27 Şubat 2009 Cuma

Dinno Dinno


Geçen gün okula küçük adamı almaya gittiğimde çok mutluydu,nedeni eve gelince anlaşıldı.Benim minik kuşum tam bir saat delisi,nerde saat görse kimin kolunda olursa olsun gidip inceler eğer nazı da geçerse mutlaka kolundan alır ve kendi minik koluna geçirir.Sonra da kolundan kayıp düşmesin diye kolunu aşağıya sarkıtmaz,yavru kuş işte napsın...
Babam da bu sevdasını bildiğinden hatta geçen bayram saat almıştı üzerinde Örümcek Adam olan.Deli oldu,mest oldu,uyurken bile çıkarttırmadı kolundan.O kadar oynadı ki sonunda kayışını kopardı,evde saat takamaz hale geldik bu sevdadan.''Dinno dinno'' diye peşimizden koşup mutlaka alıyordu çünkü.Dinno da saat demek bu arada kendi dilinde.Ben de hoşuna gider diye kalemle çizdim bir süre,çıktı,kırıldı,kaydı düştü derdi de yok.İyi oldu.Sonra unuttuk bu sevdayı taa ki geçen gün yuvada müzik öğretmenleri Hakan abisi koluna saat çizene kadar.Küçük adam hepsinden önce sıraya girip çizdirmiş öğretmeninin dediğine göre.Hiç şaşırmadım doğrusu.Eve geldiğimizde ve hatta uyurken bile hayran hayran saatine bakıyordu '' dinno dinno'' diyerek.Ben de bu sevdayı fotoğraflayayım bari dedim,yumuk ellerine ne de yakışmış ama değil mi??

Bulgur Pilavı

Küçük bey pirinç pilavını pek sevmediğinden artık daha sık bulgur pilavı yapar oldum.Yoksa benim vazgeçilmez tek favorim tel şehriyeli pirinç pilavıdır.Fakat bulgurun da pirinçten daha faydalı olduğu düşünülürse çok da iyi yapıyorum galiba.
Benim bulgur pilavında iki olmazsa olmazım var;biri bol domatesli ve sivri biberli olacak,diğeri de asla kuru olmayacak biraz lapa kıvamında olacak.Ben öyle tane tane ayrılan kuru bulgur pilavlarını pek yiyemiyorum nedense.

Malzemeler:
1 büyükçe kase pilavlık bulgur
1 büyük kuru soğan
2-3 adet domates rendesi (ben yazın hazırladığım domates sosundan kullanıyorum,bu mevsimde asla domates almıyorum)
1-2 sivri biber
1-2 diş sarımsak
kuru nane,tuz
yeteri kadar su

Yapılışı:
1.Önce bulguru güzelce yıkayın ve süzün
2.Soğanı yemeklik doğrayıp az sıvıyağda soteleyin
3.Domatesleri ve biberi ekleyip bir süre de bu şekilde pişirin
4.Sarımsağı katıp bulguru ekleyin.
5.Birkaç kez çevirdikten sonra üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekleyin(bulgur pilavında su ölçüsü veremiyorum çünkü ölçülü yapmıyorum)
6.Kaynamaya başlayınca ocağın altını kısın ve 5-10 dk kadar kısık ateşte pişirin.
7.Ocağın altını kapatıp 15-20 dk dinlenmeye bırakın.
8.Üzerine kuru nane serpiştirin ve servis yapın

Afiyet olsun

Not:Bu arada yarın saat 13:00 de UNO Blogger Sofrası etkinliği kapsamında İstanbul Marriott Hotel Asia'da olacağım kısmetse.Aranızda katılacak olanlar olursa tanışma fırsatı da bulmuş oluruz inşallah.

26 Şubat 2009 Perşembe

Tarçınlı Zencefilli Türk Kahvesi

Dün Lezzethane'nin blogunda bu tarifi görünce bu sabah kahvem böyle olsun istedim.Çok farklı bir lezzeti var.Benim gibi tarçın-zencefil ikilisini elinden gelse herşeyde kullanacak kadar sevenler için denenmeli diyorum

Malzemeler 1 kişilik
1 çay kaşığı Türk kahvesi ( ben 1 tatlı kaşığı kullandım)
1/2 çay kaşığı tarçın
1/2 çay kaşığı toz zencefil
1 kesmeşeker
1 fincan su
Yapılışı: Önce zencefil,tarçın ve kahveyi karıştırıp cezveye alın.Üzerine şekerini ve suyunu katıp pişirin.
Afiyet olsun.

25 Şubat 2009 Çarşamba

Pazı Kavurması



Farkettim ki uzun zamandır hiç yemek tarifi yayınlamamışım.Nedeni de basit çünkü yemeği genelde akşamüzeri yapıyorum ve çektiğim fotoğraflar da hiç öyle iç açıcı olmuyor.Geçen gün bu pazıyı erkenden pişirdiğimde baktım ki hava hala aydınlık hemen fotoğrafını çektim.Sonra da tadına baktım hmmm enfes.

Sebze seven bir aile olarak biz beğendik,hem çok faydalı hem de lezzetli.

Malzemeler:

1 bağ pazı

1 büyük boy soğan

3-4 diş sarımsak

2-3 domates ( ben domates yerine yazdan hazırlanmış domates soslarımdan kullanıyorum)

1 yemek kaşığı biber salçası

tuz

karabiber


Yapılışı:

1.İlk olarak pazıları yıkayıp bir süre sirkeli suda bekletin.

2.Yıkanan pazıları bir tencereye alıp üzerine 1 bardak kadar su ekleyip haşlayın.

3.Diğer tarafta soğanı yemeklik doğrayıp çok az zeytinyağında kavurun.İçine sarımsakları da ekleyin.

4.Domatesleri ve biber salçasını da katın.

5.Haşlanmış pazıları sudan çıkarın,suyu sakın dökmeyin tüm vitamin onun içinde

6.Pazıları çok ince olmayacak şekilde doğrayın ve soğanların üzerine ekleyin.

