31 Aralık 2011 Cumartesi

Sürpriz Dolu Bir Yıl Olsun 2012

 Ve yılın son gününün ilk saatlerinde kısa da olsa bir yeni yıl mesajı yazmak için oturdum bu defa ekranın başına. Öyle bir sorumluluk yüklenmişim ki - sıkmadan ve bunaltmadan kendimi -  buradan blogdan da okuyucularıma bir '' İyi Seneler '' demezsem sanki eksik kalacak bir yanım gibi. Hayatımın belki de beni en sıkmayan ve keyif veren sorumluluğu bu, küçük adamı kategori dışı tutuyorum :)


Bu yıl çok istedim sevdiklerime sürprizler yapıp onları sevindireyim, onlarla daha fazla vakit geçirebileyim. Hayat ne yazık ki bizimle aynı anda aynı yönde planlar yapmıyor bizim için. Tam da istediğimizin aksine bizi daha uzaklara itti sevdiklerimizle. Biz onlara yaklaşmak, yakınlaşmak isterken daha da uzağa - sadece fiziksel olarak - çok daha uzağa koydu bizi. Doğduğumuz, büyüdüğümüz şehirden; ömrümüzü birlikte geçirdiğimiz insanlardan aldı ve bizi hiç bilmediğimiz bambaşka bir diyara getirdi. Zorlukları kadar güzellikleri de oldu ayrılıkların. Daha bir anladık belki hasret ne demek, bağlanmak ne demek, birileri için sürpriz olabilmek ne demek, özlemek ve özlenmek ne demek. Hep iyi tarafından bakacağız ya işte bu belki de  iyi tarafı. Yoksa ayrılığın da iyisi mi olurmuş demeyin :)

 Bir de hayatta sizin ruhunuzu bilen, konuşmasanız da ne diyeceğinizi anlayan, gözlerinizle anlaşabildiğiniz insanlar vardır. Onlara belki dilediğiniz kadar vakit ayıramasanız da bilirler ki onlar hep ayrı bir yerdedir, özeldir, ihtiyaç duyulduğunda nefes kadar yakınınızda, dizinizin dibindedir. İyi günde hep beraber olunamasa da kötü günde kuş olup yanına uçtuklarınızdır. Ömrünüzün en siz olduğunuz yılları beraber geçirdiğiniz sizi sizden çok tanıyan, bilenlerdir. Benim böyle çok dostum yok, ama en hakikisinden var biliyorum. Mesafelerin bizi uzağa koymasından etkilenmeyecek, yıllar sonra bile sıcaklığından birşey kaybetmeyecek bir dostum var.

Ve bu yıl istedim ki kimseye bir sürpriz yapamasam da ona özel birşeyler yapayım, yüzünde bir nebze gülümseme yaratabileyim. Bu kurabiyeleri de onun için hazırlayıp alladım pulladım bu defa. Yolda keyifle gitsinler diye de patlamış mısırlarla gönderdim onları sahibine.

Dilerim ki 2012 herkese hayallerinin ötesinde, ulaşabilecekleri herşeyi versin. Herkes çabalarının karşılığını, emeklerinin mükafatını görsün. Sürprizi bol, gülücüğü bol bir yıl olsun. Çocuklar hasta olmasın, anneler babalar üzülmesin, kimse aç uyumasın, zamansız dönüşü olmayan uzaklara gitmesin. Mesafeler uzak da olsa kimse yalnız kalmasın, içini ısıtan insanlar eksik olmasın hayatından.

22 Aralık 2011 Perşembe

Farkı Samimiyeti Olan Bir Mekan : B&N Burger Noodle Kitchen



TuzBİBER Dergisi için fotoğraf çekimi yaptığımız gün henüz çok yeni bir mekandı B& N Burger Noodle Kitchen. Şef Hüseyin Kurt ve dünya tatlısı ortağı Yıldız Tunçay Hanımla o gün nasıl bir heyecanla bu mekanı açtıklarını ve neler hedeflediklerini konuşurken orada onlarla ben de aynı  heyecanı hissetiştim inanın.

