31 Temmuz 2013 Çarşamba

Kuzu Etli Nohut ve Ramazan 23. Gün İftar Menü Önerisi



Aynı familyadan abisi fasulyeyi aylar yıllar boyu hiç yemesem aramam ama nohut için aynı şeyi demem mümkün değil. Çok sık da pişmez bizim evde ama piştiği zaman tencerenin içindeki son nohut tanesine kadar hakkı verilerek yenir. Hele bir de yanında şehriyeli pirinç pilavı varsa mutluluk hormonlarım tavan yapar benim. Turşu olursa yanında ne ala ama pilav olmazsa asla olmaz. 

Malzemeler:
2 su bardağı nohut
250 gr kuzu kuşbaşı
zeytinyağı
1 adet kuru soğan
2 adet domates
1 yemek kaşığı biber salçası
tuz, karabiber

Yapılışı:
1. Nohutu mümkünse bir gece önceden suda bekletin. Eğer yapmadıysanız aynı gün düdüklü tencerede 5 dakika kadar haşlayın. Yemekle beraber tekrar pişeceği için iyice yumuşamasına gerek yok.
2. Zeytinyağını tencereye alıp soğanı yemeklik doğrayıp  kavurun. Kuzu etlerini de ekleyip kısık ateşte  kendi suyunu salıp çekene kadar pişirin. 
3. Etler yumuşamaya başlayınca domatesi rendeleyip salçasını da katın. Tuzunu da ekleyin.
4. Son olarak haşlanmış nohutları da ekleyip üzerini geçecek kadar kaynar su dökün.
5. Yaklaşık 1/2 saat arada nohutların yumuşaklığını kontrol ederek pişirin. 
6. İlk sıcaklığı çıktıktan sonra sıcak olarak servis edin. 
Afiyet olsun...


Etli Nohutunuz pişti ise yanına ne eklesem diye düşünüyorsanız işte bu akşam için iftar menü önerim 

Körili Pirinç Pilavı

Yanına bir de turşu olsun, bol köpüklü bir de ayran tamamdır.
Yemekten sonra şiddetli tatlı istekleri için de bol çikolatalı bir kek olsun çayınızın yanında.

Çikolata Soslu Kakaolu Ağlayan Kek






30 Temmuz 2013 Salı

Zeytinyağlı Barbunya ve Ramazan 22. Gün İftar Menü Önerisi


Barbunya tarifi vereceğim ama önce biraz peynir sevdamdan bahsedeceğim. Ne alaka peynir dediğinizi duymadım ama biliyorum ki dediniz. Şöyle ki benim için bazı yemekler vardır ki yanlarında eğer beyaz peynir yemez ise o yemeğin tadını alamam ben. Eksik kalır lezzeti, içim acır yanında peynir olmadan nasıl yedim diye. Barbunya o yemeklerden sadece biri. Böyle fotoğraftaki gibi bir tabak barbunyanın yanında bir dilim beyaz peynir, bir de taze ekmek  olsun başka yemek aramam. Sakın yüzünüzü buruşturmayın bence bir daha barbunya piştiğinde evde, yanına hemen peynir tabağınızı hazırlayın. Ama lütfen beyaz peynirin de iyisi olsun.  Barbunyanın iyisi nasıl seçilir onu pek bilemem ama peynirin iyisinden anlarım. Şöyle mis gibi Ezine peynirinden şaşmayın. 

Daha önceden blogda bir tarif yayınlamışım ama yeniden bir yazayım bakalım, eski tarif için aşağıdaki linkten bakabilirsiniz.

Malzemeler:
1 kg taze barbunya
1 adet kuru soğan
2-3 diş sarımsak
1 adet havuç
2 adet domates
1 yemek kaşığı domates salçası
2 adet kesme şeker
1 çay bardağı zeytinyağı 
tuz




Yapılışı:
1. Ayıklanıp yıkanmış barbunyaların suyunu süzün ve kenara alın.
2. Soğanı yemeklik olarak doğrayın, sarımsakları da ezip birlikte zeytinyağında soteleyin. İçine ince dilimlenmiş havucu ekleyin. 
3. Domatesleri küp küp doğrayıp tencereye katın, salçayı, tuzunu, kesme şekerini de katıp birkaç dakika pişirin.
4. Son olarak barbunyaları tencereye alıp üzerine 1 bardak kadar kaynar su ekleyin. Kısık ateşte barbunyalar iyice yumuşayana kadar arada su miktarını kontrol ederek pişirin. 
5. Barbunyalar yumuşayıp suyunu iyice çekince ocağı kapatın ve oda sıcaklığına gelene kadar kapağı kapalı tencerede dinlendirin.
6. Servis tabağına alın üzerinde limon dilimleri ya da ince kıyılmış maydanoz ile servis yapabilirsiniz. 

