27 Aralık 2013 Cuma

Şekerpare


Her bayram tatili için İstanbul' a gittiğimizde annemle aramızda şöyle bir diyalog geçer:

Annem : Yasemin, ne tatlısı yapsak ki ? Şöyle değişik birşey olsun
Ben: Ne bileyim, ne istersen onu yap anne.
Annem : O kadar yemek blogu yazıyorsun, farklı bir tarif söyle de yapalım
Ben: Tamam o zaman, şunu şunu yapalım, ya da bunu bunu yapalım ( burda bilumum değişik şeyler sayıyorum falan )
Annem : Yok ya şimdi hiç denemediğimiz birşey yapmayalım. Şekerpare mi yapsak ki acaba ?
Ben : Eee peki madem şekerpare yapalım :)))


Veee annemin yıllardır hiç değişmeyen şekerpare tarifi yapılır. Lezzeti o kadar garantili ki farklı birşey yapıp da riske etmek istemiyor ama her defasında da bu konuşma geçiyor aramızda işte. Baktım blogda hiç paylaşmamışım bu tarifi, geçtiğimiz bayram çektiğim fotoğrafları hemen bulup arşivime ekleyeyim istedim. 

Malzemeler:
1 paket margarin
3 yumurta ( birinin sarısı üzerine sürülecek )
3 yemek kaşığı irmik
1 paket vanilya
1/2 çay bardağı sıvıyağ
4 yemek kaşığı hindistancevizi
3 yemek kaşığı  pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un

Şerbeti için:
4 su bardağı toz şeker
4 su bardağı su

üzeri için fındık 

Yapılışı:

1. Oda ısısındaki margarini ve diğer tüm malzemeyi karıştırıp hamuru yoğurun.
2. Hamurdan ceviz büyüklğünde parçalar alıp yuvarlayıp ayırdığınız yumurta sarısına batırıp sonra üzerine bir adet fındık batırın. 
3. Hepsini bu şekilde hazırladıktan sonra önceden ısıtılmış 170 derecede üzeri hafifçe kızarana kadar pişirin.
4. Bu arada şerbeti için de şekeri ve suyu tencereye alıp kaynatın. 5 dakika kaynadıktan sonra içine birkaç damla limon suyu da ekleyin. Şerbeti soğutun.
5. Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğumuş şerbeti dökün ve şerbeti iyice çekmesi için birkaç saat bekletin. 
6. Ilık ya da oda ısısında servis edin.
Afiyet olsun.



24 Aralık 2013 Salı

İçli Köfte… Tarifim İşin Ustasından


Yemekten asla bıkmayacağım şeyler vardır benim. İçli köfte diyince akan sular durur mesela. Karnım tok olsa da asla hayır demem, diyemem içli köfteyi görmezden gelemem. Bizim evimizde de pişerdi, annem yapmayı bilmez ama babaannem yapardı sıkça ve doya doya yerdik ama kızartmasını değil. Suda haşlar sonra üzerine kızdırılmış biberli yağ dökerek yerdik. O haliyle de çok severim dayanamam ama yağda kızarmış olursa mümkün değil affetmem. Öyle çatalla bıçakla da uğraşamam, aynen alırım elime keyfine vara vara yerim. Yazarken bile nasıl canım çekti anlatamam.

Geçtiğimiz aylarda Baklavacı Güllüoğlu' na İçli Köfte yapımına davetliydim. Daveti aldığımda biraz ürktüm aslında, kaç yıllık yemek blogu yazıyorum, gidip de içli köfte yapmayı beceremeyince rezil olacağım diye düşündüm yalan değil. Fakat etkinliğe katılan diğer arkadaşlarım da benim gibi daha evvelden pek yapmamış, hep yemişler. Dolayısıyla güle eğlene Güllüoğlu Ümitköy' de İçli Köfte nasıl yapılırı öğrendik. İlk sefer için de hiç fena değildi açıkcası performansımız. O etkinlikle ilgili izlenimlerimi aynı ay Yemek Zevki Dergisindeki köşemde paylaştım. Ayrıca dergi okuyucularına bir jest  yapıp Güllüoğlu' nun enfes İçli Köfte ve Fıstıklı katmer tariflerini de paylaştım. Dergiyi okuma fırsatı bulamamış ya da o sayıyı kaçırmış olanlar için de blogda da paylaşayım istedim. Eğer seviyorsanız ve daha önceden denemediyseniz bence tam sırası. Hiç gözünüz korkmasın, cesur olun bence. Hamur yoğurmaya, şekil vermeye biraz yatkınlığınız varsa girin hemen mutfağa, ilk seferde mükemmel olmasa da sürpriz yapın sevdiklerinize.

