27 Nisan 2008 Pazar

Yeşil Mercimekli Salata




Bir aralar yeşil mercimekli tarifler pek bir üstüste gelmişti.Yaz geliyor malum herkes fazlalıkları üzerinden atma çabasında.Ben de her ne kadar başarılı olamasam da niyetliyim kilo vermeye.Bu salata da bu niyetim sonucunda hatırladığım eski bir tarifim.Hamile olduğumda televizyondaki yemek progamlarını seyretmeyi çok severdim eğer mide bulantım yoksa elbette.Bu tarifi de yine bir programdan almıştım.Yeşil otlarla arası iyi olanların seveceği bir lezzet.




Malzemeler
1 su bardağı yeşil mercimek
taze nane
maydanoz
taze soğan
dereotu (ben kullanmadım bu defa)
2-3 diş sarımsak
zeytinyağı
nar ekşisi
limon


Haşlanmış mercimeği ( biraz dişe gelecek şekilde haşlanmış olursa daha lezzetli oluyor bence) bir kaba alıp soğumasını bekliyoruz.Diğer tarafta da maydanoz,nane,taze soğanı ince ince doğruyoruz.Mercimeğe katıyoruz.Sarımsağını,nar ekşisini ve limonunu ekleyip afiyetle yiyoruz.



İlgili linkler: Yeşil mercimek çorbası

24 Nisan 2008 Perşembe

Ispanaklı ve Kıymalı Börek




Uzun bir börek arasından sonra en sevdiğim börekle döneyim dedim;ıspanaklı börek.Bana hep küçüklüğümde babaannemin kendi elleriyle açıtığı ıspanaklı börekleri hatırlatır.Elbette ben o kadar becerikli değilim elimde hamur açayım demedim.Aldım hazır yufkadan yaptım.


Malzemeler
3 adet yufka
1/2 kilo ıspanak
1 adet soğan
ufak bir parça kıyma
1 büyükçe kase yoğurt
1 yumurta
1/2 çay bardağı sıvıyağ


Önce börek harcını anlatayım.Ben yoğurtla hazırlarım harcı çoğu kişinin aksine sütü kullanmam.Yoğurtla daha yumuşak olduğunu düşünüyorum.Yoğurdu,sıvıyağı ve yumurtayı bir kabın içinde karıştırdım.İçine bir miktar su ekledim.


Böreğin içini de soğan,ıspanak ve kıymayla hazırladım.Soğanı kavurup içine biraz kıyma ekleyip en son da ıspanaklarımı kattım.Ispanakların çok fazla yumuşamasını beklemeden ateşten aldım.Soğuması için beklettim.




Yufkayı tam olarak açıp üzerine yoğurtlu harçtan biraz döküyoruz.Sonra yufkayı yarım ay şeklinde katlıyoruz ve börek içini ucuna yerleştirip çok sıkı olmayacak şekilde sarıp yuvarlayıp yağlanmış tepsiye alıyoruz.Tüm yufkaları aynı şekilde sardıktan sonra artan yoğurtlu sosun tamamını en üstüne döküyoruz.Ne kadar fazla olursa olsun hepsini döküyorum ben.Biraz da yufkanın çekmesi için bekletiyorum.Üzerine biraz susam ve çörekotu serpip 180 derece fırında iyice kızarıncaya kadar pişiriyoruz.


Servis yaparken de yanına şöyle köpüklü bir ayran yapıverin,sonra da oturup afiyetle yiyin.

Yorumlarınız lütfen.

