağı toz şeker
1 Paket Oreo bisküvi ya da kurabiye

Hazırlanışı:

1. Sütü tencereye alın, nişastayı ve şekeri içine katın. Damla sakızını da ekleyip sürekli karıştırın. 
2. Kıvam alıp ocaktan indirmeye yakın vanilyayı ekleyin.
3. Tek tek kuplara servis edin. Üzerine parçalara ayırdığınız bisküvileri ya da evde kalan kurabiyeleri ekleyin.
4. Oda ısısına gelince buzdolabına kaldırın. 
5. Soğuk olarak servis edin.



19 Mayıs 2015 Salı

Sacher Turta Küpleri


Geçtiğimiz Şubat ayındaki 3 günlük kısa  Viyana  seyahatinden sonra bir türlü fırsatını bulup yazamadım. Daha doğrusu toparlamak, tüm gördüğümü, yediğimi doğru aktarabilmek için biraz da detayına girmek isteyince ne yazık ki kendimle uzlaşamadım. Viyana'ya daha önceden gitmiş olanlar eminim bana hak vereceklerdir ki Viyana tam anlamıyla bir sanat şehri. Etrafınızda gördüğünüz her bir bina ihtişamı  ile büyülüyor insanı. Bir ülkenin tarihine, sanatına bu denli sahip çıkıyor olması ve halkının da bunu koruyor olması kendi ülkem adına beni üzdü diyebilirim. Bizim ülkemizde yeniye olan meraktan tarihe ne saygı ne de koruma bilinci ne yazık ki gelişmemiş. Oysa ki o çok imrenerek taklit ettiğimiz batının böylesi güzel yönlerini de azıcık kendimize uyarlayabilsek elimizdekinin değerini biraz olsun bilirdik. Tek yolu var elbette; eğitim… eğitim…. eğitim….

Viyana deyince akla ilk gelen şeyler  sanırım Schnitzel ve Sacher Torte. Her ikisini de yerinde tadıp tariflerini de aldım elbette. Türkiye' de de birçok cafenin menüsüne girmiş olan Sacher turtanın küp şeklinde yapılan halinin tarifini paylaşmak istiyorum öncelikle.

Viyana çok soğuk bir memleket. Biz ki Ankara' nın soğuguna alışmış olduğumuz halde donduk diyebilirim. Soğuk olması sebebiyle olsa gerek tatlılara da oldukça geniş yer vermiş bir mutfak kültürleri var.Dışarıda çok uzun süre dolaşma gibi bir durumunuz olamıyor eğer bizim gibi kışın gittiyseniz. Sık sık ısınmak ve enerji depolamak için mola vermek halindesiniz. Hemen her yerde vitrini ve menüsü ile sizi büyüleyen çok güzel pastaneler ve cafeler var. En bilinen birkaç tanesine girip tadım yaptık, birkaç tanesine de sadece içine girip vitrinlerinde pasta çeşitlerini izledim diyebilirim. Viyana' ya gitmeden önce yıllardır orada yaşayan blogger arkadaşım Gökalp' den de tavsiyelerini almıştım elbette. Kendisi de bize bizzat eşlik etti bazı mekanları gezerken. Karnımızın tıka basa dolu olduğu bir anda bizi apar topar Hotel Sacher' in girişindeki Sacher Pastanesine soktu. Tek lokma yiyecek halde değildik ama daha sonra tadına bakabilelim diye bize fotoğrafını gördüğünüz bu minik küplerden birer tane aldı. Yemeden dönseydim gerçekten çok şey kaçırırmışım. 