Malzemeler: ( 4 kişilik )
Hamuru için :
200 gr ince bulgur
1 adet yumurta
15 gr tuz
10 gr tatlı kırmızı toz biber
40 gr haşlanmış patates
50 gr çiğ köftelik ( kuzu ya da dana ) yağsız kıyma
kızartmak için sıvıyağ

İç harcı için:
300 gr normal yağlı kuzu kıyma
150 gr soğan
40 gr iri çekilmiş ceviz içi
10 gr tuz
10 gr kimyon
5 gr karabiber
5 gr tatlı toz kırmızı biber

Yapılışı:
1. İnce bulguru bir kaba alın. Üzerini örtecek kadar su ilave edip 20 dakika kadar bekletin.
2. Haşlanmış patatesi, kıymayı, yumurtayı, tuzu ve toz biberi ilave edip macun kıvamına gelene kadar yoğurun.
3. İç harcı için kıymayı tencerede kavurun. İnce kıyılmış soğanları ekleyip 45 dakika kavurmaya devam edin. Ocaktan alıp tuzunu, baharatını, ceviz içini ekleyin. Oda ısısında soğuması için bekleyin.
4.  Hamurdan cevizden biraz büyük parçalar alıp, sol avuç içinizde tutup sağ işaret parmağınız yardımıyla oyun. Kıymalı harcı içine yerleştirip şekil vererek kapatın.
5. Kızgın yağda kızartıp sıcak oalrak servis edin.

Püf noktası: Köftelere şekil verirken elimizi ıslatacağımız suyunu kışın ılık, yazın soğuk olmasına özen gösterin.

22 Aralık 2013 Pazar

Kaçırılmaması Gereken En Avantajlı Yılbaşı Fırsatları Bu Yazıda!

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!


Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil. 

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?




Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!

Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.





Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/


Bir boomads advertorial içeriğidir.



20 Aralık 2013 Cuma

Portakallı Anne Kurabiyesi


Yapmaktan da  yemekten de asla bıkmayacağım bir şey varsa o da kurabiyedir. Bir kadının mutfağında her zaman kurabiye, kek olmalıdır bana göre. Hele de anne ise hiç kaçarı yok fanusta keki, kavanozda kurabiyesi olacak. Yoğun çalışma hayatı, koşturmacalar  derken tüketiciler biraz hazır gıdalara yönelsek de ne olursa olsun vakit ayırıp evde yapmaya çalışmalıyız. Artık bütün uzmanların dediği tek bir şey var ki, çocuklarınıza pakete girmiş hiçbir şey yedirmeyin. İşte annem de bana hastayken bakmaya geldiğinde o uzmanları dinledi ve bana hazır kurabiye yedirmemek için bu güzelleri yaptı. Evin içinde ve dışında, Tuğra' nın peşinde hem evde hem de okulda koşturmaktan vakit bulup da oturduğu nadir anlarda Yemek Zevki' nin eski sayılarını karıştırdı. Ve derginin benim de en sevdiğim bölümlerinden biri olan Huriş' in Kilerinden Alanya Usulü 'S' kurabiyeyi denemek istedi. Rahmetli ciciannenin annemler küçükken yaptığı ve annemin de aklında yer etmiş olan Anne kurabiyesine benzettiği için de daha bir heyecanla yaptı. Tarifi olduğu gibi Huriş'in yaptığı gibi yaptı, sadece üzerine yumurta sarısı yerine akını sürüp fındığa buladı. Tam da mutfağınızda kavanoza doldurup uzun zaman gelip gidip aynı tazelikte yiyebileceğiniz enfes portakal aromalı kurabiyeler bunlar. Daha pişerken fırından gelen portakal kokuları hasta halimle beni nasıl mutlu etti anlatamam. Bu haftasonu bence siz de mutfağa girip evdekileri mutlu edin; kurabiye ile olur kek ile olur makarna ile olur hiç farketmez. Yeter ki evde, kendi mutfağınızdan olsun…




Malzemeler:
250 gr tereyağı
3 adet yumurta
1 su bardağı zeytinyağı
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı portakalı suyu
1 kilo un
1 paket kabartma tozu
1 adet yumurtanın beyazı ( üzerine sürmek için)
1 su bardağı rondodan geçirilmiş fındık üzeri için



Yapılışı:
1. Unu eleyerek yoğurma kabınıza alın. Oda ısısındaki yumurtaları, tereyağını da ekleyin.
2. Zeytinyağını, portakal suyunu, şeker ve kabartma tozunu da katıp tüm malzeme iyice birbirine karışana kadar yoğurun.
3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp parmak kalınlığında şeritler yapıp ''S'' şeklinde ya da örgü şeklinde kıvırın.
4. Şekil verdiğiniz kurabiyeyi önce ayırdığınız yumurta akına sonra fındık içine batırıp yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak dizin.
5. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri kızarana kadar yaklaşık 20-25 dakika pişirin.

Afiyet olsun



15 Aralık 2013 Pazar

Ballı Hardal Soslu Soğuk Levrek Salata





Neredeyse 3 haftaya yakın bir süreyi hasta olarak geçirince özlediğim çok şey oldu.  En başta blog yazmayı özledim. Hele de şu blog fırtınası olayına dahil olamadığıma öylesine üzüldüm ki anlatamam. Bloga birşeyler yazayım da acaba arşivde neler var diye bakınırken bu salatanın fotoğrafına rastladım. Ve o an anladım ki ben balık yemeyi de çok özlemişim. Birde şimşekler çaktı kafamda, demek ki evde haftalardır balık yenmemiş. Bizim gibi balık müptelası bir ev ahalisi için oldukça uzun bir süre bu. Evin mutfak emektarı hasta olunca yeme alışkanlıkları da birden değişiveriyor haliyle. Yarın akşam için onlara balık ziyafeti hazırlayıp hasrete son vereyim diye düşündüm hemen. Bu tarifi de ister balık yemeklerinin yanında isterseniz de tek başına hazırlayabilirsiniz. Bana kalırsa yanında iki dilim tam buğday ekmeği ile süper bir öğün olur başlı başına. Bizim evdekiler gibi balık hasreti çekiyorsanız ana yemeğin yanında salatanızda da balık kullanabilirsiniz, sadece balıklı salata ile kandırmak pek mümkün olamayabilir.  Levrek yerine herhangi bir başka balık da olabilir. Kılçıkları kolay ayıklanabilen bir balık tercih ederseniz çok fazla parçalamadan kullanabilirsiniz. 


