30 Haziran 2009 Salı

Ben de TuzBiber Olayım

Blog camiasında henüz çok yeni bir dergi Tuz Biber; sadece 4 aydır yayında ve her geçen ayla beraber de okuyucusu artıyor. Derginin editörü Sevgili Ferah yaklaşık 1 ay kadar önce bir mesaj yollayarak yazılarımı çok beğendiğini ve dergide yazmak isteyip istemediğini sorduğunda hiç düşünmedim. Aslında dergiyi ve içeriğini hiç bilmiyordum. Hemencecik evet dedim ona. Ne yazacağımın ya da nasıl yazacağımın hiç önemi yoktu; o anda sadece yazı yazmaya odaklanmıştım. Ferah benden düşündüğüm gibi yemek ya da pasta tarifi değil de istediğim herhangi bir konuda yazı yazmamı istiyordu. Hem de düzenli olarak her ay. Bu beni daha da fazla heyecanlandırdı açıkcası ama kararımı değiştirmedi.
Bölümüm için blogumun adını düşünmüştüm ama benden önce bir arkadaş benzer bir isim verdiği için olamadı maalesef. Ve bundan sonra Hayat Bahçesi' nde yazıyor olacağım. Dilediğim her konuda nasıl istersem onu yazacağım. Yıllardır hep yaptığım gibi.
Ve bu ilk sayıda konum Geri Dönüşüm. Dergiyle henüz tanışmamış olanlar varsa hadi bakalım ne duruyorsunuz? Önce dergiye bir göz atın, sonra yorumlar için tekrar bekliyorum.

26 Haziran 2009 Cuma

Kuruyemişli Kek


Farkındayım bu aralar keklere fena takmış durumdayım ama napıyım sıkıldıkça en iyi terapi olarak kek çırpmak geliyor aklıma. Kapatıyorum kendimi mutfağa ve unutuyorum içerdeki kargaşayı mikser sesine dalıp gidiyorum. Bu kek de yine öyle terapilerimden birinde uydurulmuştur tarafımca. Nasıl bir kek yapayım diye bakınırken evde bilumum kuruyemiş çeşitlerinden oldukça zengin bir stok tuttuğumuzu farkedince kuruyemişli kek oluverdi. Hiç de fena olmadı, renkli renkli hoş bir kek oldu.
Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
1/2 çay bardağı fındık içi
5 adet kuru incir
5 adet kuru kayısı
1/2 su bardağı kuru üzüm
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
aldığı kadar un
Yapılışı:
1.Tozşekeri ve yumurtaları köpürene kadar mikserle çırpın
2. Yoğurt ve sıvıyağı ekleyip çırpmaya devam edin.
3.Unu, kabartma tozunu ve vanilyayı eleyerek ekleyin.
4.Son olarak içine fındık, üzüm, kayısı ve incirleri ekleyin ( incirler yumuşamaları için biraz sıcak suda beklemiş olmalı; kayısı ve incirler ufak parçalar halinde olmalı)
5.Yağlanmış kek kalıbınıza alıp önceden ısıtılmış 170 derece fırında pişirin.
Afiyet olsun.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Hellim Peynirli Kırmızı Biber Sarma ve Balkonda Kahvaltı Keyfimiz

Sıcaklarla başım fena halde bozuk, 2 gündür tansiyonum düşük ve kafamı kaldıramıyorum bir türlü. Sağolsun küçük adam da pek halden anlayan cinsten değil, ben ne zaman uzanıp dinlenmek istesem hemen tepeme tüneyip kendince oyunu başlatıyor. Aklı fikri sürekli parkta bahçede, yatırır mı beni hiç? Zaten yatacak durum da yok, Pazar günü küçük adamımın 3. yaş günü kısmetse. Her ne kadar bu yıl çok kapsamlı bir davet ve kutlama planlamamış da olsak yine de ufaktan telaş var. Aile içinde minik bir kutlama yapacağız eğer sıcaktan bayılmazsak.

