29 Eylül 2008 Pazartesi

Kalpli Pastam - Herkese İyi Bayramlar


Aylar önce eşimin doğumgünü için yaptığım kalpli pasta ilk pasta denememdi benim.Bu defa yine tema kalpli ama bu defa evlilik yıldönümümüz için yaptım.Geçen zamanda oldukça aşama kaydetmişim diye düşünüyorum,hem lezzet olarak hem de görüntü bu defa tam not aldı.Tarif yine Lezzet Dergisi'nin Eylül sayısından.Görür görmez mutlaka yapmalıyım dedim ve bundan sonra sıkca yapacağım tariflerden biri oldu.



Malzemeler:

2 katlı kakaolu pandispanya (ben sade pandispanya kullandım)

1 paket kakaolu hazır puding (ben ek olarak bir de cappucinolu creme ole kullandım üzerini kaplamak için)

2 su bardağı süt

2 muz

keki ıslatmak için ; 1 çay bardağı süt + 1 tatlı kaşığı toz şeker

üzerini süslemek için ; 4 kutu rulo gofret (ben tam 5 küçük paket ve 4 büyük paket rulo gofret kullandım!!!)
40 gr sütlü çikolata ve 80 gr bitter çikolata


Hazırlanışı:

1.kakaolu hazır pudingi süt ile orta ateşte pişirin

2.pandispanyanın ilk katını 22cmlik kek çemberinin içine yerleştirin ve 1 çay bardağı süt ile 1 tatlı kaşığı şekeri karıştırın.Sütün yarısı ile çemberdeki keki ıslatın.

3.hazırladığınız pudingin 1/3 ünü çembere dükün,üzerine muz dilimlerini yerleştirip kalan pudingin

yarısını da üzerine ilave edin (ben pudingin tümünü kullandım bu aşamada,yarısını muzları altına yarısını da üstüne döktüm)

4.pandispanyanı düğer katını da üzerine kapatın ve yine şekerli süt ile ıslatın.Buzdolabında 1 saat bekletin.

5.ben tariften farklı olarak 1 paket creme ole (cappucinolu) hazırladım

6.pandispanyayı çemberden çıkartıp üzerini creme ole ile kapladım.

7.kenarlarına rulo gofretleri yapıştırın.Üzerine rendelenmiş çikolata serpiştirin (ben hazır pasta süsü kullandım)

8.üzerindeki kalpleri yapmak için ayrı ayrı kaplarda sütlü ve bitter çikolatayı benmari usulü eritin.Erimiş çikolataları yağlı kağıttan yapılmış ruloları alın.

9.yağlı kağıt üzerine önce sütlü çikolata ile kalbin dışını çizin.buzdolabında 5 dakika beklettikten sonra içlerini de bitter ile doldurun.Kalpler iyice donduktan sonra yağlı kağıttan çıkartıp pastanın üzerini süsleyin.


Ben kalpleri çay kaşığı ile şekillendirdim fotoğraftan da anlaşılacağı üzere biraz komik oldular ama yine de pastanın son hali oldukça iyiydi.Mumlarımızı da üfledik 4.yılımız şerefine.



Yarın Şeker Bayramı,herkesin bayramını kutluyorum.Umarım gerçekten şeker tadında bir bayram geçirir herkes ve yediği şekerlerin tatlıların enerjisiyle bomba gibi tariflerle dönerler.Ben de bayram için annemlere ve kayınvalidemlere götürmek için bu yıl kendi ellerimle birşeyler hazırladım.Fotoğrafları ve tarifi bayram sonrası inşallah.

26 Eylül 2008 Cuma

İftar Daveti mi Şölen mi?

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı iftara arkadaşlarımız Aynur ve Murat'ın evine davetliydik.Aynur'dan burda sıkca bahsediyorum kendisi tanıdığım en marifetli arkadaşımdır.Elinden bir uçanla bir kaçan kurtulur,derler ya aynen öyle.Yine krallara layık bir masa hazırlamıştı bize.Bu durumda kral ve kraliçe de eşim ve ben olduk.Hatta ''keşke perşembe gecesi gelseydik de evlenme yıldönümümüzü burda kutlasaydık'' diye de düşünmedik değil hani.Menüye bir bakalım;


piyaz
çiğ köfte
peynirli-sosisli milföy börekler
salata
peynir tabağı
fırında mantar (mısır ve üzeri kaşar rendeli)
Ali Nazik (benim için patlıcanın en güzel,en muhteşem halidir)
bunlar da benim yapıp götürdüğüm cevizli ezmeli kanepeler ( o kadar yemeğin yanında pek rağbet görmediler ama tarifini vericem bir ara)
bu da Aynur'un masasından bir görüntü,sadece bir dakika sonrası masaya hücum edip o enfes yemeklerin keyfine vardık.