Malzemeler:
1 adet levrek 
1 bağ kıvırcık salata
1 adet domates 
1 adet salatalık
1/2 limon suyu
1 yemek kaşığı mayonez
1 yemek kaşığı hardal
1 yemek kaşığı bal
deniz tuzu, zeytinyağı

Yapılışı:

1. Temizlenip fileto kesilmiş levreği tencereye alıp üzerine 1/ 2 çay bardağı kadar su ekleyip haşlayın.
2. Kıvırcıkları temizleyip kurutun.
3. Soğuyan balığı fazla parçalanmamasına gayret ederek kılçıklarından ayıklayın
4. Sos için balı, hardalı, mayonezi, balı, limon suyu ve zeytinyağını karıştırın.
5. Salata kasesine tüm malzemeyi yerleştirip sosunu da ilave edip servis soğuk servis edin.
Afiyet olsun

8 Aralık 2013 Pazar

Bir Varmış Bir Yokmuş.... Bir Masal Kız Gelmiş


En mutlu olduğum anlar sevdiğim insanlar için mutfağa girdiğim zamanlar. Benim için kıymeti olan herkese bir şekilde kendi ellerimle birşeyler hazırlamak kadar keyif veren çok az şey var hayatımda. Benim Ankara' daki annem diyorum ben Güler ablama, içinde en ufak bir abartma bile yok bu dediğimin. Güler ablam ve Ali abimin dünya şekeri kızları Burcu' nun doğacak kızı Masal prenses için bu defa inanılmaz keyifle hazırladım bu kurabiyeleri. Paylaşmakta biraz geciktim çünkü Masal' ın dünyaya geldiği saatlerde ben rahatsızlanıp hastaneye kaldırılınca epeyce bir uzadı. Tam 12 gün sonra biraz kendimi toparlayıp bilgisayarın başına geçer geçmez ilk bu güzelliklerden bahsetmek istedim.



Masal' ın kurabiyelerini ben hazırlayıp pişirdim ama annesinin özel isteği üzerine şeker hamuru süslemelerini annesi ve anneannesi ile birlikte güle eğlene yaptık. Burcu ve Güler ablamla büyük bir keyifle hazırladık bu cici kurabiyeleri. Uzun zaman olmuştu bebek kurabiyesi süslemeyeli, çok da özendim böyle olunca. 

Masal prenses bugün tam 13 günlük kocaman bir hanım oldu. Burcu ve eşi Gökhan için dünyanın merkezi artık onun olduğu yer. Dilerim bu renkli kurabiyeler gibi tatlı bir ömrü olsun. Hep ışıl ışıl, rengarenk insanlar pervane olsun etrafında. Kendisi de annesine babasına ve tüm güzel ailesine hayırlı bir evlat olsun inşallah.



19 Kasım 2013 Salı

Salatanıza Nar Alır Mısınız ?


Mutfaklarımızda alternatif tatlara pek açık değiliz. Daha doğrusu alışkanlıklarımızı kolay kolay değiştiremiyoruz. Sebzeyi sebze gibi yemek olarak, meyveyi de meyve gibi tüketmeyi seviyoruz. Ya da birisi farklı bir şey yapıp da önümüze sunana kadar olduğu gibi kabul ediyoruz. Halbuki ıspanaktan salata yapıldığında körpesinden nasıl da lezzetli olur; ya da kuzu etinin içine ayva katıp da pişirdiğimizde nasıl da parmaklarını yer herkes. Elma ile kerevizi birleştirip de salata yapan da biziz, eriği pilava katıp tabağa koyan da. Zaten bizim Geleneksel Türk mutfağımızdan da çok da aşina olduğumuz bir şey. Ama niyeyse Nar Salatası tarifi yazacağım diyince arkadaşlarım önce bir burun büktüler  ' ziyan etme güzelim narları '' da dediler ayrıca. Bana göre ziyan olmamasının ötesinde inanılmaz da keyifli bir salata bu. Meyve olarak tüketmeyi sevmediğim ama salata olarak hazırladığımda severek tükettiğim Avokado Salatası gibi narı da salata haliyle daha çok seviyorum. 


Malzemeler:
1 kase ayıklanmış nar tanesi
1 su bardağı dilimlenmiş biberli yeşil zeytin
4-5 dal maydanoz
5 dal dereotu
1-2 dal taze soğan
4-5 adet ceviz içi
1 çorba kaşığı nar ekşisi
1 adet küp şeker
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı

Yapılışı:
1. Yeşillikleri yıkayıp ince ince kıyın.
2. Yeşillikleri ve ince dilimlenmiş yeşil zeytinleri ve nar tanelerini derin bir kasede karıştırın.
3. Sosu için ayrı bir kasede şekeri, nar ekşisini ve zeytinyağını karıştırın.
4. Salatanın üzerine sosu döküp  iyice harmanlayın.
5. Servis tabağına alıp isteğe göre ceviz içi ile süsleyip servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.