Otelin girişindeki bu pastanede günde yaklaşık 4000 dilim kadar sacher turta satıldığına dari söylentiler var. Eğer ülkenize dönerken sevdiklerinize götürmek isterseniz de de çok şık ahşap kutular için alabiliyorsunuz. Hayır biz almadık, minik küplerimizi yedik, tecrübe etmiş olduk ve işte geldik anlatıyoruz :)))

Sacher Turtanın rivayet edilen hikayesini de paylaşayım bari yeri gelmişken. Vaktiyle 1832 yılında Viyanalı bir asilzade  konukları için aynı akşam lezzetli bir tatlı yapılmasını emreder. Şef aşcı hasta olduğundan, 16 yaşındaki iki yıldan beri aşçı çıraklığı yapan Frans Sacher, bugün tüm Avusturyalılar'ın dünyaca ünlü spesiyalitesi olarak bilinen marmelatlı  çikolatalı pastasını yapar. Bugün Viyanada hemen her cafede yapılan bu tatlıyı Türkiye' de de birçok ünlü pastanenin menüsünde bulabilirsiniz. 

Ve gelelim tarifine



Sacher Turta Küpleri
Malzemeler
Keki için  
140 gr tereyağı
110 gr pudra şekeri
1/2 vanilya özütü
6 adet yumurta
130 gr çikolata
110 gr toz şeker
140 gr un
300 gr kayısı marmeladı kaplamak için
çırpılmış krema

Üzerinin kaplaması için:
300 gr toz şeker
180 ml su
220 gr çikolata
2 yemek kaşığı kayısı marmeladı


                                                                                                                         fotoğraf : Gökalp Kunt



Yapılışı:

1. Keki için karıştırma kabına tereyağını, pudra şekerini ve vaniya özütünü alıp krema haline gelene kadar çırpın. 
2. Teker teker yumurta sarılarını ekleyin, koyulaşana kadar karıştırmaya devam edin. 3. Benmari usulü erittiğiniz çikolatayı karışıma ekleyin. 
4. Ayrı bir karıştırma kabında yumurta beyazlarını toz şeker ile çırpın. Katılaşan bu karışımı diğerinin içine ekleyip bir kaşık yardımıyla karıştırın.  
5. Kenarları yağlanmış ve altına fırın kağıdı serilmiş fırın kabınıza kek karışımını döküp spatula yardımıyla düzgünleştirip Önceden ısıtılmış 170 derecede fırında 55-60 dakika  ( ilk 10-15 dk fırın kapağı aralık olacak ve parmağınızla keke dokunduğunuzda üzerinin kabuklaştığını test edin )  pişirin.  
6. Pişmiş keki fırından alıp ters çevirip 20 dk kadar oda ısısına gelene kadar bekleyin ve yağlı kağıdı üzerinden alıp keki enlemesine ikiye kesip arasına kayısı marmeladını sürüp diğer katını üstüne yerleştirip tercihen buzdolabında soğutun. 
7. Keskin bir bıçakla 3cmX3cm boyutlarından küpler kesin ve etrafını marmelat ile kaplayın ve kurumasını bekleyin. 
8. Üst kaplaması için, suyu ve şekeri 5-6 dk kaynatın. Benmari usulü çikolatayı eritin. İçine şekerli suyu yavaş yavaş ekleyin. Sıcak karışımı küplerin üzerine döküp spatula ile düzleştirin. 
9. Çırpılmış krema ile servis edebilirsiniz. 

Afiyet olsun...

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Enginar Caciki



Enginar diyince bende akan sular duruyor. Artık enginar aşkımı da duymayan kalmadı sanırım. Geçtiğimiz haftalarda tansiyonumla ilgili biraz sıkıntı yaşadım. Sıcakların da birden bastırmasıyla tansiyon yükselmeleri bni bir hayli huzursuz etti. Doktorumun tavsiyesiyle 3 aylık bir ilaç kullanma dönemine girdim bakalım. Elbette fazla kilolarımdan da kurtulmam  ve becerebildiğim ölçüde beslenme düzenimizi değiştirmemiz gerektiğini biliyorum. Aslında severek tükettiğimiz sebzelere daha fazla ağırlık verip karbonhidrat tarafından uzaklaşacağız bir süre. Zaten yaz meyve sebzeleri ile kilo kontrolü daha kolay gibi.