Masa elbette bu kadarla kalmadı.Ben mahluta çorbasının,pilavın,et sotenin,sarmaların,havuçlu salatanın fotoğrafını çekemeden iftar olmuştu zaten.Yemekten sonra yediğimiz şekerpareler de harikaydı.Aynur arkadaşımın ellerine sağlık diyorum,evlerinin ve sofralarının bereketi,muhabbetleri eksik olmasın inşallah.

Bu arada bugün mübarek Kadir Gecesi.Herkesin kandilini kutluyorum,dualarınız kabul olması dileğiyle

25 Eylül 2008 Perşembe

4 Yılın Ardından



Küçük bir kızken hatta genç kızken hiç evlenmeyeceğimi düşünürdüm.Nedense öyle beyaz gelinlik hayallerim de hiç olmamıştı.Biraz insanlara güvensizliğimden sanırım evlenecek kadar birine kendimi yakın hissedeceğimi hiç ummazdım.Okul bitti derken çalışma hayatı rahat da geliyordu baba evi açıkcası.Canımın dilediğini yapıyor,iş dışında hiçbir sorumluluğu üzerime almıyordum.Ödenecek faturalar,çamaşır,bulaşık,yemek telaşı çok uzak şeylerdi sanki hiç de olmayacaktı hayatımda.En azından bir evlilik hayalinde değildim.Ama derler ya hep ''herşey bir anda oldu,ağzım dilim tutuldu'' diye eskiler,benimki de sanırım biraz öyle oldu.Daha tanıştığımız ilk gece ''ne zaman nişanlanıyoruz?'' diye soran eşim bile sonunun evlilik olacağını düşünmemişti belki kim bilir.


Kova kadını ile Kova erkeği birbirini buldu ve bir puzzle'ın eksik parçası sanki yerini bulmuş gibi oldu hayatımda.Hayatımın gerçekten en keyifli,en hareketli,en dolu dolu yaşanmış günleriydi onlar.Bundan sonraki yaşamımı paylaşabileceğim,korkmadan sırtımı dayayabileceğim,çocuklarıma baba olabilecek karakterde birini çıkarmıştı Allah karşıma.Belki çok kısa sürede alındı evlilik kararımız ama şimdiye kadar aldığım en yerinde ve doğru kararımdı.Hiç mi kötü şeyler olmadı,elbette her evlilikte olduğu gibi çalkantılar oldu bizimkinde de.Ama artık bizi güçlü bağlarla birbirimize bağlayan bir de oğlumuz var.Şimdi geriye dönüp baktığımda 25 Eylül 2004 saat 15:20 de başlayan bu yolculuğun hayatımın en güzel ve en heyecan dolu yolculuğu olduğunu görüyorum.


Aşkım seni seviyorum.Sen benim en iyi dostum,en iyi arkadaşım,bu hayatta başıma gelen en güzel şeysin (Tuğra duymasın aman) Geçen 4 yılın ardından sanki tüm ömrümü seninle geçirmişim gibi hissediyorum,bildiğim bir şey varsa bundan sonrasını da seninle geçirmek istediğim.Nice senelere.


Dip Not:bu gecenin menüsü en kısa zamanda burada olacak.



23 Eylül 2008 Salı

Kereviz Salatası Ve Zeytinyağlı Havuç





Geçtiğimiz hafta yemeğini yaptığım kerevizlerden biri firar etmiş torbadan,dün buzdolabını karıştırırken gördüm.Ve onu cezalandırıp hemen salata yaptım kendisinden.Zaten ben çiğden yapılan salatasını yemeğinden daha çok seviyorum.


Malzemeler:


Kereviz (benim bir tane vardı ama dilediğiniz kadar kullanabilirsiniz)


3-4 yemek kaşığı süzme yoğurt


4 tane ceviz içi


3-4 diş sarımsak




Yapılışı :


1.Önce yoğurdu bir kabın içine alın


2.Kabuğunu soyup yıkadığınız kerevizi bu kabın içine rendeleyin ve arada bir karıştırın ki kerevizler kararmasın


3.içine ufak doğranmış ceviz içini ve sarımsakları da ilave edin


4.Servis tabağına alıp üzerini cevizle süsleyin


Afiyet olsun



***********************************************************************************************************************







Yine dolap temizleme operasyonum sonucunda tazeliklerini yitirmeye başlayan havuçları ne yapsam diye düşünürken geçtiğimiz hafta aldığım Lezzet dergisindeki bu tarif aklıma geldi.Hem yapılışı kolay hem de lezzetli ve hafif bir zeytinyağlı oldu.Tarifi dergideki gibi aynen aktarıyorum (Lezzet dergisi Eylül 2008 sayısı sayfa 23)




Malzemeler:


1kg havuç


1 soğan


1 çay bardağı zeytinyağı


1 çay bardağı pirinç


1 tatlı kaşığı toz şeker


1 su bardağı sıcak su


tuz




Yapılışı:


1.havuçların kabuklarını temizleyip verev olarak kesin.Soğanı yemeklik doğrayın.