14 Kasım 2013 Perşembe

Sebzeli Balık Böreği


'' Denizden babam çıksa yerim '' in diğer bir versiyonu.  '' Balıktan ne yapılsa yerim '' diyen birileri varsa yakınlarınızda bence denemeye değer bir tarif. Vakit sıkıntısı olanlar hatta ton balığından da yapabilirler.  Balık sofralarınızda önden ara sıcak olarak ikram edebileceğiniz alternatif bir börek oldu bence. Ayrıca da balık yedirmekte zorlandığınız ufaklıklar için kandırmacalı bir yöntem olabilir. Gerçi zamane çocukları pek de öyle kanmıyorlar ama anneler de denemekten asla pes etmiyorlar. Neyi nasıl yediririzin derdinden sihirbaz olup çıktık hepimiz. Bu anlamda mutfak kültürümüze ve yaratıcılığımıza yaptıkları katkıdan dolayı da teşekkürü hakediyor evin küçükleri.

Malzemeler: ( 16 adet küçük börek için )

2 adet yufka

2 adet levrek ya da çipura
2 adet sivri biber
3 adet domates
1 yemek kaşığı biber salçası
1 adet kuru soğan
3-4 adet taze soğan
tuz, karabiber
sıvıyağ
üzeri için  yumurta sarısı / haşhaş

Yapılışı:
1. Ayıklanmış temizlenmiş balıkları tencereye alıp çok az suda haşlayın. Soğuyunca etlerini kılçıklarından ayırın ve kenara alın.
2. Başka bir tencereye zeytinyağını alın, yemeklik doğranmış soğanı ekleyip kavurun. 
3. Küp küp doğranmış domatesleri, biberleri ekleyin. Domatesler yuumuşayıp suyunu salınca salçayı da katın 
4. Son olarak ince kıyılmış taze soğanları ve balıkları ekleyip baharatlarını da serpip ocaktan alın. Böreğin iç harcını soğuması için kenara alın.
5. Yufkaları üst üste koyup eşit 16 parçaya bölün. Sigara böreği sarar gibi 2 parça yufkayı üst üste koyup iç malzemeden koyup çok sıkı 
olmayacak şekilde sarın.
6. Tüm yufkaları bu şekilde sardıktan sonra yağlı kağıt serilmiş tepsiye alın, üzerine yumurta sarısı ve haşhaş serpip önceden ısıtılmış 170 derece
fırında üzerleri kızarana kadar pişirin
Sıcak olarak servis edin.






13 Kasım 2013 Çarşamba

Ankaralı Bloggerlar Gıda Güvenliği Seminerinde Buluştuk




Ankaralı blogger arkadaşlar 3 Kasım Pazar günü Sihirli Oklava blogunun yazarı Sevgili Derya' nın düzenlediği '' Gıda Güvenliği '' seminerinde buluştuk. Seminer Ankara Veteriner Hekimler Derneği'nin Eğitim ve Konukevinde yapıldı.  Semineri Ankara Veteriner Hekimler Derneği Yönetim Kurulu'ndan  Gıda Hijyeni ve Teknoloji Bölümünden Doç. Dr. Fatma Seda Bilir verdi. Seda hanım' ın uzmanlık alanı süt ve süt ürünleri olduğu için onlarla ilgili konuştuk. Araştırma Görevlisi Güzin İplikçioğlu Çil ise kendi uzmanlık alanı olan Et ve et ürünleri ile ilgili görsel bir sunumla bilgilerini paylaştı bizlerle.  Aslında doğru olduğunu sandığımız ne çok şeyi yanlış bildiğimizi anladık sayelerinde. Seminer planlanan süresinden çok daha uzun sürdü çünkü hepimizin soracak çok şeyi vardı. Onların anlatımı bizim de sorularımızla birleşince oldukça keyifli ve bilgilendirici geçti diyebilirim. 


Ben kısa kısa notlar almıştım seminer süresince. Onları sizlerle maddeler halinde paylaşmak istiyorum. 
* İlk olarak aslında hepimizin bildiği birşey ama tekrarlamakta fayda var. Marketten et ve et ürünleri ya da süt ve süt ürünleri alırken son kullanma tarihlerine dikkat etmek gerektiği. Bu ürünleri alışverişimiz sırasında en son olarak almamız ve eve götürür götürmez de buzdolabına tekrar koymamız gerektiği. 
* Yine hakkında birçok farklı söylenti olan başka bir konu da yumurta. Yumurtalar kesinlikle buzdolabına konulurken yıkanmamalı ki üzerindeki koruyucu tabakayı kaybetmesin. Kullanmadan önce yıkanabilir, ya da kırıldıktan sonra eller mutlaka yıkanmalı.
* Yine çiğ et için aynı durum söz konusu. Mutfakta çiğ et ile çalıştıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamanız gerekiyor.


