30 Ocak 2009 Cuma

Ezogelin Çorbası


Dün çok güzel bir doğumgünü yaşadım tüm ailemle beraber,beni çok mutlu ettiler yanımda olarak.Sizlere de mesajlarınız için ayrı ayrı teşekkür ederim,gerçekten iyi ki blog açmışım ve sizleri tanımışım.Aslında bugün çok büyük bir merakla yaptığım Krem Karamelli Kek namı diğer Kudrettullah yayınlayacaktım ama onu daha geniş bir zamanda daha uzunca yazmak niyetindeyim.Dün için doğumgünü pastası niyetiyle yaptım kendisini ama bugün havanın da etkisiyle içimizi ısıtıcak bir çorba olsun dedim.
Tarif yine Yemek.biz grubumuzdan Sevgili Figen'e ait.Grupta arkadaşların çoğu tarafından denenmiş ve çok beğeni toplamış olunca çekinmeden yaptım geçenlerde.Ağzına kendi çorbaları dışında çorba sokmayan küçük adam bile acısına falan aldırmadan koca bir kase içti.Demek ki bundan sonra sıkça pişecek evde Ezogelin.Yine gruptakilerin söylediğine göre Figen'in ölçülerinden kocaman bir tencere çorba çıktığından ben ölçüleri yarıya indirdim.İyi ki de öyle yapmışım.Bugün 3.gün ve hala bitmedi fakat şikayet eden yok,misler gibi içiyoruz.Ben kendi yaptığım ölçüleri vereceğim,dileyen asıl tarife göz atabilir.
Malzemeler:
1 su bardağı kırmızı mercimek
1/2 fincan pirinç
1/2 fincan ince bulgur
1 yemek kaşığı salça
1 orta boy soğan
1 çorba kaşığı un
sıvıyağ
karabiber,tuz,pul biber,nane
et suyu ya da su
Yapılışı:
1.Sıvıyağda soğanları iyice kavurun
2.Unu da ekleyip pembeleşinceye kadar kavurmaya devam edin.
3.Varsa et suyunu ya da suyu yavaş yavaş ekleyin.
4.Kaynayana kadar karıştırıp içine yıkanmış mercimek,bulgur,pirinci de ekleyin.
5.Sulandırdığınız salçayı da ekleyin ve kısık ateşte pişmeye bırakın
6.Tuzunu ve baharatlarını da katıp sıcak servis edin.
Afiyet olsun.
Not:Su için ölçü veremiyorum çünkü bakliyatlar piştikçe çorba kıvamı koyulaştı ve su eklemeye devam ettim.Su miktarını herkes kendi sevdiği kıvamı göre ayarlayabilir.

29 Ocak 2009 Perşembe

Yolun Yarısına 2 Kala

Evet bugün ben tam 33 yaşında oldum.Kendimi her ne kadar öyle hissetmesem de yolun yarısına bişey kalmamış.Belli bir yaştan sonrası o kadar farkına varılamaz bir hızla geçiyor ki sadece geriye bakınca anlıyor insan.Hele ki evlenip de o yaşam karmaşasına girince biraz da ben'den biz'e varınca böyle oluyor sanırım.Hele bir de anne olunca işte o zaman ben'den de biz'den de geçilip tamamen bebeğe yönelen bir hayat başlıyor.Şimdi ardıma dönüp de hayatımın muhasebesini masaya yatırdığımda sahip olduğum herşey için Allah'a şükrediyorum.Mutlu bir evliliğim,dünyanın en yaramazı belki ama canımdan daha çok sevdiğim küçük bir adamım var.Yolun yarısına yaklaşırken aslında hayatta sahip olunabilecek en önemli şeylere çoktan sahip olduğumu ve şimdiye kadar dolu dolu yaşadığımı görüyorum.İyi ki doğmuşum diyorum kendime.İyi ki doğmuşum ve iyi ki doğurmuşum.

27 Ocak 2009 Salı

Baharatlı Poğaca

Annemde iken yaptığım poğaçalar bunlar.Mini mini,puf puf ve dilediğiniz her malzeme ile yapabileceğiniz bir poğaça.

Malzemeler:
50 gr tereyağı
100 gr margarin
1/2 su bardağı sıvıyağ
1/2 çay bardağı yoğurt
1 yumurtanın akı (sarısını üzerine süreceksiniz)
kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı pul biber
aldığı kadar un
üzeri için susam




Hazırlanışı:
1.Tüm malzemeleri karıştırıp homojen bir hamur olana kadar yoğurun
2.Cevizden biraz büyük parçalar alıp elinizle yuvarlayın ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.
3.Ayırdığınız yumurta sarısını biraz zeytinyağı ile karıştırıp üzerlerine sürün ve susam serpiştirin
4. 170 derece ayarlı fırında üzerlerin kızarana kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.
Afiyet olsun.

