5 Eylül 2008 Cuma

Haydi Sobeee


Ay bu sobelenme mimlenme işi pek bir hoşuma gitti,arkadaşlar her oyunda beni sobeleyin valla pek bir keyifliymiş.Yemek tarifi vermekten sıkılmış mıyım nedir,kaytarmanın yolunu buldum:))


Benim bu sanal ortamda ilk arkadaşım Sevgili Seda 'cım beni sobelemiş,teşekkürler.


1.Blog yazmaya ilk ne zaman başladın?

Blog yazmaya çok özel bir günde 14 Şubat 2008 Sevgililer Gününde başladım.13 Şubat'ta doğumgünü olan eşime pasta yaparken fikir almak için blogları dolanırken bu fikir çok hoşuma gitti.Veee hiç vakit kaybetmeden başladım.O günlerde blogspotu çözme aşamasındayken çok ilginç ve komik sorularımı da hep Seda'ya sormuştum bu arada,öğrenmiş miyim Seda'cım:))

2. Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor musun?


Aslında ilk etapta sadece yaptığım yemeklerin tariflerinin toplandığı bir çeşit yemek tarifleri kitabı şeklinde düşünmüştüm.Sonradan düşündüm ve büyümekte olan minik adamın da ufak tefek maceralarını katayım da ilerde ışık tutsun bize geçmişe dair,dedim.Çok da fazla kendimi kısıtlamıyorum konularla ilgili,gezdiğim gördüğüm yerleri paylaşıyorum bir de.Benim gibi fazlasıyla unutkan biri için bir nevi günlük yani bu blog.


3. Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?

Bana kalırsa sonsuza kadar sürdürebilirim,o kadar beni rahatlatan birşey ki bu hiç sonu olmasını düşünmedim.Ekranın başına geçip de gelen yorumları okumak benim hayatımın en büyük keyiflerinden biri oldu artık,bundan kolay kolay vazgeçemem sanırım.Keşke bu işe çok önceden başlasaymışım diye kendi kendime hayıflandığım çok oldu.


4. Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Hayır asla bir zorunluluk olarak görmüyorum.Burası benim tüm sıkıntılarımı,streslerimi,üzüntülerimi unuttuğum bir yer.Zorunluluk olarak görmeye başladığım an blog işinin sonudur benim için.Hayatta zorunluluktan yaptığımız onca şeyin arasında blogum benim yalnız kaldığım ve kendimi en doğal halimle ifade edebildiğim kuytu köşem.

5. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun?


Sanırım evet.Eskiye nazaran daha az televizyon seyredip daha az telefon konuşması yapıyorum.Kafamda bazı şeyleri büyütüp aşılmaz dağlar haline getirmiyorum artık eskisi gibi,bunlar iyi tarafı.Daha az kitap okuyorum,bu da kötü yanı sanırım ama telafi etmeye çalışıyorum.Bunlar dışında ne evimden ne eşimden ne de oğlumdan vakit çalıp buraya koşmuyorum.Oğlum uyuduğu vakitlerde ya da baba-oğul yalnız kalmak istediklerinde anne de blogunun başına geçiyor.Elbette evde yapacak iş,yemek,ütü,vs yoksa.


İşte benden bu kadar.Ben de Sevgili arkadaşlarım Dilek ve Gökçe'yi sobeliyorum.Sobeeee.


fotoğraf internetten alınmıştır.

5 kİşİ fİkrİnİ söylemİş:

zarpandit_gokche dedi ki...

insanın böyle dostu olmalı hayatta..ağladıgında yanında sevindiğinde yanında..

bloga bakmaya girdim sobeni okudum ve sobeeee sobelenmişimm yahu :):):):)

seviyorum vallahi seniablacım öpüyorum oğluşunla seni:)

Seda'nın Günlüğü dedi ki...

Yasemin'cim cevapların çok içten ve güzel olmuş. İyi ki bana ufak tefek birşeyler sordun ve tanıştık. Blogun çok renkli ve muhabbetli, umarım daha uzun yıllar hep bir arada oluruz.
Sevgiler...

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Yasemin'cim ben sana ilk yorumumu ne zaman atmışım merak ettim, sayfanı ziyraret edişlerimi hatırlıyorum.. İnşallah blogun her zaman rahatladığın yer olarak kalır, böyle hissettiğini yansıtıyorsun ve bence bu çok güzel :) Daha nice güzel paylaşımlara! PS. Bozcaada notlarını eşime de okuttum, fotoğrafları çok beğendiğini söyledi :)

Craft Woman dedi ki...

Sobe olayını ben sevmiyorum ama okuması çok zevkli daha iyi tanıma şansım oluyor cicim :)

zero dedi ki...

Yasemincim, bence blog yazmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Bizler yazmaya, yazdıklarımızı paylaşmaya çok alışık bir toplum değiliz. Yazıyor olsak bile iş, paylaşmaya gelince kim yayınlar ki benim yazdıklarımı deyip kendimizi bir küçümseme haline giriyoruz. Ama doğrusu gerçekten de bir yayıncı bulmanın zorlukları da bu hisleri perçinlemiyor değil. İşte blog yazmak, tüm bu eksilerden, eksikliklerden kurtulmak için harika bir mecra. Çoğumuz, böyle bir imkan elimizde olmasa günlük diyeceğimiz türden bile defterlere iki satır karalamayı zaman kaybı ya da boş uğraş olarak göreceğiz. O yüzden örneğin, senin de dediğin gibi, benim de kitaplarıma ayıracağım zamandan çalışıyor blog yazılarım. Ama bu çok güzel bir durum bence. Çünkü yazmanın da okumak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle biz kadınlar, hiç ama hiç vazgeçmeden yazmalıyız bence. Tuğra'nın yıllar sonra birlikte yaptığınız gezilerle ilgili yazılarını, ona duygu ve düşüncelerle çorbalar kaynattığını, yemekler pişirdiğini okuduğunu bir düşünsene... Bu çok çok güzel bir mutluluk bence:)

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da