30 Mart 2009 Pazartesi

Mutlu Eden UNO Haberleri

Bu aralar pek de keyifli günler geçirmiyorum aslında.Ama keyfimi yerine getirecek ufak tefek şeyler de olmuyor değil.Mesela Cumartesi günü arkadaşlarımla keyifli bir buluşmanın ardından eve döndüğümde UNO'dan gelen sertifika gibi.Geçtiğimiz ay Marriot Hotel'de yapılan yarışmada En Lezzetli Sofranın kurulmasına katkıda bulunduğum için teşekkür ediyorlardı.Nasıl mutlu oldum anlatamam.Her defasında iyi ki blogum var diyorum.Ve tüm UNO ekibine tekrar teşekkürlerimi gönderiyorum bu olağanüstü organizasyon için.Tadı damağımızda kaldı.


Bu sabah oğluşu okula bıraktım eve dönerken de gazete bayiinde hemen aylık dergilere göz attım ve Leziz Dergisini alıp eve geldim.İçini açınca beni mutlu eden ikinci şeyi de gördüm,ağzım kulaklarımda hala.Yarışma sonrası çekilmiş fotoğrafımız yayınlanmış dergide.İnci Hanım bahsetmişti ama inanın unutmuşum ben,tam bir sürpriz oldu.O gün beraber olduğumuz arkadaşlar kaçırmadan alsınlar dergiyi.Bu ayki içerik de cidden dopdolu,yöresel lezzetlerden tutun da diyet ve vejetaryen tariflere kadar geniş yelpazesi var.Ben birkaç tarifi gözüme kestirdim bile,özellikle otlarla ilgili dosya çok ilgimi çekti,tam da otların mevsimi şimdi.



28 Mart 2009 Cumartesi

Kremalı Patates

Patates hiç kimsenin hayır diyemeyeceği bir yemek sanırım.Bugüne kadar sevmeyene rastlamadım ama küçük adam sevemedi bir türlü.Benim bildiğim çocuklar severler patatesi,annelerin kurtarıcı yemeğidir patates-köfte menüsü.Yok bizim evde bu yöntem işe yaramıyor,köfte tamam ama patates ağza sokulmuyor.Olsun biz yine de severek yiyoruz patatesin içine girdiği her türlü yemeği.Kremalı patates de yine et ya da tavuk yemeklerinin yanına çok yakışan -pürenin alternatifi olarak- yapılabilecek bir yemek.Hem pratik hem leziz.

Malzemeler (3-4 kişi için)
3-4 adet orta boy patates
100gr rendelenmiş kaşar peyniri
1 kutu 200ml krema
tuz,karabiber,muskat,pul biber

Yapılışı:
1.Patatesleri soyup birer parmak kalınlığında halka şeklinde doğrayın.
2.Üzerini geçecek kadar su ile hafifçe haşlayın.
3.Haşlanan patatesleri fırın kabına dizip üzerine tuzunu ve diğer baharatlarını ekleyin.
4.Kremayı üzerine döküp 180 dereceye ayarlanmış fırında 20-25 dk kadar pişirin
5.Fırından almadan önce rendelenmiş kaşarı serpiştirip üzeri kızarında fırından lın.

Afiyet olsun.

27 Mart 2009 Cuma

Nesquikli Puding

Geçen hafta sütçü teyze sütümüzü getirince birazını oğluşa puding yaparım diye ayırmıştım.Akşam da içine malzemeleri ekleyip tam ocağın üzerine koyacakken evde kakao kalmadığını farkettim.O saatte dışarı çıkmamak için ben de değişik bir yöntem izledim ve kakao yerine Nesquik ile yaptım.Sonuç tüm pudingler bitti ve sevilerek yendi.Zaten küçük adam için renginin koyu olması yeterli,sütü bile Nesquik olmadan içiremiyorum.Ne kadar sağlıklı orasını bilmem ama sırf içsin diye sesimi de çıkartmıyorum.
Pudingin tarifi daha önceki puding tarifimle aynı,sadece kakao yerine 4 yemek kaşığı Nesquik ekledim.
Herkese iyi haftasonları diliyorum.