Neyse tam bir haftadır ekranda Chokellalı Supangle görmekten sıkıldınız belki ama bu tarifle ilgili çok güzel yorumlar aldım, telefonla bile arayıp teşekkür edenler oldu. Çok sevindim bu kadar beğenilmesine, bizim evde artık başka puding vs. yapılamaz, eminim deneyenler de aynı fikirdedirler.

Eveettt bizim evimizin 4. odası dediğimiz balkonumuz. Bu yıl kendimize bir iyilik edip yaz başı stor perde yaptırınca balkondan daha fazla faydalanır olduk. Öğleden sonraları güneşten oturulamaz kadar sıcak olan balkon artık kahvaltı misafirlerimi bekliyor. İlk açılışı da geçtiğimiz hafta kızkardeşim Neslihan ve onun çok sevdiğim iş arkadaşı Umay ile yaptık. Öyle çok fazla birşey de hazırlamadım ama sohbetin muhabbetin keyfine diyecek yoktu. Hatta kahvaltı sonrası kahve + likör keyfimiz vardı ki görülmeye değerdi.

Bu hellim peynirli közlenmiş kırmızı biber sarmaları da masaya renk katsın diye yapmıştım aslında. Ama kızlar da çok beğendi ben de. Eğer benim gibi hazır konserveden yapacaksanız son dakikada hazırlanabilecek kadar kolay. Tarif bile vermeye gerek görmüyorum ama yine de kısaca yazayım. Bütün kırmızı biberleri boydan ikiye ayırıp içine ince kesilmiş bir dilim hellim peynirini yerleştirin ve sarın. Kürdanla da tutturup servis yapın. İşte bu kadar basit.




17 Haziran 2009 Çarşamba

Chokellalı Supangle

Üye olduğum bir paylaşım grubundan aldım bu supangle tarifini. Daha doğrusu şu meşhur Yemekteyiz programında yapmış bir yarışmacı ve çok beğenilmiş, gruptan da sorulunca izleyen ve tarifi alan Zeynep arkadaşım paylaşmıştı. Elbette kakaolu ve çikolatalı lezzetler evde tapılırcasına sevilince denemeden edemedim. Ama sakın abarttığımı düşünmeyin, hayatımda yediğim en güzel tatlılardan biriydi bu. Yani eğer siz de Nutella ya da Chokella kavanozunun içine düşen tiplerden iseniz tam size göre tarif. Çünkü her kaşıkta buram buram çikolata tadı var, sanki supangle değil de çikolata kaşıklıyorsunuz. Bittiği günden beri büyük adam ne zaman tekrar yapacağımı soruyor, zira her akşam ciddi çikolata krizleri yaşıyor. Eğer sizin evde de böyle kriz yaşayanlar varsa hiç durmayın.

Malzemeler:
1 lt süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 yumurta
2 bardak su
50 gr kakao
4-5 yemek kaşığı dolusu Nutella ya da Nestle Chokella
1 tatlı kaşığı sıvıyağ

Yapılışı:
1.Sütü, şekeri,unu ve yumurtayı bir tencereye alıp ocağa koyun
2.Kaynayana kadar karıştırın.
3.Piştikten sonra ocaktan alıp içine 2 bardak suyu, Chokellayı,kakaoyu ve sıvıyağı ilave edin.
4.Mikserle birkaç dakika çırpın ve kaselere paylaştırın.
5.Oda sıcaklığına gelince buzdolabına koyun ve soğuk servis yapın.

Afiyet Olsun

Not: İçine konulan sıvıyağ sonradan çatlamasını önlemek içinmiş.
Ben bu defa Nestle Chokella ile yaptım, bir dahaki sefere Nutella deneyeceğim.