7.Haşlamadan kalan suyu da içine katın ve suyunu çekene kadar pişirin.

8.Piştikten sonra sıcak servis edin.


Afiyet olsun.


Not: Yanında sarımsaklı yoğurtla denemenizi tavsiye ederim.Bir de ben bir bağ kullandım bir dahaki sefere kesin 3 olacak,bu defa tadına doyamadık.

24 Şubat 2009 Salı

Sürprizzz



Geçen gün Seda'nın yazısını okuyunca daha önceden hiç tanımadığımız bir çizgi film karakterinden haberimiz oldu.Bizde Yumurcak Tv olmadığından Caillou ile henüz tanışmamıştık.Seda oğlunun onu çok sevdiğini hatta Gece Bahçesinden bile vazgeçtiğini yazınca iyice merak ettim.Mutlaka DVD alıp izletelim bari küçük beye diye düşündüm.Meğerse piyasada satılan DVDsi yokmuş.Seda da bana eşinin internetten bulup cd'ye kaydettiklerinden gönderebileceğini söyledi.Çok memnun etti beni.


Bugün paketimiz geldi kargoyla.Daha kargo elemanı kapıdan gitmeden küçük adam heyecanlanmaya başlamıştı bile.Hemen açtık paketi,içinden 2 adet Caillou CDsi,bir paket balon,çok cici bir anahtarlık,bir kitap ayracı ve kibar bir not çıktı.Fotoğraftan da anlaşıldığı üzere küçük bey öncelikle balonlara ilgi gösterdi,saatlerce oynadı.Akşam da babamız gelince CDleri birlikte izlediler,gerçekten bahsedilecek kadar varmış.Çok şirin bir çizgi kahraman Caillou,bakalım izledikçe daha yakından tanıyacağız onu.
Seda'yı telefonla arayarak teşekkür ettim ama bir de buradan teşekkürlerimi göndermek istiyorum.Benim blog dünyasındaki ilk arkadaşım,bana blogumu oluşturmamda çok emeği geçmişti,bugün sesini duyunca ne kadar iyi kalpli ve içten olduğunu daha iyi anladım.Ayberk'e de ayrıca teşekkür ediyoruz bizimle arkadaşını paylaştığı için.Bakalım Tuğra Ayberk'e nasıl bir sürpriz yapacak?

23 Şubat 2009 Pazartesi

Küçük Adama Kış Çayı

Bu kış ailecek hep hastayız,birimiz iyileşiyoruz hoop hemen diğerimiz hasta oluyoruz.Küçük adam tam 2 ay ara bile vermek zorunda kaldı oyun grubuna sırf hastalık yüzünden.O yüzden şimdi inanılmaz dikkat etmeye çalışıyorum.Bu aralar yine hafiften öksürük başladı.Ben de hemen önlem aldım kendimce.Bu çayı tamamen evdeki malzemelerle uydurup yaptım ama şimdi tüm ev halkı severek içiyoruz.Hatta siyah çay müptelası küçük adam hiç farkına varmadan bayılarak içiyor.Ben de bu sabah çayını içirip onu okula bırakıp geldim.Yanında da birkaç anasonlu galeta ile kış çayımı yudumladım bu buz gibi İstanbul sabahında.

Bir tutam ıhlamur,bir adet çubuk tarçın,birkaç karanfil,1 tatlı kaşığı yeşil çay,1 çay kaşığı toz zencefil ve bir tutam yayla çayı ( tam olarak adını bilmiyorum ama anneanneme Trabzondan gelen güzel kokulu bir ot)
Hepsini çaydanlığa alıp yeteri kadar su ile bir taşım kaynatıyorum ve bal ile tatlandırıp içiyoruz.

Herkese şifa olsun

22 Şubat 2009 Pazar

Limonlu Cheesecake - Peykek




Geçen hafta büyük adamın doğumgünü idi.Bu yıl açıkcası pasta yapmak istemedim.Zaten hala şeker hamurunu elime almaya cesaret edememiş biri olarak içimden de gelmedi.Güya bu yıl artık bu işe el atacaktım.Ama çok yakında inşallah şeker hamuru da girecek mutfağa.


Neyse ben de pasta yerine ne yapabilirim diye düşününce şimdiye kadar hiç cheesecake de yapmadığımı hatırladım.Biraz korkarak ve çekinerek bir yığın şey okudum nasıl yapılır,nasıl pişirilir falan diye,püf noktalarını kaptım kendimce.Sıra beğendiğim tarifler arasından birini seçmeye gelince iş biraz karıştı.Büyük adam çikolatalı sever ama bu defa biraz farklı bir tat olsun diyerek Lezzet Dergisi Güzel Şeyler Çay Saati ekinden bu tarifte karar kıldım.İlk cheesecake denemesi için fazlasıyla başarılı buldum kendimi.Günlerdir gidip gelip yedik ve biz çok beğendik.


Bundan sonra cheesecake denemelerine hız vermem gerek.

Malzemeler:
1,5 paket kepekli Burçak bisküvi
100 gr tereyağ
600 gr labne peyniri (ben 400 gr Trakya Birlik labne kullandım)
1 su bardağı toz şeker
5 tatlı kaşığı mısır nişastası
4 yumurta
200 ml krema
1 limonun suyu
1 limon kabuğu rendesi
1 paket vanilya

Yapılışı:
1.Öncelikle bisküvileri rondoda ya da robotta un haline getirin.
2.Tereyağını ilave edip yoğurun.
3.20 cm çapındaki kelepçeli kalıbınızın tabanına yağlı kağıt serin,yanlarını da güzelce yağlayın.
4.Hazırladığın karışımı kalıba alıp elinizle tabanına yayın ve buzdolabına kaldırın.
5.Labne peynirleri,nişasta,tozşeker,vanilyayı mikserle çırpın.
6.Yumurtaları ilave edip çırpmaya devam edin.
7.Krema,limon kabuğu rendesi ve limonun suyunu da ekleyip karıştırın
8.Buzdolabında beklettiğiniz tabanın üzerine döküp 175 dereceye ayarlı fırında 10 dk pişirin.
9.Fırının ısısını 90 dereceye düşürüp 1 saat daha pişirin.(ben yaklaşık 2 saat pişirdim)
10.Piştikten sonra fırından çıkartmadan içinde oda ısısına gelene kadar bekletin.
11.Oda ısısına gelince fırında alıp kalıptan çıkartın ve buzdolabında mümkünse 1 gece bekletin.