25 Mart 2009 Çarşamba

Brokoli Cacığı


Brokoli bizim evde en sık sofraya konan sebzelerden biri.Ama bu defa pişirerek değil de çiğ olarak yiyelim ve faydasından mümkün olduğunca daha fazla faydalanalım istedim.Hem A hem de C vitamini bakımından zengin bir sebze olan brokoli aynı zamanda kanserle mücadelede etkili olduğu düşünülen birçok bileşen de içeriyor.Kalp sağlığımızı korumak,kanserle mümkün olduğunca savaşabilmek ve ülsere yakalanmamak brokoli ile barışık olmalıyız.Pişmiş sevmeyen ve hatta hiç yemeyenler bir de bu tarifi denesin diyorum ben.Hatta pişirdiğimiz zaman kanser hücrelerine karşı etkili olan sulforafanların -ne demekse-azaldıkları gözlenmiş ( Hayat Kurtaran 101 Yiyecek-David Grotto alınmıştır)
Malzemeler:
1 küçük boy brokoli
yeterince yoğurt
su
1-2 diş sarımsak
1 kaşık zeytinyağı
Yapılışı:
1.Brokoli çiçeklerini ayırıp sirkeli suda birkaç dk.bekletin.
2.Temizlenmiş brokolileri ufak parçalara ayırıp yoğurdun içine ekleyin.
3.İçine yeteri kadar su katıp ile brokoliler iyice ufalana kadar blender ile karıştırın.
4.2 diş sarımsağı da ekleyin kaselere alıp üzerine zeytinyağı gezdirip soğuk servis yapın.
Bir de Sevgili Seda ve Müjde arkadaşlarım beni mimlemişler lakaplar konusunda.Benim aslında öyle herkesce bilinen lakaplarım yoktur.Orta okuldayken saçlarım kısacık ve çok açık kumral olduğundan servis şöförümüz Şaban Abi (Allah rahmet eylesin) bana ''civciv'' derdi.Saçlarım uzayana kadar öyle kaldı civciv.Yıllar sonra bankada çalışmaya başladım,5 yıla yakın da çalıştım.Sonrasında farklı yerlerde ve farklı işlerde çalışmış olmama rağmen babamın taktığı ''bankacı'' lakabı da üzerime yapışmış durumda.Başka da lakabım yok,en azından benim bildiğim yok.

23 Mart 2009 Pazartesi

Tefal Actifry İle Tanıştık


Geçen hafta mail kutuma gelen bir posta ile Tefal'in yeni ürünü Actifry'ın tanıtım toplantısına davet edildim.Aslında hem saati geçti hem de başka programım vardı.Fakat hem ürünü çok merak ettiğimden,hem de olayın hayal mekanlarımdan biri olan Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi'nde gerçekleşecek olmasından hareketle gittim.Cumartesi günü saat 16:00-19:00 saatleri arasında yaklaşık 16 yemek blogu yazarı arkadaş kendimiz pişirip kendimiz yiyerek Actifry'ı bizzat test ettik.
Firmanın ürün müdürü Zümrüt Tamer,diğer Tefal çalışanları,MSA şefi hep beraber bize verilen malzemelerle önce patates kızartması sonra çoban kavurma,peynirli muska böreği ve kabak tatlısı pişirdik.Yani anladık ki Actifry sadece 1 kaşıkla patates kızartan bir makine değil,çok geniş yelpazesi olan bir ürün.





Açıkcası bu tarz bir ürün tanıtımı çok hoşuma gitti benim.Ürünü tam 3 saat boyunca birebir kullanarak ve yaptıklarını tadarak hakkında çok fazla fikir sahibi oluyor insan.Kimseden duyduğu ile değil de gözüyle gördüğü ile tatmin oluyor yani.Bence birçok büyük firma bu tarz tanıtımları yapmalı,hatta artık büyük firmalar blogların ne kadar etkili olduğunun farkına vararak bunu başlattı bile.






Ben kendi adıma evimde yılda belki 1 defa kızartma yapan biriyim,sevmediğimden değil sağlıksız olduğundan.Yapacağım zaman da mümkünse fırında olmasına dikkat ediyorum.Actirfy ile yapılan patates kızartması benim hoşuma gitti,hem cidden 1 kaşık yağ ile yapılıyor,hem etraf yağ kokup batmıyor hem de pişme sonrası tüm parçalar sökülüp bulaşık makinesine girebiliyor.




Ama dünkü menüde benim favorim sanırım kuzu etli çoban kavurma oldu.Yanında verilen lavaş ekmeklerle enfes bir lezzetti.Tamamen yağsız bile yapılabilen sağlıklı ve besleyici bir yemek oldu.