Zeynep' e de tarifi paylaştığı tekrar teşekkürler ediyorum.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Vişne Soslu Islak Kek


Geçtiğimiz Cuma akşamı eşimin iş arkadaşlarıyla birlikte dışarda yemekteydik. Arada bir ofise gönderdiğim kekler için herbiri ayrı ayrı övgüyle bahsedip beni inanılmaz mutlu ettiler. Bugün için onlara kek göndereceğim diye söz vermiştim ama haftasonunun yoğunluğundan fırsat olmadı. Söz en kısa zamanda kek geliyor. Bugünlük sadece Leziz Dergisi' nde yayınlanan tariflerimden birini paylaşabileceğim. Benim favori keklerim arasında bu vişne soslu ıslak kek. Misafirlerinize ikram etmek için ideal, hem şık hem de lezzeti bildiğiniz kek lezzetinin biraz daha fazlası, brownie tadında. Ben bu kek için vişne sosunu genelde yazın kendim kavanozda hazırlıyorum (tarçın çubuklu ve karanfilli) ama stokları bu yaz artıracağım ki tüm kış yetsin. Tarifini de yine burdan paylaşacağım. Bu defalık hazır vişne suyu ile idare edeceğiz.
Malzemeler:
4 adet yumurta
2 su bardağı tozşeker
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
2 su bardağı un
1/2 su bardağı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı vişne suyu
1 adet tarçın çubuğu
3-4 adet karanfil
Yapılışı:
1.Tarçın çubuğu ile karanfil tanelerini 1 bardak vişne suyu içinde mimkünse en az 6 saat bekletin (Böylece tarçın ve karanfilin tadı vişne suyuna geçecek ve keki yerken o enfes tadı alabileceksiniz)
2.Tozşekeri, sıvıyağı, sütü ve kakaoyu derin bir kapta mikserle çırpın.
3.Bu karışımdan 1 su bardağı kadarını ayırın.
4.Diğer bir kapta yumurtaları köpük haline gelene kadar çırpın.
5.Her iki karışımı birbirine ekleyin ve elenmiş un, kabartma tozu ve vanilyayı da içine katarak iyice karıştırın.
6.Yağlanmış kek kalıbına ya da cam fırın kabına dökün ( ben pyrex fırın kabı kullanıyorum bu kek için)
7.Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında en az 40 dk pişirin.
8.Pişip pişmediğini kontrol edip piştikten sonra fırından alın.
9.Tarçın ve karanfili süzüp vişne suyunu sıcak kekin üzerine dökün.
10.Yaklaşık 5 dk sonra da ayırmış olduğunuz kakaolu karışımı kekin üzerine dökün.
11.Kek kalıbınızı tekrar sıcak fırının içine koyup birkaç saat sosunu iyice çekmesi için bekletin.
12.Kek oda sıcaklığında soğuduğunda dilimleyin ve isteğinize göre hindistancevizi ve çilek ile süsleyerek servis yapın.
Bu sıcak yaz günlerinde üzerinde dondurma ile de servis edilebilir.
Not: Fotoğraf Leziz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sn. İnci Özgöz Hn tarafından çekilmiştir.

GUGDA

Çocuğunuz olunca onlar vasıtasıyla birtakım ortamlara girmek durumunda kalıyor ve farklı insanlarla tanışıyorsunuz. Sanırım bu da yavaş yavaş büyüdükleri anlamına geliyor. Ben de artık küçük adamım sayesinde farklı insanlarla tanışıyorum. Sevgili Ayça da bunlardan biri. Tuğra'nın kreşte oyun grubundan arkadaşı adaşım Yasemin'in annesi . Anneler Günü sebebiyle kreşte düzenlenen gösteri günü tanıştık onunla. Yasemin'in kendisinden birkaç yaş büyük bir de ablası var, Selin. Selin literatürde henüz tanısı konulamamış ve ne olduğu tam olarak anlaşılamamış bir rahatsızlıkla doğuyor. Ve bilinen tek tedavisi ise sadece ''özel eğitim''. Önlerinde onları bekleyen bu zorlu süreçte Ayça Selin için birtakım fotoğraflı oyunlar icat ediyor. Ve bu arada Yasemin dünyaya geliyor. Onun da bu tarz oyunlara ilgi duyduğunu görmesiyle ve piyasadaki bu açığı da kapatmak amaçlı ''Gugda Toys'' u kuruyor. Genelde toplumumuzda oyun ya da oyuncak deyince akla gelen Barbie bebekler ya da elektronik çok sesli oyuncakların aksine çocukların zihinsel gelişimlerine katkıda bulunabilecek,mantık becerilerini geliştirmeye yönelik oyunlar hazırlıyor. Öyle ki bu oyunları daha iyi kurgulayabilmek için fotoğrafçılık eğitimleri alıyor.