Afiyet olsun.

Ve Zeytinyağlı Barbunyanın yanına bu akşam iftara menü önerim de işte şöyle:

Kremalı Domates Çorbası

Kırmızı Biberli Kıymalı Kuskus Makarna

Kalburabastı Tatlısı

18 Temmuz 2013 Perşembe

En hünerli hanımların bile böyle iyi yardımcıları olmalı…

Pakmaya pişirme yardımcıları siz Mutfağın Yıldızlarına her ihtiyaç duyduğunuzda en iyisini sunmaya hazır.

Ne arzu etmiştiniz? Lezzetleri kabartan hamur kabartma tozu, tatlılara lezzet katan şekerli vanilin, pastaları kekleri süsleyen toz kakao, hamur işlerinin vazgeçilmezi karbonat, bir lezzet klasiği pudra şekeri, sütü nefis tatlılara dönüştüren buğday ve pirinç nişastası, her mutfağın yardımcısı pirinç ve mısır unu, pane yemeklere hayat veren galeta unu… Hepsi enfes sofraları donatmanız için… Hepsi Pakmaya’dan…

Ramazan’da, bayramda; iftarda sahurda; ailece, misafirlerle; arkadaşlarla, akrabalarla… Sevinci, neşeyi, lezzeti paylaşmak için Pakmaya pişirme yardımcılarına gönül rahatlığıyla güvenin.

Yaz Şekerparesi



Malzemeler:
Şekerpare için:

• 1 ½ Su Bardağı Buğday Unu (150g)
• 2 Çay Kaşığı Pakmaya Hamur Kabartma Tozu (4g)
• 1/3 Su Bardağı Pakmaya Pudra Şekeri (45 g)
• 4 Yemek Kaşığı Tereyağı (70g)
• 1 Adet Yumurta
• 2 Çay Kaşığı İrmik (5g)
• ¼ Çay Bardağı Toz Badem (10g)
• 2/3 Çay Bardağı Antep Fıstığı (20g)
• ½ Limonun Kabuğunun Rendesi
Şurup için :
• 4 Su Bardağı Şeker (700g)
• 4 Su Bardağı Su (800ml)
• ½ Limonun Suyu
Krema için :
• 1 Su Bardağı Pakmaya Pudra Şekeri (120g)
• 1 Su Bardağı Beyaz Krem Peynir (200g)
• ½ Limon Kabuğu Rendesi
• İsteğe Göre 1 Çay Kaşığı Vanilya Özütü
















Hazırlanışı:
1. Fırınınızı önceden 190°C ayarlayıp ısıtın.
2. Bir sos tenceresinde, şeker ve suyu 10 dakika kaynatın, ocaktan almadan önce limon suyunu ekleyip, soğumaya bırakın.
3. Bir karıştırma kabına un ve Pakmaya Hamur Kabartma Tozu’nu eleyerek aktarın. Toz badem, irmik ve tereyağını da ekleyerek parmak uçlarınızla ovuşturarak tamamen eritip karıştırın.
4. Kurabiye hamuru kıvamındaki hamuru 4-5 dakika yoğurun.
5. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın, pişirme kağıdı serili tepsiye aralıklı olarak yerleştirin.
6. Ortalarına Antep fıstığı yerleştirip, önceden 190°C ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar, 15-20 dakika pişirin.
7. Bir sos tenceresinde şurup malzemelerini kaynatıp hazırlayın. Soğumaya bırakın.
8. Bir çırpma kabında krema malzemelerini düşük devirde çırpıp, soğuması için buzdolabında 30-35 dakika bekletin.
9. Fırından çıkarınca 5 dakika bekletip, üzerine soğuk şurubu dökün.
10. Arada kaşıkla şurubu üzerlerine gezdirip, üzerinde krem peynirli krema ile soğuk servis edin.

