3 Ağustos 2014 Pazar

Kaş' ta Kaldı Aklımız ...


Bazen çok sevdiğiniz biri için keşke daha önceden tanışsaydık seninle dediğiniz oldu mu hiç ? Daha önceleri nerelerdeydiniz der ya hani şarkıda onun gibi ? Kaş bende aynen o hissi yarattı. Kendime kızdım nasıl daha önceleri gitmemişim de bu yeryüzü cennetini görmemişim diye. Geçen yıl Fethiye dönüşü 3 gün için uğrayıp da Kaş' a tabir-i caizse aşık olunca geçtiğimiz kış bu yazın hayalini Kaş üzerine kurduk desek yalan olmaz. Kaş' ı bu kadar sevmemizin tek bir sebebi vardı, kaldığımız otelin sakinliği, evimizdeymişiz gibi konforlu oluşu, sahiplerinin ve tüm personelin sıcak kanlılığı idi. Çünkü geçen yıl tam 3 gün otelden adımımızı atıp Kaş merkezi bile görmemiştik.  Yani Kaş' ı bize sevdiren kesinlikle Diva Hotel' di.  

Bu yaz tatili için planımızı yaparken de hiç düşünmeden Diva Hotel dedik bu yüzden. Hatta ve hatta aynen geçen yıl kaldığımız odamızı rezerve ettirdik. Odanın içinden bile Tuğra' yı havuzdayken kontrol edebildiğimiz için elbette. Zaten Diva 11 odalı butik bir otel. Tuğra doğduğundan beri mümkün olduğunca herşey dahil oteller yerine böyle butik oteller tercihimiz. Hem aldığınız hizmet size özel oluyor hem de etrafın kalabalığından bunalıp tatili kendinize zehir etmiyorsunuz. Tatilin amacı tüm yılın yorgunluğunu üzerimizden atmaksa eğer sakinlik ve huzur ilk tercih olmalı. Fakat  biz Türklerde durum biraz farklı niyeyse. Nerede kalabalık, müzik, dans, eğlence, cıstak cıstak eller havaya ortamı var oraları tercih ediyorlar. Ben yine de bizim gibi tatil anlayışı ve beklentisi olanlar için Diva Hoteli gönül rahatlığıyla öneririm. 

Otel Kaş Çukurbağ Yarımadasında yer aldığı için Kaş' ın merkezinin curcunası ve kalabalığından da uzak. Zaten bizim için de en önemli tercih sebebi. Fakat sakinlikten sıkılıp da azıcık insan içine karışayım, biraz çarşı pazar gezineyim derseniz de sadece 5 dk uzaklıkta.   



Biz geçen yılın aksine bu defa biraz otel dışına da çıktık, Kaş' ın içine de - bayram kalabalığına rağmen-  hayran kaldım ben. Her yanı begonvil sarmış şirin evleri, zevkle dekore edilmiş keyifli cafe ve restoranları ile bu defalık gözümüzü doyurduk. Eminim biraz daha sakin bir zamanda ve Tuğra' nın daha insaflı davranacağı yaşlarına gelince çok daha fazla keyfine varacağımız bir yer olacak. Bir sürü mekana hayran hayran bakıp küçük beyin klasik akşam huysuzlukları ve yerinde oturamaması sebebiyle inşallah başka zaman demekle yetindik.  Diva bu yüzden bizim için biçilmiş kaftan oldu. Son 2 yıldır yapmaktan en çok hoşlandığı şey suyun içinde olmak. Hal böyle olunca,  odamızın hemen önü de havuz olunca günün istediği her anı kendini suda buldu. Bize de kitap okumak ya da kendimize vakit ayırmak için harika bir fırsat. 