* Mutfağınızda beyaz et ve kırmızı et için kullandığınız kesme tahtaları da mutlaka farklı olmalıymış. Ve buzdolabından etler de yine kırmızı ve beyaz et ayrı olacak şekilde muhafaza edilmeliymiş.
* Etleri pişirmeden önce eğer dondurucudan çıkaracak iseniz mutlaka buzdolabına indirmeli ve o şekilde çözdürmelisiniz. Su içinde vs hızlı çözdürme yöntemleri tavsiye edilmiyor.
* Süt konusunda halen yaygın olan sokak sütünü kesinlikle kullanmamak gerektiği vurgulandı. 
 * Peynir üzerinde oluşan küf görürsek küflü kısmı kesip atıp kalan kısmı tüketmenin de doğru olmadığını öğrendik. Yüzeydeki küfü temizlesek dahi toksik etki içine kadar işlemiş olduğundan tüketmemek gerekiyormuş. Eski kaşar, Kars kaşarındaki küf farklı ama, onlar yenilebilir cinsten.
* Yine benim aklıma en çok takılan şeylerden biri de dondurucudan çıkartıp yemekte kullandığımız etleri ikinci defa ısıtıp yiyip yiyememe konusuydu. Bunda bir sakınca yokmuş ancak yeniden yenileceği zaman iyice kaynatmak gerekiyormuş. 

Bu keyifli ve bilgilendirici semineri organize ettiği için Sevgili Derya' ya çok teşekkür ederim kendi adıma yanlış bildiğim şeyleri düzeltmiş oldum. Ayrıca Veteriner hekimler Derneği' ne bizlere vakit ayırdıkları için sonsuz teşekkürler.


9 Kasım 2013 Cumartesi

Minikler Şeker Hamuruna Bulaştı


Geçtiğimiz haftasonu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda çok keyifli bir etkinliğe katıldık. Baklavacı Güllüoğlu' nun davetlisi olarak yine Ümitköy şubesinde idik. Ama bu defa yanımızda minikler de vardı. Zaten etkinlik de bizim için değil onlar için düzenlenmişti.

Güllüoğlu Ümitköy şubesinin pasta şefi Hülya hanım eşliğinde ve onun yardım ve yönlendirmeleri ile cupcake süslediler. Hem de ne keyifle yaptılar görmeniz lazımdı. Bizim küçük bey o gün pek neşeli değildi. Zaman zaman yerinden kalkıp görevini ihmal edip  eline verilen şeker hamurlarını da şekillendirmekten ziyade yediyse de tüm çocukları harika bir etkinlik oldu.




Şeker hamuru ile haşır neşir olmaya bayıldığım için elimi atmadan duramadım elbette. Birlikte güle eğlene, nişastaya bulana bulana süsleme yaptık. Tüm çocuklar çok mutlu oldular, Hülya öğretmenlerinin bir dediğini iki etmediler, ellerinden gelenin de en güzelini yapmak için birbirleriyle yarıştılar. 

Anneler için de ufaklıklar için de neşeli saatler yaşattıkları için Güllüoğlu Pasta Şefi Hülya hanıma, bizleri her zamanki gibi misafirperverliği ve güleryüzü ile karşılayıp ev sahipliği yapan Canan hanıma bir kez de buradan teşekkür etmek isterim. 



26 Ekim 2013 Cumartesi

Peynirli Mayalı Poğaça


İstanbul' da yaşadığımız dönemde en vakit bulamadığımız şeylerden biri haftaiçi ailece kahvaltı yapmaktı. Evin büyük adamı iki adım ötedeki ofisine yetişebilsin diye mesai saatinden çok önce evden çıkınca maalesef birlikte kahvaltı yapmak için haftasonlarını beklerdik. Ankara' ya ilk geldiğimiz yıl en sevdiğim değişiklik hafta içinde de sabahları hep birlikte kahvaltı edebiliyor olmaktı. Hemen her sabah ailece kahvaltımızı etmeye başladık. Hem de hiç acele etmeden, keyfine vara vara, sohbet edip güle eğlene. Belki de Ankara' nın yaşantımıza kattığı güzelliklerden biri oldu bu. Ama yine de Pazar kahvaltıları hep özel oldu evimizde. Hiç öyle hızlıca yenilip içilip masadan kalkılan Pazar sabahlarını sevmem ben. Pazar kahvaltısı dediğin saatlerce sürmeli, aheste yenilip içilip zamanı durdurmalı, çay bardaklarını kahve fincanları takip etmeli. Pazar sabahları mümkünse ev ahalisinden biraz erkenden uyanıp kahvaltı için farklı birşeyler hazırlamayı da severim. Bu mayalı poğaçalar da yine öyle keyif veren bir Pazar sabahı için hazırlanmıştı. 

Mayalı hamurla çalışmayı da mayalı hamur işlerini de çok sevmem açıkcası. Tanıdığım çoğu kişi de benimle aynı fikirde. Kabartma tozuna kıyasla hanımların gözünü nedense biraz da korkutur yaş maya. Hem mayalanma sürecindeki püf noktaları hem de piştikten sonra çabucak tüketilmezse tazeliğini kaybetmesi sebep sanırım. Ama bu poğacalar gerçekten öyle değil. Yapıldıktan 2-3 gün sonra bile yumuşacık ve lezzetinden hiçbir şey kaybetmemişti. 

Yarın sabah Pazar kahvaltısında evde değiliz, erkenden hızlı tren ile Eskişehir yolcusuyuz kısmet olursa. Evdeki keyifli kahvaltımızı yapamıycaz ama tavsiye edelim en azından. Bol peynirli iç harcı ile yanında da taze demlenmiş çay varsa Pazar sabahı başka güzel olur kesinlikle...

Şimdiden hepinize İyi Pazarlar, bol muhabbetli ve huzur dolu kahvaltılar...



