24 Mart 2015 Salı

Deniz Mahsulü Salata


Havalar azıcık ısınmaya, günler de uzamaya başlayınca hemen yaz planları yapmaya başlıyor musun sizler de benim gibi? Hele bir de geçmiş yılın yaz tatilinin tadı damağınızda kaldıysa hayal kurmamak mümkün değil. Bizim Kaş' taki evimiz diyoruz artık biz Diva Kaş Otel için. Nisan itibariyle de sezonu açıyormuş, biz heves etmeyelim de ne yapalım şimdi ? Meis' e karşı sakin ve huzurlu sabah kahvaltılarını dört gözle bekliyorum. Bir de fonda Fikret Kızılok çalarken keyfine vardığım akşam yemeklerini. Geçen yıl otelin sahibesi ve işletmecisi Sevgili Hayriye Hanımla dergi için çok keyifli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirmiştik. Az evvel fotoğraf arşivini tararken elimde hala reçetesini paylaşmadığım birkaç yemek olduğunu farkettim. Mesela bu enfes salata tam balık sofraları için rengarenk. Şimdi hele baharla beraber çoşan taptaze otlarla lezzeti de enfes olacaktır.  







Malzemeler:

1 bağ kıvırcık salata
1/ 2 demet roka
1/2 demet reyhan
1 adet havuç
kırmızı lahana
cherry domates
kalamar
karides
2-3 diş sarımsak 
üzeri için zeytinyağı, nar ekşisi, tuz
kalamar ve karidesi kızartmak için 1 yemek kaşığı tereyağı


Yapılışı:
1. Tüm yeşilikleri ayıklayıp temizleyip sirkeli su dolu bir kapta 5-6 dk bekletin. 
2. Yıkanmış yeşillikleri sebze kurutucusu ile kurutup elinizle iri parçalar halinde doğrayın
3. Havucu rendeleyin, lahanayı ince ince kesin, domatesleri ortadan ikiye bölün.
4. Tereyağını tavada eritip içine sarımsakları atın. Kalamar ve karidesleri soteleyin. 
5. Salata malzemelerini genişce bir kaseye alıp üzerine kızarmış kalamar ve karidesleri ekleyin.
6. Son olarak zeytinyağı ve nar ekşisini de döküp sıcak olarak servis edin.

Afiyet olsun.

13 Mart 2015 Cuma

Çilek Püreli Sütlü İrmik Tatlısı


 Tam Cuma gününe yaraşır bir tatlı tarifim var bugün. Geçen yaz yapmıştım, tarifini paylaşmak bugüne kısmet oldu. Yeniden çilekler tezgahlara düşmeye başlamışken aklınızda olsun sizin de. Çilek yerine sade de yapılabilir elbette ama çileğin cazibesini kabul etmek gerek. Renginden midir nedir bilmem, çilekli ne görsem ağzım sulanır benim. Tek başına meyve olarak tüketmekten pek hoşlanmasam bile tatlılara, pastalara çok yakıştırıyorum. Gerçi bu ara sağlıklı yaşayıp, sağlıklı besleneceğim diye neredeyse evde sıkı yönetim ilan etmiş durumdayım. Akşam yemeklerini bir süreliğine yememeye karar verdim. Bir de evde mümkün olduğuncan 3 tehlikeli beyazdan uzak durmaya çalışıyorum. Artık en kadar kendime verdiğim sözü tutarım, nerde yenilirim irademe hep birlikte göreceğiz. Sıkı bir rejim yapmam mümkün değil ama çok programlı bir şekilde spor yapmaya başladım. Bir şekilde yaza kadar iyi bir şeyler olacak hadi bakalım hep beraber göreceğiz. Ama siz tatlının tarifini alın ve evdekilere yapın. Kendimiz yemesek bile bebeleri mahrum etmeyelim. Ama onların da her şeyi tam dozunda tüketmeleri konusunda kontrolü asla elden bırakmamakta fayda var. 



