21 Ekim 2008 Salı

Yazacak Ne Çok Şeyim Var...

Tam 11 gün olmuş ayrı kalalı,meğer ne kadar önemliymiş bu internet denen meret.Elim ayağım bağlandı sanki,yemeklerini ya reklam izleyerek ya da internetten kendince ilginç şeyler (reklam,müzik klibi,çizgi film vs.) bakarak yiyen bir küçük adam olunca işin içinde bu 11 günlük sürede oldukça zorlandık.Üstüne bir de küçük adam televizyonu bozunca hepten kupkuru kalıverdik.Her öğünde allem edip kallem edip yemekler yedirmek için kırk takla atmadığım kaldı bir.Şükürler olsun ki yarın sabah kahvaltısı garanti artık,internete kavuştuk,televizyon eve teşrif edemedi tamirde kendisi hala.Elbette sadece yemek yedirme aracı değil bu internet,içimde de inanılmaz bir boşluk,hergün blogum aklımdaydı,acaba kaç kişi ziyaret etti,acaba ne yorumlar yapıldı,acaba yokluğum hissedildi mi gibi onlarca soru geçti aklımdan.Artık var gücümle çalışıp yokluğumu unutturmam gerek sanırım.Çok işim var çoook.






Tüm bu yoksunluklar yetmezmiş gibi bir de 2 gündür Küçük Adam hasta,bronşit oldu ve bizi çok üzdü. 2 gündür iğne oldu ve bir yığın da ilaç kullanıyoruz.Hasta olan tüm çocuklar gibi nazlı ve huysuz oluyor Tuğra da.Sürekli kucak istiyor,sürekli mızmızlanıyor,hep şımarık ve ağzına tek lokma almıyor.Neyse ki bugün ziyaretine gelen anneanne,dede ve babaannesini görünce biraz keyiflendi ve yüzümüzü güldürdü.Hep klasiktir ya ''Aman onlar iyi olsun da biz hasta olalım'' diye der anne babalar, gerçekten bunu çok içten hissediyor insan evladı hasta olunca.O öksürdükçe sizin ciğerleriniz sökülüyor sanki yerinden;her an gözünün içine bakıyorsunuz ne istiyor aman ağlamasın da daha çok öksürmesin diye anlamaya çalışıyorsunuz derdini;hep sevdiği şeyleri yapıyorsunuz yemeyeceğini bile bile;gece sürekli uyanıp acaba sırtı mı açılmış ya da terlemiş mi diye kontrol ediyorsunuz;iyi olsun diye dualar ediyorsunuz.Anne olmak kolay değil,hiç değil.(işte yazının tam da burasında içeriden gelen küçük adam viyaklamasıyla anne yanına gider,onu sakinleştirir ve zencefilli ballı sütünü hazırlayıp bir sonraki viyaklama için başucuna koyar).Bu iş burda da bitmez,gece gerekirse üstü değiştirilir,sütü içirilir,ağladığında yanında olduğun hissettirilip sakinleştirilir.Sabah da uykunu tam olarak alamadan yataktan kalkılıp bir sonraki günün maratonu koşulur.






Elbette bu 11 gün sadece annelik görevlerimle geçmedi,kendime ait anlarım da oldu.Uzun zamandır okuyamadığım kadar çok kitap okudum.Meğer az okumamın tek sebebi tv ve internetmiş,suçluların her ikisi de aynı anda ortadan kalkınca meydan kitaplara kaldı.Daha önceden de merakla beklediğimi söylediğim Masumiyet Müzesi'ni hemen hemen-son 30 sayfa kaldı-bitirdim.Her ne kadar umduğumu bulamamış olsam da tam anlamıyla bir solukta okudum diyebilirim.Gece gündüz demeden her boş anımda kitap elimdeydi.Orhan Pamuk'un büyük bir yazar olduğunu kabul ediyorum ama konu beni hiç tatmin etmedi,bunca zamandır beklediğime değdi diyemeyeceğim.Kim bilir son 3o sayfa belki fikrimi değiştirir ama bana kuru geldi kitap açıkçası.Elbette bu benim nacizane fikrim,fikrime katılmayanlara saygım da sonsuz.