Her ikisi de mutfak konusunda profesyonel olmalarına rağmen bu işe büyük bir şevkle ve amatör ruh heyecanıyla başlamışlar. O gün onlara '' Burayı Blogger arkadaşlarla da tanıştıralım '' dediğimde hiç itiraz etmeden kabul ettiler. Sağolsun Hüseyin de benim İstanbul' da olduğum bir haftasonu yapmak için uygun zamanı bildirmemi bekledi benden.

Ve geçtiğimiz haftasonu bizim kızlar toplanıp misafir olduk B&N Burger Noodle Kitchen' a. Yeni yıl öncesi bizlere çok keyifli bir Pazar sabahı yaşattılar. Zaten içeri girer girmez sanki bir cafe değil de bir eve giriyormuşcasına sizi kapıda karşılıyorlar güleryüzleri ve misafirperverlikleri ile. Sımsıcak, içten ve tertemiz mis gibi. Zaten tüm yedikleriniz gözünüzün önünde açık mutfakta hazırlanıp önünüze geliyor, öyle ki hazırlanırken izleme şansınız bile var.
İlk gittiğimde de mekan ve aksesuarlar çok ilgimi çekmişti ama bu defa Yılbaşı sebebiyle biraz allanıp pullanınca nasıl gözümüze hitap etti anlatamam. Masa da yine taptazecik lezzetlerle donatılmıştı bizler için. Yıldız Hanım' ın Malatya' dan gelen kayısılarla yaptığı reçeller beni mest etti o sabah. Reçel olmadan kahvaltıya oturmayan biri olarak öyle başka yerlerdeki market reçellerinden değil yani, bildiğiniz anne reçeli mis kokulu.



İnsan hani ev sahibi olunca herşeyin en güzeli olsun, o da eksik kalmasın aman şundan da tatsınlar diye hiç tadını çıkaramaz ya böyle zamanların. Hüseyin de o sabah aynen öyleydi, pervane gibi döndü durdu etrafımızda. Yıldız Hanım yanımıza oturup sohbetimize eşlik ederken Hüseyin daha başka neler sunabilirim diye düşünmekteydi.

 
 Ve o sabah tattığım en muazzam şey işte bu Kivili Portakal Suyu oldu. Kiviyle portakalın birbirine bu kadar yakışabileceğini hiç düşünemezdim. Tabii bir de taze naneyi unutmamak gerek. Bayıldım tadına, vitamininden bahsetmeme bile gerek yok zaten. Rize' den gelen kilolarca kiviyi ne yapacağım diye kara kara düşünürken çok iyi oldu bunu öğrendiğim.

 

Öyle ki daha Ankara' ya döner dönmez evde denedim bile, içine bir de limon katarak. Kış boyu enerjimizi nereden alacağımız belli oldu böylece.
Bir de çileklisi vardı ki o da güzeldi ama mevsiminde çok daha güzel olur diye düşünüyorum. Şöyle minik minik kokulu çileklerle tadına doyum olmaz.Çilek mevsimi gidip bir de Yıldız Hanım' ın Çilek Reçelinin tadına da bakmak gerek.

 
O sabah çok yoğun bir hafta ve koşturmaca yaşamalarına rağmen beni kırmayıp gelen tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Onlarla beraberken geçirdiğim her dakika o kadar keyifli o kadar dolu dolu ki. Hele de böyle bizi bir araya getiren keyifli bahaneler, bizleri el üstünde tutup ağırlayan dostlar olunca keyfi katmerleniyor.

 
Ve B&N Burger Noodle' ın güleryüzlü ve hoş sohbet sahibesi ve Hüseyin Kurt' un ortağı Yıldız Tunçay. Bundan sonra İstanbul' a gittiğimde uğramak için mutlaka bir bahane yaratacağım bir mekan yarattıkları için çok teşekkür ediyorum kendisine. Çünkü dükkanın mimarisinden tutun da inşaat çalışmalarına ve tüm dekorasyonuna bizzat eşlik etmiş Yıldız Hanım. Hiç öyle patron havalarında da değil, tüm çalışanlarla inanılmaz bir enerji paylaşıyorlar hem Hüseyin hem de Yıldız Hanım. Ve ben eminim ki bu farklılık da onları fark edilir kılacaktır benzerleri arasında.Ev sıcaklığında bir mekan olmuş, yolları açık olsun.