2.Zeytinyağında havuç ve soğanları 5 dk.kadar kavurun


3.tuzunu,pirincini,şekerini ve sıcak suyunu ilave edip tencerenin kapağını kapatın


4.Pirinçler yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin


5.Ilınınca servis tabağına alın,üzerini kıyılmış dereotuyla süsleyip servis yapın (ya da benim gibi maydanoz kullanın)
Afiyet olsun






Bu arada söylemesi ayıptır ama Lezzet dergisini ilk defa aldım.Hayran oldum diyebilirim dergiye,aldığım günden beri elimden düşmedi,her tarifi denemek istiyorum.Hatta birkaç tane denediğim de oldu,hepsi süper sonuç verdi.Şimdiye kadar aklım nerdeymiş ???

22 Eylül 2008 Pazartesi

Sobelere Devam Ediyoruz.


Bu aralar bu sobeler pek sık oldu,kimin blogunu açsam bir sobedir gidiyor.Eeee böyle olunca birbirimizi daha da iyi tanıyoruz,valla hoşuma gidiyor.Bir önceki sobemde de dediğim gibi her sobede gönüllüyüm cevaplamaya.Sevgili Seda da beni sobelemiş,teşekkür ederim arkadaşıma ve gelelim cevaplara


İsminiz?
Yasemin Aslıhan


Nerelisiniz?
Bu sorunun cevabı biraz uzunca;annem Trabzon Sürmeneli,babam Sivas Zaralı ama ben İstanbulda doğdum büyüdüm.O yüzden kendimi İstanbullu hissediyorum.Kimileri kızıyor böyle söyleyince ama öyle napıyım,Ne Sivası bilirim ne Trabzonu,niye oralı olayım...

Yaşadığınız yer?
İstanbul,Kadıköy

Mesleğiniz?
İktisat Fakültesi ÇEKO mezunuyum,eski bir bankacıyım.1,5 yıl da tekstil müşteri temsilciliği yaptım.Bakalım bundan sonra iş hayatına hangi meslekle devam ederim.İnşallah çok daha fazla keyif alabileceğim bir iş olur.

Hobileriniz?
Aslında bu aralar pek de hobilere zaman yok ama fırsat buldukça puzzle yapıyorum.Değişik yerler görmeyi seviyorum.Eğer hobi sayılırsa kitap okumayı seviyorum.

Evli misiniz?
Eveeet, 25 Eylül'de tam 4 yılı bitirmiş olacağız.

Kaç çocuğunuz var?
Bir tanecik 27 aylık oğluşum var;Mustafa Tuğra

En sevdiğim yemek?
Benim gibi yemek yemeyi seven biri için zor soru.Ciğer,yumurta beyazı dışında herşeyi yerim.Patlıcanla yapılan her yemeğe de bayılırım.

En sevdiğiniz tatlı?
Sanırım kadayıf ama evde yapılanlar değil,dışarda hazır satılan şöyle dümdüz ve sert olan bol fıstıklı kadayıfa asla dayanamam.Bir de minik minik tulumbalar en sevdiklerimdir.

Sevdiğiniz Müzik türü?
Hemen hemen her türlü müziği severek dinlerim.Son zamanlarda Laz olan eşimin de etkisiyle bolca tulum dinler olduk ama iflah olmaz bir Sezen hayranıyım.Sezen Aksu,Zuhal Olcay,Yeni Türkü,Ferhat Göçer,İlhan Şeşen,Sertab Erener dersem ne tarz sevdiğimi az çok anlarsınız sanırım.Aynı zamanda da Klasik Türk Müziği ve türkü de severek dinlerim.

Nerelere gitmek istersiniz?
Şimdiye kadar hiç yurtdışına çıkmadım.Neden çünkü Türkiye'de henüz görmediğim o kadar çok yer var ki,öncelikle onları görmek istiyorum.Safranbolu,Amasra,Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki hemen her yeri merak ediyorum.Olimpos,Gökçeada,Kaş da görmek istediğim yerler arasında.Tüm bunları gezip gördükten sonra eğer sıra yurtdışına gelirse ilk yer İsviçre Alpler,İtalya'nın her yeri ve Uzakdoğu olur sanırım.


İşte beni biraz daha tanıdınız.Şimdi ben de taze blogcu arkadaşım Fisun'u sobeliyorum.Hadi bakalım Fisun kolay gelsin.



Not:Fotoğraf internetten alınmıştır,konuyla alakası yok ama çok hoşuma gitti.