21 Nisan 2008 Pazartesi

Ispanak Çorbası


Öncelikle belirteyim bu çorbayı Tuğra için yaptım,yani biraz çocuk çorbası oldu.Ama dileyen kendi de içer elbette.Benim gibi klasik çorba sevenler için biraz farklı bir lezzet ama oğlum yedikçe ben doydum.Tuğra herşeyin içinde yoğurt sevdiği için çorbalarına da mutlaka yiyeceği zaman 1-2 kaşık yoğurt ekliyorum.Aslında Tuğra ıspanağı yer ama böyle çorba olunca daha da severek yedi.Çocuklarına sebze özellikle de ıspanak yemeği yediremeyenler için iyi bir alternatif yemek bence.
Malzemeler
1 çay bardağı kadar pirinç
15-20 yaprak kadar ıspanak
yeterince su
tuz
zeytinyağı



Önce pirinçleri iyice yumuşayıncaya kadar haşladım.Sonra yıkanıp temizlenmiş ıspanakları içine kattım.Çok az su ekledim çünkü tam da bir çorba kıvamı istemediğim için.Ispanakların iyice piştiğinden emin olduktan sonra blenderdan geçirip,tuzunu ve zeytinyağını ekledim.Servis sırasında da içine birkaç kaşık yoğurt kattım.Afiyet olsun.

18 Nisan 2008 Cuma

Deniz Börülcesi Salatası



Deniz börülcesi ile tanışmam 2005 yılında Ayvalık tatilimizde olmuştu.Yeni evlenmiştik ve çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Özlem ve Tolga ile güzel 4 gün geçirmiştik.Bir gece Cunda Adası'nda bir restaurantta yedik deniz börülcesini ve çok da sevdik.Ama İstanbul'da her zaman bulmak mümkün değil.


Geçtiğimiz Pazartesi günü de Selamiçeşme semt pazarına gittik Tuğra ile beraber.Bir de ne göreyim,bir tezgah dolusu deniz börülceleri.Elbette fırsat bu fırsattır dedim 3 bağ aldım.Umarım bu hafta yine olur da alırım.Gerçekten çok lezzetli bir salata oluyor hem de hazırlaması pratik.Tuğra da hoşlandı o mayhoşluktan ve yedi şaşılacak bişey ama.




Hazırlanışı: Önce tencerede bir miktar suyu kaynatıyoruz.Bu sırada da deniz börülcelerini bol suda yıkayıp topraklarını iyice temizliyoruz.Su kaynadıktan sonra içine börülceleri atıyoruz.Yaklaşık 7-8 dakika haşlıyoruz.Sıcak suyunu süzüp içine soğuk su ekliyoruz ki renkleri canlı olsun.Sonra da sol elimize börülceyi tutup sağ elimizle kökünden tutarak aşağıya çekip kılçığından sıyırıyoruz.Servis tabağına alıp üzerine sarımsak rendeliyoruz,yarım limon sıkıp zeytinyağı ekliyoruz.Afiyet olsun.


17 Nisan 2008 Perşembe

Marmelatlı Kurabiye













Yine uzun zamandır bekleyen bir tarifimle geldim bugün.Bu marmelatlı kurabiyeleri geçen hafta annemdeyken annemle beraber yaptık.Serpil Yengem'in 8 Nisan doğumgünü idi ve Handecim kuzenim annesi yorulmasın diye evini açtı bizlere.Çok da cici mamalar yapmıştı ana-kız yine.Biz de giderken ne yapalım diye düşündük ve bu kurabiyeleri yaptık.




Malzemeler

1 paket margarin eritmeden

1 yemek kaşığı nişasta

5 yemek kaşığı pudra şekeri

2 yumurta (birinin sadece sarısı içine katılacak,akı üzerine sürülecek)

aldığı kadar un

üzerine koymak için toz şeker ve marmelat













Annem kepekli un tercih etti ama bence bu kurabiyeler beyaz un ile daha lezzetli oluyor.Tüm malzemeleri birbirine katıp güzelce yoğurun.Sonra da ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizle yuvarlayın önce yumurtanın akına sonra da toz şekere batırıp parmağınızla da kurabiyenin ortasını çukurlaştırın.Yaklaşık 175 derece fırında 10 dakika piştikten sonra tepsiyi fırından alıp çukurlarını marmelatla ya da dilerseniz reçel ile süsleyin.Tekrar fırına verin de üzerleri biraz kızarıncaya kadar pişirin.Ama benim gibi sabırsız olup sıcak yemeye kalkışmayın,zira sıcak reçel elime aktı ve elimi bir güzel yaktım.Neymiş,açgözlülük iyi birşey değilmiş.Afiyet olsun.