26 Ocak 2009 Pazartesi

El Örmesi Köy Çoraplarım

Biraz pasta-börek arası vereyim dedim.Geçen gün arkadaşlardan birinin blogunda el örgüsü çoraplarını yayınladığını görünce bu köy çoraplarım geldi aklıma.Burda paylaşmam gerektiğini düşündüm.Bunlar ve çok daha fazlası benim çeyizimden.Babaannem elleriyle örerdi bunları hatırladığım kadarıyla 3 şişle.Babaannem Sivas Zara'lı ve bildiğim kadarıyla Anadolu'da çoğu yerde yapılıyor bu tarz çoraplar.
Elbette çok sıcak evlerde yaşadığımız için böyle çok kalın çoraplara ihtiyacımız olmuyor.Ama benim için çok değerli bunlar çünkü üzerinde çok el emeği var.Ben özellikle uzun olanları çok seviyorum.Çetik şeklinde olanlar zaten her yerde kolaylıkla bulunabiliyor ama uzun olanları ben hiç görmedim.Bu aralar yine kansızlığa bağlı üşümelerim başladı.Sanırım bazanın altından çıkardığım çorapların bir kısmını kullanacağım art

21 Ocak 2009 Çarşamba

Aşure




Biri bana ''Bu yıl aşure yapacaksın'' deseydi herhalde inanmazdım.Nedense benim gözümde yapılması ve kıvamının tutturulması zor bir şeydir aşure.Herkes yapar ama nasıl yapar orası malum.Ya çorba gibi çok sulu olur ya lapa gibi çok koyu,ya bal gibi tatlı olur ya da az şekerli.O yüzden gerçekten benim gözümde ustalık isteyen bir iştir aşure yapımı.Annem her yıl yapardı,bu yıl tembellik etti sırasını bana verdi.

Aslında yine kalkıp yapmazdım ama apartmandan bir komşum 2 kase aşureyi getirince kaseyi boş göndermek olmazdı.Annem de ''sen de bir puding yapar geri gönderirsin'' diyince ben tam gaza geldim.Sonrasında markette de kasada bir aşure tarifi broşürü bulunca çantama atıverdim.Pazar günü annemden döner dönmez malzemelerimi kontrol ettim ve ''Haydi bakalım Bismillah'' diyiverdim.İyi ki de cesaret etmişim.İlk defa yapan biri için başarılı bir sonuç aldım.Annemden de iyi bir not aldım,sadece biraz daha şekerli olabilirmiş.Olsun ben böyle de sevdim valla,ohhh ellerime sağlık.


Malzemeler:

2 su bardağı aşurelik buğday

1 çay bardağı kuru fasulye

1 fincan nohut

6 adety kuru incir (ben aşurenin içinde incirden hoşlanmadığımdan hiç koymadım)

2 çorba kaşığı çekirdeksiz üzüm

1 çay bardağı ceviz içi (ben içine katmadım,sadece üzerini süslemek için kullandım)

3 su bardağı toz şeker

2 çorba kaşığı kuş üzümü

1 yemek kaşığı gülsuyu (aşurede dayanamadığım bir tat,asla yiyemem gülsuyu olursa)

nar,tarçın,hindistancevizi,fıstık içi,ceviz içi


Yapılışı:

1.Öncelikle tüm malzemeleri ayıklayıp temizce yıkayın
2.Buğday,çekirdeksiz üzüm,nohut ve kuru fasulyeyi bir gece önceden ayrı kaplarda ıslatın.
3.Ertesi gün iyice şişmiş olan buğdayın üzerine 3 lt soğuk su ekleyip ateşe koyun.
4.İyice kaynadıktan sonra üzerinde biriken köpüğünü alın ve hafif ateşte fazla karıştırmadan kesintisiz olarak kaynatın
5.Taneleri iyice ezilip kaybolana kadar 2-3 saat kadar kaynatın.Piştiğinde suyu biraz koyulaşmış ve yaklaşık 2,5 lt kadar olmalıdır.
6.Ayrı ayrı haşlanmış nohut ve kuru fasulyeyi de içine ekleyin.
7.Suda bekleyip iyice şişmiş olan kuş üzümlerini de katın.
8.En son şekeri de katıp 10 dakika daha pişirin.
9.Arzuya içine gülsuyunu da katıp ateşten alın.
10.Kaselere paylaştırın,soğuduktan sonra da üzerini tarçın,hindistancevizi,fıstık içi,ceviz içi,nar ile süsleyin.
11.Veee sevdiklerinize sevgiyle sunun.
Not:Arzuya göre yine içine limon ya da portakal kabuğu rendesi de katılabilir.
Pazartesi itibariyle yapılmış olan aşuremiz -benim şahsi çabalarımla-dün akşam bitti.Bugün kayınvalidem gelip kendisi için ayırdığımı alıp kendi yaptığı aşuresinden de bize getirdi.Bundan sonra sanırım yılın aşure zamanını beklemeden daha sık yapacağım.Benim gibi cesaret edip de yapamayanlar varsa tavsiyem kolları sıvayın ve yapın.
Kendime notlar:
*bir dahaki sefere ateşten almadan önce çok sulu diye düşünmeyip sonradan katılaşacağını hesaba katmayı unutmamam lazım.
**bir de tadına bakıp şeker takviyesi yapacağım.
***en önemlisi ölçüyü biraz artırıp dağıtamadığım komşularıma da dağıtacağım.