20 Eylül 2008 Cumartesi

Bir Taşla İki Kuş ; Aynı Tarif İki Farklı Kek

Meyveli Kek Ramazan'da kekler pastalar biraz rafa kalkıyor aslında.Onların yerine şerbetli tatlılar,güllaçlar falan alıyor.Ben de geçtiğimiz hafta kek yapmayı özlediğimi hissettim ve hemencecik bir kek yaptım.Benim meşhur klasik kekim 1 saat içinde misler gibi hazırdı.Pek de bereketli oldu,ertesi gün tek dilim bile kalmamıştı. İftardan sonra çayınızın kahvenizin yanına şöyle pofuduk bir kek yapmak isterseniz tavsiye ederim.



















Blogu uzun zamandır takip edenler bilir,benim kek tarifim asla değişmez,sadece içine katacağım ek malzemeler değişir.


Tarife burdan ulaşabilirsiniz.Asıl tarife ek olarak bu kek için geçen hafta Carrefour'dan aldığım meyve şekerlemelerini kullandım.Açıkcası bana biraz yapay geldi,denemiş oldum ama sanırım elimdeki bitince bir daha almam.



Bu arada Nautilius Carrefour'da önceden olmadığı kadar fazla pasta malzemesi dikkatimi çekti.Pasta şekerlemeleri,değişik tatlandırıcılar,baharatlar falan da bulunabiliyor artık.Malzemelerini toplu olarak almak isteyenler için iyi olmuş bence.Ben daha çok bakmakla yetindim,önce evdeki stokları tüketmem gerekiyor.


Havuçlu Zencefilli Kek


Yine kek tarifime sadık kalarak yaptığım ve bugüne kadar yapmış olduğum en lezzetli kek olduğunu iddia ettiğim kektir bu havuçlu zencefilli kek. Bunda da yine ana tarife ek olarak
2 orta boy havuç

1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı toz zencefil

1 küçük kase ceviz içi
kullandım.Zaten tarçın ve zencefilin kokusunu tahmin edebilirsiniz,sizi alıp başka diyarlara götüren bir kokudur o.Zencefili son zamanlarda yaptığım herşeye çok katar oldum ve beni hiç şaşırtmadı.Çok geç tanıştığım için üzgünüm ama arayı kapatıyoruz hızla.Henüz tanışmamış olanlarınız varsa elini çabuk tutsun,kurabiyelere keklere müthiş yakışıyor.

19 Eylül 2008 Cuma

100.Gönderim ve Yeni Banner'ım


Bu Ordan Burdan Hayattan'ın 100.gönderisi olacak birazdan.Aylar önce bu işin içine ilk girdiğimde bu denli keyif alacağımı asla bilemezdim.Umarım daha nice 100 yazılarım olur ordan burdan hayattan konulu ve hepsinden de önemlisi daha çok dostum olur yazdıklarımı paylaşabileceğim.


Eveeeet bu da benim yeni banner'ım.Adı bende saklı bir blog arkadaşım OBH için tasarladı bunu bugün.Akşam iftar davetinden döndüğümde mail kutumda görünce çocuk gibi sevindim.Adsız kahraman çok teşekkür ederim sana; emeğine ve ellerine sağlık.

18 Eylül 2008 Perşembe

MUSTAFA

Can Dündar'ın senaryosunu yazıp yönettiği ''MUSTAFA'' belgeseli Mustafa Kemal Atatürk'ü tüm dünyaya,yeni nesillere ve tüm Türkiye'ye tekrar anlatmaya hazırlanıyor.Belgesel film 29 Ekim 2008 tarihinde gösterime girecek.Ancak ben ilk duyduğum andan itibaren büyük bir merakla beklemekteydim.Bu aralar okumakta olduğum ve kendimi çok fazla kaptırdığım Latife Hanım kitabının da bundan bir etkisi var elbette.Sizler de benim gibi belgeseli heyecanla bekliyorsanız buraya tıklayın da biraz olsun fikriniz olsun.

17 Eylül 2008 Çarşamba

Revani



Benim gibi şerbetli tatlı yapma konusunda pek acemi birinin bile yapmaya korkmadığı bir tatlı.Yine geçen haftaki misafirlerime yapmak için bir önceki hafta annemlerde prova ettiğim tatlıdır revani.İsminin nereden geldiğinin merak edip bakındım biraz google'da ama hep tariflerle karşılaştım,kiminde 3 kiminde 4 hatta kimin de abartılmış 7 yumurtayla yapılır denmiş.Herkesin kendine göre bir tarifi var tabii,bir yerlerde yer tadını beğenirse o tarif alır yürür öylece.En azından benim için öyledir,bir şeyi yapıp da beğendiysem artık o tariften pek şaşmam.Bu revani aslında pek de öyle tarifinden şaşılmayacak birşey mi bilemiyorum ya neyse.