Kalbura Bastı

















Malzemeler:
• 2 ½ Su Bardağı Buğday Unu (250g)
• 1 Paket Pakmaya Hamur Kabartma Tozu
• ½ Çay Bardağı Yoğurt (50g)
• 1 Adet Yumurta
• ½ Su Bardağı İrmik (70g)
• 7 Yemek Kaşığı Margarin (125g)
• 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ (100ml)
• 1 Paket Pakmaya Şekerli Vanilin
• 1 Su Bardağı Ceviz (İri Dövülmüş)
Şurup için:
• 4 Su Bardağı Şeker (700g)
• 3 Su Bardağı Su (600ml)
• 2 Çay Kaşığı Limon Suyu
Servis için:
• 1 Paket Pakmaya Krem Şanti
• 1 Su Bardağı Süt (100ml) (Krem Şanti için)
• 1 Paket Pakmaya Çikolatalı Sos
• 2 ½ Su Bardağı Süt (500ml) (Sos için)

Hazırlanışı:

1. Fırınınızı önceden 180°C ayarlayıp ısıtın.
2. Un ve hamur kabartma tozunu eleyerek karıştırma kabına aktarın ve üzerine margarini ekleyin.
3. Parmak uçlarınızla ovalayarak margarin eriyip karışım kum kıvamına gelene kadar karıştırın.
4. Üzerine ceviz hariç diğer malzemeleri ekleyip 7-8 dakika yoğurun.
5. Hazırladığınız hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve kalburun orta irilikteki kısmına bastırarak açın.
İçerisine ceviz koyup hamurları kapatın.
6. Önceden 180°C ısıtılmış fırında, 35-45 dakika hamurların üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
7. Bir sos tenceresinde su ve şekeri kaynatıp, 5 dakika daha şurup kıvamına gelene kadar pişirin.
8. 1-2 dakika soğutup, soğuk kalbura bastıların üzerine dökün.
9. Kalbura bastı hamurlarını çevirerek şuruba bulayın ve şurubunu çekince soğuk servis edin.
10. Arzuya göre üzerinde soğuk krem şanti ve çikolatalı sos ilavesi ile lezzeti arttırabilir, farklı bir lezzet katabilirsiniz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

ELİNİZİ UZATIR MISINIZ ?


AR-YILDIZ firmasının başlattığı çok anlamlı bir sosyal sorumluluk projesinde İç Anadolu Bölgesi temsilcisi olarak seçildim. Firma yetkilisi Ferhan hanım arayıp da projeden bahsedince inanın çok heyecanlandım. Zaten bu anlamda etrafımızda görüp de bildiğimiz insanlara sürekli yardım etmeye çalışıyoruz. Ama bu defa biraz daha büyük ve organizasyona gönüllü olarak katılacak arkadaşlarımdan da aldığım destekle inşallah daha da güzel bir iş çıkaracağız ortaya. Hemen etrafımdaki herkese gerçekten zor durumda olan bir tanıdıkları, bildikleri var mı diye sordum. Sağ olsunlar hepsi önerilerde bulundu, umarım toplayacağımız yardımlar çok fazla olur da birden fazla aileye ulaşabiliriz. Ankara' lı blogger arkadaşlarımdan Ümmühan 'ın yardımıyla gerçekten ciddi anlamda zor durumda olan bir ailede karar kıldık. Baba felçli hatta 15 gün kadar önce tekrar felç geçirip çalışamaz hale gelmiş. Okul çağındaki çocukları okul sonrası çeşitli işlerde çalışarak aileye destek olmaya çalışıyorlar. 