Sizin de yolunuz Bakırköy tarafına düşerse hemen Deniz Otobüsü iskelesinin hemen orada bir ' Merhaba  ' demeden geçmeyin.

21 Aralık 2011 Çarşamba

Elma Tepesi Keki Güncelleme


Eski tarif yeni fotoğraf ama tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var böyle lezzetleri. Unutulmasın, sık sık yapılsın. Evdekiler mutlu olsun, kapıya gelen kokusundan mest olsun, yiyen yemeyene anlatsın bilmeyen kalmasın kısacası. Geçtiğimiz hafta Nesli bizimleydi ve habire rejim modunda birşey istemez şekilde dolanınca ne dilediğimce kek börek çörek yapabildim ona ne de şöyle karşılıklı oburluk yapabildik. Ama Çarşamba günü baktım ki evde yine elma stokları almış başını gidiyor hemen aklıma bu harika tarif geldi. Uzun zaman olmuş yapmayalı, hiç öyle bir defa denenip de unutulacak bir lezzet değil bu, öyle ki tadına bayılan Nesli ertesi gün de kendisi bir tane yaptı İstanbul'a götürmek için. Hatta '' ben bunu başka meyvelerle de yaparım bak gör sen'' diyip bana kafa bile tuttu.

Tarifi bu  kadar övdükten sonra artık kalkıp yerinizden bir zahmet denersiniz. Tarif burada.

Afiyetler olsun.

20 Aralık 2011 Salı

Bir Sigara Böreği Bana Neler Hatırlattı


Yanlış anlaşılmasın sigara falan içtiğim yok. Hatta öyle ki nefret bile ederim kokusundan, evimde de kimse içemez. Ama çalışırken hep kıskanmışımdır sigara içen arkadaşlarımı. İşten çok bunaldıklarında sigara paketlerine saldırıp hemen uzaklaşırlardı onları sıkan ortamdan. Yanında bir kahve ya da çay ohhh gel keyfim gel. Birkaç dakika da olsa işten sıyrılmak için iyi fırsat diye düşünürdüm. Şimdi bu Sigara Böreği tarifini yazmayı planlarken aklıma geldi birden paylaşayım istedim.
Eski Dışbank günleri, Eminönü şubede deniz manzaralı güzel masam, arkadaki saklı bölmede elimizde Esspresso kahvelerimizle gelip giden vapurlara bakıp ne hayaller kurardık, ne dedikodular yapardık. İnsan yaşadığı zaman bazı şeylerin kıymetini bilemiyor bazen tıpkı benim de o günleri yaşarken kıymetini anlayamamış olmam gibi. Halbuki şimdi geriye dönüp baktığımda her türlü stresine ve koşturmacasına rağmen güzel günlermiş. Geç saatte gelen ihracat alışları, Tahtakale' nin bilumum küçük esnafına ithalat terimleri öğretme çabalarımız, pazarlama- operasyon sürtüşmelerimiz,  büyük müşterilerin nazları niyazları, şubedeki aşk meşk olayları,  hafiyelik girişimlerimiz, Ramazan akşamlarında şubedeki bereketli ve neşeli iftar sofralarımız, Nutellalı ekmek keyiflerimiz, swift mesajları elimizde 3-5 komisyon fişlerimiz ve daha neler neler. Şimdi hepsi hem uzak hem sıcacık içimi ısıtan anılar. Her Eminönü' ne gidişimde gördüğüm o camlı kocaman bina benim için ne kadar değerliymiş meğerse. Bak bir Sigara Böreği beni nerelere götürdü, efkar bastı akşam vakti.

Daha yazsam çok şey var da banka anılarımla ilgili, en iyisi geri kalanları daha sonraya bırakayım da tarifi vereyim. Gerçi Sigara Böreği herkesin zaten bildiği bir tarif, basitten bile öte çocuk işi. Hatta çoğu annenin evde bunları çocuklara sardırdıklarını bilirim. Ama yine de bilmeyen olur, öğrenci olur, yeni evli olur, yalnız yaşayan beyler olur diye en anlaşılır şekliyle yazalım da adet yerini bulsun.