İlk defa annemin kumandasında onun mutfağında yaptığımda sonuç süperdi,hatta kendim bile inanamadım ''ben mi yaptım ayol bu tatlıyı?? '' diye gözlerim yaşardı.Geçen hafta da bu ilk tecrübenin bana verdiği özgüvene sığınarak tekrar girdim kendi mutfağıma,başımda Leyla kumandanım olmadan.Keki gayet güzel pişti,şerbeti gayet ayarında oldu ama gelin görün ki ikisi birbirini sevmediler vesselam.Nerde hata yaptım diye kendimi paralayacak kadar vaktim de yoktu,misafirlerim de samimi dostlar olunca açıklama eşliğinde servis edildi.İlginçtir ki herkes severek de yedi,artık kibarlıktan mı yoksa gerçekten iyi miydi bilmem ama geri kalan da ertesi gün yalanıp yutulduğuna göre demek ki o kadar da kötü değilmiş.Pes ettim mi revani konusunda,hayır denemelere devam edeceğim.Bu tarifi de buraya ekliyorum çünkü biliyorum ki bu tarif benim için tamamdır sadece tecrübemi arttırmam gerekiyor.Eeee bu kadar açık sözlülükten sonra deneyin bakalım kolaysa bu tarifi:))) Şaka şaka mutlaka yakın zamanda bir daha yapıp '' revani tamamdır'' diyeceğim buradan.

Malzemeler:

5 fincan un

2 fincan irmik

4 fincan şeker

3 yumurta

1 bardak yoğurt

2 paket kabartma tozu

vanilya


Şerbeti için : 4 su bardağı şeker ve 5 su bardağı su


Yapılışı:

1.Önce şerbet için şekeri ve suyu kaynatın ve soğuması için ayrı bir yere alın

2.Derince bir kapta şekeri ve yumurtalara iyice çırpın

3.diğer malzemeleri de içine katıp bir süre daha karıştırın

4.içini yağladığınız borcama döküp yaklaşık 170 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin

5.Keki sıcakken soğumuş olan şerbeti üzerine dökün.

6.Şerbeti iyice çektikten sonra baklava dilimi şeklinde kesip üzerini hinditancevizi ile süsleyin.

Afiyet olsun.


Yorum yaz.

Zeytinyağlı Barbunya

























Kapalı bir kutucuk içinden çıkan minicik toplar,diyorum ben onlara.Bu anlamda bezelyenin amcaoğlu belki ama benim için bakliyatların şahıdır barbunya.Yaz mevsiminde zeytinyağlı taze fasulye ne ise,kışın da barbunya odur.O yüzden şimdiden bol bol dondurucuya stok yapıyorum.Malum fasulye bizleri terketmek üzere,zaten bu yaz kendileriyle pek anlaşamadık.Pazarda defalarca '' bu iyi fasulyeye benziyor,bu defa tamamdır'' desem de hepsi beni yanılttı.Yemedik mi yedik ama valla pek de bayılmadık.Dondurucudan çıkmış fasulyenin tadını pek sevmiyorum ama barbunyasız yapamam.


Geçtiğimiz Cumartesi akşamı iftara gelen misafirlerime de misler gibi barbunya yaptım.Eeee her yiğidin yoğurt yemesi farklıdır tarifimi de vereyim bari.




Malzemeler:
1 kilo barbunya
1 büyük kuru soğan
3 orta boy domates
2 havuç
4-5 diş sarımsak
3 adet kesme şeker
tuz
2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
maydanoz

Yapılışı:
1.Önce soğanları yemeklik doğrayın ve zeytinyağı ile birlikte tencereye koyun
2.Soğanları tam olarak kavurmadan içine verev olarak kestiğiniz havuçları da ekleyin.
3.Birkaç dakika sonra doğradığınız domatesleri de ekleyip,domatesler iyice yumuşayana kadar tencerenin kapağını kapatın
4.Barbunyaları ekleyin
5.şekerini,tuzunu ve sarımsağı ekleyin
6.üzerini azıcık geçecek kadar su katıp kısık ateşte barbunyalar yeterince yumuşayıncaya kadar pişirin.
7.Piştikten sonra soğuyunca servis tabağına alın ve üzerine maydanozla süsleyin
Afiyet olsun.

Not: Zeytinyağlı yemeklerinizi yemekten en az yarım saat önce buzdolabından çıkarırsanız daha lezzetli olur.

Yorum yaz.

16 Eylül 2008 Salı

Puzzle Yapın Stres Atın


Ve büyük taşınma bugün itibariyle başlamış bulunuyor.Sanırım böylesi daha iyi olacak,en azından şimdilik ikinci bir bloga ayıracak vaktim yok.Yazıyı daha önceki orjinal haliyle kopyaladım buraya.Haydi bakalım hayırlı olsun.