18 Ocak 2009 Pazar

Bir Aile Klasiği ve Annemin Sofrası

Geçtiğimiz hafta birkaç günlüğüne anneme gittim küçük adamı da alıp.Büyük adamı kendi haline bırakıp biraz değişiklik yapalım dedik.Biz İstanbul Anadolu Yakası'nda yaşıyoruz,benim bir tek teyzem dışında tüm ailem de Avrupa yakasında.Dolayısıyla aynı şehirde bile olsak çok fazla birbirimizi görme şansımız olamıyor maalesef.Annem,anneannem,diğer 2 teyzem,yengem,kuzenim hepsi birbirine yakın oturup sık sık da birlikte olunca ben biraz imreniyorum onlara açıkcası.Biz de küçük adamla daha fazla dayanamadık ve bu hafta annemde toplanacaklarını fırsat bilip aralarına katılıp hasret giderdik.Her zamanki gibi bol neşeli,kahkahalı,keyifli,sohbetli bir gün geçirdik.Masa başında uzun saatler hem yedik hem muhabbet ettik.Tuğra beyin de keyfi yerindeydi.Eeee daha ne olsun değil mi ama?

Menümüzde

** Patates Salatası**
Tarif daha önceden yaptığım
Meksika Fasulyeli Patates Salatası ile aynı.


**UNO Kruvasan**

Bu kruvasanlar ve daha 3 ayrı dondurulmuş Uno çeşidi geçtiğimiz hafta sürpriz şekilde evime geldi.UNO şaşırtmaya devam ediyor,ama bu defa kargo ile de değil,çok şık bir beyin elinden aldım kocaman paketimi.Hepsi birbirinden leziz görünen bu paketlerden birini de hemen ertesi günü anneme giderken götürdüm.Masada en çok ilgi çeken şey bunlar oldu,gerçekten daha pişerken fırından gelen mis gibi tereyağ kokusu insanı mest ediyor.Masaya gelir gelmez de bitti zaten.Biz bir kısmımız peynirle,bir kısmımız Nutella ile bir kısmımız da sade olarak yedik.Daha önceden hiç dikkat etmemiştim marketlerde,bundan sonra mutlaka arayacağım.Kruvasan severlere duyurulur,alıp sıcak sıcak yiyin derim.


**
Ispanaklı ve Kıymalı Börek**



**
Kereviz Salatası**




** Baharatlı Poğaca**
Tarif burada





**Neslihan'ın meşhur tarifsiz Keki**
Ne tarifi ne de ölçüsü var ama lezzeti yerinde efsane Neslihan keki.





16 Ocak 2009 Cuma

Kahveli Kuplar




Uzunca bir süredir kutu süt içirmiyorum küçük adama.Binbir arama sonucu bir mahalle sütçüsü buldum aylar önce.Kimileri içine su katıyor olduğunu söylese de içindeki katkı maddelerinden daha kötü olamaz diye düşünüyorum.Haftada 3 gün Bayram Amca'mız geliyor ve ondan taze taze sütümüzü alıyoruz.Aynen reklamlarda dendiği gibi bir güzel de kaynatıyoruz mikroplarından iyice arınsın diye.Sadece geceleri uykusunda süt içen küçük adam için umarım doğrusunu yapıyorumdur.Arada yoğurdumuzu da bu sütle mayalıyorum.Geçen hafta da puding yaparım diye fazlaca aldığım sütün bir kısmı tezgahta beklerken Portakal Ağacı'nda bu kahveli kup tarifini gördüm.Ve o günkü sütümüzün ne olacağı böylece belli oldu.


