25 Kasım 2009 Çarşamba

Akşam Yemeği Menüsü

Birlikte olmaktan en çok hoşlandığım, beraber masaya oturup yiyip içip sohbet etmeyi en çok sevdiğim, kendileri için hazırlık yapmaktan en çok keyif aldığım kişiler elbette her zaman ailem oluyor. Geçtiğimiz hafta bu akşam yemeğini de küçük adamımın babaannesi, dedesi, halası, eniştesi ve büyük amcası için hazırladım. Küçük adam büyük bir ailenin ferdi olmaktan her zaman inanılmaz mutlu oluyor, istiyor ki her an birlikte olalım. Fakat biraz fazla ilgiden olsa gerek şımarmanın dozunu tutturamıyor çoğu zaman.

Çok keyifli geçen bu akşam yemeğinin hemen ertesinde geçtiğimiz Pazar gecesi memleketten gelen bir haberle hepimiz çok endişelendik. Eşimin dedesi, küçük adamın tabiri ile Şeker dedemiz maalesef beyin kanaması geçirmiş Pazar günü, yalnız başına Rize Ardeşen' de olduğundan ve yanında kimse olmadığından burda elimiz kolumuz bağlı haber beklemek çok zor geldi. Özellikle dedesine çok fazla düşkün olan eşim ne kadar belli etmese de o günden beri çok üzgün. Yarın öğleden sonra bayram tatili fırsat bilip Trabzon' a gidecek. Dede Trabzon' da beyin ameliyatı geçirdi ve halen yoğun bakımda. Hepimiz burda onun tekrar sağlığına kavuşması için dua ediyoruz. Bayramı babamız yanımızda olmadan geçireceğimiz için içimiz biraz buruk ama Şeker dede yeter ki iyi olsun.



Neyse bu hafta başından beri elim hiç klavyeye gitmedi, içimde hep bir sıkıntı vardı. Yarın babamız havaalanına giderken bizi de babaanneye bırakacak, bayramda hep beraberiz. Ben de bayramdan önce bu akşam yemeği masamızı paylaşayım istedim.



Menüde neler vardı ?



Ezogelin Çorbası


Kabak Sefası


Salçalı Biftek


Fırında Kremalı Patates ( bu defa sadece krema ile yaptım, kaşar eklemedim )


Tel Şehriyeli Pirinç Pilavı

Buharda Haşlanmış Sebze Salatası ( brokoli, brüksel lahanası, kırmızı biber )

Zeytinyağlı Barbunya


Biber Kızartması ( kızartma dediğime bakmayın içinde sadece 1 yemek kaşığı sıvıyağ var, tencerede bol domates sosu ile yumuşadı sadece. Fakat lezzet olarak kızartmadan hiç farkı yok. Genelde Actifry ile yapıyorum ama bu defa teflon tencerede yaptım )


Şekerpare


İnsan ailenin değerini, önemini böyle hastalıklar olunca daha da iyi anlıyor. Sevdiklerimize daha fazla zaman ayırıp, onlarla daha sık biraraya gelmek için fırsat yaratmalıyız. Bayramlar da en güzel fırsatlar bence birlikte vakit geçirmek için. Herkese iyi bayramlar diliyorum; bol ziyaretli, az tatlılı çok sohbetli bir bayram geçirmeniz dileğiyle.