Eğer ürün hakkında bilgi almak ve Actifry ile yapılabilecek yemek tariflerine ulaşmak isterseniz http://www.besleyicivelezzetli.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sebzeli Tavuk Sote



Bizim evde en az pişen yemek tavuk yemekleridir.Evin büyük beyi sevmiyor maalesef,ben ne kadar sevsem de o iştahla yemeyince ben de artık çok nadir pişirir oldum.Size de öyle mi oluyor bilmiyorum ama ben eğer yaptığım yemek iştahla ve keyifle yenmiyorsa onu pişirmekten hoşlanmıyorum.Geçen hafta yine ne yapacağım diye buzdolabı keşfi yaparken tüm sebzelerden sadece birer adet kaldığını görünce dondurucudaki tavuk göğsünü çıkarttım.


Tamamen içimden geldiği gibi bir tavuk sote yaptım ve akşam büyük adam bayılarak yedi.Öyle olunca birkaç gün sonra tekrar pişirdim.Bundan sonra da daha sık pişecek sanırım.Özlemişim yahu tavuk yemeyi,içim dışım balık olacak yakında...
Malzemeler: 2 kişilik
1/2 kg tavuk göğsü
1 adet kabak
1 adet dolmalık yeşil biber
1 adet dolmalık kırmızı biber
1 adet havuç
2-3 kaşık krema
tuz,köri,
1 tatlı kaşığı muskat rendesi
Yapılışı:
1.Önce tavuğu güzelce yıkayıp üzerini geçecek kadar suda haşlayın.(Aslında hiç haşlamadan da yapılabilir ancak ben suyundan da küçük beye çorba yaparım diye önce haşladım)
2.Diğer tarafta biberleri ince ince halka şeklinde doğrayın.Havuç ve kabağı da jülyen kesin
3.Haşlanmış tavuğu kuşbaşı kesin.
4.Az zeytinyağı dökülmüş tavada önce havuçlar,sonra biberler en son da kabakları soteleyin.
5.En son tavukları katın.
6.Baharatları ve isteğe bağlı olarak kremayı ekleyip sebzeler çok pişmeden diriyken ocağı kapatın.
Afiyet olsun.
Ben yanında şehriyeli pirinç pilavı ve brokoli cacığı ile servis yaptım.Brokoli cacığın tarifi de bir dahaki sefere kalsın.Bu aralar ben bir de muskata fena halde takılmış durumdayım,utanmasam kahvaltıda peynire bile rendeliyeceğim yani.En sevgilim kekiği muskatla aldatıyorum artık...

20 Mart 2009 Cuma

Denedim-Öneriyorum


Biz ailecek biraz boğazımıza düşkünüz,büyük adam da ben de yeni bir ürün gördüğümüzde merak edip alır deneriz.Hele ki bu blog olayından sonra daha da arttı bu merakımız.Marketlerde mutlaka yeni ve değişik bir ürün görürsem bir şans veririm.O yüzden burda artık deneyip beğendiğimiz ürünleri de paylaşmak istiyorum arada bir.
Bu fıstık ezmeleri de büyük adamın işyerinden bir arkadaşı tarafından taa Kahramanmaraş'tan getirtildi.İlk kutu hemencecik bitince ikinci kutu da geldi,ben de tükenmeden fotoğraflayıp yayınlayayım istedim.
Yine fıstık ezmeleri gibi kırmızı pul biber de Kahramanmaraş'tan geldi.Artık günümüzde kiremitten bile kırmızı biber yapıp satıldığını bildiğimden ben pek almam.Bu işi genelde annemle babama bırakırım.Bizim ailenin biber gurmesi babam olduğu için ben de bu biber gelir gelmez hemen ona gönderdim ufak bir kavanoz.Fikrini alayım bakalım cidden iyi biber mi diye.Evet tam not almış biber de.
Eğer fıstık ezmesi ve pul biber için internetten sipariş vermek isterseniz aşağıdaki linklere tıklayın bakalım:

http://www.sahibinden.com/antep_fistik_ezmesi-77WQQaXQQ12543194WQQpXQQdisplayitem


http://www.sahibinden.com/meshur_k_maras_pul_biberi-62WQQaXQQ12941612WQQpXQQdisplayitem