Malzemeler
1 su bardağı sıvıyağ
1 paket (250 gr ) margarin
3 adet yumurta
1 çay bardağı yoğurt
1 paket yaş maya
1 yemek kaşığı toz şeker
1,5 tatlı kaşığı tuz
6 su bardağı un

içi için 300 gr beyaz peynir
1/2 demet maydanoz
1 adet yumurtanın sarısı
susam çörekotu

Yapılışı:
1. Yaş mayayı ılık suda eritin. 
2. Unu eleyerek yoğurma kabına alın. Ortasını açıp yumurtaları kırın. 
3. Diğer tüm malzemeleri ekleyip en son mayayı da katıp yoğurun. Yumuşak hafif cıvık ama ele yapışmayacak bir hamur olacak. Gerekirse kontrollü olarak kaşıkla un ekleyebilirsiniz. 
4. Yoğurduğunuz hamurun üzerini nemli bezle kapatıp yarım saat dinlendirin. 
5. İç malzemesi için peynirin içine ince kıyılmış maydanozu ekleyin. 
6. Hamurdan cevizden az büyük parçalar alıp avucunuzda açıp arasına peynir koyup yuvarlayın.  
7. Tüm hamurları bu şekilde yaptıktan sonra üzerine yumurta sarısı sürüp susam ve çörekotu serpiştirin. 
8. 175 derecede fırında üzerleri hafif kızarana kadar pişirin. 

Afiyet olsun...


 

23 Ekim 2013 Çarşamba

Haydari


Davet sofralarında benim en çok sevdiğim şey çeşit çeşit mezelerin olmasıdır. Meze hazırlamayı da ana yemeği hazırlamaktan daha keyifli bulduğum için ayrı özeniyorum. Zeytinyağlılar, salatalar, mezeler masanın olmazsa olmazı. Hem sofrayı daha renkli ve zengin gösteriyor hem de bence iştah kabartıyor mezeler. Ve yine benim fikrime göre Haydari de bu mezelerden en çok tercih edileni. Nedense bana ve eminim birçoğunuza da yılbaşını anımsatan bir lezzettir. Peynirli yapılanı da var ama ben en çok bu en sade halini severim. En basit ve yalın haliyle ; sarımsak, süzme yoğurt ve dereotu. Yapımı kolay olsa bile masada en ilgi gören meze tabağı olacağına şüpheniz olmasın. Damak tadına göre sarımsak miktarı biraz azaltılabilir ancak bol sarımsaklısı da nasıl bir lezzettir ki yesem yesem doymam. Hafif kızarmış ekmeğin üzerine bolca haydari ve yanında başka yemek olmasa da yeter. Bu kadar methiyeden sonra kalkıp biraz yapsam fena olmayacak...


Malzemeler:
 2 su bardağı süzme yoğurt
1 demet dereotu
3-4 diş sarımsak
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz, pul biber

Yapılışı:
1. Sarımsakları temizleyip iyice ezin.
2. Dereotunu yıkayıp süzdürüp ince ince kıyın.
3. Süzme yoğurdu derin bir karıştırma kabına alıp çırpın. İçine sarımsakları ve dereotunu ekleyin.
4. Son olarak tuz, zeytinyağını da katıp servis tabağına alıp üzerine pul biber serpiştirin.

Afiyet olsun.

11 Ekim 2013 Cuma

Ankaralı Blogger Hanımlar Buluştuk


Geçtiğimiz haftalarda ben birbirinden şeker mi şeker bir sürü Ankaralı blogger hanımla tanıştım. İki dünya şekeri blogger arkadaşım Sevgili Gizem ve Nazlı gerçekten çok büyük emek vererek hazırlanmışlar. Dikmen Vadisinin harika manzarası eşliğinde hem keyifle kahvaltımızı yaptık hem de doya doya muhabbet ettik.

Her türlü detayı da ince ince planlamış, çok cici şeyler yapmışlardı. Peçete halkaları ve masalardaki çiçek vazolarındaki notları bile ne kadar keyifle hazırlık yaptıklarının kanıtı gibiydi.





Sevgili Aylin de yeni dişi çıkan Defne kuzusu için diş buğdayı hazırlayıp getirmişti o gün. Kahvaltı sonrası neşeli kalabalık eşliğinde hem diş buğdayını yedik hem de artık neredeyse unutulmaya başlanan bu eski adetimizi de hatırlamış olduk. 



Yavaş yavaş Ankara' da da keyifli bir blogger ekibi toparlanacak, o gün buna olan inancım biraz daha arttı. Hepsi birbirinden şeker çok hoş hanımlarla tanıştım Sevgili Gizem ve Nazlı sayesinde. O gün kahvaltıya katılan herkesi memnun ettiklerine inanıyorum ben organizasyonları sayesinde.
Ben bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum her iki arkadaşıma da. 




25 Eylül 2013 Çarşamba

Armutlu Tart




Arşivde bir yerlerde unutmuşum ben bu tarifi. Hiç olacak şey mi şimdi, hiç böylesi güzel bir lezzet unutulur mu? Tam da böyle rejimin şiddetli tatlı kriz anında da hatırlanır mı ayrıca ?
Geçtiğimiz sene Yemek Zevki Dergisi için hazırladığım tariflerden biri bu Armutlu tart. Kriz anlarında fena şekilde işe yarar ama inanılmaz lezzetli, öyle tek bir çatal alıp da geri çekilmeniz mümkün olmayabilir. Sonra aldığınız kalorilere karışmam ama lezzetinden mest olmanız garantisini veriyorum. Üzerinde bir top dondurma ile enfes oluyor, sanki siz bilmezsiniz gibi onu da söyleyeyim.