Çocukları ile daha iyi bir iletişim kurabilmek için formasyon eğitimi alan kaç anne tanıyorsunuz? Ya da onlar için eğitici oyun tasarlayan kaç anne ile tanıştınız?




Genelde oyuncak satan dükkanlara girdiğimizde küçük adam için en çok aldığımız şeyler yapbozlar, kitaplar, hafıza kartları, zihinsel gelişimine katkısı olabilecek oyuncaklar. Sağolsun o da hiçbir zaman oyuncakçıda ağlayıp her gördüğünü alalım diye tutturan bir çocuk olmadı. Son zamanlarda da en çok oynadığımız şeyler Lottino ve Hafıza Kartları. Piyasada açıkcası çok fazla marka yok bu tarz oyuncaklar satan. Olanlar da pek kaliteli değil. Cuma günü Ayça'ya kahve içmeye gittiğimde tasarladığı oyunları da görme şansım oldu. İnanın kalitesini görünce hayran kaldım ve burada da paylaşmam gerektiğini düşündüm. Elbette bu tarz oyunlar ''al çocuğum geç odana kendi başına oyna'' diyeceğiniz cinsten oyunlar değil. Kesinlikle çocuğunuzla birebir oynamanız ve onu sorularınızla düşündürtmeniz gereken oyunlar. Şu anda Gugda'nın 3 farklı oyunu var piyasada satışta olan.


Oyunun Amacı : Çocuğunuzun günlük hayatında karşılaştığı durumların incelenmesiyle hazırlanmış olan bu oyun onun neden-eylem-sonuç ilişkilerini anlamasına ve mantık becerilerini geliştirmesine yardımcı olacaktır.

İçindekiler: Çocuğunuzun günlük hayatta karşılaştığı ütü, tencere, portakal sıkacağı gibi işlevsel aletlerin fotoğraflarından oluşan 6 büyük oyun kartı ve bu aletleri kullanmadan öncesini ve kullandıktan sonrasını fotoğraflı anlatımla gösteren 24 adet küçük oyun kartı.

Oyunun Amacı : Nesneler arasındaki ilişkileri öğretirken konuşma ve mantık becerilerinin geliştirilmesi.
İçindekiler: Birbirleriyle ilişkili nesnelerin fotoğraflarıyla hazırlanmış 26 çift yap-boz kartı.Kartların iç yanlarında bulunan puzzle parçaları sadece doğru eşi ile birleşecektir. Nesne fotoğraflarıyla hazırlanmış olan bu oyun çocuğunuzun oyuna daha çok ilgi göstermesini ve yaşadıklarıyla daha kolay bağlantı kurabilmesini sağlayacaktır.

Oyunun amacı: Zıtlıkları öğretirken konuşma ve mantık becerilerinin geliştirilmesi.
İçindekiler: Uzun-kısa, boş-dolu, yumuşak-sert, ön-arka, içinde-dışında, yakın-uzak ve bunlar gibi 24 farklı zıtlığın fotoğraflı kavram kartı. Kartların iç yanlarında bulunan dört renkli bant sadece doğru eşi ile aynı renkte olacaktır.Nesne fotoğraflarıyla hazırlanmış olan bu oyun çocuğunuzun oyuna daha çok ilgi göstermesini ve yaşadıklarıyla daha kolay bağlantı kurabilmesini sağlayacaktır.

Oyunlara şu anda Toyzzshop Mağazaları ve Taygatoys Mağazalarından ulaşabilirsiniz. Ayrıca Ya-Pa Kadıköy Bayii'nden ve Gugda Toys kendi web sayfasından da kargo ücreti ödemeden satın alabilirsiniz.
Ayça ve Gugda Toys ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için lütfen www.gugda.com adresini bir göz gezdirin.
Ayrıca Vatan Gazetesi Bizim Kahve ekinde 07.03.209 tarihinde Ayça ile yapılan röportajı da buradan okuyabilirsiniz.