Bir de size öyle bir tatlı önereceğim ki yolu Bursa'dan geçenler mutlaka almalı,tatmalı.Yine bizim yolların fatihi büyük adamın Bursa seyahatlarinde keşfettiği bir lezzettir bu tatlı.Kendi oralarda yer,biz olmadan asla içine sinmez, mutlaka bize de alır getirir canım kocam benim.Her defasında aklımdaydı paylaşmak,kısmet yine bugüne imiş.Tatlının adı ''duvalı tatlı'',hayır yanlış yazmadım dualı değil duvalı.Yani en azından poşetinde öyle yazıyor,eğer bir gün gidersem mutlaka ne demek diye sorarım.Bursa Orhangazi'de Orhan'ın Yeri diye bir restaurant.Yolunuz oralardan geçerse bir de benim için yiyin.




18 Mart 2009 Çarşamba

Bir Karnabahar Masalı ve Çorbası

Bu yazıya başlık yazarken elim önce bir takıldı karnabahar mı yoksa karnıbahar mı diye.Hemen Türk Dil Kurumu'nun sayfasına girip baktım ki doğrusu karnabaharmış.Belki ufak bir ayrıntı ama benim için Türkçe'yi doğru kullanmak çok önemli.Özellikle bazı blogları okurken dayanamayıp kapatıyorum sayfayı okumadan.Özellikle ayrı yazılması gereken -de ve -da'ların bitişik yazılması ya da bitişik yazılması gerekenlerin ayrı yazılması beni okuduğum yazıdan tamamen soğutuyor.Bilmeyebilir insan ama mutlaka öğrenebilir ki bu gibi basit ve temel şeyler hepimize ilkokulda öğretilir.Lütfen Türkçe'yi doğru konuşup doğru yazalım ve en önemlisi çocuklarımıza da doğrusunu öğretelim.

Bizim evin küçük beyi aslında sebzeleri severek yiyor ama bazı sebzeler var ki pek sevemedi.Karnabahar da onlardan biri,ben de bu tarifi deneyip bu lif ve C ve B vitamini açısından faydalı sebzeyi ona yedirmeyi başardım.

Bir de karnabaharla ilgili birkaç ipuçu :
*karnabahar alırken göbeklerin beyaz ya da krem rengi olmalarına dikkat edin.
*Buzdolabında başı yukarı bakacak şekilde muhafaza edin.Böylece nem oluşumunu ve çürümeyi engellemiş olursunuz.
*Buzdolabının sebze bölümünde beş güne kadar saklanabilir (bu bilgiler David Grotto'nun Hayat Kurtaran 101 Yiyecek adlı kitabından alıntıdır)




Karnabahar Çorbası

Malzemeler:

15-20 gr tereyağ yada sıvıyağ

1 adet orta boy soğan

1 küçük boy karnabahar

1 patates

700ml sebze suyu ya da yoksa içme suyu

2 bardak süt

kırmızı pul biber,tuz,kekik

Yapılışı:

1.Yağı tencereye alıp soğanları küp küp doğrayıp pembeleşinceye kadar kavurun

2.İri doğranmış patatesleri ve karnabaharı suyu,sütü ekleyin.

3.Orta ateşte kaynatın.

4.Sebzeler yumuşayınca blenderdan geçirip baharatları ekleyip bir taşım kaynatın.

Afiyet olsun.

13 Mart 2009 Cuma

Kakaolu Puding



Bugün anneciğimin doğumgünü,dünden gidip kutlayıp bugün evimize döndük.Bugün de yine daha önceden paylaştığım tarifini annemden aldığım puding tarifini vermek istiyorum.Ben asıl tarifi biraz değiştirdim bu defa ve biraz daha farklı bir lezzet oldu ama küçük beye de uydu.


Malzemeler:

1lt süt
8 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı kakao
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı mısır nişastası
1 paket vanilya





Yapılışı:
Tüm malzemeleri sütün içine ekleyip sürekli karıştırarak pişirin.Servis kaselerine aktarın.Oda ısısına gelince üzerlerini süsleyip buzdolabına koyun.Soğuk servis yapın.
Afiyet olsun.