* En küçüğü 1,5 en büyüğü 18 yaşında 6 çocukları var. En büyük iki çocukları, baba felçli olduğu ve çalışamadığı için çalışıp eve destek oluyorlar.
* 8 yaşındaki İlknur ve 15 yaşındaki Serkan okula gidiyorlar. Onların okul ihtiyaçları için yardımlarınızı bekliyoruz ( okul araç gereçleri, defter, kalem, çanta vs. )
* En küçük çocuk 1,5 yaşında İncinaz. ( mama, giysi, oyuncak vs. olabilir )
* Anne Safiye hanıma özellikle sordum kullanılmış  ( temiz ve fazla yıpranmamış olmalı elbette ) giysileri de verebilirsiniz. Özellikle bebeğin sürekli büyüdüğü düşünülürse evinizde çocuğunuzun küçülen eşyalarına talibiz.

Yardımlaşmanın, ihtiyacı olan birilerine umut verebilmenin, hele de minik yürekleri mutlu etmenin anlamına inanıyorsanız hepinizden yardımlarınızı bekliyoruz. Bayramdan birkaç gün öncesine kadar gelen yardımları toplayacağım ve bizzat aileye ileteceğim. Gıda, giysi ya da nakdi olarak iletmek istediğiniz tüm yardımlar için yasbabalik@yahoo.com e-mail adresimden benimle lütfen irtibata geçin. Şimdiden herkese yardımları için teşekkür ederim. 



13 Temmuz 2013 Cumartesi

Vişne Reçeli ve Ramazan 5. Gün İftar Menüsü Önerisi


Geçtiğimiz yaz da Vişne Reçeli tarifi vermişim gerçi  ama bir kere tekrar etmemin bir sakıncası yok ki. Bu kadar güzel bir meyve olsun hem de bu kadar kısa süre tezgahlarda kalsın olacak şey değil aslında. Ben mayhoş tadıyla aynı kiraz yer gibi yemesini  çok severim. Kompostosunu zaten sevmemek mümkün olamaz. Ramazan' da da sahur vakitlerinde biliyorum ki çoğu insan kahvaltı etmeyi tercih ediyor. Biz de sıcak yemek yemektense kahvaltı etmeyi daha çok seviyoruz. Ve yine iftarda masada en sevdiğim şey ana yemeğin dışında mutlaka iftariyelikler, reçeller olması. Tüm gün düşen kan şekerini dengelemek için insanın canı nasıl tatlı çekiyor. Daha çorbayı kaşıklamadan reçele pide banmak suretiyle kendinden geçenleri de çok iyi bilirim. Hele de böyle önce rengiyle insanı cezbeden reçeller yok mu onlarla başımız belada tam anlamıyla.

Hala pazarlarda, marketlerde az miktarda da olsa bulunabiliyor iken bolca alıp kışlık reçelinizi, pastalarınız için de dondurucu stoklarınızı doldurun derim. Ben geçenlerde markette ilk defa rastlayınca alıp hemen eve gelip bir kısmını komposto bir kısmını da reçel yaptım. En kısa zamanda kompostonun tarifi de gelecek ama önce beklendiğini bildiğim için reçel gelsin. İftar ve sahur masaları renk renk reçellerle donatılsın.

Malzemeler:
1 kg vişne
1 kg + 1 su bardağı toz şeker
1/2 limonun suyu

Yapılışı:
1. Vişneleri yıkayıp saplarını ayıklayın. İster çekirdeklerini çıkarın isterseniz de çekirdekli olarak yapabilirsiniz.
2. Tencereye vişneleri alıp üzerine şekeri katın. Vişne mayhoş bir meyve olduğu için eğer tadı mayhoş olsun isterseniz şekeri bire bir kullanın. Eğer biraz daha tatlı olsun derseniz fazladan bir su bardağı şekeri de ekleyin.
3. Vaktiniz varsa bir gece bekletin. ya da 3-4 saat bekletip ocağa alın.Kaynayan reçel kıvamını aldıktan sonra pişip pişmediğini kontrol etmek için bir küçük çay tabağına reçelden alıp soğutup kıvamını kontrol edin. Parmağınızı reçelin ortasından geçirdiğinizde reçel ikiye ayrılıp birleşmiyorsa demek ki kıvamı tutmuştur.
4.Ocaktan indirmeden önce limon suyunu da katın ve bir taşım daha kaynatıp ocaktan alın.
5. Sıcak sıcak kavanozlara aktarıp kapaklarını sıkıca kapatıp kaldırın. Burada da kavanoz kapaklarının kesinlikle kuru olmasına dikkat edin. Islak ya da nemli olursa reçeliniz küflenip lezzetini kaybeder.