Bugün de kendi ellerimle yaptığım puzzle'larımı paylaşayım istedim.İlkini yıllar önce bekarken yapmıştım ve annemin salonunu süslemişti uzun bir süre.Educa marka bir puzzle idi yanlış hatırlamıyorsam,çünkü kutusunu atmışım maalesef.Ama kendi deneyimlerimden rahatlıkla söyleyebilirim ki en iyi marka da Educa,içinde kendi yapıştırıcısı da mevcut oluyor.
Evlenip de evimi süsleme derdine düşünce,bir de koltuklarım turuncu olunca hemen kaptım geldim puzzle'ı ve astım kendi evimin salonuna.Kızlardan birinin elbisesi de turuncu olunca çok da uyumlu oldu odaya.Resimde pek belli olmasa da renkleri çok canlı ve her gören bir tablo sanıyor,ben de çok seviyorum.





Diğer kedili puzzle ise Tuğra'nın odası için yapar asarım düşüncesiyle alınmıştı.Çünkü odasının mobilyalarında deniz fenerleri,yelkenliler,balıklar vs var.Ben de bu balıkçı kedicikler odayla uyumlu olur diye düşünmüştüm.Fakat yapıp da bitirdiğimde gördüm ki kocaman bir puzzle olmuş.Üstüne bir de çerçeveletince daha da büyüdü ve odada asacak uygun yer bulamadık.Biz de tam Tuğra'nın odasından bakınca görebileceği gibi bir yere koridora astık.Çok da cici oldu yeri.Odasında oynarken kedilerini görebiliyor.Zaten bu kedilerin sayesinde ''kedi'' demeyi de öğrendi oğlum.Bu puzzle'ın markası da Trefi.İçinde yapıtırıcısı yok ama parçaları kaliteli,hiç yıpranmadılar.Bunu yapıştırmak için de

Art Puzzle diye bir yapıştırıcı kullandım.

Bir de benden tavsiye,çocuklarınızı mutlaka puzzle yapmaları yönünde teşvik edin.Ve mümkünse birlikte yapın.Benimki henüz çok ufak ama hele bir büyüsün birlikte ne güzel puzzlelar yapacağız inşallah.Çünkü insan puzzle yaparken hiç olmadığı kadar rahatlıyor,zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve kafasındaki tüm sorunlardan uzaklaşıp sadece yaptığı işe odaklanıyor.Ve eğer benim gibi sonradan çerçeveletip de asabileceğiniz bir model seçerseniz sonradan da evinizin herhangi bir yerine asabilir ya da sevdiğiniz birine hediye edebilirsiniz.Elbette bu kadar emekten sonra içiniz elverirse hediye etmeyi.


Yorum yaz.

14 Eylül 2008 Pazar

Bir İftar Daveti

Birileri bana fikir verdi ve diğer blogumdakileri buraya taşımaya karar verdim.Yavaş yavaş elbette acelem yok.Fikrini benimle paylaşan herkese çok çok teşekkür ediyorum,hemen hemen herkes tek bir konuda hemfikir olmuş.Nasılsa blogun adı ordan burdan hayattan olduğu için her telden çalabilirmişim burada rahatlıkla :))




Bugünkü yazımın konusu bu değil zaten.Geçtiğimiz Cumartesi akşamı bu yılın iftar davetini vermiş bulunuyorum.Daha doğrusu ilk ve de tek olacak sanırım.Tuğra gibi sürekli vızıldayan bir küçük adamla pek de kolay olmuyor bu işlere girişmek.Sağolsun eşim tüm gün onunla ilgilenerek bana yardımcı oldu.



Misafirlerimiz eşimin liseden çok yakın arkadaşı,eşi ve oğluydu.Fakat Aynur'cuğum kendi yaşıtlarım arasında tanıdığım en marifetli hanımdır.Elinden her iş gelen,inanılmaz güzel sofralar hazırlayan dört dörtlük bir evhanımıdır.Böyle olunca da ben haddinden fazla özendim yaptıklarıma.Her zaman yaptığım şeylerden farklı bir menüm olsun istedim ve sonuç da beni ve misafirlerimi memnun etti.



Açılışı bu aralar çok severek yediğimiz domates çorbası ile yaptım.Daha önceden tarifini paylaştığımdan farklı olarak bu defa havuç eklemeden ve kremasız yaptım; servis yaparken de üzerine kaşar rendeledim.





Ana yemek olarak fırında sebzeli (havuç,patates,bezelye,domates ) top köfteler yaptım.Ancak fotoğraf çekmemişim maalesef.Yanında şehriyeli pirinç pilavı ile servis yaptım. Yanına da pastırmalı-kaşarlı krep bohçalarımı ekledim.
