Kendime Notlar:


* Okuduğum hemen hemen tüm tariflerde 2 kutu labne yazdığı için ben 2 kutu almışım.Elimde de 3. olmadığı için kullanamadım.Ama 2 tane de bence yeterli oldu,lezzeti oldukça yerindeydi.


**Yine okuduğum püf noktalarına göre pişer pişmez fırından çıkartılırsa üzeri çatlar deniyordu,ben de aynen oda ısısına gelene kadar fırından çıkarmadım.Hiçbir çatlama da olmadı.Taa ki yine sabırsızlanıp hemen kalıptan çıkarana kadar.Bir dahaki sefere kalıptan da 1 gün sonra çıkartacağım.


***Ve yine tarifte yazdığı gibi 1 saat pişirme süresi benim cheesecake'im için yeterli gelmedi.Ortası cıvık cıvık sallanıyordu 1 saatin sonunda.Ancak 2 saat gibi bir sürede tam olarak pişebildi.


****Okuduğum bazı bloglarda cheesecake yaparken en iyi sonucu Trakya Birlik labne ile aldıklarını öğrendim.Ne demek istediklerini anladım sanırım.



***** Bir de neden cheesecake'lerin bu kadar pahalıya satıldığını yapınca anlıyor insan.İçinde dünya malzeme var.Üstüne bir de 2 saat fırının çalıştığıda düşünülürse şaşmamak gerek.


****** Ve yine bir püf nokta,kremalı harcı kalıba dökmeden önce üzerinde hava kabarcıkları olmamasına dikkat edin.Mümkünse kabı tezgaha vurarak hava kabarcıklarının sönmesini sağlayın.Yoksa bunlar da sonradan çatlak olmasına sebep oluyormuş.


İşte ilk cheesecake tecrübesi de başarıyla sonuçlandı.Şimdi sırada ne var??

20 Şubat 2009 Cuma

Hediye Kitabım Yerdeniz Büyücüsü



Sevgili Serap öncülüğünde bir kitap etkinliği yapıldı geçtiğimiz haftalarda.Birbirini tanımayan 30 kadar kişi birbirine kitap gönderdi.Benim için çok keyifliydi.Hem ne geleceğini merakla bekledim hem de ben acaba ne göndersem diye düşündüm.Önce uzunca bir zamanımı kitapçıda geçirdim,o mu olsun bu mu olsun diye.Karar veremeyip çıkınca evde kendi kütüphaneme yöneldim.Ve beğenerek okuduğum bir kitabı Berrin'e taa Ankara'ya gönderdim.Eline de geçmiş,umarım beğenerek okur.

Bana da Çikolata Çikolata Meral gönderecekti.Hemen ertesi gün de benim kitabım geldi kargoyla,öyle büyük bir heyecanla açtım ki paketi anlatamam.Ursula K.Le Guin'in Yerdeniz Büyücüsü kitabı gelmişti.Henüz okumaya başlamadım,elimde hala bitirmeyi beceremediğim Ye Dua Et Sev var.Bir de ara ara Çocuk ve Disiplin diye yeni satın aldığım bir kitaba göz atıyorum zira küçük adam bu aralar nasıl davranacağımız konusunda şaşırtıyor bizi.Elimdeki kitaplarım biter bitmez hediye kitabımı okumaya başlayacağım.Tekrar teşekkürler ediyorum Meral arkadaşıma.

18 Şubat 2009 Çarşamba

Elmalı Turta - PDÇS 36 Etkinliği



Ben ilk defa Elma Tepesi kekini yaptığımda büyük adam çok beğenmiş ve annesinin onlar küçükken yaptığı elmalı turtayı hatırlamıştı.Sonra bunu kayınvalideme söyledim ve o da bir sonraki görüşmemizde oğluşuna süpriz yapıvermişti.Taaa o zaman fotoğrafını çekmiştim paylaşacaktım ama henüz ona sıra gelmeden ben de yapayım bari dedim.Kayınvalidem yuvarlak bir tepsiye yapmıştı,ben tart kalıbında yaptım ve ölçü de tam geldi.





Malzemeler
1 yumurta
1 çay bardağından biraz az yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
125 gr katıyağ (becel zeytinyağlı)
kabartma tozu
3.5 su bardağı un
5 çorba kaşığı toz şeker
elma harcı için:
3-4 orta boy elma
göz kararı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı muskat
ceviz

Elmalı harcın hazırlanması:
1.Elmaları rendeleyin ve bir tavada toz şekerle (göz kararı çünkü hamurda da şeker olduğu için ağız tadınıza göre miktarı belirleyin) birlikte iyice yumuşayıncaya ve elmalar suyunu çekene kadar pişirin
2.ceviz,tarçın ve muskatı da ekleyin ocağın altını kapatın.
3.soğuması için kenara alın.

Yapılışı:

1.Yumurtayı bir çay bardağına kırın
2.Bardağın kalan kısmına yoğurt ekle ve her ikisini karıştırma kabına alın.
3.Diğer malzemeleri de ekleyip yumuşak bir hamur olana kadar yoğurun.
4.Tart kalıbının tabanı ve yanlarını iyice yağlayın.
5.Hamurun 1/3 kadarını ayırın,kalanını kalıbın içine ellerinizle yayın
6.Soğumuş olan elmalı harcı da tartın üzerine dökün ve her tarafına yayın.
7.Ayırdığınız hamurla üzerini istediğiniz gibi süsleyin.İsterseniz bu hamuru dondurucuda biraz dondurup üzerine rendeleyebilirsiniz.
8.Yaklaşık 170 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin

Afiyet olsun

Tam anlamıyla benim ağız tadıma uyan bir elmalı turta oldu bu,hatta bunu tart olarak değil de elmalı kurabiye olarak yapmayı deneyeceğim bir dahaki sefere.