Bir de benim gibi hayatında hiç cibinlikli yatakta uyumamış  biri için en özel hizmetlerden biri de bu harika yataktı. Böyle bir yatakta uyuyup da kendimi prenses gibi hissetmiş olmam abartı olmaz sanırım. Odalar birçok otel odasına göre çok daha konforlu; neyiniz var neyiniz yok alacak kadar geniş iki gardrop, iki kocaman odada iki ayrı çift kişilik yatağı, mini buzdolabı ve wifi ulaşımı ile de bazen oda keyfi yapmak bile iyi geldi çok sıcaktan bunalınca. Sıcak demişken otelin konumu sebebiyle her daim rüzgar alıyor ve öyle çok da sıcaktan bunalmıyorsunuz.



 Ve ve ve elbette kahvaltı. Hani o mutlulukla bir ilgisi olduğu düşünülen eşsiz süreç. Kaldı ki ben düşünmüyorum, şüphesiz öyle olduğundan eminim. Sabah uykusunu seven Tuğra sayesinde yine günün en sessiz sakin  zaman dilimi kahvaltı vakitleri oldu bizim için. O odada uyurken, biz de harika Meis manzarası eşliğinde kahvaltımızı ettik her sabah. Odanın görüş açımızda olduğunu ekleyeyim elbette.  Otel oda + kahvaltı hizmeti sunuyor. Öyle hayalinizde yarattığınız gibi binbir çeşit açık büfe bir kahvaltı değil ama masaya gelen herşey inanılmaz leziz. Peyniri, zeytini ( zeytinlerin üzerine dökülen mis kokulu zeytinyağı Ayvalık'tan geliyormuş ),  çıtır çıtır tazecik salatalık ve domatesi ( açık büfelerde beklemekten renkleri solmuş, iştah kapatan sebzelerle kıyas kabul etmez ) herşey çok güzeldi. Zaten o açık büfe kahvaltıları da aradığımız yoktu bizim. Sabah serinliğinde karşımızda deniz,  çayımızı yudumlamak yetti de arttı bile. Bana her sabah sayısız tereyağlı kızarmış ekmek yedirten enfes kendi yapımları reçellerinden bahsetmeden edemeyeceğim. Hele bir kayısı reçeli yedim ki missss. Hatta otelde son gecemizde mutfakta domates reçeli yapılırken tüm otel ekibiyle birlikte mutfakta güle eğlene geçirdiğim saatler de en az o harika reçelleri kadar güzeldi. Otelin sahibi Hayriye hanımdan domates reçelinin reçetesini aldım, en kısa zamanda azıcık da olsa yapmak istiyorum ben de. Şimdilik tüyoları paylaşmıyorum, siz takipte kalın :))



Diva' nın beni en çok şaşırtan ve memnun eden yanlarından biri de mutfaklarının çok iyi olması. Gerek Hayriye hanım olsun gerekse de mutfakta çalışan tüm ekip oldukça marifetli. Otelde yediğimiz birkaç akşam yemeğinde masaya gelen ne var ne yoksa sildik süpürdük dersem eksik bile kalır. Butik bir otelden aslında hiç de beklenmeyecek derecede iyi bir lezzetleri var. Kesinlikle abartrmadan söylebilirim ki mezeleri  çoğu restorana göre fazlasıyla başarılı ve iştah açıcı. Diva' nın bu harika lezzetlerini bu postta paylaşmayacağım. Sadece aşağıdaki fotoğrafı şimdilik paylaşıyorum. Ama oralara kadar gidip çalışmadan da dönmedim onu da belirteyim. Yemek Zevki Dergisinin Eylül sayısında Diva lezzetlerinden birkaçına yer vereceğim. Sağolsun Hayriye hanım benim ricamı kırmadı ve bir gün benim için harika bir masa donattılar çekim yapabileyim diye. Mezeler, salatalar, ara sıcaklar, ana yemekler, zeytinyağlılar, tatlılar derken tam tekmil inanılmaz bir çekim gerçekleştirdik. Dergi yayınından sonra reçetelerin her birini tek tek mutlaka paylaşacağım. Ve hatta birkaçı var ki evde de kendim yapıp kendi konuklarıma ikram etmek için sabırsızlanıyorum.  Şimdilik sadece bu fotoğrafı paylaşayım, tüm tariflere sıra gelecek, takipte kalın :)))