Bu krepler benim favorimdir,iç malzemesini istediğiniz şekilde yapabilir ve her zevke hitap eden bir tad elde edebilirsiniz.Ben Ramazan'da yine aranılan bir lezzet olduğundan pastırma tercih ettim ve misafirlerim de oldukça beğendi.Tarifini vermem gereksiz aslında ama yine de kısaca anlatayım.Krepleri hazırladıktan sonra ortalarına dilediğiniz malzemeyi koyup dört tarafından katlayıp kat yeri alt tarafa gelecek şekilde fırın tepsisine diziyoruz.Fırında biraz kızarana kadar pişirip isterseniz üzerine kaşar rendeleyebilir ya da birazcık tereyağı sürüp maydanoz serpebilirsiniz.






Zeytinyağlı olarak barbunya tercih ettim.Tarifimi ilerleyen günlerde paylaşacağım,sayfamda bulunsun tarif nolur n'olmaz :)) Kızkardeşim Cumartesi sabahı 1 aylığına Amerika'ya gitti,2 hafta Miami'de olacak ordan da 2 hafta dayımın yanına Güney Carolina'ya geçecek.Dayımın çok sevdiği yeşil mercimek çorbasını da benim blogumdan bakıp yapacakmış.O yüzden herkes zaten zeytinyağlı barbunya nasıl yapılır bilir zaten,demeyip tarif vereceğim.Belki dayıcığımın canı barbunya da çeker,yaparsın değil mi Nes???






























Salata olarak da bu defa farklı olarak bir de roka salatası yaptım.İrice doğranmış roka üzerine bolca tulum peyniri ve ceviz ekledim,nar ekşisi ile de lezzetini taçlandırdım.İnanılmaz bir tadı oldu bence,benim gibi peynir sevenlerdenseniz mutlaka denemelisiniz.





Bu tabağın telif hakkı Sevgili Aslı'ya aittir baştan söyleyeyim.En azından ben ondan esinlendim ve kayısı,fındık,ceviz,hurma dörtlüsünü bu şekilde servis ettim.
Siyah-yeşil zeytin ve hurma üçlüsü de masadaki yerini bu haliyle aldılar.































Peynir tabağı ve biberli domatesli sos.Bu sosu kış için yaptım ilk defa.Lezzetini çok beğendim,bir ara tekrar yapacağım inşallah son domatesler de bizi terketmeden, o zaman tarifimi de sizlerle paylaşırım.Etlerin yanına çok yakışıyor ya da makarna sosu olarak da kullanılabilir.



Tatlı olarak da revani yaptım.Öyle pek de ahım şahım bir şey olmadı ama tabağa konulanlar da afiyetle yenildiğine göre tarif paylaşılabilir nitelikte sanırım.Önümüzdeki günlerde tarif gelecek.



Aynur arkadaşım da gelirken yine eli kolu dolu dolu gelmiş her zamanki gibi.Kırmızı biberli patlıcan salatası ve tavuk göğsü yapmış (üzeri kadayıf ile süslenmiş).Onların da fotoğraflarını paylaşayım da bari tam olsun























Bu güzel tabağı da hediye olarak getirmiş.Ben bayıldım buna,artık çarşı pazar gezmeye pek vaktim olmadığından son zamanlarda çıkan yeni şeylerden pek haberim yok.

İşte bu Ramazan'ın ilk davetinden notlar bu kadar.Bakalım beğendiniz mi yaptıklarımı?


Yorumları alalım o zaman.



12 Eylül 2008 Cuma

Birileri Bana Fikir Vermeli!!!


Uzunca bir zamandır düşündüğüm bir konu var.Bu konuda da sizlerden fikirlerinizi almak istedim.Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere benim bir blogum daha var: Cicilerim Bicilerim


Fakat zavallı blogumla pek ilgilenemiyorum ancak OBH'a vakit ayırabiliyorum ve istediğim kadar kişiye de ulaşmıyor.Diyorum ki ara ara oradaki gönderileri buraya eklesem de o blogu kapasam mı ne dersiniz?

Hadi ama yorum yaz:))

10 Eylül 2008 Çarşamba

Toyga Çorbası



Bu çorbayı ilk defa Sevgili Seda'nın blogunda görmüştüm aylar önce,daha evvel hiç adını duymadığım için ilgimi çekmişti.Ve de yoğurtlu bir çorba olduğu için tam Tuğra'nın kalemiydi. Hemen de denemiştim ve sonuç tahmin ettiğim gibi başarılıydı.Tuğra hiç itirazsız afiyetle yemişti.O günden sonra bir daha da denemedim ama geçen gün yine bir yemek programında görünce hatırladım.Sayfamda da tarifi paylaşmadığımı farkedince öncelik Toyga çorbasının oldu.Ramazan'da iftar sofralarının en vazgeçilmez yemeği çorbalardır.Hem farklı hem de besleyici değeri yüksek bu çorbayı yapmak isteyenler için


Malzemeler:

1 su bardağı haşlanmış nohut

1 su bardağı akşamdan ıslatılmış aşurelik buğday

1 su bardağı yoğurt (ben yoğurdunu daha fazla kullandım)

3 yemek kaşığı un

8 bardak su ( dileyen et suyu ya da tavuk suyu da kullanabilir.)