Bu tarifimle de Sevgili mutfak telaşının 36.PDÇS etkinliğine katılıyorum


17 Şubat 2009 Salı

Çıtır Kek




UNO Blogger Sofrası sürprizlerine devam ediyor.Geçen hafta da tam Sevgililer Günü öncesinde yine kapım çaldı ve yine Uno'dan paket geldi.İçinden bu defa kakaolu ve sade pastabanlar çıktı.Hem de daha önceden hiç kullanmadığım 3 katlı olanlarından.Ben zaten eşime doğumgünü ve Sevgililer Günü için Cheesecake hazırlamış olduğumdan pasta yapmadım tabii.Ama hemen de kullanıp birşeyler yayınlamak istedim.Ertesi gün kayınvalideme götürmek için bu Çıtır Keki yaptım.


Malzemeler:

Hazır UNO pastabanın sadece tek bir katı

göz kararı ama bolca fındık ve ceviz (iri şekilde dövülmüş olmalı)
1 yumurta
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı hindistancevizi
1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı toz zencefil





Kekin fırına girmeden önceki hali.



Yapılışı:

1.Önce hazır UNO pastabanın tek katını uygun bir tart kalıbı ya da fırın tepsisine yerleştirin.

2.Diğer tüm malzemeleri homojen şekilde karıştırıp kekin üzerine yayın.

3.20 dk kadar 160 derece fırında pişirin.

4.Üzerindeki katman şekerden dolayı çıtır çıtır olacaktır.Mümkünse iyice soğuyana kadar kalıptan almayın ki bu katman kırılıp parçalanmasın.

5.Dilimleyip servis yapabilirsiniz.



Biz bu kekin tadına bakamadık,kayınvalidem ertesi gün gelecek öğrencilerine ikram etsin diye hiç dokunmadık.Ama daha önceden bildiğim için harika bir tat olduğunu söyleyebilirim.Fındık ve cevizi ne kadar bol olursa lezzet o kadar güzel oluyor.

UNO Blogger Sofrası'na tekrar teşekkürlerimi gönderiyorum.Elimde kalanlarla deneyeceğim yeni tarifler de yakında

Ayrıca bu tarifle http://mutfaktelasi.blogspot.com/ arkadaşımın etkinliğine de katılmak istiyorum.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Tahinli Kek



Bu defa kekimin tarifi,kek arşivi oldukça geniş olan kayınvalidemden.Hiç çekinmeden gazeteden okuduğu tarifleri deneyip cidden leziz kekler yapar kayınvalidem.Bu tahinli kekin tarifini de gazeteden bulup bulmadığını bilmiyorum ama bu keki bir yiyen bir de yemeyen pişman.Şiddetle tavsiye edilir tüm kek severlere.




Geçtiğimiz aylarda minik kuşum Batu ile annesi canım arkadaşım Evrim bizi ziyarete geldiklerinde yapmıştım.Ama telaştan daha soğumadan kalıptan çıkarmaya kalkınca parçalamıştım keki ( o yüzden paylaşamadım burada da). Evrim parçalanmış olmasına rağmen çok sevmişti keki yine de.Yakın zamanda tekrar geleceklerinde de önceden siparişi verdi '' Sadece tahinli kek yap'' diye.Meğerse ilk yediğinde evde eşine anlatmış,onun da canı çekmiş ve '' Hani bana getirmedin mi?'' diye sormuş.Bu defa keki parçalamadan kalıptan çıkarmayı başardım,Evrim dayanamayıp 2 dilim yedi (şimdi bunu okuyunca beni topa tutacak tüm aleme kaç dilim yediğimi duyurdun,diye.Evrimcim yanlış anlama kekin ne kadar güzel olduğunu ifade etmek için yazdım arkadaşım). Bu defa Barış'a da bir paket yapıp gönderdik unutmadan.





Benim de en favori keklerimden biri bu,zaten içinde tahin olan herşey kabulümdür.Malum kilo yapıyor ya,ben de çok zayıfım ya ihtiyacım var:))





Malzemeler:
3 yumurta
2 su bardağı şeker
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
kabartma tozu
4 yemek kaşığı tahin
2,5 su bardağı un
ceviz



Yapılışı:

1.Önce şekeri ve yumurtaları mikserle köpürene kadar çırpın.
2.Sonra diğer malzemeleri -tahin de dahil- de içine katıp karıştırın.
3.Kek kalıbını yağlayıp karışımı kalıba dökün.
4.175 derecede ısıtılmış fırında üzeri iyice kızarana kadar pişirin.İçinin pişip pişmediğini kontrol edin.
5.Kalıbı fırından alıp kek henüz sıcakken üzerine birkaç kaşık daha tahin dökün ve irice dövülmüş cevizleri de serpiştirin.
6.Kek oda ısısında soğuduktan sonra kalıbından çıkarın ve servis yapın.


Afiyet olsun.



Kendime Not: Ortası delik yuvarlak kek kalıbında pişirirken pek sorun yok ama dikdörtgen uzun kalıpta pişirken kekin ortası çok geç pişebiliyor.Ona göre bir dahaki sefere dikkat...