10 Mart 2009 Salı

Kestane Unlu Kurabiye



Aylar önce kestane unlu keki yayınladığımda herkes kestane ununu hiç duymadığını söylemişti.Yakında diğer blogger arkadaşlarım da dener değişik tarifler yayınlarlar diye bekledim.Ama yok kimse hiç denemedi.Ben bu unu ilk olarak bir yemek dergisinde görmüş ve o gün Bursa'da olan büyük adamı arayıp gelirken bana Kafkas'tan kestane şekeri yerine kestane unu getirmesini istemiştim.Sonra birkaç ay önce Carrefour içinde Kafkas'ta gördüm ve yedekk bir paket daha alayım dedim.Paketi elime almamla geri bırakmam bir oldu,çünkü 1/2 kg lık kestane ununun fiyatı tam 17 ytl idi.O zaman anladım neden kimse alıp da bişeyler denemiyor diye.Kilosu 34 ytl olan bir un alınır mı? Eğer benim büyük adam gibi aldığı şeyin asla fiyatına bakmayan biriyseniz alırsınız elbette.Ama ben bir daha kullanmam sanırım.Yani bu son kestane unlu tarifim olacak üzgünüm.Böylesi güzel bir lezzet ama bu kadar pahalı olması hiç hoş değil.Neyse belki Kafkas'tan birileri görür de bu yazımı, ürünün fiyatını düşürür.Olur mu olur...



Kek harika bir tat olunca ben de paketin sonunda kalan unla bu defa kurabiye deneyeyim istedim.Açıkcası kek kadar bana hitap eden bir lezzet olmadı ama bildiğimiz tüm kurabiyelerden farklı bir tat yakaladım.
Malzemeler:
2 su bardağı kestane unu
1/2 su bardağı toz fındık
1/2 su bardağı toz badem (ben kullanmadım)
1/2 su bardağı pudra şekeri
150 gr tereyağ
1 adet yumurtanın sarısı
1 tutam vanilya
Yapılışı:
1.Toz haldeki tüm malzemeleri bir kapta karıştırın.
2.Yumurta ve tereyağını ekleyip hepsini birlikte yoğurun
3.Şekil verip yağlanmış tepsiye dizin.
4.180 derecede 15-20 dk pişirin.
5.Fırından çıkarıp üzerine tarçın-pudra şekeri serpip servis yapın.

9 Mart 2009 Pazartesi

Limonlu Kek



Bu kekin uzun zamandır arşivde bekliyor olması benim adıma utançtır.Bu kadar sevilip de bu kadar niye karanlıkta tutulur zavallıcık.Benim gibi limonun ekşiliğini sevenler bayılacak bu lezzete.Tarif Oktay Usta'ya ait,yıllar öncesinden bir gazete ekinde verilmiş dergiden aldım.Blogu açtığımda annemde ne kadar yemek kitabı,dergisi varsa derleyip toplayıp eve getirmiştim.Sanki kadıncağız benim için biriktirmiş o kadar şeyi yıllarca.Sesini çıkarmadı valla verdi,benim ayran gönüllü olduğumu bildiğinden nasılsa bu hevesim de geçer diye düşünmüştü herhalde.Fakat bu heves bende hiç geçecek gibi değil,şimdilerde gazete bayilerinin önünde ne kadar yemek dergisi varsa bakınıyorum.Her ay sadece 1 dergi hakkı verdim kendime.Neyse konu yine dağıldı farkındayım gelelim tarife.


Malzemeler:

3 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvıyağ
2 adet limon
kabartma tozu
1 çay bardağı süt
alabildiği kadar un
üzeri için kırılmış fındık


Yapılışı:

1.Önce yumurtaları kırıp şekerle köpürene kadar çırpıyoruz
2.Üzerine sıvıyağ,sütü,limonların kabuğunun rendesini ve limon suyunu ilave ediyoruz
3.Tahta kaşıkla karıştırıp unumuzu yavaş yavaş eleyerek ekliyoruz.
4.En son kabartma tozunu ekleyip karıştırıyoruz.
5.Yağlanmış kek kalıbına harcı döküyoruz.
6.Üzerine fındıkları serpiyoruz (ben fındık kullanmadım bu kekte)
7.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30-40 dk kadar pişiriyoruz.
8.Oda ısısında soğuduktan sonra kalıbından çıkarıp üzerine limon rendesi serpip servis ediyoruz.