Malzemeler:

1 lt süt
10 yemek kaşığı toz şeker
8 yemek kaşığı irmik
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı hindistancevizi

Çilek püresi için: 
8-10 adet olgun yumuşamış çilek
2 yemek kaşığı pudra şekeri
1 yemek kaşığı nişasta


Yapılışı:
1. Sütü, irmiği ve toz şekeri bir tencereye alın. İçine hindistancevizi de ekleyip kaynayıp muhallebi kıvamına gelene kadar pişirn. 
2. Başka bir yerde rondoda püre haline getirdiğiniz çilekler, pudra şekeri ve nişastayı karıştırarak kıvam alana kadar karıştırarak pişirin.
3.  Dilediğiniz bir servis tabağına önce bir irmik tatlısının yarısını döküp sonra püreyi üzerine dökün. 
4. Kalan irmik tatlısını da üzerine dökün oda ısısına gelince buzdolabına kaldırın. 
5. Üzerini çilekle süsleyip soğuk servis edin.

 Afiyet olsun.


10 Mart 2015 Salı

Mandalina Reçeli



Kış bitmek üzere, tezgahlarda yavaş yavaş yaz sebzeleri meyveleri boy göstermeye başladı. Bugün sebze aldığım arabacıda çilek ve taze bakla gördüm bile ben. Çilek görünmeye başladıysa artık sevinebiliriz değil mi :)  Ama önce kış meyvelerinin hakkını verelim. Mesela kışın en başında yaptığım mandalina reçelimin reçetesini paylaşmadan yaz gelmemeli. Bu kadar zaman neden paylaşmamışsam bilemedim, unutup kalmışım. Arşivde dolanırken yakaladım ve hemen dedim. Hemen siz de marketteki, pazardaki son mandalinaları kapıp gelin ve atın tencereye kaynasınlar. 



Kış ortasında annem İstanbul' dan geldiğinde niyet etmiştim ilk mandalidan reçel yapmaya. Anneme ''yapalım'' dediğimde pek yanaşmadı, sanırım aklına da yatmadı. Ben de anneme yolcu eder etmez mandalinaları soyup tencereye koyup reçelimi kaynatmıştım. Az bir ölçü yapıp denemiş oldum, hiç de fena olmadı. Benim gibi kahvaltı sofralarında renk renk reçel görmeyi seviyorsanız yılın son mandalinalarını kaçırmayın derim. Ben sevdim, seneye daha çok yapacağım. Sadece yaparken dikkat edilecek birkaç nokta var. Kullanacağınız mandalinaların zarlarının ince olmasına dikkat edin. Bir de elbette çekirdeksiz olursa daha iyi olur. 


Malzemeler:
1 kg mandalina
1 kg toz şeker
1 su bardağı mandalina suyu
4-5adet karanfil
1 adet çubuk tarçın
1/2 limon suyu 

Yapılışı:

1. Mandalinaların kabuklarını ayıklayın. Kullandığınız mandalinaların iç zarının çok kalın olmamasına özellikle dikkat edin. 
2. Dilim dilim ayırın ve tencereye alın. Üzerine şekerini ve önceden sıkıp ayırdığınız mandalina suyunu dökün. 
3. Dilerseniz bu şekilde bir gece bekletin ya da vaktiniz yoksa hemen ocağa alın. 
4. Orta derecede ateşte pişirin. Kaynamaya başlayınca limonun suyunu katıp küçük bir tabağa bir kaşık reçelden alıp soğutup kıvamını kontrol edin. 
5. Sıcakken kavanozlara koyup kapağını sıkıca kapatıp vakumlayıp uzun süre saklayabilirsiniz. Ya da tencerede oda sıcaklığına gelmesini bekleyip kavanozlara kaldırabilirsiniz. 

Afiyet olsun.


7 Mart 2015 Cumartesi

Bİ' ÇAYINI İÇERİM ANACIM!