19 Kasım 2009 Perşembe

Pırasalı Kiş


Bir yemek dergisinin arka kapağında Dr. Oetker tarifi olarak gördüğümden beri bu kiş aklımdadır. Ha yaptım ha yapıcam derken aylarca mutfakta beni beklemiştir dergi. Yapıldıktan sonra da aylarca arşivde beklemek zorunda kaldı, onu daha fazla bekletmeden, hazır pırasanın da tam mevsimi iken yayınlayayım dedim. Benim gibi pırasayı pek sevmeyenler için bile keyifli bir kiş oldu.
Malzemeler:
Üst malzeme:
500 gr pırasa
2 yemek kaşığı sıvıyağ
tuz, karabiber, pulbiber
Hamur:
2,5 su bardağı un ( tarifte böyle geçiyor ama ben daha fazla ekledim hamur kıvama gelene kadar )
kabartma tozu
1,5 çay bardağı eritilmiş margarin
1 çay bardağı yoğurt
tuz
Üzeri için :
2 yumurta
1/2 çay bardağı süt
1,5 su bardağı kaşar peyniri rendesi
karabiber
Hazırlanışı:
1. Pırasaları yıkayıp temizleyip ince halkalar halinde doğrayıp kısık ateşte sıvı yağ ile 10-15 dk. kadar soteleyin
2. Ocaktan alıp tuzunu, karabiberini, pulbiberini ekleyip karıştırın ve soğutun.
3. Hamuru için unu ve kabartma tozunu karıştırıp üzerine eritilip soğutulmuş margarini, yoğurdu, tuzu ekleyip yoğurun.
4. Hamuru tart kalıbınızın içine kalıbın kenarlarını da saracak şekilde yayın.
5. Üzerine pırasalı karışımı dökün.
6. Yumurtaları süt ile çırpıp tartın üzerine dökün.
7. Önceden ısıtılmış 170 derecede fırında yaklaşık 25-30 dk kadar pişirin.
8. Pişirmenin son 5 dakikasında üzerine kaşar rendesini yayın.
9. Fırından alın ve ılık servis yapın.
Afiyet olsun.

15 Kasım 2009 Pazar

Çavdar Ekmeği

Bir Pazar sabahına mis gibi ekmek kokusuyla uyandınız mı hiç siz ? Biz bu sabah işte öyle bir sabaha uyandık. Cuma günü Sinangil' den gelen hediye paketindeki ekmek karışımlarını dün anneme giderken götürmüştüm. Henüz mutfakta bir ekmek makinesi sığdıracak yer bulamadığımızdan bizde ekmek makinesi yok. Ama anneme her gidişimizde sabahları bu iştah kabartan kokuyla uyanmak bizi oldukça zorluyor. Yakında mutfakta bir devrim gerçekleşecek sanırım.

Bu sabah annem erkenden kalkıp makineyi çalıştırmış. Ekmek makinesinin otomatik ayarlama modu olmasına rağmen annem işte sabahın köründe kalkıp kendi elleriyle çalıştırmış. İnanır mısınız ev ahalisini yataklarından kaldıracak kadar enfes bir koku yayılmaya başladı sabah. Mutfağın kapalı balkonunda olmasına rağmen makineden gelen koku tüm evi sarmıştı. Öyle ki normalde herkesin kahvaltı masasına teşrifini sağlamak pek o kadar kolay olmasa da ekmeği sıcak sıcak yemenin aşkına erkenden masa başındaydık. Haliyle 6 kişilik aileyi doyurmaya yetmedi. '' Keşke köy ekmeğini de akşamdan yapsaymışız '' diye hayıflandık. Artık onu da bir dahaki yatıya gidişimizde yapıp fotoğraflamak için anlaştık. Napalım biz alana kadar pişirmek annemin makineden fotoğraflar benden.

Bu arada Sinangil' in özenle hazırlanmış paketinde neler vardı neler; Çavdar ve Köy ekmeği unları; sade, limonlu, fındıklı ve vanilyalı Kekunları; Kepekli un; mantılık, böreklik, baklavalık unlar. Zaten tanıdığım ve tercih ettiğim bir marka olan Sinangil' in daha önceden denemediğim kekunlarını ve kepekli ununu denemek için sabırsızlanıyorum. Hala rejimdeyim ama fırın göreve devam ediyor bizim evde. Bu arada firmaya da sordum ama sizlere de sormak istiyorum, bu mantı unu ile illa ki mantı mı yapılmalı ya da baklavalık un ile kek olmaz mı? Yani bu unlar sayesinde yakında mantı yapıp, baklava açarsam hiç şaşmayın.