Buralarda olmadığım süre zarfında yine bloglar arası oldukça yayılmış bir mim çok hoşuma gitti.Bloglararası Arkadaşlık Ödülü ile beğendiğimiz blogları ödüllendirme olayı,pek bir anlamlı yani.Sağolsunlar yokluğumda beni unutmayıp beni de bu ödüle layık gören Sevgili arkadaşlarım Zeren,Mübeccel ve Aslı beni çok duygulandırdılar.Ben de kendimce bir ödül listesi hazırladım hemencecik.

http://birdilimsohbet.blogspot.com/
http://aslininmutfagi.blogspot.com/
http://bayanbaykus.blogspot.com/
http://ucanmarti.blogspot.com/
http://craftwoman.blogspot.com/
http://mutfaktazen.blogspot.com/
http://kakaolupasta.blogspot.com/
http://sedametin.blogspot.com/


Elbette takip listemdeki tüm arkadaşlarım bu ödüle layıklar ama yukardaki arkadaşlarım benim takip etmekten çok büyük keyif aldığım,hayatı farklı pencerelerden görmemi sağlayan blogcu dostlarım.Bakalım onların ödülleri kime gidecek?

5 kİşİ fİkrİnİ söylemİş:

zero dedi ki...

Yasemincim yokluğunun hissedilmemesine imkan yok. İlk hafta herhalde bir yerlere gitti dedim ama baktım hala yoksun merak etmeye başladım. meğer ne kadar alışmışız birbirimize:)

Masumiyet Müzesi fikirlerini sanırım çok insan paylaşıyordur. Çok insandan aynı yorumu duydum ben de çünkü. Ben de Orhan Pamuk kitapları arasında çok ortalara koyarım bu kitabı ama kitap benim içimde yine de bazı hassas noktalara dokundu sanırım. İnsanların hastalıklı tutkularının anlatıldığı filmler ya da kitaplar ilgimi çeker biraz benim. 'İnsanlık halleri' arasında üzerine çok yazılması, incelenmesi gereken bir haldir bu durumlar bana göre. Kendi hayatımda bile tam bir Bay Mantık şeklinde dolaşan insanların aşkla nasıl bambaşka insanlar haline geldiklerini görünce... Neyse derim konular bunlar vesselam.

Ödülüm için de çook teşekkür ederim arkadaşım. Seni ve senin vasıtanla küçük adamın ve tabi ki eşinin de bulunduğu dünyanı tanımak çok büyük keyif:) bir an evvel iyileşmesini diliyorum Tuğracığın.. Sevgiler canım..

Seda'nın Günlüğü dedi ki...

Yasemincim hoşgeldin. Her gün uğradım sana, merak da ettim. Tuğra'ya çok geçmiş olsun. Yazdıklarını okurken gerçekten duygulandım. "Anne" sadece bir kelime değil...

Arkadaşlık ödülü için çok teşekkür ederim. Bende senin blogunu okurken keyif alıyorum ve seni tanımış olmaktan mutluyum.

Hep sağlıklı, hep mutlu, her zaman huzurlu bir ömür dilerim canım.
Sevgiler

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Yasemin'cim öncelikle hoşgeldin ve çok geçmiş olsun, umarım Tuğra'cık bir an evvel iyileşir.. Annem de ben hasta olunca "hastalığın bana geçsin" derdi, ya da hastalığım ona geçmesin diye "beni öpme" dediğimde, "çocuklardan annelerine hastalık geçmez" derdi :) Masumiyet Müzesi hakkındaki fikirlerine katılıyorum, 60-70 sayfam kaldı benim de, bu aralar pek alamadım elime, ama onca sene sonucu bu mu dur dedim kendi kendime, bir de ben uslubu epeyce Proust'a benzettim daha ilk başlardan..

Tijen dedi ki...

Çok zarifsin Yasemin, çok teşekkürler. Hak etmiyorum gerçi bunu ya...
Veee hoşgeldin!

:)den dedi ki...

Yaseminciğim hoşgeldin. Ben de sana arkadaşlık ödülü vermiştim:=)

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da