Bu sabah da bir arkadaşım sosyal medyadan bir site linki paylaşmış. Tam 40 adet enginar tarifi veren bir site. Hemen linke tıklayıp  enginar ile neler yapabilirim diye bakındım. Haftasonu pazardan aldığım enginarın iki tanesi ile bu kadar ve ferahlatıcı cacık tarifini yaptım. Tarif için linke tıklayabilirsiniz ama ben buraya da yazıyorum. 

Enginar Caciki

Malzemeler:
2 adet enginar
büyükçe bir kase yoğurt ( benimki illa ki evde kendi mayaladığım yoğurt )
2 diş sarımsak
taze nane
zeytinyağı

Yapılışı:
1. Yoğurdu bir kaseye alıp içine sarımsağı ince ince kıyın.
2. Enginarı çiğ olarak rendeleyip kararmadan hemen yoğurdun içine katın ve karıştırın.
3. Yoğurdun içine taze naneyi de ince ince kıyıp ekleyin.
4. Servis ederken üzerine zeytinyağı gezdirin ve nane yaprağı ile süsleyin.

Afiyet olsun.




Şimdi ben tarifi görür görmez yapıp hazırlayıp buzdolabına attım. Az sonra öğle yemeği için oğluşun yanına okula gideceğim. Döner dönmez de yanında bir dilim ekmek ile bunu yiyeceğim serin serin. 
Herkese keyifli ve sağlıklı bir hafta dilerim. Yaz geliyor unutmayın, elbette önce sağlık ama biraz hafiflik için mutfaklarda da değişiklik şart. 

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Nohut Falafel



Bakliyatlarla aranız nasıl bilmiyorum ama bizim evde pek sevilerek yenilir. Gerek fasulye gerek nohut gerekse mercimek beslenme listemizin hep en başlarında yer alır. Özellikle de benim kırmızı et ile aramın pek iyi olmamasından dolayı bakliyat tüketimine dikkat etmeye çalışıyorum. Fakat biliyorum ki birçok evde anneler çocuklarına yedirmekte zorluk çekebiliyor. Bu eğlenceli nohut falafel topları bence tam da bu bakliyat sevmeyen miniklerin gönlünü fethedebilecek gibi. Hatta bu haliyle büyüklerin de keyifle tüketeceğine garanti veririm. Özellikle gün menülerinde çok tercih edilen bir tariftir falafel. Bol yeşil salatanın yanında tadına doyum olmaz. Ortadoğu mutfağının da gözdesidir ayrıca. Yapımı da hem kolay hem keyifli. Ufak bir püf noktası sadece, servisten hemen önce kızartılırsa çok daha iyi olur.  Tarif Sevgili arkadaşım Aslı' ya ait. 

1 su bardağı nohut
1/2 su bardağı galeta unu
1 adet kuru soğan
yarım demek maydanoz
tuz, karabiber, kimyon

üzeri için 
yumurta akı 
galeta unu

kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:

1. Önce nohutları haşlayın ve rondodan geçirin.
2. İçine yine rondodan geçirilmiş kuru soğan ve maydanozu da ekleyin.
3. Baharatlarını katıp galeta ununu kontrollü olarak katıp karıştırın. Elinizde yuvarlayabileceğiniz kıvama gelene kadar galeta unu ekleyebilirsiniz. 
4. Elinize cevi büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. 
5. Önce çırpılmış yumurta akına sonra tekrar galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartın. 
6. Kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını süzdürünn. Salatalarınızın üzerinde sıcak olarak servis edebilirsiniz. 

Afiyet olsun






9 Mayıs 2015 Cumartesi

Bekliyorum… Sabırla ve Bıkmadan


Bu akşam Ankara' da evimizin yakınlarında yürüyüş yaparken '' Acaba 10 yıl sonra nerede olacağız, hayat bizi nerelere savuracak ? '' diye geçti içimden. Belki 5 yıl önce hiç aklımızın ucundan bile geçmeyen Ankara' da. Buranın bizim için belki de çıkış yolu olduğunu bilmeden gelip konduğumuz; çoğu kişinin macera gözüyle baktığı kuru, çirkin, soğuk, bozkır Ankara. Gün geçtikçe kendisiyle bağlarımızı kuvvetlendiren, güzel yürekli insanlarımı çoğaltan, beni / bizi büyüten olgun Ankara. Oğlumu bana yaklaştıran, gözümüzdeki perdeyi aralayan, mucizelere inancımızı artıran, şansımıza şükrettiren, yalnızlığımı bana sevdiren melankolik Ankara. 

