19 Kasım 2013 Salı

Salatanıza Nar Alır Mısınız ?


Mutfaklarımızda alternatif tatlara pek açık değiliz. Daha doğrusu alışkanlıklarımızı kolay kolay değiştiremiyoruz. Sebzeyi sebze gibi yemek olarak, meyveyi de meyve gibi tüketmeyi seviyoruz. Ya da birisi farklı bir şey yapıp da önümüze sunana kadar olduğu gibi kabul ediyoruz. Halbuki ıspanaktan salata yapıldığında körpesinden nasıl da lezzetli olur; ya da kuzu etinin içine ayva katıp da pişirdiğimizde nasıl da parmaklarını yer herkes. Elma ile kerevizi birleştirip de salata yapan da biziz, eriği pilava katıp tabağa koyan da. Zaten bizim Geleneksel Türk mutfağımızdan da çok da aşina olduğumuz bir şey. Ama niyeyse Nar Salatası tarifi yazacağım diyince arkadaşlarım önce bir burun büktüler  ' ziyan etme güzelim narları '' da dediler ayrıca. Bana göre ziyan olmamasının ötesinde inanılmaz da keyifli bir salata bu. Meyve olarak tüketmeyi sevmediğim ama salata olarak hazırladığımda severek tükettiğim Avokado Salatası gibi narı da salata haliyle daha çok seviyorum. 


Malzemeler:
1 kase ayıklanmış nar tanesi
1 su bardağı dilimlenmiş biberli yeşil zeytin
4-5 dal maydanoz
5 dal dereotu
1-2 dal taze soğan
4-5 adet ceviz içi
1 çorba kaşığı nar ekşisi
1 adet küp şeker
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı

Yapılışı:
1. Yeşillikleri yıkayıp ince ince kıyın.
2. Yeşillikleri ve ince dilimlenmiş yeşil zeytinleri ve nar tanelerini derin bir kasede karıştırın.
3. Sosu için ayrı bir kasede şekeri, nar ekşisini ve zeytinyağını karıştırın.
4. Salatanın üzerine sosu döküp  iyice harmanlayın.
5. Servis tabağına alıp isteğe göre ceviz içi ile süsleyip servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.



14 Kasım 2013 Perşembe

Sebzeli Balık Böreği


'' Denizden babam çıksa yerim '' in diğer bir versiyonu.  '' Balıktan ne yapılsa yerim '' diyen birileri varsa yakınlarınızda bence denemeye değer bir tarif. Vakit sıkıntısı olanlar hatta ton balığından da yapabilirler.  Balık sofralarınızda önden ara sıcak olarak ikram edebileceğiniz alternatif bir börek oldu bence. Ayrıca da balık yedirmekte zorlandığınız ufaklıklar için kandırmacalı bir yöntem olabilir. Gerçi zamane çocukları pek de öyle kanmıyorlar ama anneler de denemekten asla pes etmiyorlar. Neyi nasıl yediririzin derdinden sihirbaz olup çıktık hepimiz. Bu anlamda mutfak kültürümüze ve yaratıcılığımıza yaptıkları katkıdan dolayı da teşekkürü hakediyor evin küçükleri.

Malzemeler: ( 16 adet küçük börek için )

2 adet yufka

2 adet levrek ya da çipura
2 adet sivri biber
3 adet domates
1 yemek kaşığı biber salçası
1 adet kuru soğan
3-4 adet taze soğan
tuz, karabiber
sıvıyağ
üzeri için  yumurta sarısı / haşhaş

Yapılışı:
1. Ayıklanmış temizlenmiş balıkları tencereye alıp çok az suda haşlayın. Soğuyunca etlerini kılçıklarından ayırın ve kenara alın.
2. Başka bir tencereye zeytinyağını alın, yemeklik doğranmış soğanı ekleyip kavurun. 
3. Küp küp doğranmış domatesleri, biberleri ekleyin. Domatesler yuumuşayıp suyunu salınca salçayı da katın 
4. Son olarak ince kıyılmış taze soğanları ve balıkları ekleyip baharatlarını da serpip ocaktan alın. Böreğin iç harcını soğuması için kenara alın.
5. Yufkaları üst üste koyup eşit 16 parçaya bölün. Sigara böreği sarar gibi 2 parça yufkayı üst üste koyup iç malzemeden koyup çok sıkı 
olmayacak şekilde sarın.
6. Tüm yufkaları bu şekilde sardıktan sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye alın, üzerine yumurta sarısı ve haşhaş serpip önceden ısıtılmış 170 derece
fırında üzerleri kızarana kadar pişirin
Sıcak olarak servis edin.






