27 Ağustos 2009 Perşembe

Zor Tatil / TuzBiber Dergisi Eylül 2009 Yazım

Koca yazı bitirip yazdan kalan son sıcaklarla avunur olduk. Koca yaz geçti de noldu, ardımızda zor bir tatili bırakıp kışa tam şarj olmadan giriyoruz yine. Tatilin zoru olur mu demeyin sakın. Valla olur. Sizin de bizimki gibi 3 yaşında, yerinde duramayan, babayı görünce şımarmanın dozunu tutturamayan bir ufaklığınız varsa hem de nasıl olur.

Yıllar önce etraftan ya da arkadaş çevremden çocukları büyüklere bırakıp da tatile gittiklerini duyduğumda hep tepki gösterirdim. '' Madem o çocuğu hayatının her anına katamayacaktın ne diye doğurdun? '' diye bilmiş bilmiş savunurdum fikrimi. Halbuki kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. O zaman anlamam elbette mümkün değildi bunu, ne zamanki oğluşla tatillere gidip geldik şimdi şimdi hak veriyorum o kızdığım insanlara. Şimdi bu yazıyı okuyup da bana da kızanlar, beni de eleştirenler mutlaka olacaktır. Her türlü fikre de saygı duyarım. Demek ki onlar uslu çocuklara sahip şanslı insanlar diye düşünürüm.

Biz oğlumuz 1 yaşında iken çıktık ilk ailecek tatilimize, rotamız Antalya' da büyük bir oteldi. Hani o herşey dahil ultra lüks olan tatil köylerinden. Küçük paşanın ilk tatilidir diyerek o yıl pek dert etmedik yaşadıklarımızı. Normaldir, sıcaktandır, diş çıkarıyordur, şöyledir böyledir derken koca 1 haftayı doğru dürüst yemek bile yemeden, denizin tadına varamadan, dinlenmek şöyle dursun yorularak dönmüştük evimize. Neredeyse yerleri öpecektim eve vardığımda, düşünün yani o derece bunalmışım evden uzakta olmaktan.

Ne oldu sonra, aynı kış küçük beyi anneanne dedesine emanet edip kaçamak birkaç kısa tatille ödüllendirdik kendimizi. Maksat biraz nefes alabilmek, çocuk bakarken insanın içine çöken o herşeyden mahrum kalıyorum duygusunu bir nebze olsun uzaklaştırmaktı beynimizden. Biz öyle çocuk oldu diye eski yaşantısına tam gaz devam eden çiftlerden olamadık maalesef ne eşim ne de ben. Herşey onun uyku saatine, mama saatine uygun olacak diye ısrar ederken çoğu şeyden mahrum bıraktık kendimizi. Pişman mıyım, hayır asla değilim. Yine bebeğim olsa yine aynı kurallar geçerli olacak, sadece biraz daha rahat olabilmeyi öğreteceğim hem eşime hem de kendime. Bunu başarabilenlere de ayrıca hayranım. Hem çocuk büyütüp hem de eski düzeni devam ettirebilmek başka bir beceri olsa gerek. Eski düzenden kastım, gece gezmeleri, sinema tiyatro gezmeleri, arkadaşlarla buluşmalar, partiler vs. falan.

Her neyse geçtiğimiz yıl yazın yine yollara düştük. Bu defa arabayla gideceğiz diye tutturup uzun ve yorucu yolculuğu da göze aldık. Sonuç geçen yaza göre elbette bir nebze olsun daha iyi ama yine tam anlamıyla adı tatil olamayan zamanlar oldu. Kumsalda uzanıp bir kitabın sayfalarına gömülemeden, onu kontrole edeceğim diye denize bile doğru dürüst dalamadan, gece serinde üşütür diye erkenden odaya kapanarak, sahildeki çakıl taşlarını ağzına götürüyor diye süper kontrollü bir tatil daha geçirmiş olduk.