Yarın Anneler Günü. Her özel gün gibi birilerini sevindirirken birilerinin yüreğini burkacak belli. Geçen yıl kendime bir söz verdim ben. Ne zaman ki benim meleğim beni kendisi gelip kutlayacak ve bu günün anlamını anlayacak işte o gün ben de kutlayacağım Anneler Gününü. Ve o güne kadar da bekleyeceğim. Her bir adımını beklediğim gibi o günü de bekleyeceğim. Sabırla ve bıkmadan. 





Ona baktığımda içimde hep çalan bir müzik var. Ona dair, ona olan inancıma dair ve gelecek güzel günlere dair. Hep aynı şarkının hep aynı nakaratını söylüyor içimdeki mavi kanatlı masum melekler: 

… Biz gülleri severdik dikenleriyle 
Koklardık kanayana dek ellerimiz 
Gül dikensiz olur mu ah etmezdik 
Bekle bekle hiç pes eder miyiz 

Bir nasihat gibi bu sancılı hasret 
Miyadını doldurup biter bir gün 
Karanlık aydınlığa kavuşur elbet 
Siz o gün bayramı kutlamayı görün 

Karanlık aydınlığa kavuşur elbet 
Siz o gün bayramı kutlamayı görün...


1 Mayıs 2015 Cuma

Ankara' da Kayseri Mantısının Adresi Gurme Mantı



Beni takip edenler bilir. Ankara' da gezip gördüğüm, lezzetlerini denediğim her yeri blogda paylaşmıyorum. Ama bazıları var ki blogda uzun uzun yazasım geliyor. Çayyolu Park Caddesinde yeni açılan Gurme Mantı da kesinlikle uzunca yazmak istediklerimden biri oldu. Sevgili Aslı' nın organize ettiği tadım gecesinde masamızda Aslı da dahil olmak üzere 3 Kayserili arkadaşımız da olunca mantı tadımı çok daha eğlenceli bir hal aldı . Zira tadına bakacağımız her lezzetin nasıl yapıldığını ve olması gereken halini biz diğer davetlilere göre daha iyi biliyorlardı.


Mekan bir aile işletmesi. Sahibi Birol Bey ve eşi çocukları büyüyüp iş güç sahibi olunca yörelerine ait  bu lezzetleri yaparak ticarete atılmaya karar vermişler. Ve bence de kesinlikle çok doğru bir adım atmışlar. Öncelikle hepsi inanılmaz sıcak kanlı ve Anadolu insanının misafirperverliği ile bizleri çok güzel ağırladılar. Menü Kayseri' nin meşhur mantısının 3 çeşidi dışında da harika seçeneklerle dolu.

Üstteki fotoğrafta görülen Tepsi Mantısı. Ortası açık ve kenarları bükülerek yapılan bu mantı önce fırınlanıyor. Sonra üzerine tereyağlı salçalı et suyu dökülüp tekrar fırınlanıyor. Üzerinde sarımsaklı yoğurt ve sos ile servis ediliyor. Bu görülen tepsi tek kişilik bir porsiyon ancak çok rahat 2 kişiyi doyurabilecek gibi. İçinde dana kıyma kullanılmış ve bence anlatılması çok güç, muazzam bir lezzeti vardı.

Yaprak sarma için zaten söylenecek söz yoktu. Hemen her yörede yaprak sarma yapılır elbette ama sarmada bence en önemli unsur yaprağının kendine has ekşiliği ve iç malzemesindeki baharatlar. Bu biraz acılı ve yaprağı da tam kıvamındaydı. Çok iyi pişmişti, üzerindeki yoğurt ve sosu ile kimsenin asla hayır demeyeceği tek yemektir nerede olursa olsun.