Afiyet olsun.
Benzer Tarifler:

6 Mart 2009 Cuma

Kahvaltı Önerisi-Sebzeli Omlet


Kahvaltı günün en güzel anı,hele de evde kalabalık varsa uzun saatler masa başı keyfi sürer gider.Bizim evde sadece haftasonları ya da kahvaltıya misafirimiz olduğunda yaşanabiliyor bu keyif.Çünkü yalnız başıma ne kahvaltı sofrası hazırlamak geliyor içimden ne çay demlemek ne de oturup iki lokma yemek.Öyle ayaküstü peynir ekmekle geçiştiriveriyorum bu en sevdiğim öğünü.O yüzden haftasonları benim için çok büyük keyif evdeki beylerden önce uyanıp mutfağa neşeyle girip kahvaltı sofrası hazırlamak.Onlar uyurken çayımı demleyip,masamı dilediğimce donatıp hatta bir de keyif çayımı içip başlıyorum şölene.Sonra büyük adamla küçük adam uyanıp -eğer hava çok soğuk değilse- fırına ekmek almaya giderlerken sonsuz keyifle arkalarından bakıyorum.Günbegün büyüyen küçük adam bakalım ne zaman tek başına gidecek ekmeğimizi almaya diye uzaklara dalarak.

Eğer keyfim gerçekten yerindeyse haftasonları mutlaka kahvaltılık çeşitleri yanısıra bişeyler yapmaya çalışırım.Ya minci tava olur masada,ya poğaça ya da kuymak.
Geçtiğimiz haftalarda da sebzeli omlet eşlik etti keyfimize.
Sebzeli Omlet:


Bol dereotunu incecik kıyıp içine kırmızı dolmalık biberleri de ince ince dilimledim.Üzerine 2 adet yumurtayı kırıp güzelce çırptım.Azıcık yağlanmış teflon tavada her 2 tarafıni da pişirdim.Yanında tazecik rokalarla servis yaptım.

Yine bir başka kahvaltıda da UNO dondurulmuş ürünlerle ziyafet çektik kendimize. Henüz denemediyseniz mutlaka elinizin altında bulunmasını tavsiye edeceğim ürünler bunlar,ben özellikle kruvasanlarını ve peynirli çıtkıtlarını çok sevdim.Aniden çıkıveren misafirler ya da ani oburluk krizleri için birebir ürünler.

Herkese keyifli kahvaltılar ve iyi haftasonları dilerim.



5 Mart 2009 Perşembe

Fırın Sütlaç - 2

Geçen yıl blogu ilk açtığımda bir fırın sütlaç tarifi vermiştim.Hatta o yazımda fırın sütlaçı sevmediğimden de bahsetmiştim.Fakat ne olduysa oldu bu yargı değişti ve ben artık bir fırın sütlaç severim.Ama illa ki fırınlanmış olacak ve illa ki kendim yapacağım.İlk tarifimden sonra tadı biraz daha farklılaştırmaya yönelip aradığım tada ulaştım.Artık tüm ev ahalisinin-küçük bey dahil- sevdiği tatlıya kavuşmuş bulunuyoruz.Hatta evinden yılın 365 günü sütlacı eksik olmayan anneannem bile geçenlerde yediğinde tam not verdi bana -kimseye tam not vermez,anlayın artık tadını-



Babam bile bende yiyip o kadar beğenmiş ki anneme küçük güveç kapları almış Eminönü'nden yapsın diye.Annem de geçen gün arayıp benden tarifimi isteyince tamam dedim,bu tarifi tüm paylaşmanın vaktidir.



Malzemeler:
1 lt süt
1,5 çay bardağı pirinç
1 lt su
2 yemek kaşığı pirinç unu (mısır nişastası da olabilir)
1,5 su bardağı tozşeker


Yapılışı:
1.Pirinci yıkayıp 1 lt suyun tamamını çekene kadar haşlayın.
2.Sütü ekleyip kaynatın
3.Başka bir kasede pirinç ununu 1 bardak kadar su ile iyice karıştırın.İçine kaynamış sütten birkaç kepçe ekleyip pirinç ununu süte ekleyin.
4.10 dk kadar pişirin ve şekerini ekleyin.
5.Kaynamaya başlayınca ocağın altını kapatın ve sütlaçları fırın kaplarına paylaştırın.
6.Kapları tepsiye dizip kapların yarısını geçecek kadar su ile doldurup ızgara ayarında üzerleri kızarıncaya kadar pişirn.
7.Fırından çıkarıp oda ısısına gelince buzdolabına koyun.
8.Servis ederken üzerine kavrulmuş fındık serpiştirin.