Sinangil firmasına bu güzel jesti için çok teşekkürler ediyorum. Firmaların blogların reklam ve tanıtım gücünün bu kadar farkında olmaları çok güzel; çünkü biz hanımlar beğenmediğimiz hiçbir ürünü laf olsun diye övmeyiz. Ve eğer öneriyorsak gerçekten denemeye değer demektir. Ben Sinangil 'in şimdiye kadar sadece normal beyaz unlarını ve ekmek karışımlarını denemiş biri olarak en yakın zamanda diğer ürünleri de deneyip fikirlerimi paylaşacağım. Bu arada sizler de Sinangil unları ile denediğiniz kendi keşfiniz olan özel tariflerinizi lezzet@sinangil.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Böylece sizin adınız, blogunuzun adı ve sizin belirlediğiniz özgün tarif ismi ile birlikte çok daha geniş kitlelere ulaştırabilir firma da.

Haa bir de unutmadan gelen pakette minik adamımı da çok memnun eden bir şey vardı ki, muftak önlüğü. Yavru kuşum zaten ben ne zaman mutfağa girip de önlüğü taksam yanıma gelip '' Tuğra tak anne '' diye önlük merakını belirttiği için bu önlüğü hemen sahiplendi. Tam da boyuna göre olunca birkaç saat aynen böyle fotoğrafta gördüğünüz yüz ifadesi ile dolaştı evin içinde. Dilinde de Baby Chef melodisi keyfine diyecek yoktu.

Sinangil' e bir kez daha teşekkürlerimi gönderiyorum bu sabah tüm ailemi mis kokulu ekmekleri ile uyandırma fırsatı verdikleri için ve de minik adamımı böyle gülümsettikleri için.





13 Kasım 2009 Cuma

Uzun Aradan Sonra Mimmm

Beni takip edenler bilir ki ben sever(d)im mimleri cevaplamayı. Fakat sanırım son zamanlarda biraz değişti durum, artık o kadar da hoş gelmiyor bana, sanki hatıra defteri gibi ama olsun. Bu defaki mim çok sevdiğim DİJLE' cimden gelmiş, iki elim kanda olsa yine cevaplarım onun sorularını. Bu ekrandan da olsa elektriğini, sevgisini hissettiğim birkaç kişiden biri Dijle. Hem bayılıyorum onu okumaya hem de sanki kardeşimmiş gibi yakın hissediyorum ona kendimi. Sanırım içindeki insan sevgisi, ailesine kızına eşine bağlılığı beni çok etkiliyor. Kendimi buluyorum belki bu özelliklerinde kim bilir. Neyse gelelim sorulara...



Bloguna neden bu ismi verdin ?



Aslında çok düşündüm tek kelimelik bir ismi olsun istedim ama içime sinmemişti o dönem hiçbiri. Sonra sadece yemek değil de herşeyden bahsedeceğim bir blog olmasını istediğimden ismi böyle oluverdi. Çok da uygun oldu bence, ordan burdan hayattan herşeyden yazdığım için adını hakediyor sanki blogum.



Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?



Yok öyle triblerim falan, zaten hayatta da öyle trib yapacak insan değilim. Neysem o. Fakat şöyle gönlümce yazabilmem için mümkünse küçük adamın uyuyor olması tercihimdir. Yoksa kendimi suçlu hissederiim onun vaktinden çalıyormuşum gibi. Bir de büyük adam sıkılmadan birşeyler ile meşgulse ( kitap, televizyon, gazete vs. ) ona karşı da rahat olurum. Ehhh yanımda da bir fincan nescafem olur genelde. Benim tribim de bu kadar işte.



En son aldığın garip şey nedir?



Kova burcuyum, mantıklıyım öyle garip şeyler pek almam açıkcası. Çok düşündüm ve bulamadım :))



Şeker gibi olduğun anlar ?



Ne biliyim bana kalsa pek şekerli ( !!! ) bir tip değilim, çevremdekilere sormalı ne zaman şeker gibi olduğumu.



Arkadaşım artık sorma dediğin şeyler ?



Çok fazla özel hayatımıza dair sorular, sıkıntılı anlarda sorular her türlü sorular ve olur olmaz her yerde beni merak edip arayan annemin '' neredesin '' sorusu. Eeee annecim artık ben de bir anneyim merak etme beni bu kadar, rahat ol.