**************************************************************

Bu şahane börekler Hande kuzenin marifetli ellerinden

çıkmış.Benim gibi pırasa sevmeyen birinin bile severek yediği pırasalı üzeri galeta unlu börekler,tarifi bir yerlerde var ama bulamadım işte akşam akşam.Bir ara kendim de yapıcam inşallah, o zaman veririm söz.Hande'nin masasında daha neler yoktu ki,zeytinyağlı yaprak sarma,mahlepli poğacalar,kakaolu kek,tuzlu gevrek,bizim kurabiyeler ve tiramisu.Burdan da tekrar kutluyorum Serpil yengeciğimin doğumgününü,çok keyifli bir gün oldu,güldük eğlendik.Daha nice yıllar aynı neşeyle kutlayalım inşallah.



Ve yorumlar !!!

15 Nisan 2008 Salı

Sosisli Milföy Ruloları


Bugün de arşivden birşeyler ekliyim dedim.Çünkü habire bişeyler yapıyorum ama hergün de ekleyecek vakit yok ki.Bu sosisli milföy rulolarını 2 hafta önce yapmıştım ve çaya gelen misafirlerim de çok beğendiler.Sizin de öyle çatkapı gelen misafirleriniz oluyorsa ya da benim gibi küçük çocuğunuz varsa ve uzun uzadıya tariflere girişemiyorsanız o zaman derin dondurucunuzdan milföyü eksik etmeyin derim.Gerçekten kurtarıcı bir ürün,bir sürü farklı tarifle de uygulayabiliyorsunuz.
Malzemeler
milföy hamuru
parmak sosis
üzerine sürmek için yumurta sarısı
susam
Öncelikle milföyleri dondurucudan çıkarıp buzunun çözülmesini bekliyoruz.Sonra ortasından uzunlamasına ikiye kesiyoruz.Her bir parçanın ucuna bir adet parmak sosis koyup rulo şeklinde sarıyoruz.Üzerine yumurta sarısını da sürüp susam serpiştiriyoruz.Ve yaklaşık 175 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Sıcak servis yapıyoruz.Milföyleri hiç kesmeden içlerine uzun sosisler koyarak da yapılabilir bu börek ama bana böyle minik minik daha şirin gözüktüler.Afiyet olsun.
Yorum yapmak isteyen yok mu??

13 Nisan 2008 Pazar

Kuymak (Muhlama)


Karadenizli olup da bilmeyen,Karadeniz'e gidip de yemeyen yoktur herhalde.Trabzon'da Kuymak,Rize ve ötesinde de Muhlama olarak bilinir.Benim de canım anneannem sayesinde ufak yaşlarda tanışmış olduğum ve çok sevdiğim bir lezzettir.Kendisi Trabzon Sürmenelidir ve tanıdığım en güzel yemek yapan insanlardan biridir.
Çok farklı ellerden,çok farklı yerlerde ve farklı şekillerde yapılmış halini yedim ama alıştığım tat hepsinden üstündü.Ben de çok sevdiğim bu lezzeti anneannemden öğrendim yıllar önce ve arada mutlaka yaparım.Buna yabancı olanlara ilk başta biraz farklı gelebilir ama beğenmeyenine pek rastlamadım ben.Zaten onlar da ''ağızlarının tadını bilmeyenler'' benim fikrimce.
Benim eşim de Rize'li olduğu için bizim ağız tatlarımız birbirine yakındır ve o da sever kuymağı.Ben de fena yapmıyorum hani:))
Geçen haftasonu eve döndüğümüzde ne yapsam diye düşünürken uzun zamandır yapmadığım için tercihim Kuymak oldu.Tarifini vereceğim fakat bu tarife göre ilk defa yapacaklar için de lezzetini yakalayabilmek oldukça zor bence.Çünkü en az 1 defa yapılırken izlenmesi gerekir diye düşünüyorum.Şimdi bazılarınız ''aman ne var bunda,çok da basit,ben yaparım çok da güzel olur'' diyeceksiniz mutlaka ama benden söylemesi.Ama illa da merak edenler için de Nostoni'yi tavsiye edeceğim,yolunuz düşerse burada deneyin bakalım beğenecek misiniz?