9 Haziran 2009 Salı

Haşhaşlı Çörek

Dergiyi alanlar aldı zaten, almayanları da daha fazla bekletmeyelim bari. Leziz Dergisi Haziran 2009 sayısında yayınlanan ilk tarifle başlayayım artık. Hala yazarken o günkü heyecanımı içimde hissediyorum nasıl bir şeyse hiç eksilmedi.

Benim gibi tuzluları tatlılardan daha fazla sevenlerdenseniz bu tuzlu muffine bayılacaksınız. Ben elle yoğrulup şekil verilenlerden ziyade böyle kek gibi çırpılıp kek kıvamında olan poğaçaları daha çok seviyorum. Çünkü puf puf oluyorlar ve süngerimsi hali ağızda dağılan kıtır poğacadan daha bana yakın bir lezzet.

Malzemeler:
3 adet yumurta
1,5 çay bardağı yoğurt
1,5 su bardağı un
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1/2 demet dereotu
50 gr beyaz peynir
1 çay kaşığı karbonat
2 çorba kaşığı haşhaş tohumu
tuz, karabiber

Yapılışı:
1. Yumurtaları, karbonatı, unu ve zeytinyağını derin bir kapta mikserle çırpın.
2. Ufalanmış beyaz peyniri, yoğurdu ve ince kıyılmış dereotunu ilave edip karıştırın.
3. Tuzunu, biberini ve 1 çorba kaşığı haşhaş tohumunu ekleyin
4. Kağıt muffin kalıplarınızın 3/4 ünü dolduracak şekilde karışımı paylaştırın.
5. Üzerlerine de kalan haşhaş tohumunu serpin.
6. Önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzerleri kızarıncaya kadar pişirin.
7. Fırından çıkarıp sıcak ya da ılık olarak servis yapın.

Afiyet olsun




8 Haziran 2009 Pazartesi

Haftasonu Keyfimiz ve Nurhayat Abla'nın Daveti

Cumartesi sabahı erkenden yollara düştük ailecek, Kumbağ' a bizimkilerin yanına gittik 1 günlüğüne de olsa kafa dinlemek için. Sağolsun küçük bey pek dinlenmemize fırsat vermese de hava değişikliği iyi geldi hepimize. Hem küçük adam anneannesi, dedesi, Bele'si ( teyzesine bele diyor) ve Bolo'suyla ( Bora'ya da Bolo diyor) gönlünce eğlendi. Hem de biz İstanbul'un kargaşasından uzak sohbetin muhabbetin tadına vardık. Artık Kumbağ sadece yazlığımızın değil gelinimizin de olduğu yer. Kardeşim ve kız arkadaşı Ece kısa süre önce sözlenmişlerdi ve yakında nişanlanacaklar kısmetse. Cumartesi günü de Ece'nin annesi Nurhayat Abla bizleri davet etmişti çaya. Önceden haber aldığımız üzere bizlere mantı yapacaklardı. Ama gidip gördük ki mantının yanında yok yoktu. Zaten mantı da bizim bildiğimiz suda haşlanan mantıdan farklı tepsi mantısı. Hiç daha önce böyle mantı yememiştim ama gerçekten muazzam lezzetli birşeydi.Yine elde açılarak yapılmış, içine kıyma ve bulgur konup kapatılmış ve tepsiye dizilmiş. Fırında pişirilmiş ve yine üzerine bildiğimiz usül yoğurt ve yağ ile servis ediliyor. Sanırım bundan sonra Nurhayat Abla'dan sık sık isteyeceğiz bu mantıyı.



Biz elbette sadece mantı ile doyurduk karnımızı o kadar güzeldi ki. Ama onun dışında daha neler vardı neler. Ece, annesi ve babaannesi ve yengeleri sağolsunlar günlerce yorulmuşlar ve hepsi el emeği birbirinden güzel ikramlar hazırlamışlar.