Beğenmeyen Almasın...Blog Ödülleri




Sevgili arkadaşlarım Müjde,Aslı ve Betül bana bu ödülü vermişler,çok mutlu oldum.Sevilen bir blog olmak ne büyük keyif.Gerçekten bazı bloglar var ki onların sayfalarını güncellemelerini sabırsızlıkla bekliyor insan.Ben kendi adıma bazen ''hadi ama kaç gün oldu,bir ses ver artık'' derken buluyorum kendimi.Hatta bazı arkadaşlarıma yorum yazarak,mail atarak tacizde bile bulunuyorum.Neden çünkü onları okumayı seviyorum.Kim mi bunlar,işte benim blog ödüllerim de bu arkadaşlarıma gidiyor

Bu arada bu ödüller bloglarda görünmeye başladığından beri bazı sayfalarda da bu mimlerle ilgili eleştirel yazılar görüyorum.Olabilir haklı da olabilirler bu mimleri anket defterlerimize benzetmekle,çocukca bulmakla ama kime ne,kime ne zararı var anlamadım ben.O yüzden beğenmeyen almasın dedim zaten.Kimse beğenmediğini okumaya,takip etmeye,yorum yazmaya mecbur değil,çünkü bu bir iş değil,zorunluluk değil.Bu bir keyif,bir paylaşım,hayatın zorluklarından uzaklaşıp kendimizi hafif hissettiğimiz yer.İşte bu kadar.






3.Uçan Martı Gülden






6.Kakaolu Pasta Gökçe'm






Aslında listemde daha çoook var bunlardan ama ilk aklıma gelenler bu kadar.Bakalım onlar hangi bloglara verecek ödüllerini?

15 Şubat 2009 Pazar

The Curious Case Of Benjamin Button - Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi


Dün Sevgililer Günü munasebetiyle büyük adamla kendimize bir ödül verdik ve uzun zamandır yapmadığımız birşey yaptık.Küçük adamı babaannesi ve dedesine teslim edip gönlümüzce bir gün geçirdik.Keyifli bir gün denince akla ne gelirse hepsini de yaptık.Uzun uzun acele etmeden keyfine vararak bir yemek yedik önce.Çin mutfağı konusunda mevcut önyargılarımı yok etmek adına bir cesaret gösterip Sushico'da leziz bir yemek yedik.Benim gibi önyargılı olanlara tavsiye ederim.Doğru menüyü seçmeyi becerirseniz karnınız tıka basa doymuş olarak çıkarsınız.Fiyatlar biraz ortalamanın üzerinde ama lezzeti de öyle.
Sonra kendimizi kitapların ve cd'lerin arasında kaybettik.Dilediğimizce bakınıp ne zamandır izlemek istediğim Nuri Bilge Ceylan Üç Maymun'un dvd'sini,Mucize Nağmeler'in cd'sini ve çocuk gelişimi ile ilgili bir kitap aldım.İçinden günlerce çıkmasam hiç sıkılmayacağım bir yer kitapçılar.Öyle çok okumak istediğim kitap var ki ama kendime hakim olup önce evdeki kütüphanede okunmayı bekleyenleri düşündüm.
Ve günün en güzel zamanı da sinemada geçirdiğimiz 3 saatti.Önce 3 saat çok uzun geldi acaba sıkar mı diye düşündük ama inanın uzun zamandır hiç bu kadar etkilendiğim bir film olmamıştı.Brad Pitt ve Cate Blanchett zaten tartışılmaz çok iyi oyuncular.Hikaye öylesine farklı ve etkileyici işlenmiş ki hem güldürüyor,hem düşündürüyor hem de ağlatıyor.Hatta benim gibi biraz sulugöz olanları fazla ağlatabilir.Konusunu anlatmayacağım fakat şimdiye kadar hiçbir filme konu olmamış benim bildiğim kadarıyla.Eğer henüz izlemediyseniz kendinize bir iyilik yapın ve mutlaka izleyin.Zaten tam 13 dalda Oscar adayı,en az birkaç dalda alacağına garanti veririm.
İşte böyle biz sevgilimle dünü böyle geçirdik,küçük adamsız ama hep onu hissederek.Filmden sonra da çok özlediğimizi anlayıp hemen yanına koştuk zaten.
İyi pazarlar herkese

14 Şubat 2009 Cumartesi

Ordan Burdan Hayattan 1 Yaşında



Evettt 1 yaşına girdim ben de bugün.Geçen yıl 14 Şubat gününde tepeden iner gibi dalıvermişim bu aleme Kalpli Pasta ile.Şimdi baktığımda nasıl da komik geliyor.Blog nedir bile bilmeden,hiç ne yaparım ne paylaşırım diye düşünmeden balıklama atladığım bir şeydi benim için.Sonraları vazgeçemediğim,her gün sayfama bakmazsam uyuyamadığım,arkadaşlarım neler yazmış diye merakla ekrana koştuğum bir uğraş oldu.İtiraf ediyorum ki bu arada kendimi de zorladım mutfakta yenilikler yapmak adına.Örneğin kek deyince aklıma sadece kendi Klasik Kek tarifim gelirdi.Artık yeniliklere daha açık ve cesur davranıp,daha önceleri olsa asla yapamam diyeceğim kekler yaptım:Kudrettullah ya da diğer adıyla Krem Karamelli Kek.Elime hiç maya almamışken mayalı poğacalar yaptım mesela.Kimi zaman yöresel şeyler denedim ve paylaştım kimi zaman da gezip gördüğüm yerleri anlattım.




Hayatım boyunca yapılması en zor şeylerden biri olarak görüp hiç elime süreceğime düşünmediğim aşure bile yapıverdim sırf kendimi aşmak adına.Hatta ve hatta balkabağı mevsimi bir değil tam 2 ayrı tarifle balkabağı tatlısı yaptım ağzıma sürmesem bile.




Tam 14 tarif de diğer bloglardan denemişim.Hep yemek yapacak değiliz ya arada okuduğum kitaplarımı paylaşmışım burada.Bu yıl daha fazla kitap konulu yazmak için kendi kendime söz veriyorum bu arada.Kimi zaman mimlerle kendimi çoğu zaman da küçük adamımı anlattım.