13 Kasım 2013 Çarşamba

Ankaralı Bloggerlar Gıda Güvenliği Seminerinde Buluştuk




Ankaralı blogger arkadaşlar 3 Kasım Pazar günü Sihirli Oklava blogunun yazarı Sevgili Derya' nın düzenlediği '' Gıda Güvenliği '' seminerinde buluştuk. Seminer Ankara Veteriner Hekimler Derneği'nin Eğitim ve Konukevinde yapıldı.  Semineri Ankara Veteriner Hekimler Derneği Yönetim Kurulu'ndan  Gıda Hijyeni ve Teknoloji Bölümünden Doç. Dr. Fatma Seda Bilir verdi. Seda hanım' ın uzmanlık alanı süt ve süt ürünleri olduğu için onlarla ilgili konuştuk. Araştırma Görevlisi Güzin İplikçioğlu Çil ise kendi uzmanlık alanı olan Et ve et ürünleri ile ilgili görsel bir sunumla bilgilerini paylaştı bizlerle.  Aslında doğru olduğunu sandığımız ne çok şeyi yanlış bildiğimizi anladık sayelerinde. Seminer planlanan süresinden çok daha uzun sürdü çünkü hepimizin soracak çok şeyi vardı. Onların anlatımı bizim de sorularımızla birleşince oldukça keyifli ve bilgilendirici geçti diyebilirim. 


Ben kısa kısa notlar almıştım seminer süresince. Onları sizlerle maddeler halinde paylaşmak istiyorum. 
* İlk olarak aslında hepimizin bildiği birşey ama tekrarlamakta fayda var. Marketten et ve et ürünleri ya da süt ve süt ürünleri alırken son kullanma tarihlerine dikkat etmek gerektiği. Bu ürünleri alışverişimiz sırasında en son olarak almamız ve eve götürür götürmez de buzdolabına tekrar koymamız gerektiği. 
* Yine hakkında birçok farklı söylenti olan başka bir konu da yumurta. Yumurtalar kesinlikle buzdolabına konulurken yıkanmamalı ki üzerindeki koruyucu tabakayı kaybetmesin. Kullanmadan önce yıkanabilir, ya da kırıldıktan sonra eller mutlaka yıkanmalı.
* Yine çiğ et için aynı durum söz konusu. Mutfakta çiğ et ile çalıştıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamanız gerekiyor.


* Mutfağınızda beyaz et ve kırmızı et için kullandığınız kesme tahtaları da mutlaka farklı olmalıymış. Ve buzdolabından etler de yine kırmızı ve beyaz et ayrı olacak şekilde muhafaza edilmeliymiş.
* Etleri pişirmeden önce eğer dondurucudan çıkaracak iseniz mutlaka buzdolabına indirmeli ve o şekilde çözdürmelisiniz. Su içinde vs hızlı çözdürme yöntemleri tavsiye edilmiyor.
* Süt konusunda halen yaygın olan sokak sütünü kesinlikle kullanmamak gerektiği vurgulandı. 
 * Peynir üzerinde oluşan küf görürsek küflü kısmı kesip atıp kalan kısmı tüketmenin de doğru olmadığını öğrendik. Yüzeydeki küfü temizlesek dahi toksik etki içine kadar işlemiş olduğundan tüketmemek gerekiyormuş. Eski kaşar, Kars kaşarındaki küf farklı ama, onlar yenilebilir cinsten.
* Yine benim aklıma en çok takılan şeylerden biri de dondurucudan çıkartıp yemekte kullandığımız etleri ikinci defa ısıtıp yiyip yiyememe konusuydu. Bunda bir sakınca yokmuş ancak yeniden yenileceği zaman iyice kaynatmak gerekiyormuş. 

Bu keyifli ve bilgilendirici semineri organize ettiği için Sevgili Derya' ya çok teşekkür ederim kendi adıma yanlış bildiğim şeyleri düzeltmiş oldum. Ayrıca Veteriner hekimler Derneği' ne bizlere vakit ayırdıkları için sonsuz teşekkürler.


9 Kasım 2013 Cumartesi

Minikler Şeker Hamuruna Bulaştı


Geçtiğimiz haftasonu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda çok keyifli bir etkinliğe katıldık. Baklavacı Güllüoğlu' nun davetlisi olarak yine Ümitköy şubesinde idik. Ama bu defa yanımızda minikler de vardı. Zaten etkinlik de bizim için değil onlar için düzenlenmişti.

Güllüoğlu Ümitköy şubesinin pasta şefi Hülya hanım eşliğinde ve onun yardım ve yönlendirmeleri ile cupcake süslediler. Hem de ne keyifle yaptılar görmeniz lazımdı. Bizim küçük bey o gün pek neşeli değildi. Zaman zaman yerinden kalkıp görevini ihmal edip  eline verilen şeker hamurlarını da şekillendirmekten ziyade yediyse de tüm çocukları harika bir etkinlik oldu.




Şeker hamuru ile haşır neşir olmaya bayıldığım için elimi atmadan duramadım elbette. Birlikte güle eğlene, nişastaya bulana bulana süsleme yaptık. Tüm çocuklar çok mutlu oldular, Hülya öğretmenlerinin bir dediğini iki etmediler, ellerinden gelenin de en güzelini yapmak için birbirleriyle yarıştılar. 

Anneler için de ufaklıklar için de neşeli saatler yaşattıkları için Güllüoğlu Pasta Şefi Hülya hanıma, bizleri her zamanki gibi misafirperverliği ve güleryüzü ile karşılayıp ev sahipliği yapan Canan hanıma bir kez de buradan teşekkür etmek isterim. 



Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da