Malzemeler (2 kişilik)
2-3 yemek kaşığı mısır unu
2-3 yemek kaşığı tereyağı
500ml süt
tel peynir
kaşar peyniri

Hiç yapmamış olanları uyarayım öncelikle,mısır unu çok artan bişey yani 2 ya da 3 kaşıktan yapınca oldukça fazla bir miktar oluyor gözünüze az gelmesin.
İlk olarak tereyağını ( tercihinize göre daha fazla ya da daha az olabilir ama kuymağın güzel olmasının sırrı biraz da bu tereyağıdır) eritip içine mısır ununu ekliyoruz.İyice rengi değişip kokusu çıkana kadar kavuruyoruz.Yeterince kavrulduktan sonra yavaş yavaş sütünü ekliyoruz.Topaklanmaması için karıştırmaya devam ediyoruz.İçine varsa Trabzon tel peyniri ekliyoruz,yoksa kaşar peyniri de olabilir.Burada bir dip not vereyim eğer evde ekşimiş sütünüz,yoğurdunuz,kurumuş peynirleriniz varsa hepsini katın,inanın daha lezzetli olacaktır.Peynirleri kattıktan sonra biraz daha karıştırıp kısık ateşte pişmesini bekliyoruz.Ve tereyağı üzerinde göz göz olana kadar pişirmeye devam ediyoruz.Ve mutlaka sıcak servis yapıyoruz.

Bu arada bu tarifi eklerken google'dan da bir baktım kimler nasıl tarifler vermiş diye.İnanamadım gerçekten su ile yapanlar,mısır unu yerine un kullananlar,içine pirinç katanlar.Her çeşitten tarif var.Ama 1) kuymak suyla yapılmaz,mutlaka süt olmalı 2) kuymak mısır unu ile yapılır.Bunu da demeden edemedim yani
Yorum yaz

10 Nisan 2008 Perşembe

Balkon Bahçıvanı





Bahar geldi,çiçekler yeşillendi,İstanbul lalelendi derken beni de bir bahçıvanlık hevesi sardı ki sormayın gitsin.Evimin ön balkonu bir hayli geniş,istesem ufak çaplı bir sera bile olur hani.Benim de birkaç saksı sardunyam vardı teyzemin hevesle getirip ektiği.Ama Tuğra büyüyüp de ayaklandığından beri gelip gidip yoldu yaprakları çiçekleri,arada da ''Cici cicci'' diye sevdi hakkını da yemiyim çoçuğun.Fakat biraz da benim ilgisizliğimden sardunyalarım beklenen verimi vermedi.Ben de bu aralar birkaç arkadaşımın da blogundan esinlenerek yapmayı düşündüğüm ufak çaplı bahçıvanlık denemelerime yol verdim.




Geçenlerde Anneyiz.Biz grubundan Zeynep arkadaşımın blogunda evinde yetiştirdiği dereotlarını görünce de kabardı hevesim.




Pazartesi günü Tuğra bey anneannesiyle keyif yaparken ben de yağmur çamur demeden kendimi Eminönü'ne attım.Öyle özlemişim ki oraları,yıllarca Dışbank Eminönü şubede çalışmış biri olarak ben hastayım oraya,havasına,suyuna,atmosferine herşeyine.Tek başıma önce Çiçek Pazarına gittim bir güzel dolandım ne var ne yok diye,sonra da maydanoz,nane,dereotu,fesleğen tohumlari aldim.Çok da fazla almadım bakalım ne olacak sonuca göre genişleticem işleri artık:)




Sonra Mısır Çarşısına girdim,misler gibi kokular eşliğinde ufak tefek bişeyler aldıp hemen Kuru Kahveci Mehmet Efendi'nin ordan geçerek Nüans'a uğradım.Daha sonraki tariflerimde kullanmak üzere de damla çikolatalarımı aldım,neler varmış neler oralarda ya pasta malzemeleri olarak.Ufak bir serveti orada bırakıp dönmemek işten bile değil yani.Kendime hakim olup ihtiyaçlarımı tamamlayıp döndüm.