Dost sohbetlerinin en sevilen içeceği olan çay, ocakta kaynadıkça, bir yandan da insanları birbirine kaynaştırır. "Çay var" sözü bile tek başına mutluluk sebebi değil midir çoğumuz için?
Her tazelediğinizde aynı keyfi ve sıcaklığı sunması da ekstra güven verir sanki insana. Bu haliyle size karşı duygularının hiç değişmeyeceğinden emin olduğunuz bir sevgili gibidir çay... 
Bazen kısa bir molada ayak üstü yapılan muhabbetlere, bazen uzun saatler süren




 yorucu toplantılara, bazen de ev gezmesi yapan hanımların pastalarına, böreklerine yarenlik eder. Öğrenciler için ise sınav zamanlarının resmi içeceğidir çay... Bir işe başlamadan önce motivasyon aracıdır. Bir düşünün şimdiye kadar "Haydi bi' çay koyup, sonra başlayalım" dediğiniz ne çok şey olmuştur.
Akşam yorgun argın, işten eve dönüş yolunda, "Olsa da içsek" hayalleri kurdurur insana. "Suyunu yeni koydum, az bekle ki demlensin" sözü, sanki zamanı durdurur o anda. Oysa "Çayım hazır", müjdeli bir haber gibidir tiryakisine.
İlla ki ince belli cam bardakta içileni daha makbuldür. Dumanı hala tüten, taze demlenmiş tavşan kanı çayla dolu o sıcak bardak, adeta bir ritüel eşliğinde, en tepesinden baş ve işaret parmaklarının ucuyla tutulup, dudağa götürülürken, serçe parmak da istemsizce havalanır keyiften.  Bir kaç bardaktan sonra bile "Bi' çay daha?" diye sorsalar, "Alırım vallahi!" ya da "Eh! Koy da içeyim madem" cevabını duymaya nasıl da alışıktır kulaklarımız...
"Akşama müsaitseniz, bir çayınızı içmeye gelelim diyoruz" tabiri ise nazik olduğu kadar samimi ve yaygın bir kendini misafir ettirme yöntemidir dostlar arasında...
Kahvaltının yıldızı, öğlen yemeğinin tamamlayıcısı, beş çaylarının olmazsa olmazı, akşam yemeklerinin hazmı kolaylaştırıcısı, "bi çayınızı içmeye uğradık"la başlayan iş yeri ziyaretlerinin sıcak bahanesidir "Çay".
Bu kadar sevildiği ve çoğu zaman üç yudumda hızlıca tüketildiği için, sık sık taze olarak demlenmesi gerekir ya hani? İşte o kısmı biraz meşakkatlidir aslında. Demlikte kalan eski çayın posasını dökeceksin de, iyice temizleyeceksin ve yeni çayı demlenmeye bırakacaksın ki tadı acılaşmasın. Tüm bunlarla uğraşmak istemeyenler için en iyi çözüm ise demlik poşetler... Ama gerçek bir çay tiryakisini memnun etmek istiyorsanız, içinde gerçek dökme çay bulunan zengin dem kullanmalısınız. Ofçay'ın Hazine Zengin Dem'i tam aradığınız gibi işte. Hem de bu sayede çayları bardağa dökerken, her seferinde bir de süzgeçle uğraşma derdi de yok. Sadece çay keyfi var, mis gibi...
Kışın insanın içini ısıtan, yazın ferahlık vererek harareti gideren, her daim samimi sohbetlere eşlik eden ve saat sınırı olmaksızın, canınız her istediğinde içilebilen bu mis kokulu mucize içeceğin keyfi, Ofçay'ın köşeli büyük boy demlik poşet içinde sunulan yeni ürünü "Hazine Zengin Dem" sayesinde artık daha da artıyor.
Bilindik yuvarlak demlik poşetlerin aksine, Ofçay'ın köşeli ve büyük boy olarak hazırladığı bu yeni demlik poşetlerin içinde "gerçek dökme çay" bulunduğu için, 1 poşetten, 10 bardak çay çıkıyor.  Hem en tiryakisini bile memnun edecek gerçek bir lezzet sunduğundan, hem de demlik temizleme ve süzgeç kullanma gibi zahmetlerden kurtardığından, özellikle bir-iki bardak çayla yetinemeyenler ya da kalabalık misafirleri gelenler için gerçekten büyük kolaylık. Bu sayede siz, sevdiklerinizle muhabbetin tadını çıkarın, misafirleriniz de Ofçay'ın :)
Bu içerik http://usengecsef.blogspot.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Ordan Burdan Hayattan Bizim Usul Makarna' da