Malzemeler:
2 adet yufka
250 gr böreklik peynir
1 yumurtanın akı
pulbiber, karabiber
3-5 dal ince kıyılmış maydanoz
kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı:
1. Yufkaları üstüste koyup 16 eşit parçaya bölün.
2. Peyniri çatalla ezip içine maydanozu, baharatları ve yumurta akını katıp karıştırın. Yumurta akı harcın kızarırken içinden akıp sıçramasını engeller.
3. Küçük bir kaseye bir miktar su koyun.
4. Yufkaların geniş tarafına peynirli harçtan koyup yanlarından kıvırıp çok sıkı olmayacak şekilde sarın, ucunu suya batırıp yapıştırın.
5. Tüm yufkaları bu şekilde sarıp iyice kızmış sıvıyağda kızartın. Fazla yağını alması  için kağıt havlu serilmiş tabağa alın. Sıcak servis yapın.

Afiyet olsun.

13 Aralık 2011 Salı

Şeker Hamurlu Kurabiye Sepeti


Biraz geriden geliyorum farkındayım ama bu kurabiyeleri de paylaşayım istedim blogda. Öğretmenler Günü için oğluşun okulundan Şenay ve Firdevs Hn için sipariş hazırladığımdan bahsetmiştim. Bu sepeti de oğluşun kendi öğretmeni Serpil hn ve Yeni Ufuklar Anaokulundaki diğer tüm öğretmenler için hazırlamıştım.




10 Aralık 2011 Cumartesi

Eymir Gölü - Ankara



Bu hafta kızkardeşim Neslihan iş dolayısıyla Ankara' da bizim misafirimiz. Haftaiçi çok yoğun çalıştığı için neredeyse hiç yüzünü göremedik. Bu sabah da erkenden kahvaltımızı yapıp günü nasıl değerlendirsek diye uzun uzun düşünüp Eymir Gölü' nde karar kıldık.  Ankara sınırları içerisindeki göl Oran' dan neredeyse yürüyüş mesafesinde şehrin merkezine çok yakın olmasına rağmen çok sessiz ve huzurlu bir mekan. Şehrin gürültüsünden ve kirliliğinden uzak tam bir kaçamak noktası.


Arazisi ODTÜ' ye ait ve ODTÜ Kürek Takımına ait bir çalışma alanı.  ODTÜ idari personeli ve öğrencileri kimlik kartlarını göstererek girebiliyormuş.ODTÜ mensubu olmayanlar da çok cuzi bir miktar ödeyerek içeri alınıyor.  Biz 5 tl ödeyerek girdik.



Gölün çevresi 13,5 km ve yürüyüş için süper. Biz biraz yürüdük fakat hava o kadar soğuktu ki tam tur yapamadık.Ayrıca yol tamamiyle asfalt olduğundan araçla da rahatlıkla gezilebilir. Gölün çevresinde yine ODTÜ' ye ait bir Bağevi var. Burada kahvaltı da yapabileceğiniz gibi et, balık, tavuk ne isterseniz menülerinde mevcutmuş. Hatta bu yılbaşı gecesi için bile göl kenarında havai fişekli, sucuk ekmekli harika bir program hazırlamışlar. Romantik bir yılbaşı gecesi seçeneği olabilir bence.  Biz orada yemedik, daha salaş bir yer aradık açıkcası.


Bu kadar zamandır niye gelmemişiz diye açıkcası hayıflandık. Soğuğa rağmen çok keyifli bir gezinti oldu, bol bol temiz hava aldık. Kurt gibi de acıkıp göl çevresindeki derme çatma kulübeciklerden birine attık kendimizi.
Balık ekmek, sucuk ekmek, gözleme ve sıcacık çaylarımızı yudumlayıp günü noktaladık.


Bir dahaki sefere mutlaka termosumuza çay doldurup göl çevresinde hoşumuza giden bir noktada kamp sandalyelerimizi bagajdan çıkartıp keyfimizi uzatacağız. Bu defa acemilik oldu, bu kadar güzel bir yer olduğunu bilseydim zaten bu kadar vakit beklemezdim gitmek için. Özellikle kışın donan göl çok hoş doğal bir görünüm kazanıyor.