2 yemek kaşığı zeytinyağı,

tuz, nane, pulbiber


Yapılışı:

1.Akşamdan ıslatılmış aşurelik buğdayı süzüp yıkayın.

2.6 bardak kadar sıcak su ekleyerek, düdüklü tencerede yaklaşık yarım saat pişirin.

3.Pişen buğdayı suyu ile beraber başka bir tencereye alarak içerisine haşlanmış nohutlarımızı ilave edin.

4.5 dakika kadar birlikte kaynatın

5. 3 kaşık un ve 1 su bardağı yoğurdu karıştırın ve tencereye yavaşça ekleyin.

6.Koyuluğuna göre yaklaşık 2 su bardağı daha kaynamış su ekleyerek, kaynamasını bekleyin.

6.Tuzunu ekleyin.

7.5 dakika kadar kısık ateşte piştikten sonra üzerine kızdırılmış, naneli, pullbiberli yağı dökün (ben bu aşamayı pek yapmıyorum ,nane ve pulbiberi çorbanın içine ekliyorum)


Afiyet olsun.


8 Eylül 2008 Pazartesi

İftar Sofralarının Bereketi - Kırmızı Mercimek Çorbası


mercimek çorbası


Ramazan'ın en keyifli yanı gün boyu hayali kurulan iftar sofralarıdır bence.Ben iftara saatler kala başlıyorum masayı hazırlamaya genelde.Sürekli oruç tutmaya bünyem dayanmasa da özellikle oruçlu olduğum günler sabahtan başlayarak mutfakta aklıma geleni pişiriyorum.Aylardır üzerimdeki tembelliği de ister istemez atmış oldum böylece.Çeşit çeşit yemekler hazırlansa da aslında içilen çorbayla beraber insan tıkanıveriyor ama yine de gözümüz doymuyor galiba.

İftariyelikler,çorbalar,sıcak yemekler,salatalar,mis gibi sıcacık pideler sofrayı süslüyor.Elbette burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta da bunun israfa yol açmaması ve etrafımızdaki ihtiyaç sahibi kişilerle de paylaşmayı bilmemizdir.



Geçtiğimiz hafta iftar sofralarım için hazırladıklarımı fotoğraflamışım hep.Fakat ezanla birlikte öyle bir telaşla yemeğe başlamışız ki masamızın görüntüsünü hiç almamışım.Zaten özellikle iftar saati kurulmuş saat gibi huysuzlanmaya başlayan Tuğra da sabrımızı oldukça zorluyor.Önümüzdeki günlerde misafir ağırladığım sofralarımı da paylaşırım inşallah.


fırında karnıyarık


hurma-zeytin

salata

ramazanın vazgeçilmezi tatlı
cevizli baharatlı lor peyniri



Bu baharatlı (nane,biberiye,kırmızı pul biber) cevizli lor peynirini ben makarna üzerinde çok sevdim.Sade olarak hazırlanmış makarna üzerine bolca döküp servis yapabilirsiniz.Özellikle peynir düşmanı çocuklar için makarna iyi bir kalkan,zira makarnaya hayır diyen pek çocuk yoktur herhalde. Ayrıca benim gibi pide delisi olanlar için de sıcak pideyle iştahla yeniyor.




ramazan pidesi

Daha önceden kırmızı mercimek çorbası tarifi vermemiş olduğumu farkettim.O yüzden çoğumuzun en sık yaptığı çorbalardan biri olan kırmızı mercimek çorbası tarifimi paylaşayım istedim bugün.Bizim evde yeşil mercimek kırmızıya nazaran daha sık kullanılır ama kırmızı mercimek çorbası da Ramazan'da en çok severek yediğimizdir.

Malzemeler
1 su bardağı kırmızı mercimek
1-2 yemek kaşığı pirinç (zaman zaman pirinç de ekliyorum ben )
1 orta boy soğan
1 orta boy havuç
1 domates
1 patates
1 tatlı kaşığı kadar salça
tuz,kimyon
su
tereyağı,nane

Hazırlanışı :
1. Mericimekler ve pirinç güzelce yıkanıp tencereye alınır
2.patates,soğan,havuç ve domates irice doğranıp üzerine eklenir
3.üzerine salçası,tuzu ve kimyonu ekleyip göz kararı suyunu katıyoruz
4.ben düdüklü tencerece yapıyorum kısa sürede olsun diye
5.piştikten sonra blender ile karıştırıyoruz
6.ayrı bir tavada erittiğimiz tereyağına nane ekleyip çorbanın üzerine döküyoruz.
7.güleryüzle ikram edip afiyetle yiyoruz.


Yorum

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da