Aynaya bakınca gördüğün ?



Yılların geçtiğini ve artık yavaş yavaş yol aldığımı fark ediyorum son zamanlarda. Onun dışında zaten aynalara pek bakan biri değilim ki, kendimle barışık biriyim.



Kendini okutan blog dediğin ?



Yemek blogları için ise öncelikle fotoğrafları çekici olmalı. Sonrasında farklı ve kendine has bir büyüsü olmalı blogun. Ama herşeyden önemlisi doğru Türkçe kullanmalı. Madem bu işi yapıyorsun hakkını vereceksin.

Yemek blogları dışındaki bloglar da ise önemli etken konu çeşitliliği, sürekli dönüp dolanıp aynı çerçevede yazılar olmaması, farklı öneriler sunması. Bir de tarifini bilmiyorum ama bir şekilde blog sahibiyle aramda oluşan elektrik de beni çekiyor o bloga. Merak edip mutlaka bakıyorum ne halde diye, niye sesi çıkmıyor diye.



Bu blog sahibesiyle karşılaşabileceğiniz yerler ?



Öncelikle marketlerde, parklarda çok sık görebilirsiniz kendisini. Haftasonları Özgürlük Parkı, Caddebostan sahilde yürüyüş yaparken; ya da alışveriş merkezlerinde özellikle Esse, Paşabahçe, Mudo Concept, Tepe Home mağazalarında dolanırken. Oralarda kendini kaybetmiş birine rastlarsanız o benim:))) Bir de kitapçılarda görebilirsiniz beni, bu aralar çocuk kitapları reyonlarındayım daha çok.

İşte benim cevaplarım böyle, dileyen tüm arkadaşlarım cevaplayabilir bu mimi.

Sevgiler



11 Kasım 2009 Çarşamba

Bizim Usul Makarnadan Tarifler

Eveet aylar öncesinde taa Ramazan ayında çekimlerini yaptığımız tarifler artık yayınlanmaya başladı. BURAYA tıklayarak DEVLETŞAH' ın birbirinden renkli konuklarıyla gerçekleştirdiği tarifleri izleyebilirsiniz. Nacizane bendeniz de Hamurlu Yeşil Mercimek Çorbası tarifim ile karşısındayım. Kendimi izlemek çok komikti, hatta dayanamadım bile. Heyecandan hiç kendim gibi olamamışım sanki, yoksa ben bu muyum:)))

Sevgili Devletşah ile birlikte yaptığımız çorbamızı izlemek isterseniz hemen buyrunuz. Lütfen yorumlarınızı da yapmayı unutmayınız.

Bu arada öncelikle beni de konuk olarak çağırdığı için Sevgili Devletşah' a sonra da bu güzel organizasyon için SELVA MAKARNA' ya teşekkür ederim.

8 Kasım 2009 Pazar

3 Çocuklu Bir Pazar Sabahı Kahvaltısı

Eveeet sıradan devam ediyoruz listemize, listede bu hafta büyük adamın asker arkadaşları vardı. Sevgili Tolga, eşi Kezban ve oğlu Tuna ; Talat, eşi Tülay ve minik prensesleri Tuğçe konuklarımızdı. Bir de unutmadan Kezban' ın karnındaki 6 aylık minik prens vardı.

Malum liste uzun olunca fazla ara vermeden ilerlemek gerekiyor, biz de uzun zamandır ağırlamak istediğimiz arkadaşlarımız için bir Pazar kahvaltısı hazırlayalım istedik. En son Tolga ve Kezban' ın evine 6 ay önce konuk olduğumuzda Kezban bizleri inanılmaz bir sofra hazırlamıştı. Ben yine akşam yemeği daveti yerine en sevdiğim öğün olan kahvaltıda ağırlamak istedim konuklarımızı. Bir de konuklar içinde 2 de çocuk olunca çocukların en mülayim saatlerinin sabah saatleri olduğunu bilecek kadar tecrübeli bir anne olduğum için en sevdiğim sanırım.