Üstteki fotoğraftaki minik taşları görüyor musunuz? Yüzeyi donan göle attığımız taşlar nasıl güzel poz vermişler. Gölün neredeyse yarısı donmuştu ve dinginliğine bakmak bile insanı dinlendiriyordu. Bir de bisiklet severler için harika bir parkur burası, hele de İlkbaharda tam görülesi bir yer oluyordur. Şimdiden ikinci sefer için planlar yapmaya başladım bile. Termos, sıcak çay, kurabiyeler, kitap........

9 Aralık 2011 Cuma

Carte D'or Çikolatalı Sufle Kek


Bazen ne yaparsanız yapın ne kadar özenirseniz özenin ortam şartları size muhalefet edebilir. Fakat işin özü güzelse ne olursa olsun sonuç memnuniyet verici olabilir. Geçtiğimiz haftalarda çok cici bir misafirimiz oldu küçük adamımla benim. Onun için neler yapacağımı düşünürken evde Carte D'or dan denememiz için gönderilen kek karışımları geldi aklıma.  Çikolatalı Sufle' de karar kılıp yaptım. Buraya kadar herşey çok güzeldi. Hem pratik 5 dk içinde çırpıp karıştırıp fırına atabiliyorsunuz hem de lezzeti garanti. Fakat Elektrik İdaresi kıskandı kekimizi ve tam da puffff diye kabarmışken elektrikler kesiliverdi. Öylece kalakaldım fırının karşısında kabarmış kek sönerken.  Yaklaşık 15 dk kadar sonra tekrar fırın çalıştı ama olanlar oldu. O haliyle de ikram ettik misafirimize, o da kibarlık etti yedi. İnce bir tabaka halinde olması dışında lezzeti çok güzeldi.  Aslında paylaşmayacaktım da dedim bu defa bir farklılık olsun. Haftasonu kahvenizin yanına sufle tadında bir kek isterseniz hiç üşenmeyin hemen girin mutfağa ama dua edin de elektrikler kesilmesin.  İyi haftasonları.

30 Kasım 2011 Çarşamba

Öğretmenler Günü İçin Hazırladığım Kurabiyeler


Bu kurabiyeleri küçük adamın yuvasındaki öğretmenlerden Şenay Hanım' ın oğlu Batuhan'ın okulundaki öğretmenleri için hazırladım. Bunlar Ankara' daki ilk siparişlerim aynı zamanda. O yüzden inanılmaz bir hevesle ve aşkla yaptım.


Şenay Hanım Batuhan' ın öğretmenleri için her bir kurabiyenin üzerinde isimleri olsun istedi, diğer tüm detayları da bana bıraktı.


Kurabiyeleri kakaolu yaptım ve içine granül kahve de ekleyerek farklı bir tat elde ettim.


Öğremenler Günü'nde Batuhan öğretmenlerine tek tek ikram etmiş ve hediyesi çok da beğenilmiş Şenay Hanımdan duyduğuma göre. Bundan daha büyük keyif olabilir mi ?

28 Kasım 2011 Pazartesi

Baklava Yufkasında Rulo Köfte


Yıllar önce bir yemek dergisinde benzeri bir tarif görüp çok hoşuma gitmişti. Mutlaka denerim diye de aklımın bir kenarına not etmiştim. Sonra geçenlerde elimde az sayıda kalan baklava yufkasıyla ne yapabilirim diye düşünürken aklıma geliverdi. Tarif tamamen o anda içimden geldiği gibi oldu, yanında kocaman bir kase yeşil salatayla enfes bir akşam yemeği menüsü oldu. 

Malzemeler:

9-10 adet baklava yufkası
500 gr köftelik kıyma
1 adet soğan
tuz, karabiber, pulbiber, kekik, kimyon
1 adet yumurta
üzeri için
sıvıyağ ve su karışımı
1 adet yumurta sarısı
susam ve  çörekotu

Yapılışı:
1. Köfte için kıymayı karıştırma kabına alın. İçine soğanı rendeleyin, yumurtayı ekleyin, baharatlarını da katın ve yoğurun. Dinlenmesi için buzdolabına kaldırın.
2. Köfteye rulo şekli verip önceden ısıtılmış fırında yaklaşık yarım saat pişirin. Fırından çıkartıp soğuması için kenara alın.
3. 1 adet baklava yufkasını düz bir zemini yayıp rulo köfteyi sarın.
4. Tüm baklava yufkalarının arasını sıvıyağ ve su karışımı ile ıslatıp  bu şekilde köftenin etrafına sarın.
5. Üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu ve susam serpiştirin.
6. Yaklaşık 170 derece fırında üzeri kızarana kadar 45-50 dk kadar pişirin.
Sıcak olarak servis yapın.