Mercimek Köftesi



Peynirli Muska Böreği


Zeytinyağlı Yaprak Sarması


Fındıklı Kurabiye


Burma Baklava






Hepsi bu kadar değil, orda yedik içtik muhabbetimizi ettik. O günkü ziyaretimizin amacı kardeşim için hazırlamış oldukları söz bohçasını almak olduğundan yine oranın adetlerine göre bir tepsi baklavayı eve götürmemiz için yanımıza verdiler.
Koca bir tepsi ev yapımı cevizli baklava ve yine bir tepsi köy ekmeği. Öyle de güzel paketlemişler ki gece fotoğraflarını çekemedim. Sabaha da zaten çoktan tepsi yarılanmıştı. Baklava çok lezzetliydi gerçekten, ekmekler de mis gibi köy ekmekleri.







Bu kadarla da bitmedi o günkü ikramlarımız, eve dönmek için Ece'lerin evinden çıktığımızda bizi bekleyen son ikramlar da arka bahçedeydi. Dalından kiraz ve erik yemenin keyfine vardık. Tüm gün ağzına tek lokma koyabilmek için peşinden koştuğumuz küçük adam bile ağaçtan meyve yemeye hayır diyemedi. Kendi elleriyle topladı ve yedi kirazları.


Sonuç olarak çok keyifli ve anlaşılacağı üzere doyurucu, lezzetli bir gün geçirdik hoş muhabbetler eşliğinde. Burdan da tekrar tüm emek veren herkese teşekkürler ediyorum, başta Nurhayat Abla'ya. Umarım böyle tatlı başlayan bu birlikteliğimiz hiç ağzımızın tadı bozulmadan yıllarca devam eder.

4 Haziran 2009 Perşembe

Arpa Şehriye Salatası ve Tahin- Pekmezli Kek

Bir süredir hiç yazasım yok yine, tam yeni tarif yayınlayayım diye ekran başına geçiyorum bir bakıyorum başka yerlerde ilgisiz şeylerle ilgileniyorum. Ben de kendimi hiç zorlamadım açıkcası sonuçta iş değil ki bu, kime karşı ne mecburiyetim var değil mi, canım ne zaman isterse o zaman yazarım. Zaten işin güzelliği, hepimizi cezbedişi de burda değil mi?
Bu sabah da uyandım ve dedim ki kendime '' bugün 2 tarif birden olsun bari, içimden geldi''.
Hem sırada dergiyi alamayanlar için dergide yayınlanan tarifler var ki onları fazla bekletmek istemiyorum.

Arpa Şehriye Salatasını ilk defa yaptım. Aslında ben de değil kuzen Hande yaptı, ben sadece ona yamaklık ettim. Lezzetini de çok beğenince hemen aynı hafta içinde bir kere daha yaptım. Hem doyurucu hem de renkli renkli oluşu içimi açtı.

Malzemeler:
1 paket arpa şehriye 500 gr
1 adet havuç
1 kutu konserve mısır
1 kavanoz kornişon turşu
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
tuz, zeytinyağı, limon

Yapılışı:
1. Tencereye az miktarda yağ döküp şehriyenin yarısını iyice rengi dönene kadar kavurun
2. Şehriyeler kavrulunca diğer yarısını ekleyip üzerini geçecek kadar sıcak su ekleyin
3. Pilav pişirir gibi tuzunu ve suyunu ayarlayıp 5-6 dk pişirin
4. Suyunu iyice çektikten sonra demlenmesi için tencerenin üzerine kağıt havlu yayın.
5. Yıkanmış ve kurutulmuş maydanoz ve dereotlarını ince ince kıyın.
6. Şehriyeleri ara da karıştırarak soğutun, tencerenin kapağını kapatmayın ki hamur hale gelmesin.
7. Yeterli derecede soğumuş şehriyelere maydanoz ve dereotlarını ekleyin.
8. 1 adet havucu rendeleyin, kornişon turşuları minik kesin,mısır konservesinin de suyunu süzün.
9. Tüm malzemeleri biribirine karıştırın.
10. Arzuya göre limon, zeytinyağı, tuz ile tatlandırın ve servis yapın.

Not: Ben ikinci defa yaptığımda içine közlenmiş kırmızı biberleri de ince ince kesip ekledim, çok hoş bir lezzet verdi. Hatta içine haşlanmış bezelye de yakışır, bir dahaki sefer öyle deneyeceğim.