Bu sabah kahvaltı menümüzde:

* Kahvaltılıklar
* Sosisli Rulo Milföy Börekler
* Elma Patates Dilimleri ( Actifry ile pişirdim )
* Közlenmiş kırmızı biber
* Acılı domates sosu
* Lor peynirli ve cevizli yufkalı kol böreği ( fotoğrafı yok ama en yakın fotoğraflı tarif gelecek )
* Frambuazlı damla çikolatalı parfe

Sosisli rulo Milföy börekler özellikle çocukların çok sevdiği lezzetlerden olduğu için genelde çocuklu davetlerde tercih ediyorum. Aslında bizim eve pek sık girebilen bir yiyecek değil sosis ( malum sağlıklı olmadığını artık hepimiz biliyoruz, hele ki son zamanlardaki GDO mevzuu çok ayrı bir postun konusu ) fakat nadiren de olsa alıyorum. Küçük adam da her çocuk gibi böyle pis ( !!! ) şeyleri maalesef ki seviyor. Alırken de mutlaka çok güvendiğim birkaç markanın ürünlerini tercih ediyorum. Küçük adamın Pınar aşkından çoook önceden bahsetmiştim o yüzden genelde de bu marka Pınar oluyor.


Frambuazlı damla çikolatalı parfe de havaların güzel gidiyor olmasından cesaret alıp denediğim bir tatlı oldu. Koca yaz yapmayıp da kışa günler kala yapmış olmam hayretlik birşey diye düşünmeyin, bugünkü sıcak havada iyi gitti. Tarifi yakında gelir.


Bizim haftasonu kahvaltılarımızın vazgeçilmezi kaymak elbette baş köşede. Ben asla ağzıma sürmem ama büyük adam da bayılır. Çarşambaları Aysun hanımdan gelen sütten topladığım tüm kaymakları bir güzel indiriyor mideye, ama bu defa marketten hazır maalesef. Bu kahvaltı sofrasında meyve tabağını da unutmak istemedim, malum domuz gribine karşı bol bol meyve tüketmemiz gerek.



Yaz sonu yaptığım ve keşke çok daha fazlasını yapmış olsaydım diye hayıflandığım acılı domates sosu ve yine büyük adamın vazgeçilmezi tahin helvası. Ben kilo vermeye çalıştıkça etrafımda hep bu bu kilo aldırıcılar dolaşıyor aman Allahım...


Son olarak da reçeller, onsuz asla bir kahvaltı masası düşünülemeyen Nutella' mız ve yine yine yine büyük adamın meşhur Üzümlü Ballı Fındık Ezmesi.

Uzun masa başı keyfi yaptığımız ve sonrasında da çocukların tüm haylazlıkları eşliğinde bolca muhabbet ettiğimiz keyifli bir Pazar sabahı kahvaltısıydı. Başta Tuğra oyuncaklarını pek paylaşmak istemeyip biraz huysuzluk etmiş olsa da günün sonunu iyi toparladı. Arkadaşlarını öperek kapıdan uğurlarken '' Yine gel '' demeyi de ihmal etmedi benim yaramaz, huysuz ama dünya tatlısı küçük adamım.
Veee sıradaki hazır mısın? Kim mi? Listemde uzun zamandır sabırla sırasını bekleyen Bayan Baykuş'um. En kısa zamanda inşallah...
Herkese sağlıklı, bol kazançlı, neşeli bir hafta diliyorum.



6 Kasım 2009 Cuma

Fıstıklı Kakaolu Muffin / PDÇS-47 Etkinliği


Çok uzun zaman olmuş herhangi bir etkinliğe katılmayalı. TuzBiber Dergisi etkinliğini saymıyorum tabii, artık orada yazdığım için belki de, keyifle yapıyor olmamım dışında o bir anlamda da sorumluluk gibi geliyor bana. Bu haftanın başından beri rejimdeyim henüz hiç liste dışı bir şey yiyip de bozmadım. Hatta bu muffinlerden bile bir tane olsun ağzıma sürmedim. Pazar akşamı küçük adam için pişirdim ama kokusu, görüntüsü beni çok zorlasa da bu defa kararlıyım kilo vermeye. Sanırım şimdiye kadar pişirip de ağzıma tek lokma koymadığım ilk kek olarak tarihe de geçmiştir bu muffinler.