Afiyet olsun


Normal böreklik yufka ile de yapılabilir sanırım ama baklava yufkasıyla cidden çıtır çıtır oluyor. Ayrıca köftesi de böyle sade değil de garnitürlü falan pek bir şık olabilir, bir dahaki sefere de öyle denemeli. Misafir sofralarında da farklı bir ara sıcak olarak servis edilebilir.

Bir de ufak bir dipnot; köfteyi yufkaya sarmadan önce önden pişirmemin sebebi etin pişerken yağını salıp hacminin ufalması. Önceden sararsanız hem pişerken yufkanın içinde ufalır, görüntüsü kötü olur hem de eti tam pişmeyebilir.

25 Kasım 2011 Cuma

Hamsili Pilav


Bir Laz gelini olup da bunca zaman bir Hamsili Pilavı tarifi paylaşmamış olmam ayıp olmuş. Kayınvalidem çok güzel yapar. Nedense onun elinden yiyince hiç şansımı zorlamayayım diye düşündüm sanırım. Ama ya canımız Ankara' da isterse diye öğrenmek için fırsat bu fırsat dedim. Bayram tatilinde İstanbul' da Fatma Annemle girdik mutfağa ve beraber yaptık bu defa. Ben de hazır yaparken not aldım tarifi ve fotoğrafladım. Böyle lezzetli yöresel lezzetleri bir şekilde büyüklerden öğrenip gelecek nesillere de aktarmamız gerek.

Malzemeler:
2 kg ayıklanıp kılçıkları çıkarılmış hamsi
2 su bardağı pirinç
3 büyük kuru soğan
4-5 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı kuş üzümü
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
nane, kimyon, karabiber, tarçın, pulbiber, tuz, küp şeker
2 su bardağı su

Yapılışı:
1. Soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağında iyice kavurun.
2. İçine fıstık ve kuş üzümlerini ekleyin.
3. Yıkanıp suyu süzülmüş pirinçleri ekleyip biraz daha kavurun.
3. Baharatlarını katın ve 2 su bardağı suyu da ekleyip kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Suyunu çektikten sonra demlenmesi için ocaktan alın.
4. Pilavı pişireceğiniz fırın kabın altına kılçıkları ayıklanmış hamsileri sırayla dizin. Pilavı tepsiye yayın ve üzerini yine hamsilerle kaplayın.
5. Üzerine zeytinyağı ve 1 çay bardağı kadar sıcak su dökün
6. 180 derece fırında hamsiler kızarıp pişene kadar yaklaşık 40-45 dk kadar pişirin.
7. Sıcak olarak servis yapın.

Afiyet olsun

Hamsili Pilav o gün aslında akşam yemeği için yapılmıştı ama ben piştikten sonra bir dakika dahi bekleyemeyeceğimi söyleyince kimse itiraz etmedi. Hamsi zamanı geçmeden bir kere daha bu keyfi yaşamalı.

22 Kasım 2011 Salı

Şeker Hamurlu Kurabiyeler

 Şeker hamuruyla tanıştıktan sonra küçük adamın yuvadaki öğretmeni Serpil öğretmenin  kızları Neval ve Şevval' e de yapıp hediye götüreyim istedim. Okuldaki öğretmenlerden Meltem Hanım da '' ben de isterim '' diyince onun da oğlu Efe için hazırladım bu kurabiyeleri.


Çok keyif aldım yine, sanırım puzzle yapmaktan sonra en çok keyif aldığım ve uğraşırken kendimi unuttuğum uğraş bu oldu. Haliyle Ankara' da da bolca vaktim var böyle incik boncuk işlerle oynamaya. Çıkarıyorum malzemeleri masanın üzerine, başlıyorum terapiye.