Afiyet olsun.


4 Mart 2009 Çarşamba

Öğretmenim,Tuvalete Gidebilir miyim?


Bugün bir yazıma gelen yorumla bu konudan ve projeden haberim oldu.Bu yüzyılda hala Türkiye'de böyle şeylerin olduğunu bilmek çok utanç verici.Ben de kendi adıma bir nebze faydam olsun istedim ve burda ulaşabildiğim herkesle paylaşmak istedim.
Lütfen ''Okulumuza Tuvalet'' kampanyası ile detaylı bilgi almak ve destek olmak için aşağıdaki adreslere bir uğrayın.

Biraz da İnci Boncuk

Uzun zamandır yaptığım takıları hiç eklememişim buraya.Dün hemen fotoğraflarını çektim ve paylaşayım istedim. Bu en son yaptığım kolyem,çok sevdim ve de hemen taktım.Genelde yapıyorum ve uzun zaman takmıyorum.Bu durumda demek ki çok sevmişim.

Bu da yine aynı teknikle yaptığım diğer bir kolye.



Hala inciden vazgeçemedim görüldüğü gibi.Vazgeçmeyi de düşünmüyorum




Bu çiçekleri de çok sevdim.





Veee melek kolyem,bu da yine severek taktıklarımdan biri.

3 Mart 2009 Salı

Biraz Kitap Arası



Yaklaşık 1 aydır elimde olan '' Ye Dua Et Sev'' kitabımı dün gece itibariyle bitirmiş bulunuyorum.Bir daha kitapların cep boylarını almayacağım,insana ufacık bir kitap gibi görünüyor ama sonuçta 480 sayfalık bir kitap.Hiç öyle uzun zaman aynı kitabın elimde olmasını sevmiyorum.Zaten küçük adamla kitap okumak deveye hendek atlatmakla eşdeğer bizim evde.Ya okurken kitabı çekiştirir ya kitabı bulduğu yerde kapıp içinden ayracı mutlaka alır alakasız bir yere bırakır.Ya da eline alıp sanki okumayı bilirmiş gibi sayfaları çevirir durur.Henüz 6 aylıkken belli etmişti zaten kitaplara ilgisini ama bizim kitaplarımızı rahat bıraksın diye onca kitap alıyoruz ona.Neyse konu kitaptan nerelere geldi yine...


Kitap Elizabeth Gilbert'ın tüm dünyada 5 milyondan daha fazla satmış romanı.Yazar kendini anlatıyor kitapta.Arka kapaktaki özette aynen şöyle diyor:

Saat sabah 3 ve Elizabeth Gilbert banyonun taşları üzerinde hıçkırarak ağlıyor.Gilbert otuzlu yaşlarında,bir kocası,bir evi var.Kocasıyla bebek sahibi olmaya çalışıyorlar- ve o bunu istemediğinin farkına varıyor.Aci verici bir boşanma süreci ve hemen sonrasında tutkulu bir aşk yaşıyor.Gilbert,içindeki boşluğu doldurmanın peşine düşerek yolculuğa çıkar ve haz,dinsel inanç ve dengenin arayışına girer.Roma'da yakışıklı,kahverengi gözlü bir İtalyan'dan İtalyanca öğrenecek ve onbeş kilo alacaktır.Hindistan'da ruhunu aydınlatacak ve kendini tanrıya adayacaktır ve Endonezya'nın Bali adasında dişleri olmayan bir şifa vericiden huzurun yeni bir yoluna girecektir.Mutluluk yavaş yavaş onu sarmalamaktadır.
Hürriyet yazarı Zeynep Bölükbaşı 10.01.2008 tarihli yazısında kitap hakkında bakın neler yazmış.

Vee sonunda hediye gelen kitabıma da başladım:Yerdeniz Büyücüsü.Aslında ben ne fantastik sinemadan ne de fantastik öykülerden pek hoşlanmam.Ayağı yere basmayan,gerçek olmadığını bildiğim şeyler beni çok fazla içine çekemiyor maalesef.Fakat hep aynı tarz okunmaz değil mi,arada farklı şeyler de denenmeli.İlk birkaç sayfa fena değilmiş,dedirtti hadi bakalım hayırlısı.Eğer hoşuma giderse tam bu beşlemenin tam 4 kitabı daha var sırada.