Küçük adam ne zaman markete ya da bakkala girsek mutlaka hazır keklerden istiyordu bir süredir hani topkek şeklinde porsiyonluk olanlardan. Benim evde yaptığım kekleri de ağzına sürmüyordu, ben de bu defa bari muffin yapayım da görüntüsü belki cezbeder dedim. Gerçekten de öyle oldu, kalıptan çıkartıp dilimlediğim keke pek yanaşmazken böyle şekilli olunca hemen sıcak sıcak yedi.

Tarif daha önceden yaptığım Çikolatalı Muffin tarifi ile aynı aslında, sadece bu defa çikolata yerine toz fıstık kullandım.

Malzemeler: ( 15 adet muffin için )
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 çay kaşığı tuz
3/4 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı kakao
1 adet yumurta
250 ml süt
1/3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı toz fıstık
2 yemek kaşığı çikolatalı süsleme şekeri ( üzeri için )
2 yemek kaşığı pudra şekeri ( üzeri için )

Yapılışı:

1. Fırını 150 dereceye ayarla. Muffin kalıplarınızı tepsiye dizin ya da kağıt kalıp kullanacaksanız muffin tepsisine yerleştirin.
2. Bir kasede unu, kabartma tozunu, tuzu, şekeri, kakao ve vanilyayı karıştırın. ( muffin yaparken ana prensip kuru malzemeler ayrı yerde, ıslak malzemeler ayrı yerde karıştırılıp sonra birleştiriliyor !!! )
3. Başka bir kapta yumurtaları çırp, sütü ve yapı ekle.
4. Islak karışımı kuru karışıma kat ve iyice çırp.
5. Kalıpların yarısına gelecek kadar karışımdan dök.
6. Üzerlerine çikolatalı süsleme şekerlerinden serpiştir.
7. 25-30 dk. pişir.
8. Fırından çıktıktan sonra tel ızgarada soğutup üzerine pudra şekeri serperek servis yapabilirsiniz.

Bu soğuk havalarda ( gerçi bugün yine bahar havası var İstanbul' da ) sıcacık çayınızın ya da kahvenizin yanında size iyi bir eşlikçi olacaktır. Ya da okuldan dönen minikler için evde hazırlanmış, içinde katkı maddesi olmayan anne keki yanında bir bardak sıcak süt ile mutluluk verecektir.

Bu tarifimi ben de ayrıca Sevgili Ferah arkadaşıma gönderiyorum P.D.Ç.S- 47 Etkinliği için. Kolay gelsin Ferahcım.


Yıldız şeklindeki muffin kalıpları Paşabahçe' den. 12 'li olarak satılan silikon kalıpların fiyatı 10 YTL.

3 Kasım 2009 Salı

Ispanaklı Kiş

Sonunda bunun da sırası geldi. Yok oğluşun yarışmasıydı yok TuzBiber 'in yeni sayısıydı derken ne vakit ekran başına geçsem öncelikli olanlar sırasını çalıverdi kişin. Benim uzun zamandır deneme listemde olan ama bir türlü cesaret edip de deneyemediğim tariftir bu. Daha öncesinde pırasalı olanı da denedim ama sanırım ıspanak benim ağız tadıma daha fazla hitap etti. Yine de pırasalı kişin tarifi de en kısa zamanda gelecek.



Malzemeler:



Üst malzeme için:
500 gr ıspanak
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 çay kaşığı tuz
karabiber
bir tutam muskat rendesi


Hamuru için:
3 su bardağı un ( bardak ölçüsüne göre daha da fazla gerekebilir )
kabartma tozu
1,5 çay bardağı eritilmiş tereyağ ya da margarin
1 çay bardağı yoğurt
1 yumurta
tuz



Üzeri için:
2 yumurta
1/2 çay bardağı süt
rendelenmiş kaşar peyniri




Yapılışı:

1. Öncelikle ıspanakları güzelce yıkayın ve ince ince doğrayın. Kısık ateşte sıvıyağ ile 10-15 dakika kavurun.