Ve gelelim iftar menüsü önerime. Masayı renkli renkli reçellerle donatmayı unutmayın ama. 

Ramazan 5. Gün İftar Menüsü Önerisi


Tavuk Suyuna Terbiyeli Kırmızı Mercimek Çorbası

Kıymalı Patatesli Börek

Zeytinyağlı Taze Barbunya

Laz Böreği

12 Temmuz 2013 Cuma

İstanbul' dan Bir Tanıdık Gelmiş Yanıbaşıma





Aylar önce evimin yakınında  bir yerde tadilat yapıldığını görüp de '' Acaba burada ne açılacak ?'' diye merak ettiğim mekanın Baklavacı Güllüoğlu olacağını öğrendiğimde çok sevinmiştim. Ne de olsa Güllüoğlu İstanbul' dan bir tanıdık benim için. Hem de öyle böyle değil oldukça eski bir tanıdık. Şerbetli tatlılarla pek aram yoktur ama söz konusu olan Güllüoğlu baklavaları ise durum değişir tabii. Yıllarca dayımın her Amerika' ya dönüşünde ona koca bir kutu kuru baklava alırdım. O da ona gözü gibi bakar, uzun süre bitmesin diye günde bir taneden fazla yemezdi. Şimdi Amerika' da bile  şubesi olan dünyanın en yüksek kapasiteli baklava üretim tesisine sahip bir firma Güllüoğlu. Yine iş hayatına ilk başladığım yıllarda da her öğle tatilinde yolumuz Güllüoğlu' na düşerdi. Ya baklava olurdu sebebi ya eşsiz Su Böreği. O yüzden eski bir tanıdık benim için.


Bu sebeple Güllüoğlu Baklava' nın Kurumsal İletişim Sorumlusu Canan Hanım' dan Ankara Ümitköy Şubesi için bir kahvaltı daveti aldığımda ayrı bir sevindim. Ne de olsa benim gibi İstanbullu ve bana eski güzel günlerimi hatırlatıyor. Ümitköy Şubesi evimin çok yakınında, tam Ümitköy' ün merkezinde oldukça işlek bir noktada. Arabistan' dan Amerika' ya kadar dünyanın her bir yerinde şubesi olan Baklavacı Güllüoğlu' nun da en büyük şubesi aynı zamanda. 500 kişilik çok geniş bir oturma alanına sahip, özellikle bahçesi yaz akşamları için ideal. Ankara' da hele de Ümitköy' de böyle bir mekanın eksikliği kesinlikle hissediliyordu. 

Kahvaltı Cumartesi açık büfe Pazarları da Brunch olarak veriliyor. Açık büfesi oldukça zengin. Kahvaltılık çeşitlerinin yanı sıra ara sıcaklar, meyveler, kuruyemişler ve zeytinyağlılar da bol tutulmuş. Ayrıca mekanın genişliği ve ferahlığı sebebiyle rahatsız edici bir kalabalık ve ses de yok. Haftasonları dışarda kahvaltı etmek istememenin en büyük sebebi çünkü o korkunç itiş kakış halindeki mekanlar oluyor. Bahçesi, yarı açık ve kapalı salondan oluşan mekan yüksek tavan ve dekorasyonu ile de ferah bir ortam sunuyor.


Tam 50 yıldır Türkiye' ye ve dünyaya baklavadaki ustalığını ispatlamış olan Nejat Güllü burada da 100 kişilik deneyimli bir ekiple başta kendi yöresi Antep olmak üzere yerli ve dünya mutfaklarından lezzetler sunuyor.
Ben henüz kahvaltısı ve tatlıları dışında tecrübe edemedim ancak giden arkadaşlarımdan duyduğuma göre Ballı İmambayıldı, Kuru Biber Dolması ve Enginar Dolması ilk denemek istediklerim arasında.