Ve tabii en önemlisi sabah kahvaltısı yapmayan bir çocukla yarım pansiyon bir butik otelde ne yapılır sorusunun cevabında. Bizim küçük bey kahvaltıda birkaç dilim karpuzdan başka bir şey ağzına sürmeyince haliyle erkenden acıktı. Öyle genellikle çocukların sevdiği, yediği şeyleri de ağzına sürmez. Bir gün tutturdu ıspanak isterim diye. Başka bir yerde olsa özel istekle ıspanak yaptırmak ne kadar mümkündür bilemem ama Diva' da olunca bir kez söylememiz yetti. Sağolsun Şerife ablası benim de bugüne kadar yediğim en leziz ıspanağı tazecik pişirip memnun etti küçük beyi. Bir otelden daha ne ister insan kendini özel hissetmek için? Sırf bu sebeple bile gönül kazanmak mümkün olsa gerek.




Ve Kaputaş Plajını da araya ekliyorum ki Kaş' a biraz daha hayran olun da daha fazla düşünmeden yolunuzu o taraflara düşürün diye. Ömrüm boyunca gördüğüm en güzel plajdı bundan eminim. Sıcağın, çok sayıda merdivenin,  eriyip ayağımıza yapışan asfaltın, kavurucu tuzun bile güzelliğini ve keyfimizi bozamadığı harika bir yer. Kaş' ta Kaputaş gibi daha nice koy var, gezip görüp aşık olunacak bir dolu doğa harikası.




Burası da otelimizin önünden girdiğimiz deniz. Kaş' ta otellerin önünde sahil yok. Çocuklu aileleri de en çok tereddüde düşüren bu oluyor sanırım. Otellerin kendilerine ait böyle merdivenle açık denize inilen plajları var. Gözünüzün önü alabildiğine mavi ve yeşil, önünüzde Meis ve diğer adalar, arada denizden size yüzünü gösteren kocaman deniz kaplumbağaları ve işte denizin bu enfes rengi. Açıkcası denizin berraklığı, derinliğine rağmen dibinin net şekilde görülüyor olması beni biraz ürküttü ama su muhteşemdi. Tuğra bile suyun soğukluğuna ve açık denize rağmen sudan saatlerce hiç çıkmadı. Denizi ve özellikle yüzmeyi sevenler için yarımada kesinlikle bir cennet diyebilirim. Hele de deniz gözlüğü ile dalmaktan ürkmüyor iseniz kesinlikle yarımada tercihiniz olmalı Kaş' ta. 





 Kaş' la ilgili, Diva Hotel ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Otelin ağırlıklı müşterileri Fransızlar ve İngilizler. En az Türk müşterisi varmış otelin. Sanırım biz Türklerin herşey dahil otellerden butik otellere geçişi için biraz daha zamana ihtiyacı var. Fakat ben bundan sonra Diva için gönüllü elçilik yapacağım sanırım. Kaş diyen herkese Diva diyeceğim. Kendi web sayfalarında kendilerinin de tabiriyle '' come as guests , leave as good friends '' diye bir mottoları var. Yani konuk olarak gelip iyi arkadaş olarak ayrılırsınız diyorlar. Ve bunu laf olsun diye de demiyorlar. Yolcu ederken arkanızdan bir tas da su döküyorlar tekrar gelesiniz diye. Biz tam da dedikleri gibi konuk olarak girip iyi arkadaş olarak ayrıldık onlardan. Öncelikle otel sahibi Hayriye hanıma sıcaklığı, içtenliği ve açık yüreklilikle reçetelerini ve mutfağını bana açtığı için teşekkür ediyorum. Ev sahiplikleri, konforumuz için yaptıkları herşey için minnettar kaldık. Ayrıca mutfakta Şerife ve Filiz' e ; serviste de  Tayfun, Semih, Mehmet' e sonsuz teşekkürler. Önümüzdeki yıl tekrar görüşmek için şimdiden gün saymaya başladık bile. 

Otelin web adresi : http://www.divakas.com/tr/






0 kİşİ fİkrİnİ söylemİş:

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da