2. Tuzunu, karabiberini ekleyip ocaktan alın ve soğumaya bırakın.

3. Hamuru için unu, kabartma tozunu karıştırın. Üzerine eritilmiş margarini, yumurtayı ve yoğurdu ekleyin ve yoğurun.

4. 26cm çapındaki kalıbınızın içine alın ve elinizle kalıbın tabanına ve yanlarına yayın.

5. Üzerine hazırladığınız ıspanaklı karışımı dökünüz.

6. Yumurtaları süt ile çırpıp karışımın üzerine dökün ve 170 derecede önceden ısıtılmış fırında 25-30 dk pişirin.

7. Pişmesine yakın fırından alıp üzerine kaşar rendesini dökün ve birkaç dakika daha fırınlayın.



Fırından çıkartıp sıcak ya da ılık olarak servis edin. Akşam yemeği için yapılacaksa yanında bol köpüklü ayran ya da yoğurtla süper olur. Ayrıca çay davetleri için de böreğe alternatif olabilecek bir lezzet.


Biz evde küçük adamı saymazsak 2 kişi olduğumuzdan aynı akşam bitiremedik haliyle. Kalanını dondurucuya koydum ve günler sonra aniden gelen misafirlerime ikram ettim ısıtarak. İlk piştiği günkü gibi tazecik ve mis gibi oldu. Harika bir lezzet, tek sorun kilo problemi olanların iradelerine sahip olup durmayı bilebilmeleri. Ben de bugün itibariyle rejime başladığımdan bir süre bu lezzetleri fotoğraflarda göreceğim. O yüzden bundan sonra öyle sık sık yeni tarifler veremeyebilirim, misafirden misafire pişer artık bizim mutfakta böyle şeyler. Desem de siz inanmayın.... Dayanamam yine yaparım ben.





Bu arada aylar aylar önce bloglar arası bir hediyeleşme etkinliği düzenlenmişti, ben hediyemi göndermiştim ancak bana herhangi bir hediye gelmemişti. Ben de etkinliği düzenleyen arkadaşa haber verip ilgilenmesini istemiştim ancak bir kere bana bilgi verip sonrasında hiç ses çıkarmamıştı. Ben de benim kısmetim böyle herhalde deyip susup oturmuştum ve bir daha da bloglar arasında bu şekilde hiçbir hediye etkinliğine katılmama kararı almıştım. Birkaç hafta önce cep telefonumdan bir bayan arayıp da bana hediyesini rahatsızlığından dolayı gönderemediğini ancak gönderebileceğini söyleyince çok şaşırdım. Sonrasında bir hafta kadar önce Sevgili Hansa' dan paketim geldi ve de çok içten yazdığı mektubu. Meğerse rahatsızlığının sebebi çok güzelmiş, karnındaki minik bebişiymiş. Ben de çok sevindim hem onu bu şekilde de olsa tanımış olduğuma hem de yeni bir blog bebeğinin yolda olmasına. Hediyesini de adet olduğu üzere unutmadan paylaşayım istedim. Hansa' ya tekrar tekrar teşekkür ediyorum, bu çok cici kalpli fincanlarımı her kullanışımda onu ve bebeğini hatırlayacağım mutlaka.

1 Kasım 2009 Pazar

TuzBiber Dergisi Kasım Sayısı Yayında

TuzBiber Dergisi Kasım sayısını okumak için tık tık...
Bu ay dergi yine dopdolu, birbirinden güzel tarifler sizleri bekliyor. Bu arada derginin bu ayki röportajını da ben gerçekleştirdim Yemekbiz blogu yazarları Sevgili Figen Karavaş ve Zeynep Mine Töre ile. Bir de bu ay biraz kendimi seven ( !!! ) bir yazım var ki arada açıp açıp okumam gerekiyor sanırım unutmamak için. Okuyun bakalım yorumları da unutmayın ama....
Herkese İyi Pazarlar...

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da