Tarif için buraya tıklayabilirsiniz ama ben yine de eklemek istiyorum.




Malzemeler:


2 yemek kaşığı türk kahvesi
1 yemek kaşığı granül kahve
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı irmik
1 paket vanilya
4-4.5 su bardağı süt


Hazırlanması :

1.Tüm malzemeleri bir tencereye koyup sürekli karıştırarak pişirin.
2.İsteğinize göre borcama ya da kuplara paylaştırın.

3.Üzerini dilediğiniz şekilde süsleyin.



Bizim evde benim dışımda kahve ile arası iyi olan olmadığı için açıkcası biraz süründü.Malum küçük adama bu kadar yoğun kahve içerikli bir şeyi yedirmedim.Büyük adam da kahve tadından pek hoşnut olmadı sanırım.Ben de bu aralar aldığım kiloları geri göndermek maksatlı dikkat ediyorum.Tüm sebepler birleşince bu güzel kuplar hakettiği ilgiden mahrum kaldı.Ancak lezzetinin iyi olduğunu söyleyeyim.Kahve ve sütlü tatlı sevenlere tavsiye olunur.


Bu arada süt konusunda sizler ne yapıyorsunuz,çocuklarınıza hangi sütü içiriyorsunuz?Benim gibi sütçü amcalardan süt alan var mı aranızda merak ettim doğrusu.




8 Ocak 2009 Perşembe

Balkabaklı Pasta

Yılbaşı menümde ufak beylerin şerefine hazırladığım bir pasta bu.Malum tüm çocuklar gibi bizim küçük adamlar da pastadan çok mum üfleme kısmını seviyorlar.Ben de onların hoşuna gider diye düşünerek menüye ekledim bu pastayı.Belki yerler diye düşünüp faydalı bir içeriği olsun bari diyerek balkabaklı olsun dedim.O gece sadece mum üfleme kısmı ilgilerini çekti,biz büyükler de masadakilerle o kadar dolmuştuk ki tadına bile bakmadık.Fakat yılbaşından sonraki birkaç gün evde çok beğeni topladı.Hem küçük adam severek yedi hem de yeni yılda evime gelen ilk misafirlerim.



Malzemeler:

1 kg balkabağı

göz kararı toz şeker

3-4 adet karanfil

2 adet çubuk tarçın

1 adet hazır UNO pasta tabanı

1 paket pasta kreması

1 bardak ince çekilmiş ceviz

süsleme şekerleri


Hazırlanışı:

1.Önce temizlenip yıkanmış balkabaklarını toz şekeri,karanfilleri ve tarçın çubuklarını da ekleyerek iyice yumuşayana kadar pişirin.Ben az şekerli sevdiğimden ölçü vermiyorum,herkes ağız tadına göre ekleyebilir.

2.Yumuşadığını bir kürdan yardımıyla kontrol edip ocaktan alın.İçinden karanfil ve tarçın çubuklarını çıkarıp balkabaklarını püre haline getirin.Tencerede kalan şerbetini bir kenara ayırın. Soğuması için kabakları buzdolabına kaldırın.

3.Ayırdığınız şerbeti bir bardağa alıp üzerine sıcak su ekleyin.

4.Hazır pasta tabanının ilk katını bu şerbetle iyice ıslatın.

5.Üzerine balkabağını yayın ve ceviz içini ekleyin.

6.Diğer pasta tabanını da üzerine koyup kalan şerbeti dökün.

7.Diğer tarafta hazır pasta kremasını üzerinde tarif edildiği şekilde hazırlayın.

8.Pastanın her yerini güzelce krema ile sıvayın.

9.En üste de süsleme şekerlerinden serpin.

10.Buzdolabında soğumasını bekledikten sonra servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun

Not:Ben yılbaşı menümdeki diğer tariflerden fazla vaktim olmadığından hazır pasta tabanı ve hazır pasta kreması kullandım.Evde pandispanyasını ve kremasını kendiniz de hazırlayabilirsiniz dilerseniz.

Üzeri için kullandığım süsleme şekerlerini Neslihan Amerika'dan getirmişti,tekrar sağolasın Ness'cim.




7 Ocak 2009 Çarşamba

Biraz Benden

Hiç kendinizi ifade edecek kelimeleri bulmakta zorlandığınız oldu mu? Ya da herkes sizi yanlış anlıyor-anlamıyor diye kendi kendinizi yediğiniz oldu mu? Sizi aslınızdan daha başka görmek istedikleri için canınızın sıkıldığı oldu mu? En yakınınızdakine bile kendinizi anlatamadığınız,en yakınınızın bile sizi anlamadığı zamanlar oldu mu? Peki ya hiç kapana kısılmış ve kaçacak bir yer bulamadığınız olmadı mı?