Cumartesi günü kahvaltı sonrası katmer ustası gözümüzün önünde bize katmer şov yaptı. Hepimiz hayranlıkla nasıl hazırladığını izledik. İncecik hamuru tezgahta ustalıkla açıp içine bolca boz fıstık ve kaymak koyup inanılmaz lezzetli bir şey çıkardı ortaya. O gün daha önceden bilmediğim bir şey daha öğrendim ki boz fıstık henüz olgunlaşma sürecini tamamlamamış, o yüzden de bir kısmı içi boş halde toplanırmış. Rengi bildiğimiz Antep fıstığına göre daha koyu yeşil ve tadı ve lezzeti de daha yoğun olduğundan gerçek baklava ustalarının da tek tercihi olurmuş. Daha önce yediğim hiçbir Antep fıstığının böyle muazzam koktuğunu hatırlamıyorum. Antep'e gittiğim zaman alışveriş listemin ilk maddesi o olacak.  


Kahvaltı süresince firmanın sahibi M. Nejat Güllü de bize hoş sohbeti ile eşlik edip aile baklavacılığın nasıl başladığını, Türkiye ve dünya çapındaki şubelerinin geçmişini, gıda sektöründe olmanın ve sürekli aynı standardı tutturabilmenin nasıl zorlukları olduğunu, bunun tecrübeli ve işinin ehli ustalarla mümkün olduğunu anlattı. Kendisinden dinlediğimiz  Sütlü Nuriye hikayesi de oldukça neşelendirdi bizi. 

Türkiye ve Dünyanın en büyük baklava üretim tesisi olan 7000 metrekarelik Kağıthane' deki tesiste baklavanın yanı sıra pasta, lokum, dondurma, çikolata gibi birçok ürün de yapılıyormuş. Hatta geçtiğimiz aylarda İstanbul' daki blogger arkadaşlarımın yaptığı fabrika gezisine pek bir imrenerek bakmıştım. Hedefi tüm dünyada global bir marka olarak tanınırlığını artırmak olan Güllüoğlu' na dünyaya  da Türk baklavasını tanıttığı için ayrıca bir teşekkür borçluyuz. 



Böylesi keyifli bir yaz sabahında bizleri konuk edip ağırladıkları için öncelikle bize eşlik etme nezaketini gösterip hoş sohbetiyle yanımızda olan Sayın Nejat Güllü'ye,   firmanın Kurumsal İletişim Sorumlusu Canan Hanım' a, tüm Güllüoğlu Ümitköy şubesi çalışanlarına teşekkürler ederim. Bundan sonra sık sık uğrak yerimiz olacağından henüz deneme fırsatım olmayan baklava dışındaki kebap çeşitlerini ve dünya mutfağında farklı tatları deneyip mutlaka fikirlerimi de paylaşacağım. Ramazan boyunca Ankara' da olup Ümitköy' e yolu düşenlerin de akıllarının bir yerinde olsun derim ben.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Yalancı İçli Köfte Böreği



İnsan gurbette de olsa kendini yalnız olmadığına ikna eden, ona sıcacık yaklaşan birilerini bulunca birden bulunduğu yere alıştığını ve hatta sevdiğini farkediyor. Nazmiye Abla benim hatta bizim için gökten inmiş bir melek gibi. İlk geldikleri gün onlara ailece bu kadar alışacağımızı, seveceğimizi söyleseler sanırım inanmazdık. Evimize gelenlerin hemen ilk söylediği şey '' Balkonlarınız yan komşuyla ne kadar yakın, hiç hoş değilmiş böyle''. Sonra Nazmiye Ablayı, eşi Halil Abiyi tanıdıkça hemen fikirleri değişiyor. '' Ne güzel komşularınız var, Allah nazarlardan saklasın'' diyorlar. Yan yana dairelerde oturalı henüz 2 yıl oldu ama onları sanki ömrüm boyunca tanıyormuş gibiyim. Öyle ki Tuğra ile kırar mı döker mi diye çekinmeden, utanmadan gittiğim ilk ev. Gün içinde balkondan birbirimize verdiğimiz tabağın, çanağın, bardağın haddi hesabı yok. Onlar da tatsın diye vermediğim hiçbir yemek boğazımdan geçmiyor. Gerçi onun yaptıklarının yanında benimkilerin lafı bile olmaz. Nazmiye Abla da öyle, her yaptığı bu kadar lezzetli olan, elinin ayarı bu kadar muazzam olan çok az insan tanıdım. Bugüne kadar bizimle paylaştığı ne varsa müptelası olduk. Aklına geldiğinde, canımız çektiğinde zerre kadar üşenmeden kalkıp yaptığı bir Yumurtalı Köftesi var ki yazmakla mümkün değil anlatamam lezzetini. Bu Yalancı İçli Köfte de onun yaptığı en sevdiğimiz şeylerden biri. İçi bildiğiniz içli köfte harcı, lezzetini siz düşünün artık. Sağolsun her yaptığında bize mutlaka veriyor ama baktım bu böyle olmayacak dedim '' Nazmiye abla sen bana bunu hele bir öğret bakalım''. 
İlk sefer beraber hazırladık iç harcını ve ben iyice bir izledim, her bir detayı not ettim. Sonra da oturup tam 40 adet kocaman böreği sardım, yumurta galeta unu yapıp, torbalayıp dondurucuya stok yaptım. Şimdi Ramazan' da iftara misafirimiz olacakları bekliyoruz. İlk denemeyi bugün İstanbul'dan gelen Güler Ablacım üzerinde yaptım gerçi :)) Eşi de kendisi de çok beğendiler ve Ramazan için acilen tarifini istediği hızlı hızlı tarifi yazıyorum. İsteyen ölçüleri yarı yarıya da düşürüp yapabilir. Ama benim fikrim yapmışken yapıp atın dondurucuya. İnanın müptelası olacağınız bir börek oluyor.