Ufak bir muhasebe yapınca çok keyifli geçen bir yıl olduğunu söyleyebilirim blogger olarak geçirdiğim bu yılın.Çok hoş arkadaşlıklar edindim yüzlerini göremesem bile yorumlarından sıcaklıklarını hissettiğim.Şimdi her biri benim için ayrı ayrı bişeyler ifade eden ne çok arkadaşım var.Umarım önümdeki 2. yıl birkaçıyla tanışma şansını da yakalarım.


İşte böyle bugün OBH 1 yaşına girdi.Ne de güzel bir gün seçmişim değil mi bloguma başlamak için.Bu vesile ile en başta her dırdırımı çeken,bana desteğini hiçbir zaman esirgemeyen büyük aşkım büyük adamımın,sonra küçük adamımın Sevgililer Gününü kutluyorum.


Herkese severek ve sevilerek geçirecekleri bir ömür diliyorum.



Not:Fotoğraftaki Limonlu Cheesecake dün doğumgünü olan eşim için yapıldı.Tarif yakında burada

13 Şubat 2009 Cuma

Küçük Adamdan Büyük Adama Mesaj Var



Bugün bizim evin büyük adamının doğumgünü.Küçük adamı yuvadan almaya gittiğimde babası için hazırlamış olduğu bir kart ile karşıladı beni.Üzerini kendi parmaklarıyla boyamış olduğu kalp şeklinde bir doğum günü tebrik kartı.Öyle mutlu oldum ki ''keşke 10 gün önce başlasaydık da bana da böyle bir kart verseydi'' diye kıskanmadan edemedim.O minik parmakları boya içinde kalmış,gelirken yolda da pusetinde uyuyakaldı demek ki çok yorulmuş kartı hazırlarken.



Küçük adam henüz tam olarak konuşamıyor ama eğer konuşabilseydi eminim ki babasına şöyle derdi:

Canım babam,

ben çok şanslı bir çocuğum çünkü beni senin gibi seven dünya iyisi bir babam var.Çünkü bana her gün jelibon ve bonibon getirmek için saatlerce çalışıyorsun ve akşamları beni inanılmaz mutlu ediyorsun.Gerçi annem azar azar veriyor şöyle gönül rahatlığı ile yiyemiyorum jelibonlarımı ama yine de sen her akşam getir emi? bütün gün senin yolunu gözlüyorum,sen benim en iyi arkadaşımsın,birlikte gitar çalıp şarkı söylemek,horon tepmek,futbol oynamak benim en sevdiğim şeyler.Aman annem bunları duymasın ama sen bana zorla yemek de yedirmiyorsun,istemediğim zaman uyutmuyorsun da.Akşamları sen eve gelince benden mutlusu olmuyor,sana pek rahat vermiyorum ama seni çok seviyorum napıyım.Bugün okulda senin için bir kart yaptım parmaklarımla boyadım.Biliyorsun başkası olsa asla o boyalara elimi sürmezdim,huyluyum biraz biliyorsun ama sen birtanesin.Doğumgünün kutlu olsun baba...

Not:Fotoğraf küçük adamın en minik zamanlarından,babayla aralarındaki büyük aşk taaa o zamanlardan belliymiş.Bir de erkek çocuklar anneye düşkün olur diye söylenir,koca bir yalannnn...


9 Şubat 2009 Pazartesi

Çikolatalı Çatlak Kurabiyeler ve Pasta Malzemeleri İçin Yeni Adresim

Küçük adam yeniden oyun grubuna başladı geçen hafta.Bu sabah da onu yuvaya bırakır bırakmaz birtakım işlerim için koştura koştura Kadıköy'e indim.Kadıköy'e gittiğimde mutlaka baktığım,uğramadan eve dönemediğim birkaç mekan var.Biri Mudo Concept,sadece mutfak eşyaları kısmı için uğruyorum ve her defasında da birşeyler alarak çıkıyorum.Bu sabah uğradığımda yine çok güzel aksesuarlar gördüm,uğramam gereken yerler olduğu için alamadan çıktım aklım onlarda kalarak.Bir diğer uğradığım yer Bijuland.Takı yapmaya başladığımdan beri mutlaka bir girerim içeri,illa ki birşeyler de alırım.Veee bir süredir yine uğradığım bir dükkan var ki onu da sizlerle paylaşmayı ne zamandır istiyordum.Bilenler vardır mutlaka ama ben yakın zamanda keşfettim orayı:BİLKO Mutfak Gereçleri.Anadolu Yakasında oturup da Eminönü'ne geçmeye fırsatı olmayanlar için pastacılık ve mutfakla ilgili her türlü ihtiyaçlarını bulabilecekleri bir adres.Sahibi de çok yardımsever bir bey,internet adresleri yok ama ben açık adresi vereceğim henüz keşfetmemiş olanlar için
Bilko Mutfak Gereçleri : Caferağa Mah.Arayıcıbaşı SokNo:33 Kadıköy Tel:0216 3496551

Çikolatalı Çatlak Kurabiye






Evett uzun zamandır denenecekler listemin başında yer alan bir kurabiyeyi denedim geçenlerde:Çikolatalı Çatlak Kurabiye.
Aslında çok fazla çikolata sevmiyorum ama evde içine çikolata giren her şey jet hızıyla tüketildiği için (küçük adam + büyük adam) ben de ona göre tercihler yapıyorum.Bu kurabiyeleri birçok blogda gördüm aslında ben Sevgili
Ayşem'den (Peçeteden Notlar) aldım tarifi.
Malzemeler:
100gr/ 1 su bardağı bitter çikolata
80gr / 3 yemek kaşığı tereyağ
220gr / 1 su bardağı toz şeker
1 yumurta (oda sıcaklığında)
150gr / 1 su bardağı un
2 yemek kaşığı kakao
1 çay kaşığı karbonat
1/2 su bardağı pudra şekeri
Yapılışı:


1.Çikolata ve tereyağını benmari usulü eritin.
2.Şeker,un,yumurta,kakao ve karbonatı mikserle karıştırın
3.Eritilmiş karışımı içine ilave edin ve yoğurun.
4.Ele yapışmayacak bir hamur olunca buzdolabında 15 dk.dinlendirin.
5.Fırını 160 derecede ısıtın.
6.Soğumuş hamuru çıkartıp ceviz büyüklüğünde parçalar yapıp yuvarlayın
7.Pudra şekeri dolu bir kasede her yanı pudra şekeri olana kadar yuvarlayın.
8.Yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak dizin,pişerken yayılıyorlar
9.Isınmış fırında 15 dakika pişirip ızgarada soğuması için bekletin.
Afiyet olsun.