Bu sabah da biraz hüzünle sardunyalarımı söktüm saksılarından ve apartmanın bahçesine ekmesi için görevlimize verdim.Neyse en azından gözümün önünde olacaklar yine.Veee aldığım tohumları saksılarıma ektim bir güzel.Tam mevsimi imiş şu anda satan kişinin dediğine göre.Bakalım 20 güne kadar çıkar yazıyor ambalajında,valla zor geçer bu günler...Sonra da ohhh topla maydanozunu,naneni balkondan ye bir güzel,keyfimden yiyemem de ben onlari sanırım.



Ve yorum için burdan geliniz...

9 Nisan 2008 Çarşamba

Yalancı Pizza

Uzun bir aradan sonra işte geldik yine burdayız.Birkaç günlüğüne yine anneme gitmiştim ama aklım hep burda blogumdaydı.Asında ordan da tarif ekleyebilirdim ama tarifleri topladım artık sırayla paylaşacağım.Gitmeden önce Pazar kahvaltımız için yaptığım kolay yalancı pizza ile başlayayım dedim.Çünkü evde biriken yapacak bir yığın iş var,öyle uzun uzadıya tarif verecek durumum yok.Bunun acısını çıkarırım artık sonra.

Evde bayatlamış ekmekleriniz varsa yapın bence dilediğiniz malzeme ile.Ben bayat tost ekmeklerinin üzerine biraz salça ile karıştırılmış domates sosu sürdüm.Onun üzerine de sadece yeşil biber dilimleri ve sosis koydum.En üste de bir dilim gravyer peyniri koydum.Sonra da fırına verdim.Peyniri eriyene kadar bekledik ve afiyetle yedik.Tuğracığım pizzaya bayılır ama buna aynı ilgiyi göstermedi sanırım yalancı olduğunu anladı.Bir de bu ara yine diş çıkarma dönemindeyiz offff offf demeliyim:-(





















Bir de bu güzel laleleri paylaşmak istedim burda.Geçtiğimiz Cumartesi günü Bağdat Caddesinde her yer bu güzel laleler ile bezenmişti.İstanbul Belediyesi 3.Lale Festivali dolayısıyla tüm cadde rengarenk idi.Tuğra mızmızlanınca çok da resim çekemedim artık idare ediverin...

yorumlar için buraya lütfen

4 Nisan 2008 Cuma

Zencefilli Muffin




Bu blog olayına girdiğim ilk günden beri yapmayı şiddetle istediğim ve tüm takip ettiğim bloglarda da imrenerek baktığım tek şey:Muffin:))
Önceden de yapardım ama Dr.Oetker'in hazır muffinlerinden.Eeee şimdi onları da yapıp burda ben yaptım diye övünmek ayıp olur herhalde,maharet kendi yaptığını sunabilmekte.Ama illa da yapamam diyenlere öneririm Dr.Oetker'i.



Bugüne kadar da yapmadım çünkü bir muffin kalıbım yoktu ve uzun bir süre de nasıl birşey alsam diye bakındım durdum.Öyle hemen de birşey almayı beceremem illa gidip gelip bakıcam,ölçücem biçicem sanki ev alıyorum ya.Huyum öyle napıyım can çıkar huy çıkmaz demişler.Dün en sonunda Tuğra ile park dönüşü kalıbımızı aldık ve heyecanla eve geldik.Sırada güzel ve garantili bir muffin tarifi bulmak vardı.Aradım taradım,yığınla tarif buldum hem bloglardan hem de elimdeki yemek kitaplarından.