Fotoğraf yine Sevgili Özgür Bakır' a ait. Web sayfasına bir girin bence, ne harikalar yarattığına bir bakın. Sonra da midenizden beyninize gelen sinyali dinleyin ve mutfağa yönelin bence. Unutmayın ne demiş büyüklerimiz '' Can boğazdan gelir ''

Malzemeler
hamuru için 
1 yumurta
1 çay bardağı toz şeker
150 gr yumuşak tereyağı
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5 ya da 3 bardak un 

üzeri için:
1 su bardağı toz şeker
3-4 adet sert armut

Yapılışı:
1. Teflon bir tavaya 1 bardak şekeri alıp eriyene kadar pişirin. 
2. Eriyip karamelize olunca fırın kabına döküp üzerine dilimlenmiş armutları aralarında boşluk olmayacak şekilde yerleştirin. 
3. Hamuru için tüm malzemeyi yoğurun ve armutların üzerini tamamen kapatacak şekilde hamurla kapatın. 
4. 170 derecede fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Fırından çıkınca servis tabağına ters çevirin. 
5. Arzuya göre yanında dondurmayla birlikte sıcak ya da ılık olarak servis edebilirsiniz. 

Afiyet olsun

23 Eylül 2013 Pazartesi

Kahvaltılık Közlenmiş Kırmızı Biber



Yazın sonu yaklaşırken kışın en çok özleyeceğimi bildiğim sebzelerden biri Kapya biber. Aslında artık her mevsim her türlü meyve sebzeyi bulup tüketmek mümkün olsa da mevsiminde tüketme konusunda olabildiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Derin dondurucumun kapasitesi de çok yeterli olmadığından sevdiğim her sebzeden azar azar atıyorum. Kapya biberlerden de tatil dönüşü Antalya' dan bolca alıp bir kısmını dolmalık bir kısmını da közleyerek kaldırdım. Ve bir kısmı ile de dayanamayıp kahvaltılık olarak hazırlayıp hemencecik yedik. Fazla bir şey dememe gerek yok zaten, fotoğrafı gördükten sonra en yakın markete gidip bu tarifi yapmak isteyeceksiniz. Nerden mi biliyorum ?  Çünkü sosyal medyada bu fotoğrafı paylaştıktan sonra blogger arkadaşlarımın bir kısmı dayanamayıp hemen yapıverdiler. Yine biberleri aldığım yerden ev yapımı enfes nar ekşisi almıştım. Fazla almadığıma çok da pişman oldum sonra, nasıl bir lezzet anlatamam. Bu tarife de bu enfes lezzetini veren o mis kokulu nar ekşisi ve zeytinyağı oldu zaten.  Bugün yine markette görüp dayanamayıp sepete doldurdum, yarın onlarla bambaşka bir tarif deneyeceğim. Ben onu deneyip sizlerle paylaşmadan önce siz bunu bir yapın bakalım, beğenecek misiniz ?

Malzemeler:
5-6 adet kapya biber
3- 4 adet ceviz içi
2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı nar ekşisi
2 yemek kaşığı zeytinyağı


Yapılışı:
1. Biberleri yıkayıp fırın tepsisine dizin, fırını ızgara ayarına getirip biberler yumuşayana kadar pişirin. Gerekirse arka taraflarını da çevirip közleyin.
2. Biberleri fırından alıp üzerindeki ince zarını ve içindeki çekirdeklerini temizleyin. İnce ince doğrayıp büyükçe bir kaseye alın.
3. Sarımsakları incecik kıyıp içine atın. Nar ekşisi ve zeytinyağını da ekleyip karıştırın. Bu şekilde buzdolabında en az yarım saat bekletin.
4. Servis tabağına alıp üzerine bolca cevizi serpiştirin.

Afiyet olsun.


Şimdi bu tarifi bana sorarsanız sabah kahvaltısı için yapıp yanına da pek tabii ki '' beyaz peyniri '' alacaksınız. Taze ekmeğiniz olacak illa ki suyuna hafiften hafiften çaktırmadan banmak için. Bir de demli çay varsa değmeyin keyfinize.  Tam da şu an yazarken midemden gelen sesleri nasıl bastırabilirim hiç fikrim yok tabii. Fotoğrafına bakmaya cesaretim yok inanın. Böyle anlatması pek güzel oldu, ilk fırsatta yapıp tam da dediğim gibi yemezseniz küserim:) 

16 Eylül 2013 Pazartesi

Bamya Kuruttum


Bu yaz daha önceden hiç denemediğim hatta aklıma dahi gelmeyen bir şey denedim; sebze kurutma. Aslında sebze kurutmanın da yaşanılan bölgeye has bir alışkanlık olduğunu anladım. Bu yaşıma kadar ne İstanbul' da ne de Trakya' da çok sık gördüğümü hatırlamıyorum ama 2 yıldır Ankara' da hemen her evde yaz sonu asılı sebzeleri görmek mümkün. İstanbul'un nemli havasında sebzelerin kuruması daha güç olduğundan sanırım pek tercih edilmiyor. Ankara' da da sıcakların yanı sıra kuru kupkuru hava olunca daha cazip bir yöntem oluyor haliyle. Geçen yıldan arkadaşlarımdan da duyup niyet etmiştim zaten. Bu yıl bir nevi deneme yaptım diyebilirim. Olur olmaz mı, becerebilir miyim emin olamadığım için aklımda olan sebzelerden azar azar kuruttum. Önümüzdeki yaz Allah nasip ederse daha fazla hazırlamaya niyetim var.