Malzemeler: ( 40 adet börek için )
10 adet hazır yufka
1 kg kıyma ( dana ve kuzu yarı yarıya karışık )
6 adet kuru soğan
1 çay bardağı sıvıyağ
7 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
1,5 su bardağı ince bulgur
4-5 tepeleme yemek kaşığı isot
1 su bardağı ceviz içi ince çekilmiş
1 su bardağı fındık içi ince çekilmiş
1 yemek kaşığı kuru nane
tuz, karabiber
5 adet yumurta
1 paket galeta unu

Yapılışı:
1. Soğanları rondodan geçirip büyükçe ve derin bir tencerede sıvıyağda kavurun. Kıymayı da ekleyip kavurmaya devam edin.
2. Bulgurun üzerini örtecek kadar kaynar su döküp şişirin.
3. Kıyma iyice kavrulunca içine biber salçasını, domates salçasını, isotu, tuzu, karabiberi, kuru naneyi  katın.
4. Ocağın altını kapatıp şişmiş ince bulguru ve fındık - ceviz içlerini de ekleyip karıştırın ve soğuması için kenara alın.
5. Her bir yufkayı 8 eşit parçaya bölün. İki yufkayı üst üste koyarak geniş tarafına iç harçtan 2 yemek kaşığı kadar bolca koyup çok sıkı olmayacak şekilde sarın, yufkanın ucunu suyla ıslatıp kapatın.
6. Tüm yufkaları bu şekilde sardıktan sonra yumurtaları ( sarısı ve beyazı bir arada ) derin bir kapta çırpın. Bir başka kaba da galeta unu dökün. Börekleri önce yumurtaya sonra da galeta ununa bulayın.
7. Kızartmadan önce en az 1 gece buzdolabında bekletin. Bu şekilde dondurucuya da kaldırabilirsiniz.
8. Kızartmak için tencerede bolca yağ kızdırıp böreklerin rengi altın sarısı olana kadar kızartın.
9. Sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun...




Ve geldik Ramazan' a. Allah hepimize sevdiklerimizle, sevenlerimizle bereketli, huzurlu bir ay nasip etsin. Kimsenin evinden, sofrasından huzur, muhabbet eksik olmasın inşallah. Ramazan' da da beni takip etmeye devam edin. Her gün İftar için önerilerim olacak. 