Tahin- Pekmezli Kek

Benim klasik 1 numaralı tahinli kekimden sonra sanırım ikinci sırayı hakeden bir kek olacak bu. Tamamen sıkıntılı bir anımda canımın kek yapmak istemesi ile uydurma olarak çıkmış bir tariftir. Yanlış anlaşılmasın yemek için değil de sırf yapmış olmak için yaptım, sıkıntılı anlarda kek çırpmak iyi geliyor bana, sanırım daha önce söylememiştim. Evdeki küçük bey için besleyici değerini nasıl arttırabilirim diye düşününce böyle bir tarif çıktı işte. Deneyin inanın pişman olmayacaksınız.

Malzemeler:
3 yumurta
3/4 bardak pekmez
1/4 bardak tahin
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
3 su bardağı un
1/2 su bardağı damla çikolata
1/2 su bardağı pudra şekeri
vanilya, kabartma tozu


Yapılışı:
1. Yumurtaları derin bir kabın içine kırın ve mikserle iyice köpürene kadar çırpın
2. Un, kabartma tozu ve damla çikolata dışında kalan tüm malzemeleri ekleyip birkaç dakika daha çırpın.
3. Eleyerek unu ve kabartma tozunu ekleyin
4. Son olarak damla çikolatayı da katıp karıştırın
5. Yağlanmış kek kalıbınıza alıp önceden ısıtılmış 170 derece fırında yaklaşık 45 dk pişirin.

Not: Tahin pekmez oranını yarı yarıya olarak da değiştirebilirsiniz. Sonuç yine süper oluyor. Bu arada '' AnneChef'' benim diğer blogum, yanlış anlaşılmasın fotoğraflar bana ait. Sadece diğerlerini kaybettiğim için bunları kullanmak zorunda kaldım.




1 Haziran 2009 Pazartesi

Ağızda Dağılan Tatlar

Evet aynen böyle denmiş, ağızda dağılan tatlar. Cumartesi akşamüstü elime geçtiğinden beri durup durup aklıma estikçe dergiye açıp bakıyorum. Gerçekten çok içime sinmişti tüm yaptıklarım ama fotoğraflarda da o kadar güzel yansımış ki bir defa daha aynı heyecanı yaşadım diyebilirim. Ömründe eline yemek dergisi almamış büyük adam bile alıp satır satır okudu, baktı tariflere. Dün birlikte kahve içmek için buluştuğum en yakın dostlarım Evrim ve Lilyan da çok beğendiklerini söylediler ve benimle gurur duyduklarını. Aslında çok büyük birşey değil bu biliyorum, millet neler yapıyor ama benim için büyük. Çünkü 1,5 yıl öncesine kadar doğru dürüst kek bile yapamayan biri için bir dergiye tarif vermek bence önemli. Benim bu blog işini ve mutfağı ne kadar önemsediğimin ve yaptığım herşeyi ne kadar severek yaptığımın bir göstergesi.

Bana da itici bir güç elbette, artık çok daha iyilerini yapabilmek, daha farklı tariflere ulaşabilmek için çabalayacağım.



Derginin çıktığını haber verdiğimden beri gidip benden bile önce dergiyi alan, mesajları ve telefonları ile beni mutlu eden tüm arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür ediyorum. Dergide yayınlanan tarifleri de bir süre sonra sırasıyla paylaşacağım buradan. Eğer hala almadıysanız ne duruyorsunuz, hemen en yakın gazete bayiine.

Leziz Dergisi Haziran-Temmuz 2009 sayısı Çay + Kahve Zamanı köşesi için hazırladığım tarifler şöyle :

1- Haşhaşlı Çörek
2- Kabaklı ve dereotlu Börek
3- Çilekli Rulo Pasta
4- Vişne Soslu Islak Kek
5- İncirli ve Cevizli Sütlü Tatlı


Bu arada derginin Genel Yayın Yönetmeni İnci Özgöz Hanım' a da tekrar teşekkürlerimi gönderiyorum beni böyle hoş bir çalışmanın içine dahil ettikleri için.

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da