Kendime Not: Bir dahaki sefere yaparken memleketten gelen has tereyağını kullanmayacağım,tadı çok ağır oldu.Kahvaltılık tereyağ ile tadı tam olacak.

6 Şubat 2009 Cuma

Tam 4 Dörtlük Mim

Sevgili Sevde arkadaşım mimlemiş beni,cevaplarken çok keyif aldım ben,ufakken tuttuğumuz anket defterleri geldi aklıma.Ama birbirimizi tanımak adına cevaplarım işte böyle;


Yaptığım 4 iş:

1.küçük adamın dağınıklarını sürekli olarak toplamak (günün her saati devam eden sonu gelmez bir annelik görevi sanırım bu)
2.yemek yapmak (galiba en sevdiğim bu)
3.blogum için yeni tarifler araştırıp denemek,pişirmek,sonra oturup onları bir güzel yemek,sonra da kiloları verecem diye kendini paralamak.
4.tüm gün küçük adama bilumum konularda dil dökmek,onu mutlu etmek için kırk takla atmak,olmadı şaklabanlıklar yapmak



Eğer bu soru iş hayatı anlamında soruluyorsa da bankacılık ve tekstille uğraştım bugüne kadar.Bir süredir annelik yapıyorum.Bundan sonraki işim de kısmetse kendi işim olacak...



Defalarca İzlediğim 4 film:

1.Babam ve Oğlum (hayatım boyunca beni en çok etkileyen film)
2.Hayat Güzeldir.
3.Habamam Sınıfı serisi
4.Eski siyah-beyaz Türk filmleri


Yaşadığım 4 yer
1.İstanbul dışında hiçbir yerde yaşamadım


İzlediğim 4 Tv programı:



1.Tüm gün evde Nickelodeon ve Trt-Çocuk izleniyor,ordaki tüm programları ezberledim artık (onlar içinde de en çok Gece Bahçesi'ni seviyorum;ben bir İggle piggle delisiyim)
2.National Geographic'de Dünya Mutfakları ile ilgili bir belgesel var onu kaçırmamaya çalışıyorum
3.İzlediğim tek Tv dizisi Yaprak Dökümü.Genel olarak benim tv ile aram pek yoktur zaten,evde ağırklı olarak belgesel izlenir büyük adam sağolsun...


Tatil için gittiğim 4 yer

1.Antalya
2.Kuzey Kıbrıs
3.Marmaris
4.Bozcaada

Sevdiğim 4 yemek:


1.Patlıcanla yapılan tüm yemekler
2.İçli köfte
3.her türlü kebap
4.Makarna-köfte-patates üçlüsü (çocukluğumu hatırlattığı için belki)

Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:


1.Bozcaada
2.Ayvalık
3.Dayımın yanında ABD South Carolina'da
4.İsviçre


Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer:

1.Susuz kalmış bir bahçeye
2.Uçsuz bucaksız okyanuslara
3.Tüm erken veda edenlerin toprağına
4.Yeni silinip temizlenmiş camlara (bunu da sırf pislik olsun diye yazdım,çünkü her temizlik gününden sonra benim camlarıma düşüyor o yağmur damlaları)



Not:Fotoğraflar internetten alıntıdır,sadece son Bozcaada Rüzgar Gülü fotoğrafı geçtiğimiz yaz Bozcaada tatilimizde tarafımdan çekilmiştir.

5 Şubat 2009 Perşembe

Haydi Küçük Adam Yuvaya !!!


2 ay hastalık sebepli aradan sonra yarın kısmetse küçük adam yeniden oyun grubuna başlayacak.Geçtiğimiz Aralık ve Ocak ayı ikimiz açısından da cidden çok zor geçti.Hem hastalıklar hem de evde yeterince enerjisini doğru yönlendiremediğimiz için yaşadığımız sıkıntılardan sonra eminim ikimiz için de tekrar iyi bir başlangıç olacak.
Ben de bu fırsatı değerlendirip haftada 3 gün sabahları küçük adamı yuvaya bırakıp yürümeyi planlıyorum.Son zamanlarda üzerime hiç gitmeyecekmiş gibi yapışıp kalan şu lanet kiloları vermem gerek.Yaza şurda ne kaldı,bu yaz kısmetse oramdaki buramdaki yağlar fışkıracak diye tasalanmak istemiyorum.
Fotoğraftaki yeşil mercimekli bol taze otlu salata da tam dietlik.Bu defa önceki tarifime ek olarak üzerine biraz da susam serpiştirdim.Benim gibi et sevmeyenlerin bol bol yeşil mercimek yemesi gerektiğini de hatırlatayım.