18 Kasım 2011 Cuma

Carte D'or Fondan

 Uzun bayram tatilini İstanbul' da yapıp yine yuvaya döndük. Hem koşturmacalı hem de keyifli bir hasret turu oldu bizim için. Büyük adamı Çarşamba akşamı Ankara' ya yolcu edip biz küçük adamımla Pazar' a kadar uzattık tatili. Bayram ziyaretleri yaptık, anneanneler, babaanneler, dedeler, dayılar derken epey de sarmaş dolaş ve yorucu oldu ama böylesine can kurban. İki de başsağlığı ziyareti eklersek biraz da buruktu.

Aynen yazın olduğu gibi Carte D'or yine bizim İstanbul' a gelişimizi haber almış gibi koca bir kutuyla şımarttı bizi. Macarondan krem karamele kadar çeşit çeşit ürün denenmek için bekliyor şimdi. İstanbul' da Perşembe akşamı teyzemler arayıp ertesi gün geleceklerini söyleyince bizi telaş aldı annemle ne yapsak diye. Hemen Carte D'or çeşitlerine göz atıp Fondanda karar kıldık. İyi ki de öyle yapmışız. O gün yiyen herkes bir dilim daha istedi. Islak kek sevenlerin bayılacağı bir lezzet oluyor hem de inanılmaz pratik. Hazırlaması birkaç dakikanızı alıyor sadece, masayı hazırlayıp çay demlenene kadar Fondan kokuları da mutfağı sarıyor zaten. Acelesi olanlara, çalışan hanımlara, öğrencilere ve beylere benden söylemesi.

Buradan da tarifin nasıl yapıldığına dair videoyu izleyebilirsiniz. Dilerseniz yaparken içine benim gibi granül kahve de ekleyebilirsiniz. Servis ederken de Carte D'or dondurma hiç fena olmaz yanında, bir dahaki sefere öyle denemeli.


1 Kasım 2011 Salı

Laz Böreği ( Laz Tatlısı )

İlk yediğim güne kadar hep tuzlu bir börek olduğunu düşünmüştüm. O yüzden ilk tadına baktığımda hayal kırıklığı olmuştu bende. Tatlı börek mi olurmuş diye hayıflanıp durmuştum. Oluyormuş hem de çok seviliyormuş da benim haberim yokmuş meğer.

 Belki de bu blog açıldığından beri hep listemde olanlardan biri aslında Laz Böreği. Herşeyin bir zamanı var demek ki. Belki daha da beklerdim ama dün sabah buzdolabındaki baklava yufkasının son kullanma tarihine bakınca vaktimin az kaldığını gördüm. Hemen kolları sıvadım, hiç de öyle gözümde büyüttüğüm gibi değilmiş. Laz adamla evli olup da bu kadar beklemek olmaz ama oldu bir kere. Onun da gönlünü almış oldum böylece. Bu sabah kahvaltısını 2 koca dilim yiyerek yaptı.

Malzemeler:
16 adet baklavalık yufka
1/2 su bardağı eritilmiş tereyağı
1 lt süt
2 yumurta sarısı
4 çorba kaşığı şeker
5 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı nişasta
1 paket vanilya
çok az taze öğütülmüş karabiber

Şerbeti için
2 su bardağı şeker
2 su bardağı su
1 tatlı kaşığı limon suyu

Yapılışı:
1. Tencereye sütü, nişastayı ve unu alıp karıştırın. Yumurta sarılarıyla birlikte pürüzsüz hala gelene kadar karıştırın.
2. Vanilya ve şekerini de ekledikten sonra muhallebi kıvamında pişirin ve soğuması için ocaktan alın ve içine çok az karabiber serpiştirin.
3. Soğurken üzeri kabuk bağlamasın diye arada bir karıştırın.
4. Yağladığınız baklavalık yufka boyutundaki tepsiye ilk yufkayı koyup üzerine eritilmiş tereyağı sürün.
5. Bu şekilde 8 yufkayı üst üste yerleştirdikten sonra soğumuş muhallebiyi yufkaların üzerine yayın.
6. Kalan yufkaları da aynı şekilde aralarına tereyağı sürerek teker teker yerleştirin ve en üste de kalan yağı sürün.
7. Dilimledikten sonra 200 derecede fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık 45 dk kadar pişirin.
8. Şerbeti için şekeri ve suyu tencereye alıp kaynatın, içine limon suyunu ekleyip soğuması için kenara alın.
9. Pişen tatlıyı fırından alıp şerbeti üzerine dökün ( ben hepsini dökmedim,bir çay bardağı kadar ayırdım içinden) Ilıklaştıktan sonra servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.