Benim buraya gelmeden önce en çok merak ettiğim lezzet açıkcası Şebit Mantısı idi. Çünkü Kayserili arkadaşlarımın da dediğine göre diğer mantı çeşitlerine göre yapımı daha kolay ve benim de sosyal medyada arkadaşlarımdan sıkça gördüğüm bir yemekti. İyi kötü diğer çeşit mantıların tadını bilmeme rağmen şebit mantısı tamamen yeni bir tat olacaktı benim için. Diğer mantıların aksine şebit mantısında kıymalı harç açıkta ve bir kat yufka bir kat kıyma olarak hazırlanıyor. Zaten aradaki bu hamurun adı da Şebit oluyormuş. Orada da söyledim, buraya yazmakta da sakınca görmüyorum bence kıymalı harcı çok düz bir tattı, içinde hiçbir baharat tadı alamadım belki biraz acılı bir baharat ile daha leziz olacağından hiç şüphem yok. O gece tattığım lezzetler içinde en vasatı bu Şebit mantısıydı diyebilirim.



Ve hakkında destan yazdıracak kadar lezzetli Erişte. Bence gecenin kahramanıydı diyebilirim gönül rahatlığıyla. Daha masaya gelir gelmez mis gibi tereyağı kokusu ile hepimizi mest etti. Üzerinde bol ceviz ve peynir ile bence mantıya alternatif olarak tek başına bir öğün olarak düşünülebilir. Hazırlanması, pişirilmesi hiç de kolay olmayan eriştenin 10 numara 5 yıldız olduğunu söylemem gerek.


Ve hepimizin en çok bildiği mantının en sık karşımıza çıkan hali Kayseri mantısı. İçi bol kıymalı ve pişirme derecesi de tam kıvamında olmuştu. Ne çok hamurlaşmış ki genelde böyle karşımıza çıkıyor çoğu yerde ne de çok diri kalıp ağız tadını bozuyor. Yine bildiğimiz üzere üzerinde sarımsaklı yoğurt ve sosu ile birlikte servis ediliyor. Sosunun tereyağı ve sıvıyağ karıştırılarak hazırlandığını da söylemekte fayda var. Bunun da sebebi yerken yağın donup hem lezzeti hem de görüntüyü bozmasını engellemek. 



Ve finalde de yine Kayseri mutfağının en sevilen tatlılarından biri Nevzine vardı. Ben ilk kez tadına baktım, hem hafif hem de mantı sonrası iyi gidiyor. Kayseri' de de genelde düğünlerde ya da bayramlarda yapılan bu tatlının, ceviz, yağ, tahin ve pekmezden oluşuyor. Yoğrulup tepsiye bastırılıyor ve pişip fırından çıkınca da şerbeti dökülüyor. Menüdeki bir diğer tatlı da hemen her yörede yapılan oklava tatlısı. Her iki tatlıyı da kilo ile alıp evinize götürebiliyorsunuz. Hatta erişteyi de bu şekilde alıp evinizde pişirmeniz mümkün.

Gurme Mantı ile ilgili söyleyeceğim tek söz mekan kesinlikle denenmesi gereken lezzetlerin doğru adresi olmuş. Çayyolu' na yolunuz düşerse Park Caddesinde bence kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Fiyatlara gelince benzeri lokantalara bakıldığında fiyatlar normal düzeyde diyebiliriz. Fakat porsiyonların oldukça doyurucu ve cömert servis edildiğini de göz önünde bulundurun derim. Size belki fikir verir diye fiyatları da yazıyorum;  Tepsi mantısı 23 tl , Kayseri mantısı 17 tl,  Şebit Mantısı 19 tl, Erişte 14 tl.