İlk denemeyi benim en sevdiğim yaz sebzelerinden bamya ile yaptım. Sadece 1 kg bamyadan yaptım. Kuruyunca azıcık kaldılar.  Keşke biraz cesur olup fazla yapsaydım diye de hayıflandım sonradan da. Bir de ayıklama kısmı olmasa elbette.

Yapılışı:
1. Öncelikle bamyaları ayıklamadan önce bol suyla yıkayın, süzün ve kağıt havlu üzerinde suyu süzülene kadar bekletin.
2. Bamyaları uçlarını dikkatlice ayıklayın.
3. Büyükçe bir tepsiye bamyaları koyup bol güneş alan bir yerde bekletin.
4. Gün aşırı kontrol ederek tepsiyi alt üst edip karıştırın.
5. İyice kuruduklarından emin olduğunuzda ( tıkır tıkır ses çıkmaya başlar ) bez bir torbaya ya da cam kavanoza koyun. 
Pişirme kısmında nasıl yapılacağını artık kışın yapınca paylaşırım inşallah. 

Yaptığım denemelerden diğerleri, dolmalık biber ve taze fasulye. Onları da yazacağım, kurutma zamanı geçti gerçi ama önümüzdeki yıl yapacakları heveslendiririm belki bir nebze. 







Bugün bile markette mini mini bamyaları görünce niyetlendim biraz daha alsam yapsam mı diye. Fakat artık güneş gerçekten yalancı, gelse de yeterince ısıtmıyor. Ufaktan ufaktan üşütmeye bile başladı Ankara akşamları. Yaptıklarımızı kışın afiyetle yiyelim, beğenirsek önümüzdeki yaz bol bol kurutalım...

14 Eylül 2013 Cumartesi

Osmanlı Saray Mutfağından Helva-i Hakani



Un helvası yapmaktan hep çekinmişimdir. Bana göre hem yapması daha zahmetlidir hem de daha kalorili diye onun yerine sanırım hep irmik helvası yapmışımdır. Ramazan ayı içerisinde TRT Türk kanalında Şef Yunus Emre Akkor'u izlediniz mi bilmiyorum. Kendisi özellikle Osmanlı ve Ortadoğu mutfakları  konusunda uzmanlaşmış genç bir şef ve Ramazan ayı boyunca da birbirinden harika tariflerini hanımlarla televizyondan paylaştı. Hanımlar da programdaki menülerden seçtiklerini yaparak şefin kitabını kazanma şansı yakaladılar. Benim programdan açıkcası çok geç haberim oldu, ayın sonuna doğru da rahatsızlanınca niyet ettiğim gibi menü hazırlayamadım. Ancak menüde yer alan bir tarif vardı ki aklıma kazınmıştı; Helva-i Hakani. Hem görüntüsü hem içeriği beni fena halde cezbetti ve geçtiğimiz haftalarda annemle babam da Ankara' da iken yapıverdim.  Kesinlikle aklıma takıldığı kadar da varmış. Zaten adından da anlaşılacağı üzere ' hakanlara layık bir helva ' denildiğine göre vardır bir hikmeti dedim. Hiç de boşa denilmemiş, lezzeti de yanıltmadı. 

Aslına bakarsanız Türk ve Osmanlı mutfağına ait lezzetleri daha sık yapmamız gerek. Modern mutfaklara yönelip aslımızı unutuyoruz ama mutfak kültürünün tarihimizi oluşturan önemli bir unsur olduğunu da unutmamak gerek. 
Tarifin aslı için Yunus Emre Akkor' un kendi blog sayfasına bakabilirsiniz. Ben de olduğu gibi aldım zaten tarifi.  Bence bu haftasonu kendinizi ödüllendirip bu helvayı yapın. 

Malzemeler:

1/2 su bardağı un
1/2 su bardağı buğday nisastası
1/2 su bardağı pirinç unu
125 gr tereyağı
125 gr çig badem 

Şerbeti için:

300 gr bal
3 bardak süt

150 gr kaymak

Yapılışı:

1. Bademlerin kabuklarını soymak için sıcak suda bekletip ayıklayın.
2. Tereyağını tencereye alın, bademleri kavurmaya başlayın. Helvanın sunumunda kullanmak üzere birazını ayırın.
3. Başka bir kabın içinde unu, nişastayı ve pirinç ununu karıştırın. Kavrulmuş bademlerin içine atın. Rengi değişene kadar kısık ateşte kavurmaya devam edin.
4. Diğer tarafta da sütü ısıtıp ocağın altını kapatın ve içine balı ekleyip eriyene kadar karıştırın.
5. Kavrulan unun içine şerbeti de kısık ateşte yavaş yavaş ekleyerek 10 dakika kadar daha pişiriyoruz. Kaymağı da ekleyip karıştırıp ocağın altını kapatıp dinlenmesi için bırakıyoruz.
6. Servis tabağına alıp üzerine ayırdığımız bademleri de koyup servis yapıyoruz.

Afiyet olsun.




Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da