2 Şubat 2009 Pazartesi

Su Muhallebisi



Evimiz Kadıköy'de ve Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadına çok yakın olunca maç günleri stad öncesi buluşma yeri de bizim ev oluyor.Biz ailecek hasta Fenerlilerden oluşuyoruz,biz derken ben kendimi hariç tutayım ilgim alakam yoktur futbolla.Ama eşim,babam,kardeşlerim,kuzenlerim,eşimin kızkardeşi falan hepsi Fener delisi.Bu yıl bir şekilde beni ikna edip kombine bilet almayı başaran eşim ve erkek kardeşim her Fener maçı öncesi ve sonrasında evi karargah bellediler.Arada sırada onlara kuzenim Mıstık da eşlik ediyor.Ay niye bu kadar ayrıntıya girdim valla bilmiyorum ama oldu bir kere silmiyim artık.Geçen hafta yine böyle bir maç öncesi ev buluşmasında Mıstık benim yemek dergilerimi karıştırırken hayran hayran bakınıyordu.''yapsan da yesek'' falan diyince,ben de gözüme en kolay geleni seçtim valla yalan yok.Bir Pazar günü kalkıp da öyle kelli felli birşey yapacak halim de yoktu zaten.Hem su muhallebisini eskiden çok severdim biz çocukken sokaklarda satılırdı pis pis biz de alır yerdik.Evde tüm malzemeler de mevcut olunca 10 dakikada su muhallebimiz hazırdı.Sütlü tatlıdan hoşlananlara iyi bir alternatif olabilir.Tarif Lezzet Dergisi'nin Güzel Şeyler Sütlü Tatlılar ekinden.


Malzemeler:6 kişilik

2 su bardağı süt

1,5 su bardağı su

yarım çay bardağı un

yarım çay bardağı buğday nişastası (ben mısır nişastası kullandım)

1 çay bardağı pudraşekeri

1 tatlı kaşığı gülsuyu


üzeri için:

pudraşekeri

gülsuyu


Yapılışı:

1.Tüm malzemeyi bir tencereye alıp karıştırın.

2.Muhallebi kıvamına gelene kadar kısık ateşte pişirin.

3.Muhallebiyi su ile ıslatılmış bir tepsiye ya da kuplara aktarın.

4.Oda ısısına gelene kadar bekletip buzdolabına alın.

5.Servis ederken kupları ters çevirip muhallebiyi bir tabapa alın.

6.Üzerine pudraşekeri ve gülsuyu döküp servis edin.


Not:Benim gibi gülsuyu sevmeyenlerdenseniz eklemeyin.Ben bu defa gülsuyu ekleyerek yaptım.Ancak elinizde saf gülsuyu yok ise lütfen onu da eklemeyin,aksi taktirde muhallebi yerine esans yemiş olursunuz.

Portakallı Kudrettullah nam-ı diğer Krem Karamelli Kek

Geçtiğimiz hafta adaşım Yasemin'in sayfasında görür görmez denemek arzusu ile yanıp tutuştuğum meşhur Kudrettullah huzurlarınızda işte.Bu yıl doğumgünümde pasta yapmak ya da satın almak istemedim,malum bizde yaş pasta pek sevilmiyor ve mutlaka sonu hüsran oluyor.Ben de bu gösterişli keki pastam olur düşüncesiyle yaptım.Aslında biraz da risk aldım zira kalıbından servis edilene kadar çıkarılmadığı için son anda büyük bir kalp çarpıntısı eşliğinde kalıptan çıkardım kendisini.Sağolsun beni mahcup etmedi misafirlerime.Işık ve kalıp farklılığı dolayısıyla Yasemin'inki gibi güzel bir fotoğraf yakalayamadım ama lezzet emin olun ki denenmeye değer.Hele ki krem karamel sevenler hiç durmasınlar hemen mutfağa girsinler.

Malzemeler:

Karamel hazırlamak için :
1/2 su bardağı toz şeker

Krema için:
4 yumurta
3 yemek kaşığı şeker
1 paket vanilya
1/2 lt süt
2 adet portakalın kabuğunun rendesi

Kek için:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 paket vanilya
2 adet portakal kabuğu rendesi
1.5 su bardağı un
3 yemek kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:
1.İlk olarak fırını 175 dereceye ayarlayın ve ısıtın
2.Şekeri karamelize etmek için bir kabın içine alın ve ocağa koyun.Sürekli karıştırarak erimesini sağlayın
3.Erimiş olan karameli kek kalıbının içine boşaltın.Burda dikkat edilmesi gereken nokta kalıbın yağlanmamış olması gerekiyor ve kesinlikle kelepçeli kalıp olmayacak.
4.Krem karameli hazırlamak için de tüm malzemeleri karıştırma kabına alıp çırpma teli ile homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın.Miksere gerek yok çünkü yumurtaların fazla köpürmemesi gerekiyor.
5.Kek karışımı için de önce şeker ve yumurtaları iyice köpürtüp sonra vanilya,süt,sıvıyağ ekleyin.En son olarak da kuru malzemeleri katıp karıştırın.
6.Karameli döktüğümüz kek kalıbına önce krem karamel karışımını sonra da kek karışımını dökün.Burdaki görüntü ilk anda insanı korkutuyor çünkü hepsi birbirine karışıyor fakat pişmeye başladıkça ayrı katmanlar halinde oluyorlar ( kekin kudreti bu olsa gerek !!!)
7.Kek kalıbını genişce bir kaba koyup kabın içine de kalıbın yarısına gelecek şekilde sıcak su doldurun (benmari usulü pişecek)
8.Kalıbı önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 45-50 dk pişirin ama her fırının usulü farklıdır pişip pişmediğini kontrol edin.Kek kısmı pişmiş ise diğer kısımları da zaten pişmiş demektir.
9.Pişmiş olan keki oda ısısında soğumaya bırakın.Sonra 1 gece buzdolabında bekletin.Servis yapana kadar da kalıbından çıkarmayın.
10.Aynı gün içinde servis edilecekse en azından 4-5 saat buzdolabında bekletin.
11.Kalıptan çıkarırken kolaylık olması için tahta bir kaşık yardımıyla kalıbın yanlarından geçin.Krem karamel kısmının parçalanmaması için de kalıbı çevirmeden önce 15-20 sn kadar kaynar su içine oturtun.
12.Dilimleyerek soğuk servis edin.Afiyet olsun.

Bu fotoğrafı da kardeşim Ness çekmiş masada içinin de fotoğrafı olsunmuş blogda.Hem ismi hem de görüntüsü gerçekten hoşuma gitti bu kekin.Tekrar tekrar adaşıma teşekkür ediyorum.


Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da