Sonunda da Pastacı'nın Zencefilli Muffin tarifinde karar kıldım.Annem geçen hafta kurabiyelerde falan kullanırım diye getirmişti zencefili.Ne de iyi etmiş valla,bir baharat bu kadar mı güzel kokar,bu kadar mı tüm evi kaplar misler gibi hmmm.




Bugün gelecek olan misafirlerim için de güzel bir ikram oldu.İlk muffin denemem oldukça başarılı oldu,artık habire yaparım ben bu aralar.Hem ikramı da şık oluyor böyle porsiyon porsiyon.



Muffin yapmanın püf noktaları varmış.Araştırırken öğrendim ki muffinde sıvı ve toz malzemeyi ayrı ayrı kaplarda karıştırıp sonradan birbirine katmak gerekirmiş.Bir de mikser yerine elle çırpmak ve eğer içine çikolata,ceviz,üzüm gibi malzemeler katılacaksa en son ekleyip fazla da karıştırmadan kalıplara dökmek gerekirmiş.



Malzemeler

2 yumurta

2 kahve fincanı toz şeker+2 kahve fincanı pudra şekeri

2 kahve fincanı sıvıyağ

2 kahve fincanı yoğurt

6 kahve fincanı un

kabartma tozu

2 tatlı kaşığı zencefil

2 tatlı kaşığı tarçın






Hazırlanışı:İlk önce fırını 170 derece ısıtın.Sonra 12'lik muffin kalıbınıza kağıt kalıplarınızı yayın.Bir kapta toz şeker,pudra şekeri ve yumurtaları iyice köpürene kadar çırpın.Sonra sıvıyağ ve yoğurdunu ekleyin.Ayrı bir kapta da unu,kabartma tozunu,zencefili ve tarçını karıştırın.En son olarak da iki karışımı birbirine katıp güzelce çırpın.Kalıpların yarısını dolduracak kadar döküp yaklaşık 20-25 dk kadar pişirin.Afiyet olsun.

Bu ölçüden toplam 12 adet çıkıyormuş ama benimki tam 17 adet oldu.


Pişerken evin her yanını mis kokular sardı,zencefil gerçekten çok geç tanıştığım bir baharat oldu ama bundan sonra daha sık kullanacağım herhalde.Bu arada şunu da söylemeden edemeyeceğim.Bu güzel mis kokular tahtını maalesef Tuğra bey için yapılan balık çorbasının kokularına kaptırdı.Onun tarifini de bilahare vereceğim inşallah.
Yorum yazmak ister misiniz?

3 Nisan 2008 Perşembe

Kabak Çorbası


Çocuk olunca evde,bir de iştahsız olunca anne de ister istemez cambazlık denemeleri yapıyor işte benim gibi.Olur olmaz herşeyden çorba yapmalar,ağzından burnundan sıkıp yedirmeler vs.Bu tarifi geçen hafta Portakal Ağacı'nda görünce hemen denenecek listeme almıştım zaten.Ama malum mevsim sebzesi değil kabak diye yapmadım.Sonra da merakıma yenik düştüm ve geçen gün denedim.Aslında sebze çorbalarını sevenlere hoş gelebilir tadı ama benim pek tarzım değil.Sadece çocuk menüsü olsun diye de buraya ekledim.Çünkü Tuğra bey her yoğurt içerikli yemek de olduğu gibi severek içti.
Ne yedirsem,nasıl yedirsem derdi olan anneler bir denesinler bakalım çocukların ağız tadı bizden farklı ne de olsa.
Malzemeler