1 Mart 2009 Pazar

UNO Blogger Sofrası Yemek Yarışması




Dün daha önceden de belirttiğim gibi UNO Blogger Sofrası kapsamında İstanbul Marriott Hotel Asia'da düzenlenen etkinlikteydim.Açıkcası ilk davet yazısı geldiğinde biraz tedirgin olmuştum,benim gibi diğer bloggerlar da olmuş.Fakat öylesine keyifli bir gün geçirdik ki UNO ekibine ne kadar teşekkür etsem az.


Önce kahvelerimiz eşliğinde birbirini tanımayan ya da sadece sanal ortamdan tanıyanlar tanıştık,kaynaştık.Nasıl olacak,ne yapacağız diye bol bol muhabbet ettik.Sonra da toplam 11 blogger+1 UNO çalışanı Özlem Hanım yani 12 kişilik yarışmacılar 4er kişilik 3 gruba ayrıldık.Her bir gruba içinde envai çeşit malzeme olan kocaman 2 kasa verildi.Ne yoktu ki içinde,hindistancevizi sütü,güllsuyu,pestil,mavi çikolata,kırmızı havuç gibi günlük hayatta pek mutfağımızda kullanmadığımız bir dolu malzeme.Bu malzemeleri kullanarak 1 çeşit salata,2 çeşit sandviç,1 çeşit tatlı ve 1 çeşit ana yemek yapmamız isteniyordu toplam 1 saat sonunda.İnanılmaz keyifli bir koşuşturma başladı otelin mutfağında.Dev boyutlu tencereler,elimize almaya korkacağımız kocaman keskin bıçaklar ve çevremizde bir yığın izleyici ile süper keyifli bir 1 saat geçirdik.Herkes elinde bir tava ya da tencere ocakların başında sıraya girdi,mutfağın asıl çalışanlarının gülümseyen bakışları altında ne nerde diye koşturdu.Bu arada elini kesenler mi ararsınız,kızarttığı köfteleri yerlere dökenler mi ararsınız hepsi mevcut.


Ben,Devletşah,Sihirli Mutfağım ve Hünerli Bayanlar aynı ekipteydik (Takımımızın adı da aynen şöyleydi : Ordan Burdan Sihirli ve Hünerli Tarifler Devleti).

Diğer ekipte Çoçukla Hayat,Yemek Zevki,Yasemin Mutfakta ve UNO'dan Özlem Hanım vardı.

Üçüncü grupta ise Mutfak Sırları,Yemek Bahane,Mutfak Meleği ve Uğur Özmen(pazarlama blogu) vardı.


Juride Marriott Hotel Asia Executive Chef'i Eyüp Kemal Sevinç,Leziz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni İnci Özgöz,sinema sanatçısı ve Temel İçgüdü yemek programı yapımcısı Serra Yılmaz ve Posta Gazetesi yemek kültür yazarı Zeyno Gürses vardı.


Mutfaktaki koşturmacanın ardında jüri değerlendirmesi sonucunda

En Lezzetli Yemekler Ödülü bizim ekibimizin;

En Estetik Yemekler Ödülü ikinci gruptaki arkadaşlarımızın;

En Yaratıcı Yemekler Ödülü de üçüncü grup arkadaşların oldu.




Peki neler mi yaptık? İşte bizim grubun menüsü:


Pirinçli Salatası






Kabaklı Hünkarbeğendi



Tavuklu Sandviç


Vejeteryan Sandviç




Çikolatalı Krokanlı Pasta

Birkaç tane de yemek yaparken çekilmiş fotoğraflardan paylaşayım,bunlar juri üyelerimizden İnci Hanımın objektifinden.Bir de UNO ekibi tarafından çekilen yüzlercesi var ki onları da merakla bekliyorum,yayınlanınca mutlaka onlardan da paylaşacağım burada.









Bu arada Devletşah süper bir hızla dün akşam Yemekname Mart sayısına yetiştirmiş yarışma ile ilgili yazısını ve yarışmada en çok beğenilen ve büyük sükse yapan Kabaklı Hünkarbeğendi'nin tarifini.Merak edenler lütfen YemekName Mart sayısına baksın tarif için.
Bir de UNO Blogger Sofrası'nın kaleminden okumak isterseniz burdan http://bloggersofrasi.blogspot.com/2009/03/yarsmalarn-en-lezzetlisi.html

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da