İşte ben birkaç gündür tam da bu bahsettiğim ruh hallerinin her birini yaşıyorum.İçimden ne ekranın başına geçip bişeyler yazmak ne de okumak gelmiyor.Sanki tüm sahip olduğum vasıflarımdan sıyrılıp çırılçıplak kalmış gibiyim.Sanki hayatta hiçbir şeyi bir daha başaramazmışım gibiyim.Bu hastalıklı ruh halinin geçeceğinden de eminim,daha önceden de yaşadım hem de daha beterlerini.Tecrübeyle sabittir ki hepsi ders oluyor,biraz daha öğretiyor hayatı ve insanları bana.Bu defa da öyle olacak,alacağımı alıp sonra eski ben olacağım yine.Umarım bu süre içinde bunu sizlere çok fazla hissettirmem.Şimdi paylaşıyorum çünkü burası benim kendim olabildiğim,kendime ait olan tek yer belki de.

Bu arada bekleyen bir de mimim var, En Karışık Duygu ve Bayan Baykuş'um beni aynı konuda mimlemişler.Uzunca bir soru listesi var,alın bakalım cevaplarımı.

En sevdiğim kelime : Bunu duymak biraz geç oldu ama küçük adamımın ağzından çıkan '' Anne'' kelimelerin en güzeli

En nefret ettiğim kelime: Bakarız , fena değil gibi belirsizlik içeren kelimeler

Beni ne heyecanlandırır : yeni yerler görmek,oğlumun yeni öğrendiği herşey,ilk defa yaptığım bir yemeğin sonucu,ekranımı açtığımda gelen yorumları görmek

Heyecanımı ne öldürür: Birşey anlatırken karşımdakinin ilgisiz davranması,benim kadar heyecan duymaması.

En sevdiğim ses : Küçük adamın kahkahaları, deniz kenarında sessizce oturup dalga sesi dinlemek

En sevmediğim ses : Trafikte korna sesleri,gece yarısı uykudayken komşulardan gelen gürültüler ya da tv sesi

Hangi mesleği yapmak isterdim : 4,5 sene bir bankada çalıştım,hayalimdeki meslek değildi.Sonra büyük bir tekstil firmasında müşteri temsilciliği yaptım.Şimdi oğluşumu büyüttüğüm için iş hayatına bir süre ara verdim ama en yakın zamanda hayalimdeki şeyi yapacağım inşallah

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdim : İnsanların yüzüme söyleyemediklerini beyinlerinden okumak isterdim.

Kendin olmasan kim olmak isterdin : Hiç böyle bir şey düşünmedim ama sanırım Sezen Aksu olmak isterdim:))
Hayatta yeteneğine hayran olduğum tek insan o çünkü.Şarkıcılık hayalim hiç olmadı ama o zaten şarkıcı üstü bir insan.

Kahramanım : Benim kahramanım canım Yavuz Dayımdır.

Nerede yaşamak isterdim :Mutlu olduğum yerde.Ama aileme de yakın olmam gerek.

En önemli kusurum : Çabuk sinirlenir ve parlarım.Ve sinirimi de sinirlendiğim kişiye değil de nazımı çekebilecek olana gösteririm.Genelde o kişi de eşim oluyor maalesef.

En keyif veren huy :Her şeyimi program dahilinde yapmak,kafama taktığımı yapmam

En sevdiğim küfür : Genelde çok küfür etmem ama arada sırada ettiklerimi de burda yazamam sanırım :)

Şu anki ruh halim : Yazının başında yazdıklarım hala geçerli.

Hayat felsefem : Dürüst olmak,insaflı olmak,insanlara güleryüzle bakmak,doğru insan olup oğluma iyi örnek olmak,mutlu yaşamak

Mutluluk rüyam : Kendi işimi yapmak.

Mutsuzluk : Sevdiklerimi mutsuz,sağlıksız görmek beni mutsuz eder.Her şeyin başı sağlık

Nasıl ölmek isterim: Aslında ölmek istemiyorum ama sanırım kimseye yük olmadan,hiç yatağa düşmeden,gülerken,dostlarla keyifle sohbet ederken

Cennet kapısında ne duymak isterim : Oralara kabul görür müyüm bilmem ama şunu duymak hoş olurdu :
'' hoşgeldin, bak burda kimler var ,dedelerin,Oğuz dayın,Gökhan abin,Ciciannen hepsi seni bekliyorlardı''

Benim cevaplarım böyle.Ben kimseyi mimlemiyorum,kim dilerse cevaplasın.

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da