23 Nisan 2015 Perşembe

Ankamall' da 23 Nisan Etkinlikleri


Bizim küçüklüğümüzde böyle şeyler yoktu tabii. Giyinip süslenip okulumuza gider, törenimizi yapar sonra televizyon karşısına geçip tüm ülkelerden gelmiş dünya çocuklarının gösterilerini izlerdik heyecanla. Dün gece geç vakitte okulumuzdan gelen bir mesajla hava muhalefeti sebebiyle okuldaki törenimizin ertelendiğini öğrendik. Önce bir hayal kırıklığı oldu tabii, haftalardır şiir ezberlemiş benim küçük kuzum ve arkadaşları ama kar izin vermedi. Biz zaten tören sonrası Ankamall AVM ' deki çocuk etkinliklerine gidecektik, tören ertelenince biraz daha erkenden yola koyulduk. Malum tatil ve bol etkinlikli bir gün olacağından trafiği de hesaba katıp atladık metroya düştük yollara. Ümitköy' den  Ankamall' a yaklaşık 45 dakikada vardık, daha ne olsun misss :)) 

Ankamall AVM eğer yanlış bilmiyorsam Ankara' nın en büyük alışveriş merkezi ve içerisi etkinlik öncesi anne babaları ile heyecanla gelmiş miniklerle doluydu.


Geronimo Kızılderili Kampı bugün minikleri harika şekilde ağırladı. Girişte tek tek kızılderili kostümü giydiler. Kimi balık tutmaya koşturdu, kimi çamurdan diledikleri gibi şeyler yarattılar. 


Bu etkinlikler yarın 24 Nisan ' da devam edecek. Bugün haberi olmayanlar yarın mutlaka miniklerini alıp gitsinler derim. Benden söylemesi, bundan daha güzel bayram armağanı olamaz çocuklar için. Hem yaratıcı hem de eğlendirici. Seansları  
14:00 - 15:00 - 16:00 - 17:00 mutlaka size uygun bir seans bulacaksınız.  Ata binenler mi isterseniz,  kızılderili davullarını dam dam dammmm diye çalanlar mı istersiniz, kızılderili kabilesinden abileri ile fotoğraf çektirme yarışına girenler mi istersiniz hepsi vardı bugün orada. 


Benim küçük bey önce kalabalık dolayısıyla pek yanaşmaz sandım ama eğer bıraksam kabile çadırına reis bile olurdu. Bir girdi içeriden çıkmak bilmedi neredeyse :) 
 Etkinlik sonrasında çocuklara bir de katılım sertifikası veriliyor, elbette oradan çıkmaya pek gönüllü olmuyorlar ama sertifikalı kızılderili kabilesi katılımcısı oldular bile :)))


Etkinlik alanının Geronimo çadırının az ilerisinde biraz da babaların gönlünü yapacak bir başka olay vardı ki ondan da bahsetmeden edemeyeceğim. Kepçeler, kamyonlar, vinçlerle dolu bir inşaat alanı;  kumandalı arabalara meraklı beyler bence bu kısma bayılacaklar. Bu  etkinlik 3 Mayıs' a kadar devam ediyor bu arada. Çocukları sevindirmek bahanesiyle gidilecek gibi sanki biraz da :)




Bir de taaa 31 Mayıs' a kadar devam edecek Minti Monti atölyesi var ki bugün 23 Nisan özel etkinlik atölyesi vardı o alanda. Ancak etkinlik Mayıs sonuna kadar devam ediyor ve cam boyama, maske yapımı, gökyüzü atölyesi, kukla atölyesi,takı atölyesi gibi birbirinden eğlenceli etkinlikler de olacak.  Minti Monti  Etkinlik takvimi için bir önceki postuma bakabilirsiniz. 

Biz Ankamall çıkışı açlıktan ve etkinlik alanındaki kalabalıktan bitap düşmüş beylerle Kızılay' a doğru yol aldık. Ancak Mayıs ayı süresince eğer yolumuz düşerse yine Minti Monti atölyelerinden birine katılmak için oralarda olacağız. Ankaralı anneler de miniklerinin ellerinden tutup ilgilerini çeken bir atölye çalışması için şimdiden ajandalarına not alsınlar bence. 




Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da