4 Temmuz 2013 Perşembe

Kuzu Etli Enginar






Bazı yemekleri hazırlayıp pişirip sonra da karşısına geçip tablo izter gibi izlemeli. Hiç elini sürmeden tabağın öylece karşısına geçip iç geçirmeli. Kokusuyla, görüntüsüyle falan doymalı. Bu Kuzu Etli Enginar da işte biraz öyle oldu benim için. O kadar sevdim, o kadar sevdim ki hiç dokunmadan yemeden bir süre baktım. Zaten sonra elimizi sürüp de yemeye başlamamızla yemeğin bitmesi arasında çok kısa bir süre geçti. Şimdiye kadar hep zeytinyağlı pişirdiğim enginarın bizim evde etle ilk buluşması oldu. Bu sene enginarla barışan eşimin de bu haliyle daha çok hoşuna gitti. Kuzu etinin kokusunu sevmemem dışında rahatsızlık veren bir şey olmadı. Kılçıksız enginarı da bulursanız bu yemeği mutlaka denemelisiniz. Hele de önümüz Ramazan, iftara gelen misafirleriniz için düşünebilirsiniz. 

Malzemeler:
6 adet enginar
1 adet orta boy kuru soğan
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1/2 kg kuzu eti 
1 adet limonun suyu
tuz, karabiber
üzeri için kaşar peyniri rendesi

Yapılışı:
1. Enginarları bir tencereye alıp üzerine limon suyu ve üzerini geçecek kadar su ekleyip su kaynadıktan sonra enginarlar yumuşayana kadar yaklaşık 15 dk haşlayın. 
2. Kuru soğanı doğrayıp zeytinyağında kavurup içine kuzu etini de ekleyip et suyunu salıp tekrar çekene kadar pişirin. Eğer kuzu eti ile değil de dana eti ile yaparsanız et daha uzun sürede pişecektir. Etin pişip pişmediğini kontrol edip tuzunu karabiberini de ekleyip ocaktan alın. Etler pişmeden tuzunu eklerseniz daha geç pişer.
3. Enginarları fırın kabına alıp çanakların içine kuzu etini paylaştırın. Fırın kabına bir su bardağı kadar kaynar su ekleyip önceden ısıtılmış 180 derecede fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. 
4. Enginarların üzerine kaşar peyniri rendesi ekleyip peynir eriyip hafifçe kızarana kadar pişirin.
5. Sıcak olarak servis yapın.
Afiyet olsun.





Ve Ramazan öncesi son tarif olsun bu da. İnşallah eğer bir engel olmaz ve başarabilirsem Ramazan' da her gün blogumda bulunan tariflerden oluşturulmuş bir iftar menüsü tavsiyesinde bulunacağım. Herkese hayırlı bereketli bir Ramazan dilerim şimdiden. Kalabalık iftar sofralarında aileniz ve sevdiklerinizle bol muhabbetli, bol lezzetli bir ay geçirin inşallah. Ağzınızın tadı, huzurunuz bozulmasın. 

2 Temmuz 2013 Salı

Taze Fasulye Kavurması


Yazın hemen her evde en çok pişen sebze taze fasulyedir. Bu konuda çok da büyük araştırma yapmaya gerek yok sanırım. Semt pazarlarına gittiğinizde çeşit çeşit fasulye ile karşılaşıyorsunuz; Boncuk Ayşe diye bağıranı da var, Çalı fasulye diye tezgahına çağıranı da. Bizim evde pek etlisi sevilmiyor. Ya zeytinyağlısı olacak ya da kavurması. Genelde fasulye turşusundan yapılmış kavurmasını sevsem de tazesine de dayanamam. Bizim küçük bey de bize çekmiş ki fasulyeyi oldum olası hep sevdi. Kavurmasını da ayrı bir keyifle yiyor. Benimse favorim fasulye kavurmasının yanında mutlaka beyaz peynir olmalı. Garip bir ağız tadım var kabul ediyorum. 

Malzemeler

1 kg taze fasulye 
2 iri boy kuru soğan
8-10 diş sarımsak
zeytinyağı
tuz

Yapılışı:
1. Fasulyeleri temizleyip ayıklayıp  ( eğer kılçıklı ise her iki yanını da mutlaka temizleyin ) bol su ile yıkayın ve geniş bir tencereye alın.

2. Fasulyelerin yarısına gelecek kadar su ekleyip yumuşayana kadar haşlayıp süzdürün.
3. Soğanları doğrayıp zeytinyağında kavurun. Sarımsakları da ayıklayıp ince ince kıyıp içine ekleyin.

4. Son olarak fasulyeyi de katıp birkaç dakika kavurun.
5. Sıcak olarak servis edin.
Afiyet olsun.

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da