1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
6-7 orta boy kabak (asıl tarif böyle ama ben 2 adet kabak kullandım)
1 su bardağı yoğurt
2 su bardağı süt (yarım lt kullandım ben)
1-2 tepeleme yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı limon suyu
tuz, karabiber
bir demet taze nane (kuru nane kullandım)
Önce sıvıyağ eklediğim tencerede yemeklik doğranmış soğanı ve sarımsakları çevirdim.Ayrı bir yerde 1/2 lt sütü ısıttım bu arada.Kabakları ufak ufak doğradım ve tencereye ekledim,üzerine tuzunu ve sütü de ilave ettim.yarım saat kadar pişirdim kısık ateşte.Aman tencerenin kapağına dikkat,zira içinde süt var birkaç defa taşma tehlikesi atlattı benimki:)
Bir sonraki aşamada ise çorbayı blenderdan geçirdim.Daha sonra içine birlikte çırptığım limon suyu ve yoğurdu yavaş yavaş ekledim.Birkaç dakika da bu şekilde kaynattıktan sonra çorbamız hazırdı.Servis yaparken de üzerine nane serptim.Afiyet olsun miniklere.
Şimdi de sıra yorumlarda...

1 Nisan 2008 Salı

Üzümlü Kek



Eskiden yani çoook eskiden ben genç bir kız!!! iken ve bekarken bizim evde kekleri kardeşim Neslihan yapardı.Hem de çok güzel yapardı.Öyle kek kalıbında falan da değil eski tarz kek tenceresinde.Eee öyle olunca da hiç merak sarmadım bu kek olayına ben.Ne güzel yapan biri vardı zaten ohh üzümü yer bağını sormazdım kısacası.Ama evlendik,çoluk çocuğa karıştık şimdi gel de kek kurabiye yapma.Sanırım anne olunca insanın içine birşeyler yerleşiyor hep kekler kurabiyeler yapıyım,çocuğum yesin istiyorsun.




Ben de ilk evlendiğim yıllarda pek beceriksizdim bu konuda.Yapardım ama artık kek olayı tamamdır bende.Öyle çok çetrefilli tariflerim de yok,çok kolay evde ne varsa onunla yapılabilen bir tarifim var ki hele hiç tutmadığı olmadı.Tarifini yine evlendiğim zaman Yüyü'den almıştım.Bu arada merak edenler,Yüyü kimdir diye düşünenler varsa kendisi benim en büyük teyzemdir.Beni de doğurup anneme verdiğini iddia eder kendisi ama hala netliğe kavuşmamıştır bu konu:))




Neyse amma uzattım yani bir kek tarifi vericem demediğim kalmadı.Ama daha bitmedi söyleceklerim.Şimdi geçtiğimiz Pazar günü Aynur'larla buluşup ailecek Maltepe Carrefour'a gittik.Maksat hava bozuk diye çocukları kapalı alanda oyalayacak bişeyler olsun.Beyler çocuklarla beraber oyun alanında oynarken biz de kendimizi alışveriş merkezinin içinde kaybettik.Ben mutfak malzemeleri satan mağazaları görünce delirdim yine.Tefal mağazasında da gerçekten çok iyi indirim vardı.Kek ve tart kalıpları sadece 9,99ytl idi.İhtiyacı olanlara duyurulur buradan.Aynurcum bana ve kendisine kek kalıbı aldı,tekrar teşekkür ediyorum arkadaşıma.Ben de dün dayanamadım hemen kekimi yaptım.Bütün evi mis gibi kek kokusu kapladı.VEEE sonunda tarife sıra geldi işte.



Malzemeler

3 yumurta

1,5 bardak toz şeker

1 bardak yoğurt

1 bardak sıvıyağ

aldığı kadar un

kabartma tozu,vanilya

1 kase kara kuru üzüm




İlk olarak yumurtaları şekerle beraber köpürene kadar iyice mikserle çırptım.Sonra içine yoğurdu,sıvıyağı ve ununu kattım.En son da üzümleri ve kabartma tozu ile vanilyasını ekledim.Hafifçe yağlanmş kek kalıbıma döküp yaklaşık 45 dakika kadar üzeri iyice kızarana kadar 175 derece fırında pişirdim.

Piştikten sonra kalıbı fırından çıkarıp biraz soğuyunca da ters çevirip servis tabağına aldım.Ben sıcacıkken hemen ilk dilimi hüplettim.Enfes olmuştu,Tuğra beyciğim de öğleden sonra beğenerek yedi.Afiyet olsun.
Yorum yapmak için lütfen burdan buyrun.

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da