Ne oldu, bu yıl akıllandık mı? Yooo hayır asla, biz yine koca yılın yorgunluğunu atmaya ve üzerimizdeki hayat stresinden biraz olsun kopmaya giderken bizim küçük afacanı kimselere emanet edemedik. İstedik ki ne kadar zor olsa da, bizi yorsa da gözümüzün önünde olsun, annesi babasıyla tatil yapsın. İyi mi ettik, mutlaka onun açısından harika olmuştur. Huysuzluğun sınırlarında, şımarıklığın her şeklini denediği, özellikle babasına koca haftayı zehir ettiği bir tatil yaptık. Arada gezdiğimiz, gördüğümüz yeni yerler; tattığımız değişik lezzetler de olmasa tatil demeye şahit gerekti. Geriye dönüp bakınca sadece güzellikler hatırlanıyor belki ama şöyle uzanıp da içimi dinlediğim bir tatil yine olamadı bu yıl da.

Eeee önümüzdeki yıl ne yaparız valla hiç fikrim yok, bildiğim tek şey yine gönlümüz elvermeyecek küçük adamımızı bırakıp da yollara düşmeye. Ne kadar zehir ederse etsin yine onsuz tatil olmaz gibi. Ben istesem babası kıyamaz oğluşundan ayrı kalmaya.

Halbuki eğer dinlenip de kışa hazır hale gelemeyeceksek ne diye gideriz tatile? Evdeki düzenimizi sağlayacağız diye kendimizi paralarken ne kadar becerebiliriz tatil yapmayı onu da bilmem.
Bildiğim tek şey bizimki gibi aşırı hareketli ve laf dinlemeyen çocukların ailelerinin ara ara çocuktan uzak kalmaya ve onu özlemeye ihtiyaçları olduğu. Henüz onu gözümüz arkada kalmadan emanet edebileceğimiz büyüklerimiz varken bunu da yapmamız gerektiğine şiddetle inanıyorum. Çalışmayıp da tüm gününü onunla evde birebir geçiren bir anne olarak zaman zaman sessizlik, yalnız başıma kalmak, kendimi dinlemek, eşimle başbaşa kalıp laflamak gibi nacizane çok doğal isteklerim oluyor. Ve bunları maalesef yapamayınca da ister istemez sinirli, gergin ve yeterince iyi bir anne olamadığımı düşünüyorum ( sadece düşünüyorum:))

Dediğim gibi gelecek yıl yaz tatili için oğluş hala listemizin en başındaki yerini koruyor. Allah sağlık verdiği sürece de öyle olacak inşallah ama aralarda onsuz küçük dinlenceler yapmayı da ihmal etmeyeceğiz. Mesela şimdiden bayram sonrasına denk gelen evlilik yıldönümümüz için ona çaktırmadan planlar yapmaya başladık bile. 3 günlük bile olsa şöyle güneşin altında uzanıp kimsenin bölmesine izin vermeden kitabıma gömüleceğim. Elimde sıcacık kahvem, önümde masmavi deniz ve dalga sesi, yanıbaşımda aşkım, aklımın bir ucunda mutlaka oğluşum ruhumu dinlendireceğim. Ve vakti gelip de eve döndüğümde ona daha bir sıkı sarılacağım. Dinlenmiş, özlemiş, enerji depolamış ve çok daha iyi bir anne olarak.

Unutmayın, herkes kendi şartlarında değerlendirilmeli, kimse bir diğerinin içinde ne olduğunu, ne yaşadığını bilemez; sadece bildiğini sanır. O yüzden kim ne der diye düşünmeden, kendi ihtiyacınız neyi gerektiriyorsa öyle yaşayın. Sorumluluklarınızı aksatmadığınız sürece yargılamaya kimsenin hakkı olamaz. Uzaktan mükemmelmiş gibi görünen hayatların aslında içinde ne büyük fırtınaların olduğunu kim bilebilir?

Herkese şimdiden İyi Bayramlar diliyorum. Bayramla ilgili yazım için Bayram Özel sayımıza da lütfen gözatmayı unutmayın.

0 kİşİ fİkrİnİ söylemİş:

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da