TuzBİBER Dergisi Kasım 2011 Sayısı ile Yayında


Çok keyifli bir Sonbahar sayısıyla yayındayız. Bu ayın konuk blog yazarı Yemek Vakti Blogu yazarı Sevgili Aylin Durmaz Akın. Daha neler var neler ? Hadi bakalım burdan tık tık tık.

28 Ekim 2011 Cuma

Böğürtlen Soslu Limonlu Cheesecake


Cheesecake sevmeyen var mıdır? Sanki yoktur değil mi, ya da benim çevremde hiç yok mu demeliyim? Güler Ablacığımın cheesecakeleri pek meşhurdur, blog buluşmalarında, evlerdeki buluşmalarımızda hep ondan istenir. Nasıl olduysa ben hiç tadına bakamadım ama. Ya millet kapıştı ya ben gevezelik ederken geç kaldım. İnşallah sıradaki buluşmada en büyük dilimi bana verecek, söz aldım ondan :))

Dün de cheesecake yapmak için karar verdiğimde kendi tarifim yerine bu defa onun tariflerinden birini yapayım istedim. Bakayım dedim bu hatunu meşhur eden cheesecake nasıl birşeymiş. Daha sabahın köründe markette aldım soluğu malzemeleri öğrenmek için ablamı aradım. Hem onun şen şakrak sesini duydum günümü renklendirdi hem eksik malzemelerimi aldım. Uzakta da olsam sıcaklığını, sevgisini öyle güzel hissettiriyor ki bana iyi ki onu tanımışım. Bu yazı da cheesecake tarifinden çok Güler Abla yazısı oldu ama olsun canım benim O.


 Tarifi de aynen olduğu gibi buraya alıyorum. Ama siz onun diğer tariflerine de bakabilirsiniz, hangisi hoşunuza giderse artık.

Malzemeler:
1 paket burçak büsküvi
50 gr margarin ( ben margarin yerine tereyağ kullandım )
2 paket Labne (toplam 400 gr) ( Ben tek paket kullandım )
3 adet yumurta
1 küçük paket krema
1/2 su bardağı tozşeker
1 yemek kaşığı un
bir paket vanilya
1 adet limon kabuğu rendesi

Sosu için ben hazır böğürtlen sosu kullandım. Dilerseniz 2 bardak mevsim meyvesi ya da dondurulmuş meyve ile nişasta, şeker ve su karıştırıp üzerine mis gibi sos hazırlayabilirsiniz.

Yapılışı:

  1. Burçak büsküviyi rondodan geçirip un haline getirin.Eritilmiş margarin ile iyice karıştırıp altına yağlı kağıt serilip kenarları yağlanmış kelepçeli kalıbınıza döküp elinizle iyice bastırarak kenarlarına da 1 cm yükseklik vererek bir taban oluşturun ve kalıbınızı buzdolabına koyun.
  2. Suyunu süzdürdüğünüz labne peyniriniz ile şekeri mikserle iyice çırpın.
  3. Kremayı ekleyip çırpmaya devam edin
  4. Önce yumurtanın birini kırın iyice çırpın daha sonra diğer iki yumurtayı da tek tek kırıp iyice çırpın.
  5. Ununuzu ,vanilyayı ve limon kabuğu rendesini de karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.
  6. Buzdolabından kalıbınızı alıp karışımı kalıbınıza boşaltıp üzerindeki hava kabarcıklarını iyice gidinceye kadar kaşıkla karışımı düzleyin.
  7. 160 derecede fırına koyup kapağını hiç açmadan üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin.Fırını söndürdükten sonra da kapağını fırın soğuyana kadar hiç açmayın.
  8. Üzeri hafif pembeleşene kadar pişirmeniz yeterli çünkü fırını söndürdükten sonra da çıkarmadığınız için o ısı ile pişmeye devam ediyor.
  9. Fırın tamamen soğuduktan sonra kalıptan çıkartıp buzdolabında mümkünse bir gece bekletin.
  10. Üzerine sosu gezdirip servis yapabilirsiniz.
Afiyet olsun.


Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da